
Kevin Kline
Ben Hood

Connecticut banliyösü, 1973. Amerika Watergate skandalı ile çalkalanırken, Hood ve Carver aileleri şükran Günü'nde aynı çatı altında toplanma planları yapmaktadır. İki aile de huzursuz sessizlikler, cinsel deneyimler, kültürel bir karmaşa ve seks oyunları içerisinde sürüklenmektedir. Herkesi bir araya getiren fırtınalı bir gece, bu iki aile arasında gizli kapaklı yürütülen ilişkilerin beklenmedik bir biçimde sonuçlanmasına sebep olur.

Kevin Kline
Ben Hood

Joan Allen
Elena Hood

Sigourney Weaver
Janey Carver

Jamey Sheridan
Jim Carver

Christina Ricci
Wendy Hood

Tobey Maguire
Paul Hood

Elijah Wood
Mikey Carver

Adam Hann-Byrd
Sandy Carver

Michael Cumpsty
Philip Edwards

Katie Holmes
Libbets Casey

Henry Czerny
George Clair

David Krumholtz
Francis Davenport

Kate Burton
Dorothy Franklin

William Cain
Ted Shackley

Maia Danziger
Mrs. Gadd

Uzun ve sıcak bir yaz gününün sonunda, bir ailenin fertleri büyük bir evde toplanıyor. Herkesin söyleyecek acı ve kırıcı bir şeyi var ve sessizlikleri daha da beter.

Toby Wolff ve boşanmış annesi için 1950'lerin yaşamı hiç de eğlenceli değildi. Hayata tutunamamış iki özgür ruh ülkeyi bir uçtan bir uca dolaşarak Kuzeybatı Pasifik'te yerleşmeye karar verirler. Burada hayatın daha iyi olacağını umarlar.

Her başarılı adamın arkasında ondan daha başarılı bir kadın vardır – ve onunla tanışmak üzeresiniz. Bu kadın, Joan Castleman (Glenn Close), son derece zeki ve hala çarpıcı bir güzelliğe sahip, üstüne üstlük mükemmel derecede kocasına sadık bir eş. 40 yıllık evliliği boyunca karizmatik kocası Joe’yu (Jonathan Pryce) pohpohlamak ve onun aniden yükselişe geçen edebiyat kariyerinin alevlerini körüklemek için yeteneklerini, hırslarını ve hayallerini feda etmiştir. Yaptığı “sanat” yüzünden eşinin sadakatsizliklerini ve hatalarını görmezden gelmiştir. Yaptıkları evliliğin inşası için hep eşit olmayan tavizler verilmiştir. Joe, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanır ve ödülünü alması için Stockholm’e gidecekleri zaman Joan için kırılma noktası başlar. Artık bunca zamandır yaptığı karşılıksız fedakarlıkları ve verdiği hayati kararları sorgulayacağı hem dokunaklı hem komik hem de duygusal bir sürecin içindedir.

Laney is an attractive, intelligent suburban wife and devoted mother of two adorable children. She has the perfect husband who plays basketball with the kids in the driveway, a pristine house, and a shiny SUV for carting the children to their next activity. However, just beneath the façade lie depression and disillusionment that send her careening into a secret world of reckless compulsion. Only very real danger will force her to face the painful root of her destructiveness and its crumbling effect on those she loves.

Blake ailesi, Şükran Günü’nü Brigid ve partneri Richard’ın aşağı Manhattan’daki evinde kutlamak için bir araya gelir. Gece ilerledikçe aile üyelerinin hüsranları ve güvensizlikleri ortaya saçılır. Uzun zaman boyunca hasıraltı edilmiş hakikatler gün yüzüne çıkar.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

Dini bütün olarak yetişen Hazel'in içinde zamanla bir din karşıtlığı gelişmiştir. Kafasında yalnızca bir tek şey vardır: kendi anti-kilisesini, İsa'sız Kilise'yi bulmak; toplumun dinselliğine karşı kişisel, ruhsal bir savaşıma girmek. Çaresizlik içindeki Hazel, sonunda kendi dinini bulur.

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

1928 yılında Iverstown'da yaşayan büyük bir mirasın varisi Martha Smith Ivers polis tarafından arkadaşı Sam Masterson ile dördüncü kez kaçmaya çalışırken yakalanır. Martha öğretmeni Mr.O'Neil'e yalan söyler, bir adamın halasını öldürdüğünü anlatır ve Walter onun bu yalanını doğrular. 18 yıl sonra Sam Iverstown yakınlarından arabayla geçmektedir, ancak bir viraja dikkat etmez ve arabasıyla bir direğe çarpar. Arabasını bir kaportacıya getirir ve arabasının tamiri için beklerken evinin önünde oturmakta olan güzel Antonia Marachek ile tanışır. Antonia memleketine gidecek otobüsünü kaçırınca Sam'in bir içki içme teklifini kabul eder ve daha sonra onunla beraber oteline gider. Walter Sam'i gördüğü zaman Sam'in Martha'ya şantaj yapmaya geldiğini düşünür ve onun bu yanlış anlaması eski arkadaşların halanın öldüğü akşam hakkındaki trajik ilişkilerinin ortaya çıkmasına ve Martha-Walter çiftinin kirli sırlarının ortaya dökülmesine sebep olur.

A successful TV star during the 1960s, former "Hogan's Heroes" actor Bob Crane projects a wholesome family-man image, but this front masks his persona as a sex addict who records and photographs his many encounters with women, often with the help of his seedy friend, John Henry Carpenter. This biographical drama reveals how Crane's double life takes its toll on him and his family, and ultimately contributes to his death.

Reklamcı Charles Schine her gün işiyle evi arasında mekik dokuyan Chicago'lulardan birisidir. İşine gitmek için her sabah düzenli olarak 8:43 trenini yakalamak zorundadır. Bir gün treni kaçırır ve Lucinda ile tanışır. Lucinda çok güzel, büyüleyici ve baştan çıkarıcıdır. Lucinda ve Charles'ın her ikisi de adeta çocuklarıyla evli olmasına rağmen sanki bir manyetik alan gibi birbirlerine doğru çekilirler. Birlikte yedikleri öğle yemekleri kısa sürede iş sonrası akşam yemeklerine dönüşür. Çok geçmeden de kendilerini bir otel odasında bulurlar. Charles ile Lucinda'nın mükemmel gibi görünen ilişkisi, odaya LaRoche adlı acımasız bir yabancının girmesi ve ikisini silahla tehdit etmesiyle çıkmaza girer. Yasak aşk artık akla hayale sığmayacak kadar tehlikeli ve şiddet yüklü bir kabusa dönmüştür. Charles'ın yaşamı artık ihanet, şantaj, şiddet ve cinayetlerle doludur. Karısına açılamayan ve polise de bir şey söyleyemeyen Charles, artık tanımlayamadığı bir dünyanın içinde tuzağa düşmüştür.

Avrupa'da birçok yeni evli çift, arkasında hep aynı izi bırakan cinayetlerle karşı karşıya kalıyordur. Kanon'un kızı da balayı sırasında öldürülmüştür. Kanon da İskandinav bir gazetecinin yardımı ile olayı çözmeye çalışacaktır.

Çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ruth (Keira Knightley), Tommy (Andrew Garfield) ve Kathy (Carey Mulligan) başka insanlara organ sağlamak için klonlanmışlardır. Üç arkadaşın çocukluk yılları yatılı bir okulda geçmiştir. Erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.

Dışarıdan mükemmel görünen bir aileye odaklanan yapım eskiden okulun yıldız atleti, şimdi ise başarılı bir işadamı olan Seymour “Swede” Levov ve ailesini yavaş yavaş keşfetmemizi sağlıyor. Eski güzellik kraliçesi olan karısı ve ergenlik çağındaki kızıyla mutlu bir hayat süren Levov'un mutluluğu bir gün kızının ortadan kaybolmasıyla bozuluyor. Kızının vahşi bir siyasi terör eylemi gerçekleştirmekle suçlandığını öğrenen baba ne olursa olsun kızını bulmaya karar veriyor. Ancak bu arayış sürecinde keşfettikleri hayatını derinden sarsıyor... Ünlü oyuncu Ewan McGregor'ın ilk yönetmenlik denemesi olan Pastoral Amerika filmi Phillip Roth'un Pulitzer ödüllü romanını temel alıyor.

Amerikalı bir matematikçi olan David ile İngiliz karısı Amy şehirden uzaklaşmak ve hayatlarını daha sakin geçirmek için küçük bir kasabaya taşınırlar. David ve Amy satın aldıklaru evin tadilatı için dört işçiyi işe alırlar. Kasabanın kabadayıları da olan bu dört işçi doğuştan sakin yaradışlı bir insan olan David'le dalga geçmeye, karısına da sarkıntılık etmeye başlarlar. En sonunda işçiler eve saldırır ve rahat haraketleri ile eleştirilen Amy'e tecavüz ederler. Bunun üzerine David deliye döner ve uğradıkları şiddetin intikamını acı alır.

Zoe, iyi bir işi, iyi bir kariyeri, harika bir kocası, iki tane canından çok sevdiği çocuğu ve her zaman yanında olan bir annesi ile mükemmel bir hayatı olduğuna inanan bir kadındır. Temsil ettiği müşterilerinden biriyle yaptığı görüşmeden sonra aslında hayatında, kocası ile arasında bir takım eksiklikler olduğunu fark eder. Ancak bunu doldurmak için koyduğu kuralları çiğnemesi gerekmektedir. Yaptığı seçimler onu bir çıkmaza sürüklediğinde durumunu bir profesyonele anlatmak zorunda kalır. Uzun terapilerden sonra yapılan teşhis ise tüm dengeleri değiştirir.

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

Elvis Presley'in 1970 yılında dönemin ABD başkanı Richard Nixon'a 6 sayfalık bir mektup yazarak Beyaz Saray'ı ziyaret etmek istediğini bildirmesinin ardından yapılan ilginç görüşmeyi perdeye taşıyacak olan film, iki tarihsel figürü perdede karşı karşıya getirmeyi hedefliyor. Tarzı komedi-tarihidir.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir