
Sharon Thorpe
Rosemary


Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Gİnger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.

A young man, convinced he's a vampire, goes to live with his elderly and hostile cousin in a small Pennsylvanian town, where he tries to suppress his bloodlust.

Los Angeles'ta özel dedektif olan John Constantine'in doğaüstü olaylardaki başarısı yadsınamaz. Bu başarısının, kelimenin tam anlamıyla cehenneme gitmiş ve geri dönmüş olmasıyla yakından ilgisi vardır. Eliyle tutup gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmayan polis memuru Angela Dodson, ikiz kız kardeşi esrarengiz bir şekilde intihar edince Constantine ile iş birliği yapmak zorunda kalır. İkili, cenennem yaratıkları ve iblisleri alt edip Los Angeles'ın karanlık sokaklarında yollarını bulmak için birlikte savaş verirler.

Başarılı bir ulusal avukat, on yıllarca kuzeydoğu kıyılarında yaşamış olan saldırgan bir kabilenin son ferdini yakalayıp onu medenileştirmeye teşebbüs ettiği zaman, aile fertlerinin hayatlarını tehlikeye atar...

Şehir dışındaki evine tatil yapmaya giden genç bir kadının benzin istasyonunda karşılaştığı dört adam tarafından uğradığı saldırıları konu alıyor. Dört adam tarafından alıkonulup tecavüze uğrayan bir kadının, olaydan sonra kaçmayıp tek tek bu adamları telef etmesi üzerine kurulu bir film.

A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.

Renfield, efendisinin avını temin etmeye ve ne kadar alçaltıcı olsa da her emrini yapmaya zorlanmaktadır. Ancak şimdi yüzyıllar süren esaretten sonra Renfiled, Karanlıklar Prensi’nin gölgesinin dışında bir hayat olup olmadığını görmeye hazırlanmaktadır. Ancak bu karşılıklı bağımlığa nasıl son vereceğini çözebilmesi de gerekmektedir.

Kadınsı duyguların çemberinde gittikçe daralan bir dünyanın, küçücük bir evde yalnız başına yaşamak zorunda kalma kavramıyla özdeşleştiği filmde Carole'u bitmek tükenmek bilmeyen tiksintisini bir an olsun bastırabilmek için öldürmek zorunda kalan bir tür seri katile dönüştürmüştür. Filmde bir güzellik salonunda çalışan Carole, oldukça içine kapanık genç bir kadındır. Bastırılmış cinselliği yüzünden hem özel yaşamında hem de işte dışlanan Belçikalı Carol, Londra'da beraber oturduğu kız kardeşinin evli sevgilisiyle tatile çıkmasının ardından evde tek başına kalır. Carol, korkularına teslim olur ve hayalle gerçekleri ayıramadığı dünyasında tamamen çözülür.

Sekiz yaşındaki Tim ve annesi Sarah sinemadan eve dönerken Bob isminde psikopat bir taksi şoförü tarafından kaçırılır. Bu Tim ve annesinin beraber son yolculukları olacaktır. Bob, çocuğun annesini öldürür ve Tim’i tutsak alır. Cinayetlerine devam eden Bob, her cinayet sonrası etrafı küçük Tim’e temizlettirir. Birkaç başarısız kaçma girişiminden sonra Tim’i sadece evin içerisinde gezinebileceği uzunlukta bir zincire bağlar. Tim’in ismi artık Rabbit olmuştur. Seneler geçtikçe Bob Rabbit’e anatomi ve insan davranışları dersi vermeye başlar. Ergenliğe girdikten sonra Bob tarafından kendi cinayet serisine başlamak için baskı gören Rabbit’in önünde iki yol vardır: ya Bob’un ayak izlerini takip edip bir seri katil olacaktır ya da son bir kez özgürlüğe kaçmayı deneyecektir.

"Bir Zamanlar Savaşçıydılar," bir kadının ailesini bir arada tutmak için geleneklerine dönüşünü anlatıyor. Beth, beş çocuğu ve kocasıyla Yeni Zelanda'da bir gecekonduda yaşayan Maori kökenli, fakir bir kadındır. 18 Yıl önce Maori ailesinin evlenmesini istemediği kocası iyice içkiye bulaşmış, Beth'e kötü davranan, O'nu döven bir adamdır. Beş çocuklarından biri bir çeteye katılmış, diğeri ise bir sosyal yardım kurumu tarafından götürülmüştür. Beth tüm sorunlarına rağmen aileyi bir arada tutmaya çabalarken tek yardımcısı hayatla ilgili umutlarına dört elle sarılan kızı Grace'dir. Yazar olmak isteyen Grace'in başına gelenler ailenin kaderini değiştirir ve Beth'in, geleneklerinde yatan gücü keşfetmeye zorlar...

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Cannes Film Festivalinin olay yaratan filmi Antichrist, Çocukları öldükten sonra yaşadıkları acıyı unutmaya çalışan bir çiftin orman kulübesine gitmesiyle herşeyin daha da kötüleşmesini ve gelişen garip olayları anlatıyor. Yönetmen koltuğunda Lars von Trier var.

Amansız bir tarikat, cehennem kaçkını yaratıklar, intikam peşinde kana susamış bir adam... 1980'lerde geçen filmde, Red (Nicolas Cage), "Yeni Şafağın Çocukları" adlı tuhaf bir tarikat ve cehennem kaçkını yaratıklar tarafından katledilen sevgilisi Mandy’nin intikamının peşine düşüyor. Red hem hayalle gerçek arasında gidip geliyor hem de kana susamış bir halde. Not: Bu filmdeki bazı sahneler yaşı küçük izleyiciler için uygun olmayabilir.

An African American male is imprisoned and placed in solitary confinement after being found guilty of murdering his wife, as he's haunted by internal demons and his dead wife, and pushed to the breaking point by an abusive female guard.

Seri katil bir çift, 17 yaşındaki Vicki’yi kaçırır. Vicki yaşadığı dehşetin içinde kurban pozisyonunu kabullenmez ve çift arasındaki dinamikleri onlara karşı kullanmaya başlar. Ben Young’ın Venedik Film Festivali’nde müthiş bir ilgiyle karşılanan bu ilk filmi 1980’lerde, Avustralya’da geçiyor. Şiddetin ağırlıklı olarak kadraj dışında yaşandığı filmde, psikolojik gerilim janrının kuralları ustaca kullanılırken, tekinsiz atmosfer, ağırlığını hissettiriyor. Güneş ışığının eksik olmadığı coğrafyada yönetmen Young’ın yakaladığı ve izleyiciyi etkisi altına alan karanlık takdire değer.

A trio of interweaved transgressive tales, telling a bizarre stories of suburban patricide and a miraculous flight from justice, a mad sex experiment which unleashes a disfiguring plague, and the obsessive sexual relationship between two prison inmates.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

İki kız kardeş, karşı cinse merak duydukları ergenlik döneminde, ailece, şirin bir Fransız beldesinde tatile çıkarlar. Tatilde hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi yakışıklı bir İtalyan genci olan Fernando ile tanışırlar. Fernando bir gece Elena’yı, Anais ile paylaştığı odada baştan çıkarır ve Elena ilk cinsel deneyimini yaşar. Hem kız kardeşini hem de bu ilişkiyi kıskanan Anais’e bir köşede sessizde olanı biteni izlemek düşer. Kız kardeşi Elena, erkek vücudunu keşfederken, Anais de şişmanlığıyla yüzleşerek her geçen gün daha da çok içine kapanmaktadır.

Serbest çalışan işsiz ve aç bir samuray, bir kasabaya gelir. Kasabanın iki kavgalı çetesi vardır. Samuray, önce bir çeteye, sonra diğer çeteye hizmet sunarak iki tarafı birbirine düşürmeyi ve bu şekilde kasabayı temizlemeyi planlar. Amacı taraf tutmayarak oyunun kurallarını yeniden yazmaktır.

Bilim insanları insanların içgüdüsel dürtülerini ölçebilmek adına bir deney kurgulamaya karar verirler. Deneye göre 8 kişi gardiyan, 12 kişi tutuklu olarak yalancı bir hapishaneye alınırlar. Gardiyanlar, gardiyan rolünü; mahkumlar ise mahkum rolünü oynayacaklardır. Her şey bir oyun olarak başlar ancak durumun gittikçe daha ciddi bir hal almaya başlaması, oraya para için gelen yirmi kişiyi rollerinin içerisine mahkum eder. Artık sahte gardiyanlar gerçek gardiyan gibi davranmaya başlayacaklardır. Bilim insanları deneyin kontrolünü kaybedeceklerdir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir