
Richard Gere
Simon Hunt

"Av Partisi"
Tecrübeli ama gözden düşmüş bir gazeteci ile mesleğe yeni başlamış genç bir gazeteci, yanlarına işinde çok iyi olan bir kameramanı da alarak tamamen kişisel çabaları ila Bosna'ya, savaşın bir numaralı suçlularından Radovan Karadzic'i aramaya giderler. Fakat bu ülkede atacakları her adım, büyük tehlikeler içermektedir.Yanlışlıkla CIA timi zannedilmeleri ile peşinde oldukları hedefleri tarafından da farkedilecek ve kendilerini yem durumuna sokacaklardır. Artık sadece amaçları değil, hayatları da tehlikededir.2005 tarihli Matador ile daha önce sinemalarımıza konuk olan Richard Shepard,senaryosunu da yazdığı Av Partisi ile savaşın kanlı atmosferine adım atıyor.

Richard Gere
Simon Hunt

Terrence Howard
Duck

Jesse Eisenberg
Benjamin

Dylan Baker
CIA Operative

מארק איווניר
Boris

Diane Kruger
Marjana

Nitin Ganatra
Indian Officer

Ljubomir Kerekeš
The Fox

Goran Kostić
Srdjan

Kristina Krepela
Marda
Branko Smiljanić
Nine Fingered Man

James Brolin
Franklin Harris

Gordana Vukres
Girl at Awards Ceremony
Sanela Seferagic
Sexy Assistant

Damir Šaban
Gert

Jack Ryan (Ben Affleck), CIA uzmanı olarak, üçüncü dünya savaşını çıkartmaya çalışan ve ellerinde bir nükleer bomba bulunan teröristleri engellemeye çalışmaktadır. Teröristlerin amacı, bombayı patlatmak ve bunu Rusların yaptığı izlenimi bırakarak Amerika'nın karşılık vermesini sağlamaktır. Tom Clancy'nin popüler romanından uyarlanan film, özellikle içerdiği nükleer patlama sahnesi ve Amerikan başkanının yaralı görüntüleri yüzünden Beyaz Saray'dan çok tepki topladı.

Hala bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat planları bir gün kendisine yapılan bir suikast girişimden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi bilinmeyen düşmanı tarafıdan izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır.

Jack Ryan, CIA içindeki uyuşturucu kartellerine karşı yasadışı bir operasyonu ortaya çıkarır. Kendisini bir komplo ağının içinde bulan Jack, failleri adalete teslim etmek için hayatını ve kariyerini riske atmalıdır.

Artık hafızası geri gelen ve kim olduğunu hatırlayan Bourne, geçmişindeki sırları keşfetmeye karar veriyor. Babasının ölümü hakkındaki gerçekleri aydınlatmak için girdiği tehlikeli yolda onu durdurmak için çok güçlü düşmanlar karşısına çıkıyor.

Bir Rus milyarder için malı danışmanlık yapan Jack Ryan, kendini bir anda teröristlerin hazırladığı bir planın içinde bulur. Şimdi yapması gerekense ülkesinin ekonomisini çökertecek olan bu komployu durdurmaktır.

West Coast Üniversitesi’ndeki iki öğrenci Arian ve Ernest idealist profesörleri Dr. Stephen Malley’in tavsiyelerini takip ederek edindikleri ilham ile hayatlarında önemli şeyler yapmaya çabalamaktadırlar. Bunun üzerine iki genç, Afganistan’daki savaşa katılmaya karar verirler. Arian ve Ernest Afganistan’da hayatta kalma savaşı verirlerken, başka hikayeler de işin içine girer.

Gizemli bir silahın paralı askerlerin eline geçmesi üzerine CIA ajanı Mason “Mace” Brown, eski rakibi Alman ajan Marie, MI6 müttefiki ve son teknoloji bilgisayar uzmanı Khadijah ve yetenekli Kolombiyalı psikolog Graciela, güçlerini birleştirmek zorunda kalır. Ancak tüm dünyayı kaosa sürükleyecek olan ölümcül silahın peşine düşen sadece onlar değildir. Gizemli bir kadın olan Lin Mi de silahın peşindedir. Silahı bulmak için dünyanın dört bir yanını dolaşan ajanlar, dünyayı kurtarmayı başaracak mıdır?

1990’larda Sierra Leone’de gelişmekte olan kaos ve iç savaşın fon oluşturduğu Kanlı Elmas, Güney Afrikalı paralı asker Danny Archer ile Mendeli balıkçı Solomon Vandy’nin hikayesi. Her iki adam da Afrikalıdır fakat geçmişleri ve şartları olabildiğince farklıdır. Ne var ki hayatlarını değiştirebilecek pembe bir elması bulmak için çıktıkları serüvende yazgıları kesişir.

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.

Yumruk, ekonomik bunalım yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde güçlü bir sendika yaratan bir adamın hikayesidir. Hikaye büyük ölçüde gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır.

Yıl 2079... Dünya on yılı aşkın bir süredir uzaylı istilacıların işgali altında direnmektedir. Spancer Olham hükümet adına çalışan bir bilimadamıdır ve Dünya'nın kaderini istilacı yaratıklardan kurtarmaya yemin etmiştir. Fakat bir anda uzaylıların ajanı olmakla suçlanır ve ülke çapında kendisine yönelik büyük bir insan avı başlar. Olham'ın hayatta kalmak için yetkilelere yaratık olmadığını kanıtlaması ve daha önemlisi buna kendini de inandırması gerekmektedir.

Kübalı casuslar 1990'larda adadaki terör saldırılarını sonlandırmak üzere sürgündeki gruplara sızdıklarında ağır bir kişisel bedel öderler. Gerçek bir öyküden uyarlandı.

Charles Townsend’un kurduğu Townsend Dedektiflik Ajansı için çalışan güzel ve tehlikeli melekler Dylan, Alex ve Natalie devrimci bir ses tanıma sistemi geliştiren dahi bir yazılım mühendisinin kaçırılmasını araştırmakla görevlendirilir. Knox'un son buluşu, dünyanın her yerinden sesli iletişimi izleyebilen ve neredeyse özel konuşma kavramını bitirebilecek bir sistemdir. Melekler’in kötü niyetli bu kişileri bir an önce durdurmaları gerekmektedir.

Araştırmacı TV muhabiri Max Brackett'ın (Dustin Hoffman) işleri istediği gibi gitmemekte, Madeline, California ile ilgili rutin raporlarla uğraşmakta. Max ve istekli satajeri Laurie, yerel Doğal Sanatlar Müzesi ile ilgili bir haber üzerinde çalışırlarken daha büyük bir hikaye patlak veriyor. Müzenin yöneticisi Bayan Banks, müzenin eski güvenlik görevlisi Sam Baily (John Travolta) ile Sam'in bütçe kısıtlamaları dolayısıyla işten çıkarılması hakkında konuşmayı reddediyor. Önemli bir haberle karşı karşıya olduğunu anlayan Max, patronuna haber vererek olayın peşine düşüyor. Sam, müzeyi ziyaret eden bir grup küçük çocuğu rehin alıyor. Sam'in dış dünyayla bağlantısı sadece Max, ve tabi o da durumu kendi amacına göre yönlendiriyor, Sam'e kameraya ne söylemesi gerektiğini anlatıyor.

Amerika’yı etkileyen gerçek bir olaydan uyarlanan Bordertown, bir kadının adalet için verdiği hırslı mücadelesinin öyküsüdür. Lauren Frederick (Jennifer Lopez) Chicago Herald’da çalışan hırslı bir gazetecidir. Editörünü (Martin Sheen) etkilemeyi amaçlayan Lauren ona büyük bir hikaye sözü verir ve araştırma yapmak üzere Meksika sınırındaki Juarez’e gider Juarez korkuyla sarılmış bir şehirdir. Yüzlerce yerel kadın vahşi bir şekilde tecavüze uğrayıp öldürülmüşlerdir ve yetkilerden hiçimse bunu dikkate almıyormuş gibi görünmektedirler.

1970'li yıllarda bir Güney Amerika ülkesindeyiz. Açıkça belirtilmese de, ABD'nin desteğiyle kanlı bir askeri darbede bulunan cuntacı General Pinochet'nin Şili'si burası. Genç Amerikalı Charles Horman aniden ortadan kaybolduğunda karısı Beth olayı araştırmak ister ve her kapıyı zorlar ama ABD büyükelçiliği dahil hepsinden geri çevrilir. Oğlunun kayboluşu arkasındaki esrarı aydınlatmak için Charles'ın aslında biraz fazla milliyetçi ve vatansever olan babası Ed de ülkeye gelir. Charles'ın politik bir sebepten "ortadan kaldırıldığını" ve ABD hükümetinin de olayda parmağı olduğunu kendi kabullenmek istemezse de her geçen gün gerçekle biraz daha yüzleşmek zorunda kalacaktır.

The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.

Los Angeles polis departmanından iki dedektif, genç bir kızın cinayetini araştırmak üzere güneşin hiç batmadığı ıssız bir Alaska kasabasına gönderilir. Gün ışığı yüzünden şiddetli uykusuzluk çeken dedektif Will Dormer, ana şüpheli olan yerel bir yazarla vicdan sınırlarını zorlayan tehlikeli bir kedi-fare oyununa sürüklenir.

Auburn, Güney Dakota’da 3 hafta önce bir soygun yaşanmıştır. Yaşanan soygun 5 kişilik bir ekibin işidir. Polislerin sistemli çalışması ile soygunculardan 4’ü yakalanmış ve hapse atılmıştır. Ancak ekibin 5. üyesi kayıptır. Polis her yerde ekibin 5. elemanı olan yaralıdır ve kanundan kaçmak için ölümü bile göze almıştır. Ancak kurtarıcısı hiç ummadığı biri olacaktır. İşitme engeli bulunan küçük bir çocuk olan Wesley, yaralanan adamı güvenli bir sığınağa taşır. Orada yaralarını sarar ve iyileşmesi için başında bekler. Zaman içinde bu küçük çocuk ve tehlikeli kanun kaçağı arasında sıradışı bir arkadaşlık oluşur. Wesley iyileşmesine yardım ettiği bu gizemli yabancıya bir hayli bağlanmıştır. Ancak polis Wesley’nin kapısına dayanıp onu sorular sormaya başladığında asıl tehlike başlayacaktır. Bir taraf seçmek zorunda kalan Wesley, yeni arkadaşı için işleri daha da kötü hale getirme potansiyeline sahiptir...

Charles Dobbs is a British secret agent investigating the apparent suicide of Foreign Office official Samuel Fennan. Dobbs suspects that Fennan's wife, Elsa, a survivor of a Nazi Germany extermination camp, might have some clues, but other officials want Dobbs to drop the case. So Dobbs hires a retiring inspector, Mendel, to quietly make inquiries. Dobbs isn't at all sure as there are a number of anomalies that simply can't be explained away. Dobbs is also having trouble at home with his errant wife, whom he very much loves, having frequent affairs. He's also pleased to see an old friend, Dieter Frey, who he recruited after the war. With the assistance of a colleague and a retired policeman, Dobbs tries to piece together just who is the spy and who in fact assassinated Fennan.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir