
Charlotte Véry
Félicie

Felicie and Charles have a whirlwind holiday romance. Due to a mix-up on addresses they lose contact, and five years later at Christmas-time Felicie is living with her mother in a cold Paris with a daughter as a reminder of that long-ago summer. For male companionship she oscillates between hairdresser Maxence and the intellectual Loic, but seems unable to commit to either as the memory of Charles and what might have been hangs over everything.

Charlotte Véry
Félicie

Frédéric van den Driessche
Charles

Michel Voletti
Maxence

Hervé Furic
Loïc

Ava Loraschi
Elise

Christiane Desbois
Mother

Rosette
Sister

Jean-Luc Revol
Brother-in-Law
Haydée Caillot
Edwige

Jean-Claude Biette
Quentin

Marie Rivière
Dora
Claudine Paringaux
Client

Roger Dumas
Léontès

Danièle Lebrun
Paulina

Diane Lepvrier
Hermione


Bir parlamento üyesi olan Dr. Fleming, oğlunun nişanlısı Anna'ya tutkulu bir şekilde aşık olur. Tamamen takıntılı bir şekilde, hayatının geri kalanını her şeyden vazgeçmeye razı olarak onunla geçirmek istemektedir. Ancak Anna onun bunu yapmasına izin vermez ve oğluyla evlenmesinin bütün bu olayların örtebileceğini düşünür. Fakat işler düşündükleri kadar kolay ilerlemez. Sonunda ilişkileri ortaya çıkar ve artık bu büyük yıkımla başa çıkmak zorundadırlar.

Floriane yüzme takımı üyesi, alımlı, sarışın ve mükemmel vücutlu bir kız. Küçük ve erkeksi olan Marie içe dönük ve utangaç. Gözlemlemeyi sevenlerden. Anne’in ise kilo problemi var ve biraz dertli ama aynı zamanda lafını esirgemeyen ve dışa dönük bir tip. Anne, gözleri Floriane’dan başkasını görmeyen bir erkek yüzücüye “abayı yakmış”. Bu üç kızın arasındaki ilişki, duyguların yüzme havuzunun ışıltılı ve kuralcı ortamından soyunma odalarının ve yatak odalarının kişisel alanına geçip, arzunun ve kıskançlığın karanlık dehlizlerinde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte farklı bir boyut alır. Yetişkinliğe has özel hayat çelişkileri, kamuya açılıp ergenliğin güvenli dünyasını istila edince ayarlar bozulur… Paris’in hemen dışındaki bir banliyöde geçen Nilüferler senkronize yüzme dünyasından gelen birbirinden çok farklı üç kızın içinden geçtikleri duygusal aşamaları takip eden bir film

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

18 yaşındaki Noah, bir süre önce varlıklı İngiliz iş adamı William'a âşık olan annesiyle birlikte Amerika'dan Londra'ya taşınır. Noah, William'ın serseri oğlu Nick'le tanışır ve çok geçmeden onunla arasında kaçınılmaz bir çekim olduğunu fark eder. Noah yazı yeni hayatına uyum sağlamaya çalışarak geçirirken trajik geçmişi ilk kez âşık olduğu günlerde peşini bırakmayacaktır.

Marie, who works as a successful door-to-door encyclopedia salesperson, has been married to her husband Francois for 12 years and has a two-year-old son. Though she is relatively content with her life, she feels something is wanting. Enter 50-year old African-American Bill. Initially she is annoyed by his insouciance, but she finds that she is irresistibly attracted to him. Soon the two are in the midst of sordid illicit affair. She knows little about her new lover, and he seems uninterested in learning about her, but the long sessions of lovemaking are something else entirely. Feeling out of control, Marie is increasingly repelled by her own actions. Psychologically, she struggles to reconcile her torrid encounters with Bill and mundane domestic chores such as bathing her son. Moreover, she finds herself incapable of hiding her adulterous behavior, rather she comes home with scratches and hickeys all over her body, to the devastation Francois.

40 yaşını geride bırakmış olan mimar Pierre, karısı Catherine’den ayrılmış, genç, güzel ve kendisini seven, ama ondan çok şey bekleyen Hélène’le birlikte yaşamaktadır. Pierre, 18 yaşındaki oğlu Bernard’la iyice birbirlerinden koptuklarına inandığı için, Re adasındaki aile evinde 15 gün tatil yapmayı kabul etmiştir. Karısıyla aralarında hala sürtüşme vardır; metresiyle gurur duysa da onun gençliğine bazen ayak uyduramamaktadır. Son zamanlarda iyice yorulan Pierre, biraz dinlenme ve yaşamını yeniden gözden geçirme fırsatı aramaktadır. Bu fırsat ancak Rennes’e yaptığı bir iş seyahatinde geçirdiği araba kazası sırasında ortaya çıkacaktır.

Two ex-lovers wind up living next door to each other with their respective spouses. Forbidden passions ensue.

Senaryosunu Audiard ile birlikte Céline Sciamma ve Léa Mysius'ün yazdığı, Cannes'da Altın Palmiye için yarışan film, dört gencin birbirleriyle değişken ilişkilerini gözlemlerken bir yandan da çağdaş dünyada aşkın yeni halini siyah beyaz görüntüler ve akıcı diyaloglarla yansıtıyor.

Suzanne, sırf eğlence için birçok farklı erkekle sevişen ama onları gerçekten sevmeyi beceremeyen 15 yaşında bir genç kızdır. Ailesi onu anlamamaktadır. Babası davranışlarını beğenmemektedir. Dışarıdan eve geldiğinde annesi biraz sinirli bir kişiye dönüşmektedir ve bu nedenle de Suzanne'ın abisi ceza olarak onu dövmeye başlar.

On yedi yaşındaki Fatima, üç kız kardeşin en küçüğü. Dünyaya karşı arzuları, yeni keşfettiği cinselliğiyle kendine güveni tam, dikkatle hayatta kendi yolunu bulmaya çalışıyor, bir yandan da sevgi dolu Cezayir kökenli ailesine bağlılığını el üstünde tutuyor. Fatima Paris'te üniversiteye başlıyor, yeni arkadaşlar ediniyor, flört ediyor ve bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor, derken her daim düşündüren, zorlu bir açmazla yüzleşiyor: Kendi kişiliğinden ödün vermeden hayatı sürdürmek mümkün müdür? Fatima Daas'ın aynı adlı otobiyografik ilk romanından ödüllü oyuncu ve yönetmen Hafsia Herzi tarafından sinemaya uyarlanan Kız Kardeş kültür çatışmaları ve hoşgörü meselelerine de değiniyor.

Murphy, Paris’te yaşayan bir Amerikalıdır. Kararsız Electra ile duygusal açıdan heyecan dolu, cinsel olarak ise çok tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Bir gün ilişkilerine nasıl bir etkisi olacağından habersiz, güzel komşularını yataklarına davet ederler.

Elegant, retired architect Shauna (70) crosses paths with Pierre, a happily married doctor in his 40s, who first made an impression on her in a brief meeting 15 years previously. Both are quite troubled to meet again and begin an affair. While Pierre’s family life is soon turned upside down, Shauna struggles with feelings she thought belonged to the past.

Pasajlar, Paris’te bir kulüpte temelleri atılan olağandışı bir aşk üçgenini ve bu üçgenin, yıldız oyuncuların canlandırdığı üç kahramanını izliyor: Kuir auteur film yönetmeni Tomas (Franz Rogowski), eşi Martin (Ben Whishaw) ve bir gecelik beraberliği ilişkiye dönüşen Agathe (Adèle Exarchopoulos). Saygın Amerikan bağımsız yönetmenlerinden Ira Sachs’in bu son filmi, sevimsiz olduğu kadar da karizmatik ve kendini beğenmiş bir erkeğin kendi evliliğini mahvetmekle yetinmeyip toksik hakimiyetini iki ilişkisinde birden sürdürmesini anlatıyor.

Etkileyici bir görselliğe sahip bu romantik dramada, olağanüstü yetenekli bir genç kadın, rekortmen nefes tutma eğitmeniyle derin ve yıkıcı bir aşk yaşar.

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

Dan Gallagher, evli, başarılı ve mutlu bir avukat. Karısının evde olmadığı bir gün, partiye giden Dan, burada cazibeli bir kadın olan Alex Forrest ile tanışıyor ve birlikte oluyor. Küçük bir kaçamak yaptığını düşünen Dan ertesi gün kadını unutmak niyetinde ancak Alex'ten kurtulmak sandığı kadar kolay değil.

Greg Behrendt ve Liz Tuccillo’nun çok satan kitabına dayanan film, 20’li 30’lu yaşlarında Baltimore’lu bir grup insanı konu alıyor. Söz konusu insanlar ilişki havuzunun sığ kısmından evlilik hayatının derin ve bulanık sularına doğru ilerlerken bir yandan karşı cinsin işaretlerini okumaya bir yandan da “istisna yoktur” kuralına istisna oluşturmaya çalışıyorlar.


Jack Powell genç ve arabalara tutkun bir adamdır. Komşusu Mary Preston ise ona âşıktır, ancak Jack, zengin David Armstrong'a ilgi duyan Sylvia Lewis'a kapıldığı için Mary'ye ilgi göstermez. ABD I. Dünya Savaşı'na girince, Jack ve David hava kuvvetlerine yazılır. Tesadüfler sonucu arkadaş olan ikili, Fransa üzerinden Almanlarla savaşmak için cepheye gider. Mary de Jack'e yakın olabilmek için orduya katılır, ancak savaş acımasızdır ve trajediler kaçınılmaz bir gerçektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir