
Taraji P. Henson
Alison 'Ali' Davis

"Erkeklerin düşüncelerini duyabilir."
Başarılı spor menajeri Ali Davis, kadın olduğu için erkek meslektaşları tarafından sürekli dışlanmaktadır. Patronundan da beklediği terfiyi alamayınca, erkeklerin dünyasında başarılı olmak için ne yapması gerektiğini sorgulamaya başlar. Hatasını anlamaya çalışmak için bir falcıya giden ve orada bitki çayı içen Ali, ertesi sabaha uyandığına erkeklerin düşüncelerini okuyabildiğini fark eder.

Taraji P. Henson
Alison 'Ali' Davis

Aldis Hodge
Will

Josh Brener
Brandon Wallace

Tracy Morgan
Joe 'Dolla' Barry

Shane Paul McGhie
Jamal Barry

Erykah Badu
Sister

Richard Roundtree
Skip Davis

Tamala Jones
Mari

Wendi McLendon-Covey
Olivia

Phoebe Robinson
Ciarra

Max Greenfield
Kevin Myrtle

Jason Jones
Ethan Fowler

Brian Bosworth
Nick Ivers

Chris Witaske
Eddie

Kellan Lutz
Captain Fucktastic

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur.

Anna Scott, dünyanın en tanınmış film yıldızıdır. Bütün magazin dergilerine kapak olmuştur ve ne yapsa anında bütün dünya bundan haberdar olmaktadır. William Thacker ise bir kitabevi sahibidir. İşi durgundur. Cehennemden çıkmış bir ev arkadaşı vardır. Boşandığından beri bir aşk hayatı yoktur. Her ikisi için de "bir şey" ya da "biri" eksik gibidir. Notting Hill'de bir yerde karşılaştıklarında Anna ve William'ın aklından geçen son şey aşktır.

Eileen iyi niyetli fakat her şeye fazlasıyla burnunu sokan bir annedir. Güzel ama bekar kızı Milly’nin ilişkilerdeki başarısızlıklarına daha fazla dayanamayarak gizlice ona koca aramaya başlar. Gazete ilanlarından Milly’e layık olabilecek iki erkek bulur. Biri çekici ve başarılı bir doktor, diğeri ise altın kalpli ve bekar bir babadır. İki adam da Milly’nin kalbini kazanmak için yarışa başlarlar. Acaba Milly hangisini seçecektir; ve daha önemlisi bu romantik oyunun arkasında annesinin olduğunu anlayınca ne yapacaktır?

Randy Dupree, yakın arkadaşı Carl'ın Hawai'deki nikahında sağdıç olmak üzere bir haftalığına izin isteyince patronu tarafından kovulur. Zaten tembel bir adam olan Dupree, evinden de tahliye edilmiştir. Tam anlamıyla tepetaklak giden hayatını toparlayabilmesi için birkaç güne ihtiyacı vardır. Bu süre içinde, Carl ve eşi Molly'den kendisini misafir etmelerini ister. Fakat 'tatlı bela' Dupree'nin misafirliği hiç de kısa sürmeyecektir.

Ailesi ve çevresi tarafından "geri zekâlı" olarak betimlenen Patty ile hayatını punk rock kültürü üzerine kurmuş, otoritenin her türüne karşı çıkan Simon bir gün şans eseri karşılaşır. İşte her şey bu karşılaşma ile değişecektir. Sürekli uymak zorunda hissettiği düzenden bir kaçış arayan ve hiçbir düzene uymak zorunda hissetmeyen iki kişi bir araya gelince sanki yaşam anlam kazanır.

New York’ta çalışan iki genç asistan patronlarının tam anlamıyla hayatını kurtarmaktadır. Çokça çalışıp patronlarının tüm işlerini yapan asistanlar oldukça az kazanmaktadır ve bu duruma bir son vermek isterler. Patronlarını sırtlarından atmaya çalışan ikili çözüm olarak ikisini tanıştırmayı ve aralarında duygusal bir bağ oluşturmayı planlar. Türlü oyunlarla patronlarını bir araya getirmeye çalışan asistanlar sonunda amaçlarına ulaşır ve ikisinin sevgili olmasını sağlar. Bu süreç asistanların birbirini daha iyi tanımasına neden olacaktır.

Tecrübeli bir beyzbolcu olan Crash Davis (Kevin Costner) çaylak ama yetenekli atıcı Ebby'i (Tim Robbins) yetiştirmek üzere Durham Bulls'a transfer edilir. 'Bir çocuk bakıcısı' olarak transfer edilmiş olmak sinirlerini bozsa da, başka bir yerde oynama şansı olmadığı için işi kabul eder. Bu arada takımın en iyi seyircisi olan Annie (Susan Sarandon) kendine bir misyon belirlemiştir: Her sene takımdan kendisinin seçtiği bir oyuncu ile yakından ilgilenmekte, onun olgunlaşmasına yardımcı olmaktadır. Bu sene göz bebeği Ebby'dir. Ancak sonra Crash'le de ilgilenmeye başlayacaktır.

Shante, erkekleri ve ilişkiler konusunda tecrübeli bir kadındır. Erkeklerle problemleri olan arkadaşlarının akıl hocasıdır. Ama günün birinde kendi erkek arkadaşı Keith’i başka bir kızla yakalayınca bu kez kendinin akıl hocası olması gerekir ve 10 günlük bir plan uygulayarak erkek arkadaşını yeniden elde etmeye karar verir. Ama Keith, kolayca Shante’ın oyununa geleceğe benzemez. Hatta kendisi de Shante’a küçük bir oyun oynamaya karar verir.

Orta yaşa geldiğinizde birçok adamla çıktığınızı ama evlenmek bir tarafa, doğru düzgün ilişki sürdürülebilecek kimsenin yanınızda kalmadığını gördünüz. İlişkilerde bir türlü aradığını bulamayan Anna Faris'in (Ally Darling) yaşadığı tam da bu. 20 farklı adamla çıkan Anna, hiçbirinde tam olarak aradığını bulamadığı için kendisini yapayalnız hisseder. Hem de kız kardeşi evlenmek üzeredir ve o düğüne bir başına gidecektir.Geçmişte kalan ilişkilerini tek tek gözden geçirmeye karar veren Anna telefon defterini eline alır ve bir zamanlar flörtleştiği bütün adamları tek tek gözden geçirerek onları yeniden arar. Geçmişte kalanların bazıları mesleğinde çok iyi yerlere gelmiş, bazıları çok değişmiş hatta biri eşcinsel olmuştur! Geçmiş ilişkilerin tozlu sayfalarını açan Anna, aradığı sevgiyi önceki yıllarda mı yoksa yanı başında mı bulacaktır?

Üniversite için para kazanmak isteyen bir liseli, sahte sevgili olarak hizmet sunduğu bir uygulamayı piyasaya sürer. Ama gerçek duygular ortaya çıkınca işler karışır.

Jessica James'le tanışın! Genç, güzel, esprili ve üstelik başarılı bir yazar! New York'ta yaşayan ve takdir gören bir tiyatro oyunu yazarı olan Jessica James'in önemli bir derdi vardır. 5 yıllık ilişkisi yeni biten Jessica, kendisini bir anda yeni model sosyal medya flörtlerinin içinde bulur! Facebook, Tinder ve OkCupid gibi sosyal medya mecralarında sevgili arayanların arasında oldukça "demode" kalan Jessica James'in yeni flört çağıyla mücadelesini kahkahalarla izleyeceksiniz!

Veronica (Kathleen Robertson), birbirine taban tabana zıt iki erkekle aşk yaşamaktadır: Abel (Johnathan Schaech), zeki, duyarlı ve entelektüel bir erkek; Zed (Matt Keeslar) ise vahşi, tutkulu ve hayvani çekiciliği olan bir maceraperest. İkisi de Veronica’ya delicesine aşıktır ve zamanla bu üçlü, aynı çatı altında yaşamaya başlar. Başlarda her şey mükemmel görünse de, iki erkek arasındaki dostluk, Veronica için amansız bir rekabete dönüşür. Ancak Veronica, bu durumdan pek de rahatsız değildir – sonuçta kendisine bir tanrıça gibi davranılmaktadır! Her şey, Veronica’nın annesinin ideal damat adayı olarak gördüğü Ernest (Eric Mabius) ile tanışmasına kadar sorunsuz devam eder. Artık Veronica’nın önünde zor bir seçim vardır: Beyni mi, yoksa bedeni mi? Yoksa bu üçlü düzen bir şekilde devam edebilir mi?

13 yaşındaki Bruce Garrett dansa üstün bir yeteneği olan ve UK Salsa turnuvasına katılmak için İngiltere'ye giden genç bir dansçıdır. Londra sokaklarında bir olaya karıştıktan sonra kendini kaybedince o an itibarıyla umut vaadeden kariyeri sonlanır ve hayatı planladığından başka bir yöne doğru evrilir. Aradan 22 yıl geçer ve halen gerek bedenen gerekse ruhen çökmüş durumdadır. Bu esnada hayatına zeki, eğlenceli ve güzel bir kadın olan yeni patronu Julia girer. Bruce her geçen gün daha fazla hayranlık duyduğu bu kadının kendisi için çok fazla olduğunu düşünmeden edemez. Julia ise kendi problemleriyle boğuşmaktadır. Bruce, Sam'in telkinleri sayesinde dansa geri dönecek ve yıllarca içinde gömülü olan en büyük korkusunu yenmeye çalışacaktır..

With varying degrees of success, recently divorced friends Dave, Vic and Donny are trying to move on with their lives. Vic feels vilified by his ex-wife's parents, while Donny has a shaky bond with his teen daughter, Emma. Dave, meanwhile, has an enviable problem -- he has more dates than he can handle. As they confront their post-marital challenges, the men take solace in one another's plights.

Bir televizyon talk-show'unda yetenek avcılığı yapan prodüktör Jane Goodale, erkek arkadaşı tarafından terk edildikten sonra, erkekler alehine bir gazete köşe yazısı kaleme alır. Çapkın bir yaradılışı olan ev ve iş arkadaşını da bir nevi kobay olarak kullanınca, yazı büyük ilgi görür ve Jane aynı dertten musdarip kadınlar arasında büyük şöhrete erişir. Fakat özel hayatındaki sorunlar çözülmüş değildir...

A young man in a tricky situation follows the advice of his unconventional best friend and uses social media to create a fake boyfriend to keep his awful ex-lover out of his life. But everything backfires when he meets the real love of his life, and breaking up with his fake boyfriend proves hard to do.

Audrey Hepburn ve Holly Golightly isimleri, Truman Capote’nin çok satan romanı eğlenceli bir romantik komedi olarak beyaz perdeye aktarıldığından beri eş anlamlı hale geldi. Holly Brazilyalı bir milyonerle evlenmeye kararlı olan fazlasıyla eksantrik bir New York Şehir kızıdır. George Peppard, varlıklı Patricia Neal tarafından finanse edilen yan komşu yazarı canlandırıyor. Holly için doğru erkeğin kim olduğunu tahmin etmek kolay iş.

Chicago'da reklamcılıkla uğraşan Nick Marshall, talihsiz bir kaza sonucunda kadınların aklını okuma yeteneği kazanır. Kaderin garip cilvesinin bu armağanını, kadınları daha yakından tanımak için kullanmaya başlayan Nick, bir süre sonra yeni patronu Darcy McGuire'ı etkilemek amacıyla da, bu yeteneğine başvurmakta sakınca görmez. Ne var ki Nick'in bu çekici ve akıllı kadına aşık olması, bir yandan da kadınların gerçekten ne istediğini keşfetmesi fazla zaman almayacaktır.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir