
Amparo Soler Leal
Varona

Osa de la Vega, Cuenca, Spain, 1913. Gregorio and León, employees on the estate of the village's mayor, a powerful landowner, are arrested and accused of the murder of José María el Cepa, a shepherd who mysteriously disappeared three years earlier.

Amparo Soler Leal
Varona

Héctor Alterio
Isasa

Daniel Dicenta
Gregorio

José Manuel Cervino
León

Mary Carrillo
Juana

Francisco Casares
Taboada

Eduardo Calvo
Landowner

José Vivó
Don Rufo

Félix Rotaeta
Secretary

Guillermo Montesinos
José María el Cepa
Pedro del Río
Álvarez-Neyra

Mercedes Sampietro
Alejandra

Nicolás Dueñas
First Judge

Antonio Canal
Labarga

Juan Jesús Valverde
Jáuregui

Britanya askerleri 30 ocak 1972 tarihinde, kuzey İrlanda'nın Derry şehrinde düzenlenen insan hakları yürüyüşüne katılan 13 silahsız sivili öldürür. 'Kanlı Pazar' olarak anılan bu olay , son dönem İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. senelerce birikmiş ufak tefek olaylar, bu pazar günü bir iç savaşa dönüşür. bu olay onlarca İrlandalı gencin İRA ordusuna katılarak 25 yıllık bir mücadeleyi başlatmalarına neden olur.

Uçsuz bucaksız toprakları olan bir imparatorlukta, kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı bir bölgede barbarların ayaklanma çıkaracağı duyulması üzerine acımasızlığı ile nam salmış bir komutan ve beraberinde askerleri gönderilir. Yıllardır kalenin güvenliğinden sorumlu olan sulh yargıcının otoritesini sarsan bu durum, yerlilere karşı büyük zorbalık ve zulümle sonuçlanır. Olayların durulmaması üzerine, komutan ve askerleri bir görev için kaleden ayrıldıklarında yerlerine yeni bir birlik gelir. Bu birliğin başındaki genç asker Mandel kalenin tüm yetkilerini ele geçirse de düzeni sağlamak için bundan fazlasına ihtiyaç duyacaktır.

Oklahoma'da 1920'lerde Osage halkının topraklarının altında petrol bulunduğunda Osage halkı bir bir öldürülür, ta ki FBI gizemi çözmek için devreye girene dek.

İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçileri destekleyen bir adam, misillemeden korkarak 30 yılı aşkın bir süre eşinin yardımıyla evinde saklanır. Gerçek olaylardan uyarlandı.

Soğuk Savaş’ın tüm gerginliği ile sürdüğü yıllarda, bu gerginlikten en çok nasiplerini alanlar, her iki ülkenin de istihbaratından sorumlu olan ajanlardı. FBI içinde uzun yıllardır ajan olarak görev yapan Robert Hanssen da, bu yıllar boyunca sadakati sınanan ajanlardan biri idi.Yirmi yıllık bir süre boyunca ülkesinin istihbarat bilgilerini Sovyetler Birliği’ne satmış olan Hanssen, sadakasizliğinin anlaşılması sonucu sıkı bir takibe alınır. Eric O’Neill ismindeki genç ajan, Hanssen’in gerçek yüzünün ortaya çıkarılması için görevlendirilmiştir. Biri genç ve hırslı, diğeri ise tecrübeli ve kurnaz bu iki ajan arasında gerilim dolu bir ölüm oyunu yaşanacaktır.Suspect Zero, Uçuş Planı gibi filmlerden senarist olarak tanıdığımız Billy Ray, bu sefer senaryonun yanında yönetmen koltuğunda da oturuyor. Akademi Ödüllü başarılı oyuncu Chris Cooper’a, Ryan Phillippe eşlik ediyor.

Güneş şemsiyeleriyle bezeli bir sahilde çocuklar oynuyor. Suyun sesi, gökyüzünün maviliği ve güneşin sıcaklığı hâkim. Bütün bu kalabalığın ortasında uyuyan bir çocuk Ava. Henüz 13 yaşında. Ruhu uyanıyor ancak gözleri, bir hastalık nedeniyle kapanmak üzere. Genç kızlığına adım adım yaklaşırken, önünde bekleyen sorunlarla baş edebilmek için kendince yöntemler arıyor. Prömiyerini yaptığı Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünden ödülle dönen Ava, genç bir kızın büyüme hikâyesini girift bir anlatı üzerinden kuruyor ve dört başı mamur bir sinema duygusu yaratıyor. Yönettiği ilk uzun metrajlı filminde Léa Mysius, oldukça kompleks, görsel olarak çok maharetli bir karakter portresi çiziyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

60'larda masum bir hippiyken 80'lerde para peşinde koşmaya başlayan George Jung'un (Johnny Depp) en büyük isteği hayalindeki Amerikan Rüyasını yaşamaktır. California'ya taşınarak güneşi, seksi ve marijuana satmanın kârlı zevklerini keşfeder. Uyuşturucu satmak ilk başta özgür hayatını rahatça yaşamasını sağlayan bir geçim kaynağıyken, bu iş zamanla onu dünyaca ünlü kokain ithalatçısına dönüştürür.

Genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalamaktadır. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, zihninde kim olduğuna, ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşur.

19. yüzyılda yaşayan genç bir kız olan Katherine, soğuk ve acımasız bir ailesi olan, kendisinin iki katı yaşında bir adamla para karşılığı evlendirilir. Evlendiği adam ve ailesinden şefkat ve sevgiye dair hiçbir şey göremeyen Katherine, aradığı ilgiyi arazi çalışanlarından biri olan Sebastian’da bulur ve bir yasak aşkın içine doğru çekilir. Bu ilişkiyi sürdürebilmek için her şeyi, hatta cinayeti bile göze almaya hazırdır.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.

Sahne yönetmeni Charlie ve oyuncu eşi Nicole’un evlilikleri parçalanmak üzeredir ve boşanmaktan başka çareleri yok gibi görünmektedir. Bu boşanma mücadelesi New York’tan Los Angeles’a kadar uzanan, yıpratıcı olduğu kadar onları kişisel hayatlarının ve yaratıcılıklarının en uç noktalarına kadar sürükleyecektir.

Truman Capote'nun en çok satan romanına dayanan, soğukkanlı bir cinayetin gerçek ve güçlü hikayesi. Başarılı ve saygın Kansas çiftçisi, karısı ve iki genç çocuğu acımasızca ve vahşice katledilirler. İki katilinde suçlarından pişmanlık duyacak kadar bile aklı yerinde değildir. Hikaye suçluların bilinçaltına girer...

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.

Yuvasının bozulmaması için mücadele etmeye kararlı olan genç banka çalışanı Ava, kocası Dallas onu terk edince yıkılır. Kaderin bir cilvesi sonucu Dallas'ın kötü davranışları ifşa olur. Evliliklerinin kötüye gitmesine neden olan ve zamanında Ava'nın gerçek ruh eşiyle birlikte olmasına engel olan da Dallas'ın kötü davranışlarıdır.

Avukat Gerardo ile Paulina mutlu evlilikleri olan bir çiftir. Bir gece Gerardo arabasıyla evine doğru giderken lastiği patlar ve Mirando adında bir doktor kendisine yardım eder. Bu iyilik karşısında Gerardo doktoru evine davet eder. Paulina, doktorla tanışınca kendisine yıllar önce tecavüz eden bu kişiyi sesinden tanır ve ...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir