
Joakim Nätterqvist
Arn Magnusson

"Arn: Tapınak Şövalyeleri"
Arn ve Cecilia’nın İsveç’ten Ortadoğu’ya uzanan hikayesi, cesur şövalyeler, güçlü kraliçeler ve hain krallarla dolu bir geçit gibi… Bu bir entrika, dostluk ve ihanet masalı, bu aynı zamanda asla unutulmayacak bir aşk hikayesi… Arn Magnusson 1150 yılında, İsveç’in Batı yakasındaki Batı Gothia’da, Arnas ciftliğinde dünyaya gelir. Büyüdükçe eğitimli bir genç adama ve yetenekli bir kılıç ustasına dönüşür. Hayatının aşkı Cecilia ile tanıştığında, zalim dünya onları zorla ayırır. Cecilia bir rahibe manastırında hapistir ve Arn, Filistin’e, Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki korkunç savaşa şövalye olarak gönderilmiştir. Tanrı’ya ve Onun iyiliğine olan inançlarını sarsan bu acı dolu ayrılık; birbirlerine ve kavuşacakları güne olan inançlarını asla etkilemeyecektir. Arn sonunda evine döndüğünde, aşkı ve hayatının en büyük vazifesi için savaşmak zorundadır: İsveç’i tek bir krallık altında birleştirmek…

Joakim Nätterqvist
Arn Magnusson

Sofia Helin
Cecilia Algotsdotter

Stellan Skarsgård
Birger Brosa

Michael Nyqvist
Magnus Folkesson

Mirja Turestedt
Sigrid

Morgan Alling
Eskil Magnusson

Sven-Bertil Taube
Bishop Bengt

Bibi Andersson
Mother Rikissa

Gustaf Skarsgård
Knut Eriksson

Simon Callow
Father Henry

Vincent Perez
Brother Guilbert

Milind Soman
Saladin

Thomas W. Gabrielsson
Emund Ulvbane

Julia Dufvenius
Helena

Jørgen Langhelle
Erik Jedvardsson

Faced with the suspicious death of their father, two brothers must motivate one another to get back on their bikes and take the Las Vegas Motocross Championships by storm.

Roma İmparatorluğu'na en parlak dönemi yaşatan General Maximus, girdiği bir meydan savaşından daha zaferle çıkar, artık tek hayali bir an önce evine dönerek karısı ve ailesine kavuşmaktır. Fakat, zamanın Roma İmparatoru Marcus Aurelius, Maximus'a önemli bir görev verir ve iktidara sahip çıkmasını ister. Bunun üzerine imparatorun oğlu olan Commodus, iktidarın elinden alınacağını anlayınca general ve ailesini öldürme emri verir. Maximus ölümden zor kurtulur ve gladyatörler arenasına sürgün edilir. Yıllar sonra Roma'ya geri dönen güçlü gladyatör Maximus'un tek amacı Commodus'u öldürerek karısı ve oğlunun katledilmesinin intikamını almaktır.

Gladyatör Maximus Decimus Meridius’un ölümünden 15 yıl sonrasıdır. Kana susamış kalabalıklar yarı deli ikiz imparatorları zalimliğin yeni zirvelerine iterken Kolezyum’daki savaşlar çok daha ölümcül ve görkemli hâle gelmiştir. Roma İmparatorluğu sınırlarını genişleterek, yoluna çıkan her kültürü yağmalayarak ve hayatta kalanları ringde yaşamları için savaşmaya zorlayarak yeryüzündeki yürüyüşünü sürdürmektedir.

1209 yılı, İrlanda... Dünyanın kenarında bir ada... Rahiplerden oluşan küçük bir grup, yüzyıllar boyunca süren kabile savaşları ve Normandiyalıların yükselen gücü arasında bölünmüş bir adada isteksiz bir hac yolculuğuna başlar... Manastırlarının kutsal emanetine, Roma’ya doğru eşlik ederlerken, rahiplerin ilerleyişi genç ve tecrübesiz bir rahip ile, geçmişi şiddet dolu, gönüllü dilsiz bir rahibin gözünden anlatılır... Mücevherlerle dolu kutsal emanetin politik ve dini değeri tehlikeli bir biçimde görünür olmaya başlayınca, doğu kıyısına yaptıkları yolculuk giderek tehlikeli olmaya başlar ve endişe verici bir hâl alır. Rahipler, eski ve hurafelerle dolu bu topraklarda, onları bir arada tutan inancın, sonuçta onların yok olmasına yol açabileceğinin farkına çok geç varırlar...

Arn rahiplerce eğitilerek inançlı bir savaşçı haline gelmiştir. Herkes onu bir rahip olduğu için dövüş konusunda küçümser fakat Arn köyüne döndüğü gibi savaştıkları ülkenin en güvenilir askeriyle düello yapar ve kazanarak kendini kanıtlar. Kilisede tanıştığı Rahibe Sesillia ile köyünde de karşılaşır ve zamanla birbirlerine bağlanırlar. Çocukları olur ve bu yasak ilişki nedeniyle Arn Afaroz edilir, Sesillia ise kiliseye kapatılır. Arn'ın üstün dövüş yetenekleri olması nedeniyle rahipler onu bir Tapınak Şövalyesi yapar ve Arn Kudüs'e savaşa gider. Akıllıca savaş stratejileri kurar fakat kimi lorlar bunu kıskanır. Arn bir gün haydutların kovaladığı Arapların hayatını kurtarır ve daha sonra kurtardığı kişinin düşmanı Yusuf Selahaddin Eyyubi olduğunu farkeder fakat ikisi de onurlu insanlardır ve birbirlerine saygılı davranırlar. İkisi de birbirine saygı duymaya başlarlar. Selahaddin Kudüs'e muazzam büyüklükteki ordusuyla saldırmayı planlamaktadır...

The narrative unfolds in the 14th Century, when the European nations vie for supremacy within the Holy Roman Empire. The ambitious Austrian Empire, desiring more land, invades neighbouring Switzerland, a serene and pastoral nation. Protagonist William Tell, a formerly peaceful hunter, finds himself forced to take action as his family and homeland come under threat from the oppressive Austrian King and his ruthless warlords.

Bir tapınak şövalyesi ve bir grup ayaktakımı asker, 13. yüzyıl İngiliteresi'nde Rochester Kalesi'ni gaddar Kral John'a karşı savunmak için savaşmaktadırlar. Magna Carta Anlaşmasını imzalayan Kral John'un zamanında geçen hikayede, bu grup Kral'a karşı savaşarak ülkelerinin özgürlüğünü savunmaya çalışmaktadırlar. 25 milyon dolar bütçeli film Jonathan English tarafından yönetilmiştir. Film ile ilgili uzun bir süre Megan Fox'un adı geçse de, Fox'un filmi terketmesiyle yerini Kate Mara almış, Fox'la birlikte film ekibinin de önemli bir kısmı da (James Purefoy ve Paul Giamatti) değişmiştir. Filmin yapımcısı Andrew Curtis filmin finansmanını Londra Metrosundan daha karmaşık olarak tanımlamıştır.

Gangster filmleri üçlemesi Pusher ile tanınan yönetmen Nicolas Winding Refn, Pusher filmlerinin yıldızı (ve Ateş ve Citroen, Casino Royale, Prag, Düğünden Sonra filmlerinin oyuncusu) Mads Mikkelsen'le, bu kez henüz Ağustos ayında Venedik Film Festivali'nde ilk kez izleyiciyle buluşan epik bir Viking filminde buluşuyor. MS 1000 yılında geçen filmde Mikkelsen, Tek Göz adında dilsiz bir savaşçıyı canlandırıyor. Yıllarca bir Norman'ın tutsağı olan Tek Göz, on bir yaşındaki köle Are'nin yardımıyla kaçar. İskandinavya'ya dönmek için bir Viking gemisine binerler ama tanımadıkları bir ülkede karaya çıkarlar. Vikinglerin sonu, görünmeyen düşmanlarının elinde kanlı olur; Tek Göz ise bu vahşi ülkede gerçek kimliğini bulacaktır. , adını Kuzey mitolojisinde savaşçıların gittiğine inanılan cennetten alıyor.

Tayland'ın en ünlü hapishanelerinden birinde 3 yıl hapis yatmış genç İngiliz boksör Billy Moore'un, gözlerinize inanamayacağınız anılarından uyarlanan gerçek bir hikaye. Bir anda kendisini uyuşturucunun ve hapishane içi çete savaşlarının içinde bulan Moore, hapishane yönetimi Muay Thai boks turnuvalarına katılabileceğini söylediğinde, bunun kurtulmak için tek şansı olabileceğini düşünür. Billy, özgürlüğünü kazanmak için bir dövüşten başka bir dövüşe savrulduğu, aksiyon ve yumruklarla dolu, sonunda da özgürlüğünden başka kaybedecek bir şeyi olmadığı bir maceraya sürüklenir.

Gladyatör'ün yönetmeni Ridley Scott'tan cesaret, tutku ve macera dolu, destansı bir yolculuğa hazır olun. Ortaçağ Kudüs'ünün entrika ve şaşaasının ortasında Orlando Bloom her şeyini kaybetmiş biriyken, şeref ve cesareti kendisini ziyarete gelen yürekli bir misafirde bulan genç Fransız Balian rolüyle göz dolduruyor. Yaşanan yenilgilere rağmen Balian, halkını kurtarmak ve gerçek bir şövalye olmak için ezici kuvvetlerle savaşır.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Orta Çağ Avrupası'nda geçen Et ve Kan, biri paralı asker, diğeri ise bir derebeyinin oğlu olan iki adamın hikayesini ve aynı kadına duydukları aşkı konu alıyor.

14. yüzyıl İngiltere'sinde savaş ve veba kasıp kavururken, mütevazı bir köylü isyan başlatır ve adalet ve hayatta kalma için umutsuz bir mücadelede kralın gücüne meydan okumak üzere halktan oluşan bir orduyu birleştirir.

Aparajito (Yenilmez), Satyajit Ray’ın muhteşem Apu üçlemesinin ikinci filmi. Pather Panchali’de (Yol Türküsü) ablasının ölmesinin ardından küçük Apu (Pinaki Sengupta) ve ailesi Benares’e taşınmıştır. Babası Harihar (Kanu Bannerjee) Ganj kıyılarında rahiplik yaparak hayatını kazanırken çocuk da içinde barındırdığı zengin görüntü ve ses karışımından büyülenmiş ve hoşnut bir halde kenti dolaşır. Ne var ki Harihar bir hastalığa yakalanıp ölür ve Apu’nun tek başına ayakta kalmaya gücü yetmeyen annesi Sarbojaya (Karuna Bannerjee), oğlunu yeniden taşraya, kayınpederinin evine götürür. Daha büyük bir dünyanın tadını almış olan Apu, içinde büyüdüğü basit köy hayatıyla yetinemeyecek duruma gelmiştir; köyün öğretmeni de onun tutku ve meraklarını teşvik eder. 16 yaşında Kalküta’da öğrenim görmek için bir burs kazanır. Kent yaşamına kendini kaptıran Apu (artık Smaran Ghosal tarafından canlandırılmaktadır) eve çok seyrek ve gönülsüzce döner.

10. yüzyıl İzlanda’sında geçen ve İskandinav efsanelerinden uyarlanan film, babasını öldüren, annesini ise kaçıran amcasından intikam almaya kararlı olan bir Viking prensinin hikâyesini anlatıyor.

Erdemli bir komutan kendi kaderini tayin ederek Töton Şövalyeleri ve Kutsal Roma İmparatorluğu ordularına savaş açar.

Eski çağlardan beri ölümsüzler insanların içerisinde yaşamaktadırlar. Bu ölümsüzlerin aşık olması yasaktır. İyilik ile kötülük arasında dağılmışlardır. iyilerin başında Connor McLeod ile kötülüğün temsilcisi Kurgan arasında nihai bir savaş başlayacaktır.

Henüz küçükken ailesi Thulsa Doom tarafından bir baskında acımasızca öldürülen Conan gönderildiği köle kampında yıllarca intikam ateşiyle çalışır. Bu arada ustasından dövüş sanatlarını öğrenir ve onun becerilerini para kazanmak için dövüş oyunlarında kullanır. Bir kez özgürlüğünü kazandıktan sonra ailesinin vahşice öldürülüşünün intikamını almak için Thulsa Doom'a ulaşmaya çalışır ve yolda rastladığı cesur bir kişide ona destek verir.

MS 922'de Arap Ahmed İbn Fadlan, yanlış kadına aşık olduğu için Bulgarların ülkesine elçi olarak gönderilir. Yolculuğu sırasında kervanı bir Viking kampına girer. Gece kalırlar ve ertesi gün genç bir çocuk, savaşçıları eve çağırmak için kampa gelir: Sis'in yaratıkları olan Wendol, yollarına çıkan herkesi öldürüp yemeye başlayarak anavatanlarına saldırmaya başladığını haber verir. Kahin, Vikinglere eşlik etmesi için on üçüncü bir savaşçının gerektiğini söyler, ancak bu kuzeyden bir adam olmamalıdır. Ahmad ilk başta kuzeyin tuhaf adamlarıyla birlikteyken rahat hissetmez, ancak durdurulamayacak bir düşmana karşı imkansız bir savaşta Vikinglerin yanında cesurca savaşmaya karar verir.

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir