
Evan Rachel Wood
Harriet Frankovitz

New Hampshire’ın küçük bir kasabasında, Harriet ve ablası Gwen, annelerinin motelinde yaşarlar. Harriet, ilgisiz ailesinden ve sıkıcı kasabadan uzak bir hayat hayal eder. Motelde kalan zihinsel engelli Ricky, Harriet’e şimdiye kadar tanıdığı herkesten daha nazik ve ilginç gelir. Bir trajedi yaşandığında, Harriet ve Ricky birbirlerine daha sıkı sarılırlar.

13 yaşındaki Leo ve Remi her zaman yakın arkadaş olmuşlardır. Ta ki akıl almaz bir olay onları ayırana kadar. Leo olanları anlamaya çalışırken, Remi’nin annesi Sophie ile yakınlaşır.

Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.

İnanç, umut ve hatta sihirin iyileştirici güçleri, usta yazar yönetmen Jim Sheridan'ın (My Left Foot, In the Name of the Father) modern bir İrlanda ailesinin New York şehrindeki macerasını anlatan ilham verici, rahat anlatımlı otobiyografik filminde dansediyor. Christy ve Ariel'in genç ve verimli gözlerinden aktarılan bu sıradışı, bazen komik ve her zaman duyarlı hikaye anılar, sırlar, sevgi, kaybetme ve yeniden başlamayı konu alıyor. Çocuklar ve anne babaları Johnny (Paddy Considine) ve Sarah (Samantha Morton) yeni yuvalarının baş döndürücü zorlukları ve harika taraflarını keşfetmeden önce, herbiri geçmişlerindeki üzüntü ve gecmişlerindeki duygusal yaralarla başa çıkmalı ve üstesinden gelmelidirler...

James ve ömür boyu en yakın üç arkadaşı, Batı Galler'deki çarpıcı kıyı bölgesi Barafundle Körfezi'ne akıl almaz bir geziye çıkarlar. Ardından dostluk, kahramanlık ve aşkla ilgili dokunaklı ve komik bir macera var.

A terminally ill mother invites her family to their country house for one final gathering, but tensions quickly boil over between her two daughters.

Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.

1980'lerde İngiltere'de bir kıyı kasabasında geçen film, ailesi huzurevi işleten 10 yaşındaki Edward'ın büyüme hikâyesi... Annesi aile işlerini ayakta tutmaya çalışan, babası orta yaş bunalımıyla boğuşan Edward, günlerini huzurevinin yaşlı sakinlerini teybe kaydederek geçirmektedir. Hayaletler ve ölüm sonrası yaşamı saplantı haline getiren küçük çocuk bir gün Clarence adında emekli bir sihirbazla dostluk kurar. Edward çocukluğunun tadını çıkarmasını, Clarence ise geçmişiyle hesaplaşmasını öğrenecektir.

After a suicide attempt, Lane has moved into her country house to recuperate. Her best friend, Stephanie, has come to join her for the summer. Lane's mother, Diane, has recently arrived with her husband Lloyd, Lane's stepfather. Lane is close to two neighbors: Peter, and Howard. Howard is in love with Lane, Lane is in love with Peter, and Peter is in love with Stephanie.

The story of a New York pro baseball team and two of its players. Henry Wiggen is the star pitcher and Bruce Pearson is the normal, everyday catcher who is far from the star player on the team and friend to all of his teammates. During the off-season, Bruce learns that he is terminally ill, and Henry, his only true friend, is determined to be the one person there for him during his last season with the club. Throughout the course of the season, Henry and his teammates attempt to deal with Bruce's impending illness, all the while attempting to make his last year a memorable one.

10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ancak gelişen olaylar Selma'yı işin içinden çıkamaz hale getirir.

Based on a true story. Liz Murray is a young girl who is taken care of by her loving, but drug-addicted parents. Liz becomes homeless at 15 and after a tragedy comes upon her, she begins her work to finish high school.

Adonis Creed, sonunda Ivan Drago'nun oğlu Viktor'u yenerek boksun zirvesindeki yerini sağlamlaştırdı. Kariyerinin yanı sıra kız arkadaşı Bianca ile de mutlu bir yaşam süren Adonis’in hayatında her şey yolundadır. Ta ki eski çocukluk arkadaşı Damian'ın yıllar sonra aniden ortaya çıkana kadar. Hapisten yeni çıkan Damian, ringe çıkmak ve Adonis'e karşı kendini kanıtlamak için hazırdır. Ancak her ikisi için de bu düello, sadece sportif bir hesaplaşmadan daha fazlasıdır.

Shy sixteen-year-old Stacy Collins can't believe that the most popular guy in school, an attractive athlete named Bobby Tennison, is interested in her. At first she is flattered by his constant attention, but then he becomes possessive and jealous-telling her who she can speak to and what she can wear. Threats escalate into violence when Bobby thinks Stacy has stepped out of line. Soon she is walking on egg shells and living in fear. Having seen the tell-tale bruises, Stacy's best friend convinces her to break things off with Bobby-but in a moment of weakness, Stacy goes to meet him. It will be the last time she is seen alive.

Violet tecavüze uğrar ve ikiz çocukları olur. Bu çocukları yıllarca herkesten saklar. Hastalanır, vücudunun bir tarafı felç olduğu halde yine de çocuklarını kimseye göstermez. İkizlerin biri on yaşında ölünce Nell'i (Jodie Foster) ormanda saklar. Ancak Violet de ölünce Nell'i bulurlar. Doktorlar onu akıl hastanesine kapatmak isterler çünkü Nell dünyayı bilmemekte ve kendine has bir dille konuşmaktadır. Konuştuğu dili kimse anlamaz. İki doktor da mahkemeden üç ay isterler. Üç ay zarfında Nell'i insanlara alıştıramazlarsa hakimin kararına uyacaklardır.

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

İnsana yakın bir ruha ve filozof bir zihne sahip olan Enzo adındaki köpek, hayatını bir yarış arabası sürücüsü olan sahibi Denny’den öğrendiği dersler üzerinden değerlendirir.

Auburn, Güney Dakota’da 3 hafta önce bir soygun yaşanmıştır. Yaşanan soygun 5 kişilik bir ekibin işidir. Polislerin sistemli çalışması ile soygunculardan 4’ü yakalanmış ve hapse atılmıştır. Ancak ekibin 5. üyesi kayıptır. Polis her yerde ekibin 5. elemanı olan yaralıdır ve kanundan kaçmak için ölümü bile göze almıştır. Ancak kurtarıcısı hiç ummadığı biri olacaktır. İşitme engeli bulunan küçük bir çocuk olan Wesley, yaralanan adamı güvenli bir sığınağa taşır. Orada yaralarını sarar ve iyileşmesi için başında bekler. Zaman içinde bu küçük çocuk ve tehlikeli kanun kaçağı arasında sıradışı bir arkadaşlık oluşur. Wesley iyileşmesine yardım ettiği bu gizemli yabancıya bir hayli bağlanmıştır. Ancak polis Wesley’nin kapısına dayanıp onu sorular sormaya başladığında asıl tehlike başlayacaktır. Bir taraf seçmek zorunda kalan Wesley, yeni arkadaşı için işleri daha da kötü hale getirme potansiyeline sahiptir...

Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir