
Gheorghe Cozorici
Baron Von Görtz

The movie is based on a true story from the end of WWI, in Transylvania. A nobleman who owned some land in Transylvania returns home to find a part of his fortune burned to ashes during late 1918 when power was trasfered from AustroHungary to Romania. Looking for revenge, he ordered the killing of innocent Romanian peasants from a neighbouring village, which he suspected to be guilty for the losses he suffered. A Romanian officer from Romanian Transylvanian Volunteers Corp, decides to help the villagers to face the menace of the nobleman

Gheorghe Cozorici
Baron Von Görtz

Mircea Albulescu
Captain Luca

Amza Pellea
Frank

Corneliu Gîrbea
Genovese Mercenary

Sergiu Nicolaescu
Major Andrei

Ion Besoiu
Cpt. Resz Lemeni

Jean Constantin
Corcodel

Colea Răutu
Ciungul

Klaus Gehrke
Mercenary

Şerban Ionescu
Mitru
Traian Costea
Lieutenant
Constantin Rauțchi
Soldier

Constantin Codrescu
Mayer
Mircea Gogan
Shoemaker

George Mihăiță
Onuț

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Alman ordusu Kongo'yu işgal eder. İşgal sırasında ağabeyi ölünce Rose Mayer, alkolik bir maceraperestin teknesiyle güvenli bir ülkeye kaçmayı dener. Nehir boyunca onları sadece tropikal tehlikeler ve düşman askerleri değil, sürpriz bir aşk da beklemektedir. Afrika Kraliçesi, Katharine Hepburn ve Humphrey Bogart gibi iki efsanevi oyuncu, nefes kesici bir öykü, başarılı bir yönetmen ve Afrika'da gerçekleştirilen çekimler sayesinde, sinema tarihinin en sevilen macera filmlerinden biri olmuştur. Filmdeki unutulmaz rolü, Humphrey Bogart'a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmıştır.

Bir Rus KGB ajanı, anti-Komünist bir siyahi devrimciyi öldürmesi için Afrika'ya gönderilir. Ancak, Rusların ve Kübalı müttefiklerinin yerel halkı nasıl öldürdüğünü ve baskı altına aldığını görünce fikrini değiştirir, bu yüzden taraf değiştirir ve isyancılara yardım eder.

Film, 1. Dünya Savaşı’nda Alman Hava Kuvvetleri’nde Kızıl Baron olarak isim yapan, savaşın en ünlü, en korkusuz ve en cesur pilotu Manfred von Richthofen’in gerçek hayat öyküsünden bir kesit sunuyor… Ard arda kazandığı zaferleri ile bir efsane olan Kızıl Baron, savaşta yaralandıktan sonra, hemşire Kate’e aşık olur.

1920'li yıllarda geçen bu filmde, bağımsız İrlanda Cumhuriyeti'nin ve Kuzey İrlanda'nın ortaya çıkışıyla sonuçlanan olaylar konu alınıyor. İngiliz askerlerinin zulmüne tanık olan Damien, zulme karşı direnen İrlandalı Cumhuriyetçilere katılır. Damien'ın ağabeyi Teddy de bu direniş grubunun liderliğini yapmaktadır. İki kardeş birlik ve beraberlik içerisinde direnişi sürdürmeye devam eder. Fakat barış anlaşmasının imzalanması ile iki kardeş ayrı saflarda yer almaya başlar.

20. yüzyılın ilk yıllarında geçen hikayede, başıboş dolaşan işsiz bir genç adam olan James Apperson'ın hayatına konuk oluyoruz. James'in vakit öldürerek geçirdiği hayatı, varlıklı bir işadamı olan babasıyla çalışmaya başladığında bambaşka bir yöne evrilir. Bir süre sonra Amerika, Birinci Dünya Savaşı'na girdiğindeyse James yeni bir dünyayı keşfetmiş olur. Genç vatansever, iki arkadaşının peşinden gidip orduya katılmaya ve ülkesi için savaşmaya karar verir. Eğitimler sırasında arkdaşları Jim ve Bull'la olan arkadaşlığı iyice ilerler ve bağlı bulundukları birlik Fransa'ya gönderildiğinde burada da yolları ayrılmaz. Fransa'da Melisande isimli son derece etkileyici bir genç kadınla tanışan üç arkadaş, Melisande'den fazlasıyla etkilenir. Ancak Melisande'nin aklı sadece Jim'dedir. Cephede başlayan bu aşk, ikisi için de durumların bir hayli zorlaşması anlamına gelmektedir.

1. Dünya Savaşı sona ermekteyken, Mathilde isimli genç bir Fransız kadının en büyük savaşı başlamak üzeredir. Mathilde, nişanlısı Manech’in savaş mahkemesinde hüküm giyerek Fransa-Almanya ordularının arasında kalan tarafsız bölgeye gönderilen beş adamdan biri olduğunu ve bunun neredeyse ölüm demek olduğunu duymuştur. Manech’ini sonsuza dek kaybettiğini kabullenmek istemeyen Mathilde, sevgilisinin yazgısını öğrenmek için olağanüstü bir yolculuğa koyulur. Her dönemeçte Manech’in bu son günleri, bu son anları nasıl geçirdiğine dair farklı yorumlar duyar. Yine de asla yılmaz... İnatla sürdürdüğü neşeli tavırları ve umudunun güçlendirdiği şaşmaz inançla, soruşturmasını sonuna kadar götürürken kendisine yardım edenleri ikna, etmeyenleri de gözardı eder. Beş talihsiz asker ve aldıkları vahşet dolu ceza hakkındaki gerçeğe yaklaşırken, savaşın dehşetine ve hayatlarını etkilediği insanlarda bıraktığı izlere de yakından tanık olur...

Peter Weir'in hikayesiyle 1915 senesinde Avustralyalı iki arkadaşın paylaştığı dostluğu anlatan bu filmde Mel Gibson olağanüstü bir performans sergiliyor. Kıtaları ve okyanusları aşıp, piramitlere tırmanıp eski Mısır'ın topraklarından geçerek Gelibolu'da savaşmakta olan alaylarına katılırlar. İki arkadaşın kaderi, I.Dünya Savaşı'nda Avustralyalılara karşı Almanlar ve Türklerin yapmış olduğu bu savaşla şekilleniyor.

1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.

Güzel kahramanımız değerli bir malın peşi sıra, dünyanın en ücra köşelerine doğru bir yolculuğa çıkıyor. Yunanistan, Hong Kong, Çin gibi dünya merkezlerinden; Kenya ve Tanzanya gibi dünyanın uzak diyarlarına koşturuyor. Önceki bölümden çok daha karanlık ve seksi olduğu söylenen devam filminde; motorsiklet, at gibi geleneksel aksiyon araçlarının yanı sıra bol bol da jet ski sahneleri yer alıyor. Mücadele edeceği kötü adamlardan birisi ise Çin'in ünlü suç şebekelerinden birinin yöneticiliğini üstlenen Chen Lo'dur. Devam filminde, Croft'a zorlu ve bitmeyen bir macera sunulurken izleyicilere de aksiyonu bol, doyurucu bir Tomb Raider macerası sunuluyor.

Yıl 1914. İnsanlık tarihinin en kanlı savaşı Birinci Dünya Savaşı başlamış. Ancak Noel Gecesi batı cephelerinden birinde müziğin de gücü ile o geceye özel bir barış ilan edilir sessizce, Almanlar ve İskoç-Fransız birlikleri arasında.

Forrest Taft (Seagel), Alaska'nın engebeli arazisinde petrol kuyusu yangınlarıyla mücadele eden bir uzmandır. Günün birinde Aegis Petrolleri başkanı Michael Jennings'e (Caine) karşı daha büyük bir savaşa girmek zorunda kalır. Jennings'in, Taft'ı, Alaskası'nın yerlisi olan bir eylemciyi (Chen) ve firmasının karşısında olan herkesi kara listesine alır.

Nazi işgali altındaki Fransa üzerindeki bir keşif görevinde, pilot David Holden bir B-17 bombacısı ile birlikte vurulur. Bunun ardından Holden bir havaalanının yakınına inmek zorunda kalır ve burada Almanların ABD işaretli uçağa, Mihver Devletlerin savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek, şehri yok edebilecek bir süper bomba yüklediğini öğrenir. Holden, yakalanan mürettebatı kurtarmak ve kıyamet planını durdurmak için arama devriyelerinden ve intikamcı bir Nazi askerinden kaçmalıdır.

Altı aylık bile değilken annesinden koparılan ve hayvan pazarına götürülerek açık arttırmaya çıkarılan Joey, hayatın dikenli yollarına doğru ilk adımı atıyor ve sarhoş bir adama satılıyor. Niyeti bir buzağı almak olan adamın oğlu Albert, Joey'u görür görmez ona hayran kalıyor. Soğuk, uzun kışlar ve puslu yazlar birbirini kovalarken Albert ve Joey beraber büyüyerek, asla unutulmayacak bir dostluk bağı kuruyor. Ancak bir gün bankaya olan ipotek borcunu ödemek için paraya ihtiyacı olan Albert'ın babası Joey'i İngiliz ordusuna satar. İşte Joey için hayatın acı dolu gerçeği o andan itibaren başlıyor. Çiftlik atından bir süvari atına dönüşen Joey cepheden cepheye koşarak herkesi kendine hayran bırakır. Ancak yine de Albert ile karşılaşacağı günü beklemektedir. Albert da aynı şekilde Joey ile karşılaşacağı zamanı beklemektedir..

İngiltere tahtının gönülsüz veliahdı olan dikbaşlı prens Hal, kraliyet yaşantısına sırtını dönerek halkın içinde yaşamaya başlamıştır. Ancak despot babasının ölümünün ardından Hal, V. Henry olarak taç giyer ve kaçmaya çalıştığı hayatı kabullenmek zorunda kalır. Şimdi genç kral hem babasının ona miras bıraktığı saray siyaseti, kaos ve savaş içinde ilerlemek hem de geçmiş yaşantısındaki duygusal ilişkilerde yolunu bulmak zorundadır. Buna en yakın arkadaşı ve akıl hocası olan, yaşlanan alkolik şövalye John Falstaff ile olan ilişkisi de dâhildir.

Joshua Rose (Dennis Quaid) Paris'te bir terörist saldırısı sırasında karısı ve çocuğunu kaybeden Amerikalı bir askerdir. Joshua başına gelen bu olayın etkisiyle gönüllü olarak Bosna Savaşına katılmaya karar verir. Savaşın bütün dehşeti ve vahşiliğine rağmen yaşadığı olaylar, içindeki nefreti yavaş yavaş eritirken sevgi ve umudu yeniden yeşertmeye başlar.

1940 yılında Naziler tüm Avrupa'ya saldırırken Alman Kralı 2. Wilhelm'in yaşamı Hollanda kırsalında sürgünde geçmektedir. Naziler Hollanda'yı istilâ edince, Alman askeri Brandt, Kaiser'i korumak için görevlendirilir. Brandt'in, Kaiser'in hizmetçisi Mieke ile aşk yaşaması konuyu iyice karmaşık hale getirir, çünkü Mieke hem Yahudi, hem de casustur. Brandt, aşkı ve görevi arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Avusturalyalı Oliver Woodward'ın sıradışı ama gerçek hikayesi. 1916 yılında Batı Cephesi'inde Alman hatlarının altındaki tünel savaşlarında Avusturalyalılar düşmanın patlayıcı dolu labirent tünellere sızmasını önlemek ve savaşın seyrini değiştirmek için mücadele etmektedir.

Ondördüncü yüzyılın İskoçyasında geçen ve gerçek bir Davut, Golyat’a karşı hikayesini konu alan bir dönem draması… Film, kendini İskoç Kralı olarak ilan ettiği için İngiltere Kralı I. Edward tarafından kanun kaçağı olarak yaşamaya zorlanan Carrick Kontu Robert Bruce'un İngilizlere karşı ülkesini geri kazanma savaşını ve yılmak bilmeyen bu isyana nasıl önderlik ettiğini anlatıyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir