
Matt Damon
Will Hunting

"Bazı insanlar asla kendilerine inanmaz, ta ki başkaları onlara inana kadar."
Can Dostum’da Will Hunting, toplumdaki genel zeka seviyesinin çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı bir akşamlardan, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkânsız olan bu soruyu rahatça çözen Will, sessiz sedasız ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde soruyu yazan profesör tarafından keşfedilen Will, bu başarıyı diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga nedeniyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

Matt Damon
Will Hunting

Robin Williams
Sean Maguire

Ben Affleck
Chuckie Sullivan

Stellan Skarsgård
Gerald Lambeau

Minnie Driver
Skylar

Casey Affleck
Morgan O'Mally

Cole Hauser
Billy McBride

Vik Sahay
MIT Student

John Mighton
Tom
Rachel Majorowski
Krystyn
Colleen McCauley
Cathy
Matt Mercier
Barbershop Quartet #1
Ralph St. George
Barbershop Quartet #2
Rob Lynds
Barbershop Quartet #3
Dan Washington
Barbershop Quartet #4

Hayata dair beklentisi kalmayan depresif İngiliz yazar Yunan asıllı Basil’e Girit’te bir maden ocağı miras kalır.Hayatına yeniden çekidüzen verme hevesiyle adaya gelen Basil burada anormal davranışları olan, kabasaba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunanlı Alexis Zorba ile tanışır.Alexis Zorba Basil’i tamamen himayesi altına alır.Zorba’nın hayat felsefesi ise yenilgileri umursamamaktır. Zorba'ya göre yenilgiler hayatın kaçınılmaz parçalarıdır ve o yenilgileri sürekli yaşamak edinilen zaferleri önemli kılar. Basil Yunanlıların dünyevi zevklerini keşfettikçe hayata bakış açısı da gittikçe değişmektedir.

Zamanın Akışında" film projeksiyon makinesi tamircisi Bruno ve otostopta aldığı intihar eğilimli Robert"in uzun yolculuklarının hikayesidir. Bruno iki Almanya"nın sınırındaki kasabaları gezmekte ve film makinelerini tamir etmektedir. Robert ise içindeki çözümsüzlüğü yolculukla çözmeye çalışmaktadır. İkisi küçük kasabalara girdikçe bu garip sessiz yerlerdeki sinema salonlarının terk edildiğini kalanların da Amerikan filmlerine yöneldiğini görürüz. Film Alman Sineması ve yaşamının amerikanlaşmasını, taşranın durağan görüntüleri eşliğinde lirik, durgun bir dille işlemektedir. "Kings of the Road" adıyla bilinen bu film Wenders"in son dönemde çektiği müzik ve görüntü şiirselliğini birleştiren filmlerinden farklı fakat son derece etkileyici bir çalışma.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Orta yaşlı bir karı kocanın ızdırap verici aşk-nefret oyunlarının içerisine yeni tanıştıkları genç bir çifti de çekmeleri ve alkolün de körüklediği sabaha dek süren fırtınalı zaman zaman da gülünç bir didişme, acı çektirme oyunu sonunda içlerindeki her şeyi ortaya dökmeleri anlatılmaktadır. Cinsel imalarla dolu küfürlü dili filmin çevrildiği yıllarda sinemada alışılmadık bir şeydi ve o yıl değişen film derecelendirme sistemi sayesinde birçok salonda gösterilebildi. Bugün birçok filmde çok daha ağırlarının sıklıkla işitildiği ve artık kanıksanan küfürlü diyaloglar ABD'de ilk kez bu filmde geniş biçimde yer almıştı. Film 5 Oscar ödülünden başka aralarında 3 BAFTA ödülünün de bulunduğu 13 ödül daha kazanmıştır.

Ölmek üzere olan bir okul. Sanki bu okula kanser teşhisi konulmuş ve bu okul gelmeyeceğini bile bile bir çare bekliyor derdine. Umut ve şefkat dolu bir öğretmen. Bu okula ve içindekilere konulan kanser teşhisini inkâr ediyor ve olamayacağını bile bile herkesin derdine derman olmaya çalışıyor.

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan depresif bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur ama hastanede onu bekleyen haber hiç de iç açıcı değildir. Abisi vefat etmiştir ve Lee yetim kalan ergen yeğenine bakmakla yükümlüdür.

En iyi mahkeme filmlerinden biri sayılan yapımda Paul Newman başrollerde. Son yıllarda tüm davalarını kaybeden ve alkolik bir avukat olan Frank Galvin’in (Paul Newman), kaybettiği itibarını yeniden kazanması için karşısına bir fırsat çıkar. Frank veortağı Mickey (Jack Warden), hastaneye karşı açılan tıbbi usulsüzlük davasını kabul ederler. Hastanenin bağlı olduğu Katolik Kilisesi, olayı örtbas etmek amacıyla avukata rüşvet teklif eder.

2003 yılının Ekim ayında alkollü bir gecede kız arkadaşından yeni ayrılmış olan Mark, üniversitenin bilgisayarlarına sızarak kampüsteki tüm kadınlarla ilgili bilgilerden oluşan bir veri tabanını içeren bir site yaratır, ardından yan yana iki fotoğraf koyarak kullanıcılardan hangisinin “daha ateşli” olduğunu seçmesini ister. Sitenin adını Facemash koyar; site bir anda virüs gibi etrafa yayılarak tüm Harvard sistemini çökertir ve görünürdeki kadın düşmanlığıyla kampüste tartışma yaratır; Mark, Facemash'ı yaratarak kasıtlı olarak güvenliği, telif hakları yasasını ve özel hayatı ihlal etmekle suçlanır. Tam o anda, Facebook'un altyapısını oluşturan iskelet ortaya çıkmıştır. Kısa süre sonra, Mark Harvard'da bir ekrandan diğerine , Ivy League üzerinden Silikon Vadisi'ne ve tüm dünyaya bir yangın misali sıçrayacak olan thefacebook.com sitesini oluşturur...

Hayali olan ve inandıkları amaç uğruna ayakta durma cesaretine sahip herkes için, Robert "Radio" Kennedy'nin gerçek hayat hikayesi... Radio'nun kimsenin anlamadığı bir adamdan, o olmadan kimsenin yaşamayacağı bir koça yolculuğu... Baş koç Harold Jones ile birlikte Radio, bir futbol takımına şampiyon olmaları ve bir kasabaya kalplerını açmaları için ilham verir. Akademi Ödüllü Cuba Gooding, Jr. (1997, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, JERRY MAGUIRE) ve Akademi Ödülü Adayı Ed Harris'in (POLLOCK) muhteşem performanslarını izlerken, dünyanın en güzel ve anlamlı zaferinin kazanabilineceğini ispatlayan adam için gülecek, ağlayacak ve mutlu olacaksınız.

Justin McLeod (Mel Gibson), beş yıl önce geçirdiği trafik kazasında yüzünün bir kısmı yanmış olduğundan kasabanın en üç köşesinde yalnız yaşayarak hayatını geçiriyor. Kazada yanında bulunan çocuğun ölmesi sonucu mahkemede yargılanıyor ve suçlu bulunuyor. Onun 'küçük çocukları seven' biri olduğuna inanan halk onu yalnız bırakıyor. Chuck (Nick Stahl) ile başlayan arkadaşlığını sorgulamaya başlayan kasaba halkı, geçmişte olan olayları Justin'a bir daha yaşatmaya başlıyor.

David Green 1950 yılında özel bir okula, futbol takımının okulun eski rakiplerini yenmesi için getirilir. Fakat David, işçi sınıfından gelmektedir ve gerçekten "onlardan biri" değildir. Ancak arkadaş edinme konusunda çok başarılıdır. David yahudidir ve bunu rededilme korkusundan dolayı arkadaşlarından bir sır olarak saklamalıdır.

Erkek arkadaşı terk ettiğinde Pepa onu bulup neden terk ettiğini öğrenmek ister. Şaşırtıcı bir şey bulur: Erkek arkadaşının karısı ve oğlu. Onlar da kendisi gibi durumdan habersizdir. Eski erkek arkadaşının kirli işlere karışmış olabileceği ve dolayısıyla kendisinin de başının polisle derde girebileceği endişesiyle Pepa bir avukata başvurur. Bu kadın avukatın eski erkek arkadaşının yeni sevgilisi olduğu ortaya çıkar. Birbiri içine geçmiş olaylar dizisi komik ve eğlenceli biçimde gelişir.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Ailesi tarafından sürekli olarak evden atılmakla tehdit edilen Craig, işinden kovulur. Aşk hayatı iyi gitmeyen Craig, en iyi arkadaşı Smokey'nin başı bir uyuşturucu meselesi yüzünden derde girince iyice yıkılır. Gün bitmeden yeni bir iş bulmak zorunda olan Craig, eski sevgilisinin kalbini kazanmak ve arkadaşını düştüğü beladan kurtarmak zorundadır.

1950'li yılların Amerika'sında, sakin ve sessiz bir hayat süren Whitaker ailesi Connecticut'ta herkesin imrendiği bir mutluluk çizmektedir. Ancak Cathy, eve erken geldiği bir gün inanılmaz bir manzara ile karşı karşıya kalır. Kocası Frank'i başka bir erkekle beraber odalarındaki yatakta yakalamıştır. Aralarında bu konuyu hiç konuşmayan ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam eden ikili, gitgide birbirlerinden uzaklaşmaya başlar. Kendini yalnız ve mutsuz hisseden Cathy bahçıvanları Raymond ile dostane bir ilişki geliştirir. Hem evli beyaz bir kadının bekar ve siyah bir erkekle yakın gözükmesi çevredeki insanların olumsuz tepkilerine yol açacaktır.

1789'da gerçekleşen devrim tüm Fransa'yı kana bular. Devrimin Paris'teki önderleri arasında Danton ve Robespierre de vardır. Bu iki dost, temellerini attıkları cumhuriyetin üzerinden dört yıl geçmeden birbirlerine düşman olur ve sonunda Danton gönüllü bir sürgüne çıkar. Ancak çevresindeki herkesi rejim düşmanı olarak gören ve vatana ihanetten giyotine gönderen Robespierre'in aşırı sert politikalarına daha fazla dayanamaz. Ölümü göze alarak Paris’e döner ve Terör Dönemi denen çılgınlığa son vermeyi dener.


Hester Prynne (Demi Moore), kocası uzun süredir kayıp olan bir kadındır. Yeni İngiltere'deki Puritan topluluğunda yaşamaktadır ve bu katı, muhafazakâr toplumun ahlak kurallarına uymak zorundadır. Ancak Hester, kocasının öldüğüne inanarak din adamı Arthur Dimmesdale (Gary Oldman) ile yasak bir aşk yaşamaya başlar. Bu ilişki sonucunda hamile kalır ve toplumun öfkesiyle karşılaşır. Doğan çocuğu nedeniyle Hester, zina ile suçlanır ve "A" harfiyle damgalanır; bu harf, işlediği günahı ve utancı sembolize etmektedir. Toplumun dışladığı Hester, buna rağmen güçlü bir duruş sergiler ve kızını büyütmeye devam eder. Arthur ise aşkı ve dini inançları arasında sıkışıp kalır, bu da kendi içinde büyük bir suçluluk ve vicdan muhasebesine neden olur.

1960 'lı yıllarda Avustralya 'nın ücra köşelerinden birinde bulunan bir Katolik yetimhanesinde yaşayan dört çocuğa Güney Avustralya sahilllerinden birinde tatil yapma şansı doğar.Bu çocuklara 'Aralık Çocukları' adı takılmıştır,çünkü dördü de yetimhaneye bu ayda gelmişler ve doğum günlerini de bu ayda kutlamaktadırlar.Geldikleri tatil beldesinde,çocuksuz çiftlerden birinin evlat edinmek üzere çocuk aradıkları söylentisi dolaşmaktadır.Gerçek bir aileye kavuşma umudu içerisindeki çocuklar bu çifte kendilerini beğendirebilmek için bir rekabet içine girerlerken, arkadaşlıkları da yeni bir sınavdan geçecektir.

"Tanrıyı Oynayanlar" içinde bulundukları zamanın kurallarına karşı gelerek, sağlık alanında devrim yapmak isteyen iki adamın dokunaklı ve gerçek hikayesi anlatıyor. 1940'ların Baltimore'unda, bu güne kadar denenmemiş tekniklerle kalp ameliyatı yapmaya çalışan Dr. Alfred Blalock ve laboratuvar teknisyeni Vivien Thomas kesinlikle etkileyici bir takım oluşturuyorlar * bir yandan ırkçılık ve bu yalana bulanmış bir toplum, bir yanda tıp alanında çok becerikli bir beyin... gerçek olaylar, tıp dünyasında yeni bir çığır, izlerken insan tuhaf oluyor gerçekten bence kesinlikle izlemelisiniz!
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir