
Harris Dickinson
Frankie

On the outskirts of Brooklyn, Frankie, an aimless teenager, suffocates under the oppressive glare cast by his family and a toxic group of delinquent friends. Struggling with his own identity, Frankie begins to scour hookup sites for older men.

Maurice, muhafazakar ve kendisinden çok şey bekleyen ailesinin üniversite tahsili için Cambridge'e gönderdiği bir İngiliz gencidir. İki sınıf üstte bir talebenin açık ve beklenmedik teklifi kafasını karıştırır. Hayatında gizli bir sayfa açılan Maurice, Clive'dan etkilenmiştir. Ancak 1. Dünya Savaşı öncesi yasal olarak yasak olan eşcinsellik İngiltere'de yaşanamaz durumdadır. Arkadaşlarının 6 ay hapis cezası alması ikiliyi durduramaz....

Yasak bir aşk ve değişen sosyal normlar hakkında incelikle işlenmiş bir hikaye olan Benim Polisim, polis memuru Tom (Harry Styles/Linus Roache), öğretmen Marion (Emma Corrin/Gina McKee) ve müze kuratörü Patrick (David Dawson/Rupert Everett) arasında yaşanan ve kırk yıla yayılan bir aşk üçgenini anlatıyor.

Film, farklı karakterlere sahip iki gencin dört mevsim boyunca geçirdikleri dört günde birbirleriyle yollarının kesişmesini konu alıyor.Jenna Ortega ve Percy Hynes White’ın uyumuyla parlayan film, prömiyerini 2024 Tribeca Film Festivali’nde yaparak dikkatleri üzerine çekti. Dört mevsime yayılan sadece dört günde gelişen bu gençlik aşkı hikâyesi, hayatın dönüm noktalarında verilen duygusal kararları yalın ama derin bir dille işliyor.

Bu film, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Muzır Neşriyat Kurulunca küçükler için uygun olmadığı karara bağlanan “Kalp Çarpıntısı” kitabından uyarlanmıştır.

Keith bazı şeyleri eksik yaşamış ama daha fazlasını isteyen bir çocuk Başlarda öyle görünsede aslında öyle değil İstediğine sahip olabilen ama sonuçlancağını bildiği için buna cesaret edemeyen birisi... Natalie ise herşeyi yeterli yaşamış,bir çok şeye sahip daha fazlasına ihtiyaç duymayan birisi Natalie nin hayatına Keith girdikten sonra herşey ikisi içinde zorlaşır...

Brooklyn’de geçen filmde Leonard (Joaquin Phoenix) genetik problemler sebebiyle iptal edilen bir evliliğin ardından boşluğa düşen ve depresyonuyla savaşma çabası içinde olan bir insandır. Film sürecinde ailesinin tanıştırdığı ve evlenmesini arzuladığı iyi insan Sandra (Vinessa Shaw) bir yanda, problemlerle bezenmiş hayatıyla Michelle (Gwyneth Paltrow) diğer yanda. Bu iki kadının arasında kalan Leonard’ın gel-gitleri üzerine kurulu olan filmin konusu yabancı değil, fakat karakterlerin derinliği ve olay örgüsüyle diğer örneklerinden farklı değerlendirilmeyi hak ediyor.

Bir süre önce Diana adlı masum bir kadın, bulunduğu lokantada başlayan bir çatışmada kaza kurşunu sonucu hayatını kaybetmiştir. Diana'nın nişanlısı olan Joe bu acı olay sebebiyle Diana'nın anne babasının yanında yaşamaya başlar. Aile içinde bu trajeidiyi herkes içine atarak olmamış gibi göstermeye çalıştığı için, sorunlar başka şekilde dışarı vurulmaktadır. Yazar olan anne Jojo, artık yazamamakta, babası Ben ise herşeyi görmezden gelmeye çalışmaktadır. Bir taraftan eşinin nişanlısının katilinin ceza alması için çaba gösteren Joe da başka bir kadına ilgi duymaya başlar.

Elias 14 yaşında ve aslında tüm dünyası okulla sınırlı. Ta ki, karşı eve yaşıtı Alexander taşınana kadar! Onunla tanıştığında, Elias daha önce hiç hissetmediği yepyeni ve heyecan verici duygularla tanışır. İlk kez gerçekten âşık olduğunu fark eder ve her boş anını yeni arkadaşıyla geçirmek ister! Alexander bir gün Elias'a açılır ve aslında erkeklere ilgi duyduğunu söyler. Elias ise içindeki bu yoğun duyguları bastırır, çünkü çevresinin tepkisinden korkmaktadır. Alexander'a olan hislerini saklar ve yalan söylemeye başlar. Ta ki dedesiyle yaptığı bir konuşma ona gerçekten ne istediğini hatırlatana kadar.

Florida'da bir balıkçı kasabasında kızkardeşi ve onun erkek arkadaşı ile yaşayan 8 yaşındaki öksüz Finnegan Bell günlerini resim yaparak ve kasabanın zengini Bayan Dinsmoor'un yeğeni Estella ile oynayarak geçirir. Duygusal olarak yaralı bir insan olan Bayan Dinsmoor yeğeni Estella'yı erkeklere karşı zor ve ulaşılmaz bir kadın olarak şekillendirmeyi kafasına koymuştur. Bir gün Finnegan hapishaneden kaçmış zincirli bir mahkuma yardım eder. Aradan 10 yıl geçer. Şimdi zaman 1990'lardır ve yer New York 'tur. Finn ve Estella artık büyümüşlerdir. Finnegan eski aşkını tekrar kazanmak için giriştiği çabada önce hayal kırıklığına uğrar ve ressamlığı bırakarak inzivaya çekilir. Bu sırada ortaya çıkan esrarengiz bir 'hami'nin yardımı rüyalarının gerçek olmasında yardımcı olacaktır.

Genç bir kadın Paris’e yerleşmeye karar verir ve burada zengin insanların yaşadığı bir semtteki, daha çok civarındaki tiyatrolara hizmet veren bir barda garson olarak çalışmaya başlar. Burada bir piyano virtüözüyle, ünlü bir aktrisle ve büyük bir sanat kolleksiyoneriyle tanışır. Bu sayede çocukluğundan beri büyükannesinin bahsedip durduğu “lüks hayatla” da tanışacaktır.


In 1990s New York, an undercover police officer receives an assignment to lure and arrest gay men. However, he's surprised to discover a scintillating connection with one of his targets. As their secret connection deepens and internal pressure to deliver arrests intensifies, he finds himself torn between duty and desire.

Patrick returns to San Francisco for the first time in almost a year to celebrate a momentous event with his old friends. In the process, he must face the unresolved relationships he left behind and make difficult choices about what’s important to him.

Mektuplar aracılığıyla kimliği gizli bir şekilde anlatılan The Perks of Being a Wallflower, 90'lı yıllarda lise birinci sınıf öğrencisi olan Charlie'nin hikayesini anlatmaktadır. Duygusal ve utangaç olan Charlie, bir yandan değişen çevresini gözlemlerken bir yandan da en iyi arkadaşı Michael'ın yakın zamandaki intiharıyla uğraşmaktadır. İngilizce öğretmeni Bill, ona okuması için fazladan kitaplar vererek hayata katılmayı öğretmeye çalışır ve Bill'in çabaları Charlie'nin deneyimleriyle açığa çıkacaktır. Hikaye boyunca Charlie; kendisini unutmasına sebep olan kötü bir çocuklukla, kürtaj, uyuşturucu ve seksle uğraşarak, eşcinsellik ve etrafındakilerin yargılarına maruz kalarak yaşama katılmaya çalışır. Charlie çocukluğun basitliği ve yaklaşmakta olan gelecek fikri arasında sıkışıp kalmıştır, etrafındaki dünyayı izlemek ve ona katılmak arasında sıkışıp kalmıştır, arkadaşları ve ailesinin sorunlarının ortasında sıkışıp kalmıştır…

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami'nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron'un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor.

Royal Tenenbaum ve karısı Etheline’nin üç çocukları vardır: Chas , Richie ve Margot. Ve Çift bir gün ayrılma kararı alır. Oysa o güne dek; Chas çocuk sayılacak yaştayken emlak işine girmiştir ve uluslararası finans dünyasında neler olup bittiğini bilecek düzeydedir. Margot oyun yazmaktadır ve henüz dokuzuncu sınıftayken elli bin USD’lik Braveman Grant ödülünün sahibi olmuştur. Richie teniste küçükler şampiyonudur ve U.S. Nationals finallerini üç yıl üst üste kazanmıştır. Şimdi, genç Tenenbaum’ların tüm bu parlak hayatı üzerinden ihanet, başarısızlık ve felaket dolu 20 yıl geçmiş ve herşeyin sorumlusu olarak kabul edilen kişi, genellikle ailenin babasıdır. The Royal Tenenbaums, bir dahiler ailesinin ve bu ailenin birdenbire, umulmadık şekilde bir kış toplantısı için yeniden biraraya gelmesinin hikayesidir.

Haley Graham asi, suçlu bir genç kızdır. Bir gün polis tarafından yakalanır ve Burt Vickerman'ın yanına gönderilir. Burt elit bir jimnastik okulunun sahibidir. Hayle'yi oraya yazdırır. Hayle okulda da sorun çıkarır. Veliler ve öğrenciler tarafından istenmez. Okulda ona desten çıkan iki kafadar patenci olan Frank ve Poot onunla beraber eğlenceli bir okul dönemi yaşayacaktır.

16 yaşında çok başarılı bir lise son sınıf öğrencisi olan Todd Bowen, günün birinde yan komşusunun Hitler Almanyas'ında 70 bin yahudinin öldürülmesinden sorumlu Kurt Dussander adındaki eski bir Nazi subayı olduğunu öğrenir. Bu konuya oldukça meraklı bir genç olan Todd, ihtiyar Kurt Dussander'la bir anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Todd Bowen, adamın gerçek kimliğini kimseye açıklamayacak, Kurt'de gence ölüm kamplarında yaptığı korkunç katliamları ve ürkütücü anılarını anlatacaktır. Genç, Kurt Dussander'ın karanlık hikayelerini dinledikçe kabuslar görür, ders notları düşer ve psikolojisi de giderek bozulmaya başlar. Hatta Dussander yüzünden bir cinayet bile işleyecektir.

Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir