
Gene Kelly
Gabey

Birbiriyle vakit geçirmekten çok keyif alan üç denizci, tek günlük, tek gecelik bir maceraya atılmak üzeredirler. New York şehrinden yola çıkıp, romantizm, aşk ve eğlencenin cirit attığı denizlere doğru bir yolculuğa çıkacaklardır. Bu yirmi dört saati, hayatları boyunca bir daha asla unutamayacaklardır.

Gene Kelly
Gabey

Frank Sinatra
Chip

Betty Garrett
Brunhilde Esterhazy

Ann Miller
Claire Huddesen

Jules Munshin
Ozzie

Vera-Ellen
Ivy Smith

Florence Bates
Madame Dilyovska

Alice Pearce
Lucy Schmeeler

George Meader
Professor

Murray Alper
Cab Company Owner (uncredited)
Bette Arlen
"Day in New York" Ballet Dancer (uncredited)
Anne Beck
Nightclub Patron (uncredited)

Bea Benaderet
Brooklyn Girl on Subway (uncredited)

Gladys Blake
Brooklyn Girl on Subway (uncredited)

Eugene Borden
Waiter (uncredited)

Ünlü bir dansçı ve oyuncu olan Tony Hunter artık kendini kenara itilmiş hissetmektedir. Gazeteciler artık onun değil de Ava Gardner’ın peşindedirler. Ancak onun eski arkadaşları Lily ve Martin, küçük komik bir şov hazırlarlar ve Tony bu oyunu sergilemeyi kabul eder.

Broadway komedilerinin ustası Neil Simon, bu sıcak ve klasik filmi, tutucu genç bir avukat ve yeni eşinin konu edildiği oyundan uyarlamış. Bay Doğru Robert Redford'in yeni eşi Jane Fonda hayatı hep eğlenceli yönünden görmek istemektedir. Balayının sarhoşluğu yerini beşinci katta bir evde düzen kurmakla ilgili gerçeklere bıraktığında evlilik harmonisi de uyumunu komik bir şekilde kaybetmeye başlar. Kayın valide periyodik olarak şikayet etmektedir. Üst kattaki orta yaşlı Lothario sık sık ortaya çıkmaktadır. Sevinçler zaman zaman yerini kedere bırakmaktadır. Şüphesiz genç çift hikayenin sonunu mutlu bir şekilde getirecektir. Fonda ve Redford eğlenceli ve başarılı bir çift oluşturuyorlar.

New York’ta yaşayan arzu dolu bir roman yazarı ile genç ve güzel bir kadın arasında bir ilişki başlar ve ileriki zamanlarda kız ile ilişkileri dahada büyür. Ancak bu kadın Fransız bir diplomatın karısıdır ve bu yeni çift her akşam yalnızca 5 – 7 arasında buluşabilmektedirler. Aşkları derinleştikçe kültürler, dünya görüşü, kişisel ahlak ve diyet tercihleri gibi konularda aralarında çatışmalar gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır…

New York’ta zengin bir yaşam süren orta-yaşlı ve insan sevmeyen huysuz Boris Yellnikoff (Larry David), bir gece evinin girişinde Melody Celestine (Evan Rachel Wood) isimli genç bir kızla karşılaşır. Evinden kaçan genç kız Boris'e onu içeri alması için yalvarır. Genç kızdan yardımını esirgemeyen Boris'in hayatı Melody'i arayan sorunlu anne babası ortaya çıkınca birden karışır.

Bulutların üzerinde belirir Avanti yazısı... Daha açılış jeneriğiyle ayaklar yerden kesilir... Mekan, cennet gibi bir İtalyan adası, müzikleri insanı kendinden geçirir... Billy Wilder filmografisinin en tatlı sürprizidir Avanti. Diğer filmlerine nazaran pek fazla bilinmeyen, lakin bir şekilde bulup izleyenini de kolay kolay pişman etmeyen eşsiz bir romantik komedidir. Kahramanımız Wendell Armbruster Jr.’ın Amerika'dan İtalya'ya doğru yola koyulmasıyla açılır film. Amaç, İtalya'nın Ischia adasında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü iş adamı baba Wendell Armbruster'ı bu adadan alıp, birkaç gün içinde binlerce kişinin katılımıyla Baltimore'da gerçekleşecek olan cenaze törenine yetiştirmektir. Ancak filmin afişinde de yazdığı gibi, İtalya sürprizlerle doludur...

Aşk, çapkın ve yakışıklı bir adamın yol kenarında duran genç ve güzel bir kadına sıçrattığı çamurla ortaya çıkıyor. Küçük bir yerde büyümüş olan kadının doğal tavırlarından etkilenen adam da hem romantikliği hem de nezaketiyle kadını etkiler. Her şey yolundadır ancak söz konusu evliliğe gelince bakış açıları farklıdır; kadın ister ancak adam pek de yanaşmaz buna. Adeta bir kedi fare oyunu başlar...

Film, Woody Allen’ın yazıp yönettiği bir dönem oldukça popüler olan müzikallere göndermeler yapan bir komedi. Açık fikirli avukat Bob (Alan Alda), her şeye burnunu sokan karısı, karısının eski kocası, üvey kızı, oğlu, babası, Alman hizmetçisi ve hatta eski karı ve kocaların da içinde bulunduğu alışılmışın dışında kocaman bir ailenin hikayesi... Çekimleri New York, Paris ve Venedik’te yapılan 1930’lara özgü müzikal dili ile hayat dersleri veren bir Allen klasiği.

Tom Winston karısının ölümünden sonra üç çocuğunu tek başına büyütmek için mücadele ediyor. Büyüleyici ve güzel Cinzia Zaccardi ile bir konserde tanıştıktan sonra, onu bir dadı olarak işe alır. Tom'un haberi olmadan, Cinzia aslında otoriter babasından kaçan Avrupalı bir sosyetedir ve yemek pişirme, temizlik veya çocuk yetiştirme konusunda kesinlikle hiçbir deneyimi yoktur. Ancak Tom'a karşı bir ilgisi var.

Danny Muldoon, a Chicago policeman, still lives with his overbearing mother Rose. He meets and falls in love with Theresa Luna, whose father owns the local funeral parlour. Naturally, his mother objects to the relationship, and Danny and Theresa must either overcome her objections or give up the romance.

Good-natured astronomer Sam is devastated when the love of his life leaves him for a suave Frenchman. He therefore does what every other normal dumpee would do — go to New York and set up home in the abandoned building opposite his ex-girlfriend's apartment, wait until she decides to leave her current lover, and then win her back.

Broadway'de yönetmenlik yapan Arnold Albertson fazlasıyla çapkın bir adamdır ve karısı Delta ile olan evliliği dahi bu durumu değiştiremez. Son zamanlarda birlikte olduğu Isabella"Izzy" Patterson ise umut vaat eden bir oyuncu olabilecek bir hayat kadınıdır. Arnold, Izzy'e yardımcı olmayı ister. Ona göre şu an yaptığı işi bırakıp oyunculuk alanında kariyer yapabilecek yeteneğe sahiptir. Ancak bu kararı hem iş hem de özel hayatında büyük karışıklıkların yaşanmasına neden olacaktır. Başrollerinde Jennifer Aniston, Owen Wilson ve Kathryn Hahn'ın olduğu komedi filminin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen isim Peter Bogdanovich.

Cecilia, 1930'ların ekonomik kriz dönemi Amerikası'nda, çok az para için ölümüne çalışan, işe yaramaz kocası tarafından sürekli taciz edilen mutsuz bir garsondur. Tek kaçışı, tutku derecesinde sevdiği sinemadır. Kahire'nin Mor Gülü isimli filmse favorisidir. Defalarca gittiği filmde bir gün baş karakter Tom Baxter perdeden inip gerçek hayata karışır. Üstelik Cecilia'ya aşık olur! * Woody Allen'ın en sevdiği eseri olduğunu itiraf ettiği bu film, büyük ustanın hem komik ve fantastik hem de gerçekçi yapımlarını adeta tek potada eritiyor. Kritiklerin de Allen'ın görüşünü paylaştığını söylememize gerek yok * Bu film Woody Allen'ın sinemaya ve sinemaseverlere armağan niteliğindeki eseridir bence. Çok keyifli, konusuyla farklı, derinlerinde sakladığı hüznüyle iç acıtan bir film, kesinlikle kaçırılmamalı.

İki denizci, Joe ve Clarence, dört gün süren bir kıyı izninde, Clarence için bir kız ayarlamaya çalışırlar. Clarence'ın müzikal özlemleri olan bir kızda gözü vardır ve Joe ona engel olamadan kıza onu José Iturbi ile seçmelere götüreceğine söz verir. Ama asıl sorun Joe'nun kıza aşık olduğunu fark etmesiyle başlar.

Alejandro, El Salvadorlu hırslı bir oyuncak tasarımcısıdır ve sıra dışı fikirlerini New York'ta hayata geçirmek için mücadele eder. Çalışma vizesinin süresi dolmaya başlayınca, dengesiz bir sanat dünyası dışlanmışına yardım etmek, ülkede kalmak ve hayalini gerçekleştirmek için tek umudu haline gelir.

The Duchy of Grand Fenwick decides that the only way to get out of their economic woes is to declare war on the United States, lose and accept foreign aid. They send an invasion force (in chain mail, armed with bows and arrows) to New York and they arrive during a nuclear drill that has cleared the streets.

Bir dolandırıcı olan Dean Martin, piyangoda hile yaparak büyük ikramiyeyi kazanır. Ancak ikramiyenin asıl sahibi bir film tutkunu olan Jerry Lewis'tir.

Film, konusunu “Güzel ve Çirkin” masalından almaktadır. Tüccar Maurice (Kevin Kline), Fransa'daki bir kasabada, küçük bir evde Belle (Emma Watson) isimli kızıyla yaşamaktadır. Belle iyi niyetli, zeki ve kitaplara meraklıdır. Tüm kasaba Belle'e hayrandır ama Belle evlilik düşünmez. Kasabanın kendini beğenmiş yakışıklısı Gaston (Luke Evans) sürekli Belle'in peşindedir ama Belle ona da yüz vermez. Maurice bir yolculuktan dönerken kurtların saldırısı yüzünden büyük bir şatoya sığınır. Kimseciklerin olmadığı bu şatoda dinlenir ve bahçedeki güllerden birini Belle’e götürmek için koparır. Bu güller, kötü bir büyü yüzünden canavara dönüşen Beast (Çirkin)'e (Dan Stevens) aittir ve tüccarın yaptığına öfkelenerek onu bir zindana kapatır. Babasını kurtarmak için Belle kendini feda ederek Beast'in esiri olmayı kabul eder. Bu büyü, tüm hizmetkarları eşyaya dönüştürmüştür ve bu şatodaki kötü sihri sadece gerçek aşk bozabilir.


Genç Moana, Okyanus'un çağrısına kulak verir ve halkına refahı geri getirmek için çıktığı unutulmaz bir yolculukta, kötü şöhretli yarı tanrı Maui ile birlikte ilk kez adası Motunui'nin resifinin ötesine açılır.

Bir ABD Deniz Kuvvetleri pilotu Soğuk Savaş sırasında çok gizli bir göreve çıkar ve düşman hattının ardında mahsur kalır. Kurtulmak için tek şansı eksantrik bir eski KGB ajanı ile iş birliği yapmaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir