
Jonathan Bennett
SSGT. Kyle Vogel


Jonathan Bennett
SSGT. Kyle Vogel

James Cromwell
Bud Vogel

Jackson Bond
Young Kyle Vogel

Emily Fradenburgh
Lt. Kelly Tripp

Punnavith Koy

Steven Luke
Brandt

Charles Hubbell
Cpt. Tom Marshall
Mary Kay Fortier-Spalding
Betty Vogel
Scott Eiden
Pfc. Travis Shane
John Cromwell
Lieutenant Bud Vogel
Chris LeFevere
Spc. Josh Berg
Corby Kelly
Derek Lodermeier
Jasper Morgan
Young German Soldier
Reed Sigmund
Ed Gorski
Thomas Sellwood
Pfc. Nick Sullivan

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Julien Dandieu (Philippe Noiret), 1944 yılında Montauban’daki bir hastanede cerrah olarak çalışmaktadır. Alman ordusunun Montauban’a da girmesinden korkan Julien, arkadaşı François’dan karısı Clara (Romy Schneider) ile kızı Florence’ı savaşın henüz ulaşmadığını düşündüğü La Braberie’deki ailesinin şatosunun bulunduğu köye götürüp saklamasını ister. Sadece bir hafta sonraki hafta sonunda ailesini görmek için La Braberie’ye gelen Julien, karısı Clara’yla küçük kızı Florence’ın cansız bedenlerini bularak büyük bir şok geçirir. Alman ordusu çoktan köyü işgal etmiş ve hemen hemen tüm köylüler Naziler tarafından öldürülmüştür. Babasının kiliseye sakladığı av tüfeğini bulan Julien, bu katliamı gerçekleştirenleri öldürmeye ant içer. Alman askerler kasabaya partizanların geldiğini sanırlar, oysa onları birer birer ortadan kaldıran, aslında Hipokrat yemini etmiş bir doktor olan Julien’den başkası değildir.

Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.

1870'lerin Japonya'sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren, Japon İmparatoru'nun davetlisi olarak ülkenin ilk ordusunu eğitmek üzere doğuya gelir. Modernleşme eğilimleri gösteren feodal kültür, samuray tarzını da devam ettirmektedir. Algren, bir kaza geçirip samurayların lideri tarafından kurtarılınca köklü samuray kültürüyle tanışır ve etkilenir. Bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenince büyük bir kararın eşiğine gelecektir. İki taraf arasında kalmıştır ve onurunun doğru yolu göstermesini beklemektedir.

Dünya Savaşı’nda milyonlarca Yahudi’nin hayatını kurtarmak için verdiği savaşın gerçek hikayesidir. Polonya ve Varşova Nazi istilasındayken orada bulunan bir hayvanat bahçesini yağmalarlar. Hayvanat bahçesinin sahipleri geriye kalan hayvanları ve gizlice içeri soktukları Yahudileri saklayarak beraber özgürlük için kaçış planı yaparlar.

2. Dünya Savaşı’nda, Amerika’nın sabrının taşmasına neden olan Pearl Harbor baskınını, hem Japonlar’ın hem de Amerikalılar’ın bakış açılarıyla anlatmayı deneyen, gösterişli bir ortak yapım. Baskının öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar dizisini de perdeye taşıyan “Tora! Tora! Tora!”, özellikle o ünlü saldırı sahnelerinde ürkütücü bir gerçekçiliği yakalamayı başarıyor. Film, 1939 yılında Amiral Isoroku Yamamoto’nun Japon Kraliyet Donanması’nın komutasını üzerine almasıyla başlar. Eğitimini Harvard’da tamamlamış, ateşli bir milliyetçi olan komutan, önceleri Amerika’yla yapılacak bir savaşa karşı olmasına rağmen, zamanla fikrini değiştirir. Japonya’nın, Asya’nın en güçlü devleti olma arzusu onu da etkiler ve vargücüyle Amerikalılar’la savaşmaya hazırlanır. Öte yandan ABD cephesinde, Japonya’nın egemenliğine karşı çıkma hazırlıkları başlar.

1944 Fransa’sında, bir Amerikan istihbarat timi, Almanya’nın savaşın son taarruzunda ölmek yerine teslim olmak isteyen bir Alman müfrezesinin izini sürer. O sırada savaştan izole durumda olan iki grup asker, aralarındaki düşmanlığı bir kenara bırakıp Noel’i birlikte geçirir. Ancak teslim olma planı ters gidince, her iki taraf da birbirleriyle savaşmak zorunda kalır.

Deniz kuvvetlerinde çalışan bir grup asker bir anda yapılan habersiz saldırı sonrasında Orta doğuda bulunan Amerika büyük elçiliğini koruma görevini üstlenmek zorundadır. Bir birlerini çok iyi tanıyan askerler canları pahasına orayı korumak için savaşacaklardır.

Şubat 1943: Nazi rejimine karşı yapılan bir el ilanı eyleminde genç üniversite öğrencisi Sophie Scholl kardeşi Hans ile birlikte Münih Üniversitesi’nde tutuklanır. Gestapo’nun günler süren sorgusu, direnişci ile sorgu memuru Robert Mohr arasında psikolojik düellolara dönüşür. Sophie, önce kendisi ve kardeşinin özgürlüğü için savaşır, sonunda direniş örgütü Beyaz Gül’ün diğer üyelerini korumaya yönelik itiraflarda bulunur, ancak kendi hayatını kurtarabilecekken bile inandıklarını inkar etmez * müthiş üzücü gerçek bir hikâye.


Film 1937-38 yıllarında Japonların, Çin'in başkenki Nanjing'i (Nanking) işgalini, ve Çinlilere yaptığı katliamı anlatıyor. Yönetmen her ne kadar Çin'li olsa da tarafsızlığı ile ilgi çekiyor * Son yıllarda izlediğim en iyi drama. Yüreği sızlamayan ya da gözleri dolmayanın insanlığı kalmamıştır bu filmde.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

Yıl 1942. Naziler Rusya'da ölümcül bir harekata girişmiştir. Kruschev'in liderliğindeki Stalingrad vatandaşlarıysa cesur bir direnişe geçmiş, yerel halk kahramanı Vassili Zaitsev'in ışığıyla tek yumruk haline gelmiştir. Uzman bir keskin nişancı olan Vassili'nin gösterdiği kahramanlıklar en yakın arkadaşı politik subay Danilov tarafından yürütülen bir propaganda sayesinde efsaneleşmiştir. Vassili'yi durdurmak için Almanlar en iyi keskin nişancıları olan Albay Konig'i Stalingrad'a gönderirir...

Matthew Modine ve Nicolas Cage'in başrollerinde oynadığı bu film, 1985'te Cannes'da Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. İki Vietnam gazisinin ilkgençlik yıllarında başlayan ve savaş yaralarını sarmalarını olanaklı kılan az bulunur dostluklarını anlattığı için de bütün dünyada takdirle karşılandı. Biri ruhsal, diğeri fiziksel yaralar alarak Vietnam'ı terk eden gencecik iki insanın öyküsü, izleyenleri savaş denen şey üzerine düşündürecek nitelikte. Ancak TRT'nin külyutmaz sansür kurulunun, zamanında filmdeki 'gizli eşcinsel' temaları deşifre ettiğini ve bunun bir tartışma yarattığını kimilerimiz hatırlayacaktır. Ülkemiz sinema eleştirisinin gördüğü en anlamsız tartışmalardan birine maruz kalan bu filmin, yeniden ve hakettiği gibi izlenip değerlendirilmesi gerekmekte...

Takvimler 1981 yılını gösterirken Afganistan kumlu ve tozlu toprakları rusların işgali altında inlemektedir. Baskınlar giderek vahşileşip , sadece kent merkezlerinde değil küçük kasabalardada acımasızlığını göstermektedir. Hikayemiz de ise küçük bir köyde bu vahşete maruz kalan masum ve çaresiz insanlar bir tank dolusu asker tarafından acımasızca talan edilmiştir. O sırada köyün dışında olan afgan mücahitler geri döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında intikam yemini ederek çölde yolun kaybetmiş olan rus askerlerinin peşine düşeceklerdir. Savaşın zorlu şartları insanları tamamen çaresiz bırakmıştır. Kalanlar da ise tek bir duygu kalmıştır oda "intikam.!". Kötüler kazansa bile insanlık her zaman kalplerde hükmünü korumaya devam edecektir.

Masumiyetin kaybolup cesarete dönüştüğü bir hikaye.Oliver Stone'un Vietnam'a 'sol'dan bir bakış attığı 'Doğum Günü Dört Temmuz', muhafazakar görüşlü, içi Amerikan vatanseverliğiyle dolu bir gencin savaşa gitmesini ve gerçeklerle yüz yüze gelmesini anlatıyor. Tom Cruise filmdeki rolüyle Oscar adayı olmuş ve unutulmaz bir performans vermişti.

Savaşacak bir savaş yok. Ama savaşlardan geriye yadigar kalan Çavuş Tom Highway'in hala savaştığı çok şey var. Çavuş karakterini canlandırmanın dışında Eastwood, aynı zamanda filmin hem yönetmeni hem de yapımcısı. Destansı hikayeye sahip filmde emekli olmadan önce son görevine çıkan Tom, inişli çıkışlı yaşamının acemi erler, memurlar ve hala çekici bulduğu eski karısı tarafından daha karmaşık hale geldiğini görür. Heartbreak Ridge, zirvedeki oyuncuların zirvedeki performanslarıyla parlak bir film.

Asya sinemasının baş tacı olarak kabul edilen Tony Leung, karısının genç ve güzel arkadaşına aşık olan güçlü bir devlet adamıdır. Aralarında yaşanan ilişki, tutku dolu bir aşk ruletine dönüşür. Cinayet ise aşklarını kanıtlamanın tek yolu olacaktır.

David Finkel’in aynı adlı romanından sinema ekranlarına uyarlanan film, Irak’tan ülkesine dönen bir grup askerden biri olan Adam Schumann’ın (Miles Teller) Post-Travmatik Stres Bozukluğu yaşaması üzerine sivil hayata ve ailesine karşı yabancılaşmasını anlatıyor.

Nazi işgali altındaki Fransa üzerindeki bir keşif görevinde, pilot David Holden bir B-17 bombacısı ile birlikte vurulur. Bunun ardından Holden bir havaalanının yakınına inmek zorunda kalır ve burada Almanların ABD işaretli uçağa, Mihver Devletlerin savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek, şehri yok edebilecek bir süper bomba yüklediğini öğrenir. Holden, yakalanan mürettebatı kurtarmak ve kıyamet planını durdurmak için arama devriyelerinden ve intikamcı bir Nazi askerinden kaçmalıdır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir