
Christian Bale
Jack / Pastor John

Rock müzik ilâhı şarkıcı Dylan’ın hayatının yedi farklı dönemi, aralarında kadın oyuncuların da yer aldığı altı kişilik bir oyuncu kadrosu tarafından canlandırılıyor. Filmin özgün ismi I’m Not There, Dylan’ın orijinal albümünde yer almayan meşhur parçasına gönderme yapıyor. I’m Not There, hikâyesini Dylan’ın şarkı sözü yazarlığındaki şiirsel anlatı üslûbuna uygun anlatıyor.

Christian Bale
Jack / Pastor John

Cate Blanchett
Jude

Marcus Carl Franklin
Woody / Chaplin Boy

Richard Gere
Billy

Heath Ledger
Robbie

Ben Whishaw
Arthur

Charlotte Gainsbourg
Claire

David Cross
Allen Ginsberg

Bruce Greenwood
Keenan Jones / Garrett

Julianne Moore
Alice Fabian

Michelle Williams
Coco Rivington

Richie Havens
Old Man Arvin

Peter Friedman
Morris Bernstein / Barker

Alison Folland
Grace

Yolonda Ross
Angela Reeves

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

Pink Floyd’un 1979 yılında yayınladığı albümle aynı adı taşıyan film, görüntüleri ve elbette müzikleriyle ön plana çıkıyor. Grubun efsanevi albümünün hakkını fazlasıyla veren film, şüphesiz bütün zamanların en iyi müzikallerden… Diyalogun kullanılmadığı, kesintisiz müzikle ve karikatürist Gerald Scarfe'nin çizimleriyle süslü film, uzun ve eşsiz bir klip havasında. Bob Geldof’un başarılı ounculuğuyla göz doldurduğu filmin yönetmeni, ülkemizde pek de iyi bir şöhrete sahip olmayan Gece Yarısı Ekspresi filminden tanıdığımız Alan Parker.

Ünlü İngiliz pop süperstarı Robbie Williams’ın ani yükselişi, çalkantılı düşüşü ve dikkat çekici geri dönüşü. Robbie Williams’ın kendi bakış açısından anlatılan samimi bir yolculuk. Çocukluğundan, solo kariyerindeki rekorlara ve şöhretin gölgesindeki içsel çatışmalara uzanan film, müzik tarihinin en büyük eğlence ikonlarından birinin gerçek hikâyesini anlatıyor.

Rocketman, müzik sektörünün en önemli isimlerinden olan ve ölümsüz parçalara imza atan Elton John'un Royal Müzik Akademisi'nden bir dahi olarak çıkıp süperstarlık basamaklarını tırmanmasını ve söz yazarı Bernie Taupin ile olan işbirliği sürecini konu alıyor. Tam anlamıyla bir biyografi olmayan film kurguya da yer bırakıyor. Film, Elton John'u şekillendiren yıllara ek olarak, ünlü müzisyenin şöhret kazanması ile başlayan süreçte John’un şöhretin getirileriyle ve bağımlılıkla mücadelesini de kapsıyor.

Film Ritchie Valens’in gerçek hikayesi olup Ritchie’yi Paicoma’daki çocukluk yıllarından 17 yaşında bir rock yıldızı olarak uçakta ölümüne dek odak noktasında tutar.

Detroit sakinleri için, şehrin sınırını simgeleyen 8 mil, aynı zamanda hayatları için de bir limittir. Bu ayrıca Jimmy Smith Jr. (Eminem) için psikolojik bir engeli simgelemektedir... Nerede olmak ve kim olmak istediğiyle ilgili bir engeli. Umutsuzca müzik dünyasına girmek isteyen Jimmy, amacına ulaşmak için öfkesini, korkularını ve düş kırıklıklarını dışa vurmayı ve kendi avantajına çevirmeyi öğrenecektir.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

New York'ta bir gazetede muhabir olarak çalışan Arthur'dan 70'lerin Glam Rock akımının en popüler isimlerinden biri olan Brian Slade'in kariyeri ve sahte ölümü hakkında haber yapması istenir. O dönemler bu akımdan fazlasıyla etkilenmiş olan Arthur araştırmasıyla beraber kendisi de eski günlere geri döner. Bir gün sahnede izlediği rock star Curt Wild'ın çılgınlığından etkilenen Brian Slade kendine has bir tarz yaratır ve bütün gençlerin idolü haline gelir. Artık hepsi onunki gibi bir yaşam tarzını benimsemiştir. Ama sansasyon yaratmak için düzenlendiği sahte ölümü kariyerinin sonunu getirecektir.

Toplumsal olaylarla ilgili konuları ele alan film toplum gerçeklerinden sinemaya aktarılmıştır. Sivil toplum kurumu olan TWLOHA nın depresyon, bağımlılık ve kendini öldürmek isteme konularında sorun yaşayan insanlara yardım etmeyi hedefleyen bu kurum ile ilgili hikayeleri izleyeceksiniz.

Şikago'nun Güney Yakası'nda hip hop dehası August Monroe, beklenmedik bir akıl hocasının yardımıyla anksiyeteyle mücadele eder ve yeni yaratıcı sınırlar keşfeder.

12 yaşındaki küçük kızın tüm hayatı Elvis Presley müzikleridir. Ancak küçük kızın kentten uzaktaki çiftliklerindeki hayatı hiçte o kadar kolay değildir...

Film; 1960'lı yılların sonunda caz müziğinin efsanesi Chet Baker'ın geri dönüşünü anlatıyor.

70′li yılların ünlü kadın gruplarından olan The Runaways’in gerçek hikayesinin anlatıldığı filmin yeni fragmanı yayınlandı. Başrollerde Kristen Stewart ve Dakota Fanning var. The Runaways’in solisti Cherie Currie’yi Dünyalar Savaşı, Push, I am Sam gibi filmlerde rol kapan genç oyuncu Dakota Fanning canlandırırken, hem gitarist hem de vokal Joan Jett’i Kristen Stewart oynuyor.Kristen Stewart pek haz ettiğim bir oyuncu değil bunu sürekli blogu takip edenler kolaylıkla görebilirler. Ancak bu filmi açıkçası Kristen Stewart olsa bile merak ettim çünkü 70′lerin Rock’n Roll çılgınlığını aktaracak bir film gözüyle bakıyorum. Ayrıca o dönemde meşhur olmuş bir kadın müzik grubunun gerçek hikayesinin anlatılacak olması da gerçekten ilgi uyandırıcı. En azından benim için durum bu. En ünlü kadın müzik gruplarından The Runaways’i sevenler de bu filmi dört gözle bekliyorlardır. Ancak kötü bir haber: Film 9 Nisan’da ABD’de gösterime giriyor ama Türkiye’de gösterime girmeyecek.

Yer 1960'lı yılların Amerikası, New York. Manhattan'ın hareketli müzik piyasasında tutunmaya çalışan genç Llewyn Davis, hayatını müzikle kazanmak ve sanatını icra edebilmek için her yolu denemektedir. Halkın önünde saygın bir yere sahip olmak isteyen Davis, bir yandan da şehrin acımasız koşulları altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Fakat başını sokabileceği bir evi olmadan eski kız arkadaşı Jean Berkey'in kanepesiyle, kız kardeşinin kendisinden yakınmaları arasında gidip gelir. Dönemin önemli menajerlerinden Bud Grossman'a müziği, plağının bir kopyasını dinletmek tek hedefidir...

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Memphis'li karanlık işlere bulaşmış olan Djay (Terrence Howard), orta yaş krizi yaşamaktadır ve bu dönemde kendine yeni bir uğraş arar. Djay, çevresindeki insanların da yardımıyla bir hip-hop şarkıcısı olmaya çalışacaktır. Bu iş belki de onun için son bir şanstır, zira 40 yaşına gelmiştir ve yapabileceği başka bir iş de yoktur.

Chess Records'un yükselişinin ve şarkıcılarının hikayesi. Seks, şiddet, ırkçılık ve rock 'n roll'la dolu 1950 Chicago'sunda; Muddy Waters, Leonard Chess, Little Walter, Howlin' Wolf, Etta James ve Chuck Berry gibi Amerika'nın müzik efsanelerinin hayatları Cadillac Records ile beyazperdede.

Belgesel tadındaki bu film, 13 Eylül 1996 tarihinde Las Vegas, Nevada’da 4 el ateşle vurulan ve hastaneye kaldırıldıktan 6 gün sonra 25 yaşında vefat eden rap müziğin efsanevi sanatçısı ve aynı zamanda da oyuncu, şair ve aktivist olan Tupac Shakur‘un hayatını bilinmeyen yönleriyle anlatıyor.

When household tensions and a sense of worthlessness overcome Evan, he finds escape when he clings with the orphans of a throw-away society. The runaways hold on to each other like a family until a tragedy tears them apart.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir