
Amanda Ryan
Vera Campbell

It was the sister ship of the infamous Titanic... and its final destiny was the same. Experience the true untold story of Britannic, a tumultuous, epic voyage of human passion, courage and betrayal aboard an ill-fated ocean liner bound for a shattering demise. With the world at war, an undercover British agent (Amanda Ryan), embarks the Britannic in search of a German spy believed to be on board to sabotage the ship. Posing as a governess, the undercover agent finds herself falling in love with the ship's chaplain (Edward Atterton). In a stunning discovery, the lovers suddenly find themselves enemies of war. And when a massive explosion deals a deathblow to the ship, their battle becomes one for their own survival. With a dynamic, international cast and a story line that hosts a chilling tale of espionage, politics and romance, Britannic brings one of history's most devastating events to riveting, new life.

Amanda Ryan
Vera Campbell

Edward Atterton
Reynolds

Jacqueline Bisset
Lady Lewis

Ben Daniels
Townsend

John Rhys-Davies
Captain Barrett

Bruce Payne
Doctor Baker

Alex Ferns
Stocker Evans
Archie Davies
William Lewis
Eleanor Oakley
Sarah Lewis
Ed Stobart
Mayfield
Adam Bareham
Radio Operator
David Lumsden
German Radio Operator

Wolf Kahler
Submarine Captain
Philip Rham
Jurgens

Daniel Coonan
Seamus

Midway, 1942 yılında Pearl Harbor'da yaşanan saldırıdan 6 ay sonra gerçekleşen ve 4 gün süren Amerikan Donanması ile Japon İmparatorluk Donanması arasındaki Midway Muharebesi'ni anlatıyor. Film, II. Dünya Savaşı’nın Pasifik Cephesi’ndeki savaşın seyrini değiştiren bu muharebeyi; içgüdüleri, dayanıklılıkları ve cesaretleriyle kahramanca bir mücadele veren liderlerin ve askerlerin gerçek hikayeleri üzerinden anlatmaktadır.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Savaşın amacı stratejik Midway adası'nı almak ve Amerikan uçak gemilerini yok etmekti. Bu amaçla toplanan Japon armadasında 200 parçalık Japon filosunda 8 uçak gemisi ve 11 zırhlı bulunuyordu. Buna karşılık Amerikalılar 3 uçak gemisi etrafında 76 parçalık bir filo hazırlayabilmişlerdi. Ne var ki Japonlar güçlerini dağıttılar. İki uçak gemisini, Amerikalıları kuzeye çekmek için Aleutian Adaları’na doğru göndermişler, iki uçak gemisini de esas filonun çok gerisindeki çıkarma filosuna tahsis etmişlerdi. Japon şifresini çözen Amerikalılar birçok bocalamaya ve Yorktown’ın bu sefer batmasına rağmen, Japon İmparatorluk Filosu’nun bel kemiği olan en önemli dört Japon uçak gemisini batırdılar. Bu savaşın Amerikalılar lehine sonuçlanmasındaki en önemli etken Amerikan ordusunun Japon şifreleme sistemini çözmeleri ve Japonların bundan haberi olmamasıdır. Film pasifik savaşını konu almaktadır.

Tanrı bile bu gemiyi batıramaz sözleriyle suya indirilen ve daha ilk seferinde küçük bir buz dağına çarpıp batan ünlü Titanik gemisinin yaşadığı trajediye anlatan Titanik Faciası,. Walter Lord’ un eserinden uyarlanan ve Goldeen Globes’da En İyi Yabancı Film ödülünü alan film hakında bazı ilginç ayrınıtılar; Titanik faciasından kurtulanlar arasında filmin yapımcısı William Mac Quitty’de vardı. Quitty faciadan kurtulduğunda altı yaşındaydı. Bazı söylentilere göre Titanik’in batma sahneleri, 1943 yılında çekilen ünlü Nazi propaganda filmi Titanicden alınmış. 35 feet boyundaki dev gemi maketinin 15 feet derinlikteki bir havuza nasıl sığdırıldığı hala bir sır.

Kaptan Ernest Krause, 37 gemilik uluslararası bir konvoya liderlik ederek, Atlantik’in tehlikeli sularını aşıp binlerce askeri ve acilen ihtiyaç duyulan malzemeleri Müttefik kuvvetlerine ulaştırıyor.

Oxford'da okuyan Monte ve Roy kardeşler, Birinci Dünya Savaşı başladığında orduya katılırlar ve hayatları tamamen değişir.

1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.

Film, 1943 yılında iki istihbarat ajanının, müttefiklerin planladıkları saldırıyı dezenformasyon yöntemiyle önlemeye çalıştıkları absürt savaş stratejisini anlatıyor.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..

18 Şubat 1952'de İngiltere'nin doğu kıyılarını kasıp kavuran ve yoluna çıkan tüm gemileri altüst eden fırtına, Boston'a bağlı SS Pendleton T-2 petrol tankerini de ikiye parçalar. Hızla batan gemide 30 kişilik mürettebat bulunmaktadır. Mürettebatın yetkili görevlisi olan mühendis Ray Sybert korkuya kapılan ekipte kontrolü ele almaya karar verir ve Doğu Kıyısı'nı vuran en kuvvetli fırtınaya karşı mürettebatın birlikte mücadele etmesi için çalışır. Bu esnada felaketin haberi Chatham, Massachusetts'ta bulunan Amerikan Sahil Güvenlik ofisine ulaşmıştır. Sahil Güvenlik yetkilisi Daniel Cluff gemiyi kurtarmak için bir kurtarma teknesi göndermeye karar verir. Bütün zor koşullara rağmen, kaptan Bernie Webber komutasındaki dört sahil güvenlik yetkilisi ekipmanı yetersiz, tahtadan yapılmış küçük can kurtaran botuyla dev dalgalara ve fırtınalara karşı yola çıkarlar.

1917, I. Dünya Savaşı'nın doruk noktasında, kendilerine imkânsıza yakın bir görev verilen iki İngiliz asker Kıdemsiz Onbaşı Schofield ve Kıdemsiz Onbaşı Blake'in hikâyesini anlatıyor. Blake'in abisinin de içinde bulunduğu 1.600 asker bir tuzağa doğru ilerlemektedir. Askerlerin hayatlarını kurtaracak mesajı düşman bölgesini geçip tabura ulaştırmak için Schofield ve Blake zamanla yarışacaktır.

1496'da Castilla'lı Juana, bir filoyla Brüksel'e gider. Burada evleneceği adam olan Avusturya İmparatoru'nun \"Yakışıklı\" lakaplı oğlu Felipe ile tanışacaktır. Her ne kadar evlilikleri politik bir karar olarak başlamış olsa da genç çift kısa zamanda birbirlerine tutkuyla aşık olurlar. 1504'te Juana'nın İspanya kraliçesi olan annesi ve ağabeylerinin ölümüyle genç kadın İspanya tahtına çıkar. Kraliçe olmanın manevi yükünün üzerine kocasının çeşitli kadınlarla kendisini aldattığını öğrenen Juana, kısa zamanda akli dengesini kaybeder. Fırsattan yararlanan Felipe, genç kadın için yüksek mahkemeden karar çıkarttırarak tedavisi için bir manastıra yatırır ve İspanya kralı olur.

22. yüzyılda iklim değişikliği, Dünya'yı yaşanmaz bir gezegen haline getirir. İnsanlar hayatta kalabilmek için barınaklarda yaşar, ancak burada da bir iç savaş çıkar. Bu iç savaşın sonucu, robot bir paralı asker yaratmak için seçkin bir askerin beyninin klonlanmasına bağlıdır.

The Caine Mutiny Court-Martial, bir deniz subayının hikayesini konu ediyor. Dünya Savaşı sırasında bir deniz subayı, gemiyi ve mürettebatını tehlikeye atarak dengesiz davrandığına inandığı bir gemi kaptanının komutasını devraldığı için isyandan yargılanır.

Rizvan Khan küçüklüğünü annesiyle birlikte geçiren Hindistanlı bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika’ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira adında dul ve Hint bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül terör saldırılarından sonra Mandira’nın oğlu faşist kesimler tarafından dövülerek öldürülür. Öldürülme sebebi ise annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira, Rizvan’i terk eder ve ona gitmesini söyler. Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip adının Khan olduğunu ancak bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler.

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

Napolyon kumandanlığındaki savaşlar zirve noktasındadır. Napolyon'un dünyanın hakimiyetini ele geçireceği korkusu en çok İngiltere'de hissedilmektedir.İngiliz hükümeti, Brezilya sahillerinde bulunan Yüzbaşı Aubrey(Russell Crowe) komutanlığındaki savaş gemisini, Fransızların Acheron adlı dev savaş gemisini yoketmekle görevlendirir. İki geminin ilkkarşılaşmasında İngiliz gemisi çok büyük hasar alır ve sis sayesinde batmaktan kurtulur. Fakat Yüzbaşı Aubrey, kendisinden çok daha hızlı olan ve güçlü silahlarla donatılmış Fransız gemisini takipte kararlıdır. Pasifik Okyanusunda devam eden takip uzadıkça, yaşam ve ölüm arasında gidip gelirler.

Aktivist Arunachalam Muruganantham’ın biyografisinin anlatıldığı bir film. Görevi , kırsal kesimdeki kadınlara hijyenik ürün temin etmekti. O zamanlar ürünü temin etmek zor olduğu için bir şekilde kendi doğal yollarla üretim sağladı

Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltısı K-19'un başına katı disiplinli Kaptan Vostrikov (Harrison Ford) getirilir. Eski kaptan Polenin (Liam Neeson) uyarılarını dinlemeyen Vostrikov, ABD yakınlarında nükleer reaktör arızasına yol açar. Mürettebat, ölümcül radyasyon altında tamirat yaparken, Vostrikov NATO'dan yardım almayı reddeder. 8 kişinin fedakarlığıyla felaket önlenir, ancak Vostrikov itibarını kaybeder. Film, Sovyet sisteminin baskıcılığını ve bireysel kahramanlıkları vurgular. Ford'un sert komutan portresi ve gerçek olaylara dayanan gerilim dolu sahneler dikkat çeker. Denizaltı klostrofobisi ile siyasi gerilimin harmanlandığı bu yapım, Soğuk Savaş'ın risklerini gözler önüne serer.

Charlton Heston, suyun 442 metre altında bir nükleer denizaltı içinde mahsur kalan insanların hikâyesini konu edinen bu dramda başrolde. Nükleer denizaltı U.S.S. Neptune, bir Norveç gemisi ile çarpışınca okyanusun derinliklerine doğru batmaya başlar. Kaptan Paul Blanchardin (Heston) ve ekibinin tek umudu, Stacy Keach ve Ned Beatty'nin önderliğindeki kurtarma ekibidir. David Carradine'in de oyuncu kadrosunda yer aldığı filmde mahsur kalan denizcilerin oksijeni hızla azalırken zamana karşı nefes kesen bir yarış başlar
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir