
Warren Beatty
Clyde Barrow

30'lu yılların haydut çifti Clyde Barrow ve Bonnie Parker'ın yaşamöyküsünden biraz fazla serbest uyarlanmış olan film, ABD'nin ekonomik buhran yıllarında geçiyor. Bonnie isimli genç kadının, annesinin arabasını çalan Clyde'ın cazibesine kapılıp onunla kaçmasıyla birlikte tarihin en popüler haydutları doğar. Birlikte o eyalet senin bu eyalet benim sayısız suç işleyen ikili, kısa sürede ülke çapında meşhur olur ve adeta Robin Hood muamelesi görür. Ekonomik krizin hayatlarını kararttığı insanlar, adeta genç aşıklar tarafından soyulmaktan mutludurlar. Oysa güvenlik güçleri aynı fikirde değildir. Şöhretle birlikte Bonnie ve Clyde'ın cesareti de artar ve akıllı bir insanın kolay kolay girişmeyeceği işlere girişmeye başlarlar...

Warren Beatty
Clyde Barrow

Faye Dunaway
Bonnie Parker

Michael J. Pollard
C. W. Moss

Gene Hackman
Buck Barrow

Estelle Parsons
Blanche

Denver Pyle
Frank Hamer

Dub Taylor
Ivan Moss

Evans Evans
Velma Davis

Gene Wilder
Eugene Grizzard
Mabel Cavitt
Bonnie's mother (uncredited)

Patrick Cranshaw
Bank Teller (uncredited)

Owen Bush
Policeman (uncredited)
Clyde Howdy
Deputy (uncredited)
Russ Marker
Bank Guard (uncredited)
Ann Palmer
Bonnie's Sister (uncredited)

Rob the Mob, Raymond De Felitta tarafından yönetilen bir drama filmidir. 1991 yılının New York'unda geçen olayda, mafyanın sosyal bir kulübünü soymaya çalışan bir çiftin yaşadıkları olay anlatılmaktadır..

Polis San Pedro'da patlayan bir tekneyi araştırdığında 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişi, yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak olayları anlatır.

Butch Cassidy ve Sundance Kid, Hole-in-the-Wall adlı çetenin liderleridir. Butch, akıllı olan, planları yapan, düşünen; Sundance de gözü kara ve atak olandır. Batı, artık medeniyetle tanışmaya başlamıştır ki, Butch ve Sundance bir treni soyarlar. Peşlerine özel bir ekip düşer ve onlar nereye giderse gitsin, takip etmekten vazgeçmezler. Şansları yaver gidip biraz zaman kazandıklarında Butch'ın aklına yeni bir fikir gelir: Bolivya'ya gitmek.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Joe Gillis (William Holden) genç bir senaristtir. Film, Gills’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz. Senaryolarını satamayan ve parasız kalan Joe’nun başı eski borçlarıyla derttedir. Alacaklılardan kaçar ve Sunset Bulvarı’ndaki bir eve sığınarak saklanır. Buradaki ev sahibi ise, sessiz filmler döneminde ün yapmış aktrislerden Norma Desmond’dır (Gloria Swanson). Eski ününü hemen geri kazanabileceğini düşünen Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına dönmeyi amaçlamaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyler ve böylelikle Norma onun bu evde yaşamasına izin verir.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

Toby Howard ve hapisten çıkmış kardeşi Tanner, Texas'ın batısında bir dizi banka soygununa imza atarlar. Amaçları, kısa sıra önce hayatını kaybetmiş annelerinin ters ipotekle sattığı çiftliğin borçlarını vergileriyle birlikte ödeyerek evin bankaya devredilmesini engellemektir. Nitekim çiftliğin bahçesinde petrol olduğu ortaya çıkmıştır. Borcu tamamen kapatmaları için daha soymaları gereken bankalar bulunmaktadır. Ancak emekliliğine az zaman kalmış polis memuru Marcus Hamilton ve mesai arkadaşı Alberto Parker soyguncuların peşini bırakmayacaktır.

John Steinbeck'in Pulitzer ödüllü romanından uyarlanmış, John Ford imzalı 2 Oscarlı bir başyapıt. Hapisten çıkan Tom Joad, Oklahoma'daki ailesinin çiftliğine gider. Ancak gittiğinde görür ki banka çiftliğe el koymuştur. Zira Büyük Buhran tüm Amerika'yı etkisi altına almıştır. Ertesi gün tüm Joad Ailesi, eşyaları ile birlikte eski püskü bir kamyonla California'ya doğru yola çıkar.

While awaiting the next fuel truck at a middle-of-nowhere Arizona rest stop, a traveling young knife salesman is thrust into a high-stakes hostage situation by the arrival of two similarly stranded bank robbers with no qualms about using cruelty—or cold, hard steel—to protect their bloodstained, ill-gotten fortune.

FBI ve en son adli tıp teknolojisinin tüm gücü bile ülkenin en kötü şöhretli suçlularını yakalamak için yeterli olmamaktadır. Teknolojinin altından kalkamadığı bu iş için, emekliye ayrılmış iki eski Teksas korucusundan yardım istenir. 1934'te Frank Hamer ve eski ortağı Maney Gault, Bonnie ve Clyde'ı yakalamak için emeklilikten geri dönerler. Bonnie ve Clyde döneminden önce görevden ayrılmış olan ikili, suç çılgınlığına son vermek için özel soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir. Çiftin 13 cinayetin yanı sıra birkaç soygun ve hırsızlık yaptığı bilinmektedir. İçgüdülerine ve eski usul yöntemlerine güvenmek zorunda olan ikili işe koyulur. Amerikan suç tarihinin en ünlü suçluları ile girişilen kedi fare oyunu böylece başlamış olur. Hamer ve Gault, gangster çifti yakalamak için bütün detayları incelikle hesaplamak zorundadır.

Amerika’nın Büyük Bunalım yıllarında geçen filmde, FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası anlatılıyor.

Altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken başka bir uç İstanbul’dan başlayıp Bremen’e ulaşmaktadır.

Yıl 1983… Şiddetini artıran banka ve zırhlı araç soygunları ABD’de düzen ve huzuru sarsmaktadır. Kimsenin dikkatini çekmeyen bir FBI ajanı, tek başına olayların kaynağına iner ve bu suç zincirinin arkasında beyaz üstünlükçü militan örgüt "Düzen"in karizmatik neo-Nazi lideri Robert Jay Mathews’ın bulunduğunu ortaya çıkarır. Ancak Mathews’un asıl amacı çok daha korkunç ve karanlıktır.

Sorunların bir türlü azalmak bilmediği, aksine alevlenerek artış gösterdiği bir aileyi merceğine alan filmin başrollerinde parçalarına ayrılmış bir aile bulunuyor. Alkol problemleri nedeniyle sahip olduğu maddi-manevi her şeyi kaybeden bir çiftlik sahibi, yıllar önce oğlunu kaybederek büyük bir acı yaşamıştır. Bu şoku bir türlü atlatamayan talihsiz baba, oğlunun ölümünden gelinini sorumlu tutmuş; bu nedenle de yıllarca onunla ve torunuyla görüşmeyi reddetmiştir. Bu süreçte kendine kızmayı ve kendine küsmeyi de ihmal etmeyen baba, yıllar sonra geçmişi tartıp geleceği değiştirmek aşamasındadır.

Eski usta hırsız Karen McCoy, altı yıl hapis yattıktan sonra serbest kalır. Suç dünyasına sırtını dönmüş ve kendisinin varlığından haberi bile olmayan oğlunu bulmaktan başka bir amacı yoktur. Ancak milyarder Jack, Karen'den gözü pek bir soygun planına dahil olmasını istediğinde, Karen reddeder. Bunun üzerine Jack, Karen'ın oğlunu kaçırır. Sonunda "Kedi" lakaplı hırsız, banka soygununu kabul etmek zorunda kalır. Fakat işlerin döneceği gün geldiğinde, Karen'ın Jack için hazırladığı sürpriz bir plan vardır...

Tecrübeli hırsız Carter "Doc" McCoy (Steve McQueen) ve eşi Carol (Ali MacGraw) berbat olan bir soygundan ganimetlerle kaçarlar. Kendilerini kanundan ve hınçlı bir gruptan ve suç patronunun ölümcül vuruş takımından kaçarken bulurlar. Tek amaç vardır: En son soygundan başarıyla çıkmak.

Çok iyi bir polis dedektifi olan Jack (S. L. Jackson) bir arkadaşına yardım etmek için, onun aramakta olduğu evden kaçan bir genci, son görüldüğü Türk caddesindeki apartmanda oturanlara sormaya başlar. Uğradığı evlerden birindeki yaşlı çift onu içeri davet eder ve silah zoruyla onu sandalyeye bağlayarak adeta esir alırlar. Son derece sevimli görünen bu çiftin yaptıklarına bir türlü anlam veremeyen tecrübeli dedektif, kısa bir müddet sonra müthiş bir planlarla bir banka soymak üzere olduklarını anlar.

Elmas düşkünü seksi Wanda (Jamie Lee Curtis) ve erkek arkadaşı Otto (Kevin Kline), elmas hırsızlığı sorgulaması için George (Tom Georgeson) ve Ken'le (Michael Palin) İngiltere'ye giderler. Elmasları almak istedikleri için polise George ve Ken'den bahsederler. Ancak George elmasları çoktan güvenli bir yere saklamıştır. Nereye sakladığını bulmanın tek yolu da Wanda'nın George'un avukatı olan Archie'ye (John Cleese) yakınlaşmasıdır.

John Smith, içki yasağı günlerinde, ahlaksız bir silahşördür. Yaptığı işler onu Teksas'taki Jericho kasabasına sürükler. Burası yabancıları kucaklayan ve umut vaadeden bir kasaba olarak bilinmektedir. Oysa John vardığında, Jericho'yu, iki rakip çetenin sokak savaşları sürdürdüğü ve masum insanların yarısından çoğunun terkettiği bir hayalet kasaba olarak bulur.Bunu bir fırsat olarak görür ve iki taraflı oynayarak, kendisine kiralık bir silahşör olarak iyi bir para ve şan kazanma hevesiyle hareket eder. Oysa giderek tek başına kalacak ve hayatını kurtarmak en önemli gaye haline gelecektir.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir