
Alexa Mansour
Zoey

"Dünyayı Kurtarabilecek Bir Plan Yok"
İnsanların kendi kendilerine kaos yarattığı dönemlerde dünya insanlardan oldukça fazla çekmiştir. Gök yüzünden beliren bir ışık kütlesi insanları içine çekerek yok etmeye başlamıştır. Ne olduğu anlaşılamayan bu ışık kütlesinden çok az kişi kaçabilmiştir. Bir grup insanın saklanabilecek bir yer bularak dünya üzerindeki tüm insanlar ölmeden bir şeyler yapmaya çalışacaklardır.


Küçük bir bilim insanı ekibi, yaklaşan kıyamet ve dünyanın sonu anlamına gelebilecek bir dizi küresel felaketi durdurmak için zamana karşı yarışmak zorundadır.

Üniversitede tarih profesörü olan John Oldman aniden işini bırakıp başka bir yere taşınma kararı aldıktan sonra iş arkadaşları bunun ardında yatan sebebi öğrenmek için evinde toplanırlar. Bu erken emeklilik için ortaya koyduğu sebep herkesi şok eder: Taşınması gereklidir çünkü John hem yaşlanamaz hem de bundan dolayı ölümsüzdür. O bir mağara adamıdır ve yaklaşık 14.000 yıldır hayattadır.

Astronot Sam Bell, Lunar Industries şirketi ile üç senelik bir kontrata imza atmıştır. Sözleşme gereği gezegenimizi besleyen önemli enerji kaynaklarından olan Helium-3 madenini Ay'ın yüzeyinden çıkaracak tesisin tek sorumlusu olacaktır. Bu meşakkatli görevde tek yardımcısı Gerty adındaki bir robottur. Sam Ay’da kendine ait bir rutin yaratmıştır. Günlerini sessizlik içinde geçiren Sam eve dönmesine üç hafta kala bir kaza geçirir. Uyandığında yalnız olmadığını fark edecektir.

Dünya, 2027: Gelecek için umut gittikçe önemini kaybeden bir kaynak oluyor. Son doğan bebeğin üzerinden neredeyse 19 yıl geçmiş ve açıklanamayan evrensel çocuksuzluk her geçen yıl beşeriyet sınırlarını, gelecekteki tüm haklarından vazgeçirmeye yaklaştırmıştır. Çoğu insan kaçınılmazı benimsemeyi seçip, ayrılıkçılığın, kanunsuzluğun ve nihilizmin içine çekilirken, diğerleri birleşik bir gezegen ve yavaş yavaş azalan nüfus için mücadeleye devam eder.

Uzak bir hastaneye paket götürmekle görevlendirilen talihsiz bir kurye, vardığında kendini aniden bir salgının tam ortasında bulur. Hayatta kalabilmek için mutasyona uğramış yaratık sürülerine karşı amansız bir mücadele vermek zorundadır.

Bir virüs, insan ırkını kana susamış mutantlara çevirir. Uygarlığın son umudu, virüsten etkilenmeyen tek kişi olan bilim adamı Robert Neville'dir.

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır.Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?

Kısaca Deja Vu olarak bilinen olayın rahatsız edici gizemini herkes bir şekilde deneyimlemiştir. Birisiyle yeni tanıştığınızda sanki onu yollardır tanıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız. Veya herhangi bir yere ilk defa gittiğiniz halde sanki orada daha önce bulunmuş gibi hissedersiniz. Kısacası Deja Vu adı verilen duyguyu bilmeyen yoktur denilebilir. Peki, ya bu tuhaf ve tüyler ürpertici duygu aslında geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Veya bilinmeyen geleceğe dair ipuçlarını barındırıyorsa... Yapımcı Jerry Bruckheimer ve yönetmen Tony Scott’un yeni aksiyon-gerilim çalışmasında deja vu duygusu baş roldedir. İnsanların hayatını paramparça eden bir suç olayını araştırmakta olan ATF ajanı Doug Carlin’e (Denzel Washington) hiç umulmadık bir anda rehberlik eder.

Jurassic Park'ın ve pek çok 90'lar filminin senaristi Michael Crichton'un yazıp yönettiği futuristik film. İnsandan uzak bir bölgede Roma, Ortaçağ ve Vahşi Batı kültürünü canlandıran 3 tatil beldesi yaratılmıştır. Bu beldelere yerleştirilmiş canlıların da hepsi robottur. Gün gelip robotlar arıza çıkarınca acemi gezgin, usta silahşörle baş başa kalır.

Sabah şiddetli bir baş ağrısıyla uyanan Arthur, üzerinden otoyol geçeceği için kendisinden habersiz istimlak edilen evi yıkılmasın diye kendisini dozerlerin önüne yola attığında henüz sorunun ne kadar az olduğunun farkında değildir. Çünkü Dünyamız da galaksiler arası bir otoyol inşaatının ortasında olduğu için istimlak edilmiştir ve bunu henüz kimse bilmemektedir. Uzaylılar Dünya'yı yok etmeden birkaç dakika önce arkadaşı Ford Prefect gelir ve Dent'i alarak uzaya götürür. Prefect, 'Otostopçunun Galaksi Rehberi' adlı bir yayının Dünya'daki muhabirlerinden biridir. Rehber, galaksinin her yerindeki muhabirleri sayesinde sayısız bilgi içeren bir turist rehberidir. Artık yerinde uzay boşluğu bulunan Dünya hakkında ise sadece şu satırlar yer almaktadır: 'Çoğunlukla Zararsız.' Gezegeni yok edilen Dent'in önünde keşfedilmeyi bekleyen galaksiler ve büyük maceralar vardır. Bu macera boyunca Dent, hayat hakkında çok şey öğrenecektir.

Zac Hobson, Flashlight Projesi üzerine çalışan bir bilim adamıdır. Dünyanın etrafını saracak yeni bir enerji dalgası üzerine deney yapmakta olan Hobson, bir sabah uyandıktan kendini sessizliğin ortasında ölü bir şehirde bulur. Etrafta yaşayan bir canlı kalmamıştır. İşyerine gittiğinde, Flashlight Projesi’nin tamamlandığını anlar * Craig Harrison'ın romanından uyarlanmış * filmde bilim-kurgu, psikoloji ve felsefe iç içe geçmiş. Tanrıcılık oynamak insanlara fazla gelen bir şey öte yandan merak duygusu ve anlam peşinde koşmaktan da kendini alamıyor.


Araştırmacı bir bilim adamı olan Gabe (Rufus Sewell) iş amacıyla çıktığı gezintiden sonra ortalıktan kaybolur ve kimse ona ulaşmayı başaramaz. Oğlu Erol (Haley Joel Osment) ile karısı Marika (Gillian Anderson) derin araştırmalar yaparak en sonunda Gabe'nin izine rastlarlar. Ancak onu geriye getirebilmek onların işi değildir. Bunu yapabilecek tek bir kişi vardır ve bu iş çok tehlikelidir.

Dünyanın çeşitli yerlerinde sebebi açıklanamayan felaketler meydana gelmesi üzerine General Thomas Purcell, jeofizikçi Dr. Josh Keyes ile Fransız nükleer fizikçi Dr. Serge Leveque'i acilen Washington'a çağırarak bu trajedilerin arkasındaki sırrı çözmekte gecikmez. Ortada bir savaş tehdidinden çok daha kötü bir gelişme vardır: Dünyanın merkezindeki çekirdeğin dönüşü durmuştur. Güneşten gelen ölümcül radyasyon etkisine karşı koruyucu kalkan işlevini gören elektromanyetik alanın bozulması sonuçlarının korkunç olacağı açıktır. Bu problemin hemen çözülmemesi halinde uçaklar yere çakılacak, elektronik araçların devreden çıkmasıyla eşi görülmedik bir kargaşa yaşanacaktır. Atmosferdeki değişimler sonucunda yüzlerce şimşeğin aynı anda çakmasıyla "süper fırtınalar" oluşacak; hepsinden öldürücü olanı ise, mikrodalga radrasyon etkisiyle dünyamızın kavrularak yanması olacaktır...

23. yüzyılda geçen hikayede Rea, NecroMutants adlı yaratıklara karşı mücadele eden ordu görevlisini oynarken, Perlman da yine mutantlara karşı mücadele eden dini grubun liderini canlandıracak. Malkovich ise dünyayı yöneten dev şirketlerin oluşturduğu konseyin başkanı rolünde.

Açığa alınmış bir Los Angeles polisi, uzaylı istilasının ardından sağ kalanlarla iş birliği yaparak katliamı durdurmaya ve tutsak insanları kurtarmaya çalışır.

Dünya büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Dünyanın yok olmasına neden olabilecek bir gök cismi gittikçe dünyaya yaklaşmaktadır. İnsanların kaçabilmesi için önlerinde sadece 48 saat vardır. Hayatta kalmak için zamana karşı yarışan evli bir çift, oğulları ile birlikte felaketten kurtulabilmek için Grönland’daki bir yeraltı sığınağına ulaşmaya çalışır.

Başka bir gezegene yerleşmek üzere 40 yolcusuyla dünyadan haraket eden uzay gemisi yolda bir meteor fırtınasına yakalanır. Bilinmeyen bir gezegene mecburi iniş yapar. İçecek su bile olmayan bu gezegende, kurtulan az sayıdaki yolcu, gece olunca burada verecekleri yaşam mücadelesinde daha da zorlanacaklarını anlar.

“Quiet Rapture” adlı bir felaketin ardından yıldızların ve gezegenlerin ortadan kaybolduğu kıyamet sonrası bir gelecekte, bir mahkûm kayıp gök cisimlerini aramak için “Iron Lung” adlı bir denizaltıyla ıssız bir ayda bulunan kan okyanusunu keşfe çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir