
Catherine Zeta-Jones
Kate

"Bazen umduğunu değil bulduğunu yersin!"
Kate, hayatını Manhattan’daki restaurantı yönettiği gibi yönetmektedir. Yemekleri koordine eder, leziz soslar hazırlar. Perde arkasında rahat olan Kate mutfaktan sadece bir yemekle ilgili iltifatları kabûl etmek, ya da onun tekniğini sorgulamaya cüret eden bir müşteriyle kapışmak için çıkar. Kate’in mükemmeliyetçi mizacı, ekibine katılan neşeli yeni aşçı yardımcısı Nick Palmer tarafından sınanacaktır.

Catherine Zeta-Jones
Kate

Aaron Eckhart
Nick

Abigail Breslin
Zoe

Patricia Clarkson
Paula

Jenny Wade
Leah

Bob Balaban
Therapist

Brían F. O'Byrne
Sean

Lily Rabe
Bernadette

Eric Silver
John

Arija Bareikis
Christine

John McMartin
Mr. Peterson

Celia Weston
Mrs. Peterson

Zoë Kravitz
Charlotte

Matthew Rauch
Ken

Dearbhla Molloy
Anna

Dışarıdan bakıldığında mükemmel bir hayatı olan Violet Jones (Sanaa Lathan) her şeyi kontrol etme konusunda takıntılıdır. Uzun süreli erkek arkadaşından beklediği evlilik teklifini alamaması ve yaşadığı diğer sorunlarla birlikte bir gün kuaförde başına gelen talihsizlik, hayata başka bir gözle bakmasına vesile olacaktır.

Holly ve Eric, tek ortak noktalarının birbirlerine nefretleri ve vaftiz kızları Sophie’ye olan sevgileri olduğunu keşfederler. Ama, aniden Sophie’nin hayatta tek sahip olduğu ebeveynler olduklarında, farklılıklarını bir kenara bırakmak zorunda kalırlar. Yoğun sosyal hayatları devam ederken, aynı çatı altında yaşayabilmenin de bir yolunu bulmalıdırlar.

Loretta Castorini, utangaç nişanlısını bekleyen, biraz da evde kalmış, duygusal bir kadındır. Loretta beklediğinin gerçekleşmemesi sonucunda kapıldığı umutsuz duygular sonucunda nişanlısının biraz yabani gibi gözüken erkek kardeşi Ronny'e (Nicolas Cage) aşık oluyor. Ronny bir fırın işçisi olup, operaya ve hayata düşkün bir adamdır...

Kısaca Hitch olarak bilinen Alex Hitchens, New York'ta yaşayan ünlü bir "aşk doktoru"dur. Eşsiz "reçeteleriyle" sayısız erkeğe yardımcı olmuştur. Onun sayesinde bir çok erkek hayallerinin kadınının gönlünü fethetmiştir. Bir gün, Allegra Cole isimli güzel yıldıza kafayı takmış olan silik muhasebeci Albert ondan yardım ister. Hitch ilk defa zorlanır.Yolu, Allegra'nın peşinde olan güzel ve zeki dedikodu gazetesi yazarı Sara Melas ile kesiştiğinde ise ilk defa aşık olur. Oysa Sara'nın niyeti Hitch'in maskesini düşürmektir.Aşk Doktoru, Will Smith, Eva Mendes gibi isimleri romantik komedide birleştiren bir yapım. ABD'de vizyona girer girmez gişe rekorları kırarak kendi türünden filmlerde görülmemiş bir başarıya imza attı; söylemesi bizden.

Marley Corbett (Kate Hudson) genç, güzel ve çılgın bir kadındır. New Orleans’ta bir reklam ajansında çalışan ve hayatı dolu dolu yaşayan Marley'i aşktan ve bir ilişkinin getireceği yükümlülüklerden, bağlılıktan bir o kadar çekinmektedir. Kafasına hiçbir şey takmayan bu eğlenceli kadın, bir gün doktor kontrolüne gider ve kanser olduğunu öğrenir.O noktadan sonra bildiği ve inandığı her şeyde kırılma yaşayacaktır. En büyük korkusu olan aşka bodoslama dalar, hem de doktoruyla (Gael Garcia Bernal).

Yakın arkadaş olan Diane, Vivian, Sharon ve Carol aşka tövbe etmiştir. Diane 40 yıllık evliliğin ardından dul kalmıştır. Vivian, sadece erkeklerle takılmayı tercih eder. Sharon, uzatmalı bir boşanma sürecindedir. Carol’un evliliği ise 35 yılın ardından bir çöküşe girer. Hayatları yolunda gitmeyen bu dört kadın birlikte bir kitap kulübü kurar. Belirledikleri kitapları okumaya başlayan Diane, Vivian, Sharon ve Carol’un hayatı Grinin Elli Tonu’nu okumalarıyla bambaşka bir hal alır. Kitaptan ilham alan kadınlar kendilerini yeniden keşfetmeye,unuttukları duyguları yeniden tatmaya başlar. Onlar artık hayatlarının ikinci baharındadır.

Genç bir editör olan Jeremy, uzun zamandır yazmayı bırakmış ve inzivaya çekilmiş ünlü yazar Weldon Parish'i yeniden yazmaya ikna etmek için İtalya'nın sakin bir köyüne gönderilir. Başta Jeremy ile iletişim kurmak istemeyen Weldon, zamanla genç editörle dostluk kurar. Jeremy, Weldon’ın ailesi ve köy halkıyla tanışarak hayatın farklı yönlerini keşfeder. Bu süreçte sadece Weldon'ı değil, kendisini de yeniden keşfeder ve hayatına yeni bir yön verir.

Gray Wheeler (Jennifer Garner) nişanlısının ani ölümü ile sarsılmıştır. Arkadaşları sayesinde yaşadığı sıkıntılı durumu atlatmaya çalışır. Her şeyini bildiğine inandığı görünürde mükemmel olan nişanlısı hakkında gizli kalan gerçekler ortaya çıkmaya başladıkça, Gray bir yalanı yaşamış olduğunu fark eder. Bir yandan tanıdığı sandığı erkeğin farklı yüzünü görmek, bir yandan da asla aşık olmayacağını sandığı bir erkek için duyguları ile aşk, Gray'in yaşamı kadar karmaşıklaşır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Kırklı yaşlarında bir ev kadını olan Pescara'lı Rosalba, katıldıkları bir otobüs turunun verdiği mola sırasında, yol kenarındaki bir kafeteryada bırakıldığını fark edince oldukça sinirlenir. Unutkan kocasının ve çocuklarının onu almak üzere dönmelerini beklemek yerine, eve kendi başına gitmeye karar verir. Ancak kendini Venedik'e, yani tanımadığı bir şehre doğru giden bir arabada bulur.


Paris, 1835. Çapkın ve ahlaksız Ryno de Marigny’nin, saf ve temiz aristokrat kızı Hermengarde ile gerçekleşecek evliliği herkesin dilindedir. Ancak iki sevgilinin aşkını görmezden gelerek dedikodu yapanlar, genç adamın zaafını bilmektedirler. Nitekim de Marigny, ateşli bir İspanyol fahişesi olan Vellini ile 10 sene süren tutkulu bir aşk yaşamıştır ve onun nefesini hala ensesinde hissetmektedir. Bu mahremiyet, gizem ve aldatma girdabından sadece bir çift kurtulacaktır...

John Fante‘nin aynı adlı romanından uyarlanan Aşk’a Sor (Ask The Dust), 1930’ların Los Angeles’ında yolları kesişen güzel bir kadın ile karizmatik bir adamın hayallerini gerçekleştirme mücadelelerini anlatıyor. Tutku ve hırslarına yenik düşen bu çift, bir yandan ateşli bir aşk yaşarken, bir yandan da hayalleri uğruna zorlu seçimler yapmak zorunda kalır..

Ava, an award-winning chef at a big-city restaurant, has lost her spark. Her boss sends her out to find herself to save her menu and her job. She returns home and finds little to inspire her, but when she reunites with her childhood friend Logan, Ava has to get her head out of the clouds and her foot out of her mouth to rediscover her passion for food.

Evlenmek üzere olduğu İtalya’daki düğününde, sevgilisi tarafından terk edilen Matt, tek başına balayı gezisine çıkar. Roma’da yalnız kaldığı bu tatilde yeni insanlarla tanışır ve yaşadığı bu yolculuk, onun hem kendini hem de aşkı yeniden keşfetmesini sağlar.

"İsimsiz bir kahramanın aşk hikâyesi!" olarak nitelendirilen Marty, İtalyan tipi baskın kadın karakterine sahip annesiyle birlikte yaşayan bir adamı anlatan öyküsüyle izleyicileri etkiledi. En iyi arkadaşı Angie'yle (Joe Mantell) beraber kendisine uygun birilerini arayıp duran Marty, Clara'yla (Betsy Blair) tanışır ve kısa süre içinde flört etmeye başlarlar. Angie derhal kıskançlığa kapılır ve Bayan Pilletti (Esther Minciotti) terk edilmişlik bunalımları yaşayarak meseleyi daha da karmaşık hale getirir ama Marty sonunda Clara'nın peşinden gider çünkü onu sevmektedir. Özet olarak Annesiyle yaşayan orta yaşlı bir kasapla bir öğretmenin aşkını anlatan film, sıradan insanın duygusallığını yansıtıyor.

Bir jeolog olan Tom ve tıbbi danışmanlık yapan Gerri, hayatlarının ikinci baharına gelmiş mutlu bir çifttir. Kariyerlerinde amaçladıklarına ulaşmış, evliliklerinde huzura kavuşmuş bu yaşlı çiftin çevresi ise onların tam tersi duygusal olarak yıpranmış, mutluluğu bir türü yakalayamayan kişilerle sarılmıştır...30 yaşındaki oğulları Joe, tüm arkadaşları evlenirken kendisi henüz ciddi bir ilişki yaşayamamış bir avukattır. Mary, sürekli olarak iniş çıkışlar yaşayan, alkol sorunu olan bir depresyon hastasıdır. Tom ve Gerri yalnızlıktan bir türlü kurtulamayan Ken, Katie, Carl ve diğer kaybedenleri bir mıknatıs gibi çekmektedir...

Bulutların üzerinde belirir Avanti yazısı... Daha açılış jeneriğiyle ayaklar yerden kesilir... Mekan, cennet gibi bir İtalyan adası, müzikleri insanı kendinden geçirir... Billy Wilder filmografisinin en tatlı sürprizidir Avanti. Diğer filmlerine nazaran pek fazla bilinmeyen, lakin bir şekilde bulup izleyenini de kolay kolay pişman etmeyen eşsiz bir romantik komedidir. Kahramanımız Wendell Armbruster Jr.’ın Amerika'dan İtalya'ya doğru yola koyulmasıyla açılır film. Amaç, İtalya'nın Ischia adasında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü iş adamı baba Wendell Armbruster'ı bu adadan alıp, birkaç gün içinde binlerce kişinin katılımıyla Baltimore'da gerçekleşecek olan cenaze törenine yetiştirmektir. Ancak filmin afişinde de yazdığı gibi, İtalya sürprizlerle doludur...

Julianne Potter ve Michael, eğer uzun süre kimseyle evlenemezlerse birbirleriyle evleneceklerine dair bir anlaşma yaparlar. Ancak Michael, Kimberly ile evlenmeye karar verince onu kıskanan ve aslında ona içten içe aşık olan Julianne, bu evlilik planını bozmak için işe koyulur. Evliliğe sadece 4 gün kalmıştır ve Julianne, onları ayırmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır.

An illiterate cook at a company cafeteria tries for the attention of a newly widowed woman. As they get to know one another, she discovers his inability to read. When he is fired, she takes on trying to teach him to read in her kitchen each night.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir