
Kari Väänänen
Kari

Kari adında, hayatı altüst olmuş bir baba, iki genç kızıyla birlikte Brezilya'da yeni bir başlangıç arar. Altın arayışı için Amazon ormanlarının derinliklerine sürüklenen aile, hem doğanın büyüleyici gizemiyle hem de insanın açgözlülüğüyle yüzleşir. Yerli bir kadının uyarılarına kulak asmayan Kari, yaşadığı bir kaza sonrası kendini yerli bir kabileyle bambaşka bir dünyada bulur. Amazon'un nefes kesici doğası, kültürel çatışmalar ve ailenin hayatta kalma mücadelesi, izleyiciyi hem düşündürüyor hem de büyülüyor. Doğa ve insan arasındaki dengeyi sorgulatan bu film, unutulmaz bir macera sunuyor.

Avustralya'nın ıssız çölllerinden birinde mahsur kalan genç bir kız ve onun küçük erkek kardeşinin hayatta kalma mücadeleleri sırasında karşılarına çıkan, gelenekleri gereği kabilesinden bir süreliğine uzaklaştırılarak tabiatın koynuna "gezinti"ye gönderilmiş bir Aborjin gencinden yardım görmeleri anlatılmaktadır. Filmin özgün adı da bu Aborjin geleneğinden kaynaklanmaktadır. Bu geleneğe göre ergenlik dönemine ulaşan bir Aborjin, vahşi doğayla bütünleşebilmesi ve gerekirse dostları olarak kabul ettikleri hayvanları bile öldürerek hayatta kalmayı öğrenebilmesi için ıssızlığın içine aylar sürecek bir yolculuğa gönderilir. Bu geleneksel ritüele gezinti adı verilmektedir.

Dr. Robert Campbell (Sean Connery), Amazon ormanlarında kanser tedavisi için devrimsel bir ilaç keşfeder. Şirket, çalışmalarını incelemek üzere kimyager Dr. Rae Crane'ı (Lorraine Bracco) gönderir. İlk başta anlaşamayan ikili, zamanla birlikte çalışmaya başlar. Ancak, ormandaki yasa dışı ağaç kesimi, hem keşiflerini hem de doğayı tehdit eder.

Film tarih öncesi çağlarda geçmektedir. Bu dönemde ilkel bir kabile üyesi olan bir kadın tarafından Ayla adlı öksüz bir kız bulunur. Bu kabile tarafından kabul edilip sevilen Ayla ve kabilenin liderinin oğlu arasında sürtüşmeler yaşanmaya başlanır. Jean M. Auel’in popüler romanından uyarlanan orta karar bir film

A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.

Filmde, iki dünya arasında kalmasına rağmen kaderini kabul ederek bir efsaneye dönüşen Mogli'nin öyküsü anlatılıyor. Mogli kendini ne ormandaki vahşi hayata ne de insanların medeni dünyasına ait hissetmektedir. Gerçekten nereye ait olduğunu bulmak için çıktığı yolculukta, bu iki farklı dünyanın kendine has tehlikeleriyle yüzleşmek zorundadır.

Allie Fox (Ford) Amerika'da yaşayan bir bilim insanıdır. Ancak yaşadığı ülkenin değerlerini gitgide kaybetmesi ve onun çalışmalarına hiç destek verilmemesi sonucu, ülkesine karşı bir tepki duyar ve tüm ailesini alarak Honduras'taki Sivrisinek Sahili'ne gider. Ancak oraya alışma süreci zor olur. Zaman zaman Fox, ülkedeki misyonerlerle de tartışır. Ülke içinde sorunlar artınca ailesi Amerika'ya geri dönmek ister ancak Fox ise başka bir yerde yeni bir hayata başlamayı savunur.


Mühendis Bill Markham'ın oğlunun yağmur ormanlarında yaşayan bir yerli kabilesi tarafından kaçırılmasının ardından on yıl süre ile onu arayışını konu alan film çevreci sayılabilecek bir yaklaşımla çekilmiş aksiyon macera ve dram karışımı ilginç bir yapım.

The Doctor and Clara face their Last Christmas. Trapped on an Arctic base, under attack from terrifying creatures, who are you going to call? Santa Claus!

Ruby Daly, Amerika'nın %98'ini öldüren korkunç vebadan hayatta kalabileceğini hiç düşünmemiştir; ancak hayatta kalmayı başarır. Hayatta kalanlar değişik güçlere sahiplerdir ve sadece renklerle tanımlanırlar: Yeşiller (çok zekiler), maviler (telekinez), sarılar (elektriği kontrol edebilme), turuncular (zihin üzerinde kontrol) ve kırmızılar (ateşi kontrol edebilme). Ruby, tehlikeli bir turuncudur. Acınası ve korku içerisinde olan Thurmond'a kendisi gibi olan çocukların yanına gönderilir. Ruby, bu korkunç yerden çocukların yardımıyla kaçar ve hayatı bambaşka bir hal alır.

Film, babası gibi dağlara çıkıp servetini topraktan arayan, madencilik işinde tecrübeli Kenny Wells’i anlatıyor. Şanssız bir adam olan Kenny Wells bir jeolog olan Michael Acosta ile ekip oluşturarak Endonezya’nın keşfedilmemiş ormanlarında altın aramaya koyulur. Altın bulmak zordur fakat altını Wall Street'in en güçlü kurumları arasında elinde tutmak daha da zor olacaktır. Madencilik işi büyük zenginler yarattığı gibi büyük hayal kırıklıkları da yaratabilir, fakat Kenny bu yoldan dönmemeye kararlıdır.


1925 senesinde, Percy Fawcett Amazon ormanlarına giderek köklü bir uygarlık bulup tarihin en önemli keşfini yapmak ister. Avrupalılar dünyanın en büyük ormanı olan Amazon’da El Dorado adında bir krallık olduğuna ve sayısız gezginin bu krallığı bulmak amacıyla yola çıkıp öldüklerine inanırlar. Fawcett oğluyla bu krallığın varlığını kanıtlamak ister.


Inspired by true and harrowing events, an ordinary man finds his world suddenly torn apart as devastating wildfires rip through the surrounding countryside. With precious moments ticking by, he must flee with his son and pregnant wife if they have any hope of surviving the rapid forces of mother nature.

Afrika'da bir safari rehberi, kibirli avcıların yerli bir kabileye saygısızlık etmesi sonucu kıyasıya hayatta kalma mücadelesi verecektir.Başrolde bulunan Cornel Wilde'ın yönetmenliğini de yaptığı film "En İyi Özgün Senaryo" dalında Oscar adaylığı elde etti.

II. Dünya Savaşı sırasında, Pasifik Cephesi'nden kaçan Amerikalı asker Learoyd (Nick Nolte), Borneo adasının balta girmemiş ormanlarında saklanır. Zamanla yerli Iban kabilesi tarafından kabul edilir ve kabile şefi olarak "Kral" ilan edilir. Learoyd, savaşın yıkımından uzakta, kabilesiyle uyum içinde yaşarken, İngiliz özel kuvvetlerinden Yüzbaşı Fairbourne (Nigel Havers) adaya gelir. Fairbourne, Japon işgaline karşı yerli halkı örgütleme görevini Learoyd'a teklif eder. Learoyd başta bu teklife mesafeli durur, çünkü kabilesini savaşın acımasızlığına sürüklemek istemez. Ancak Japonların adadaki vahşeti artınca, Ibanların özgürlüğünü korumak için direnişe katılır. Savaş stratejileri ve sadakat sorgulamalarıyla geçen mücadelede, Learoyd'un "medeniyet" ve "doğal yaşam" arasındaki ikilemi öne çıkar.

Güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirler kurarak, gökyüzünü delen piramitler yaparak ve olağanüstü kültürel ve bilimsel başarılar elde eden etkileyici gelişmiş bir toplum inşa ederek Amerika’da 1000 yıldan fazla bir süre hüküm sürdü. Ondan sonra, tarihin ışıltısı içinde, bu dünya çöktü. Bütün bunlardan geriye kalan ormanlarla kaplı birkaç piramit ve boşuna umut veren bir gizem oldu. Şimdi, Maya uygarlığının sona ermesinden 500 sene sonra, yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyada kendisi için en fazla önem taşıyan şey olan ülkeyi kurtaracak olan bir adamın macerası üzerine kurulan belirli bir zamanı olmayan bir efsanede olduğu gibi her şeyi gözler önüne seren modern bir film macerası yaratmak için asla keşfedilmemiş bu ülkeyi derinlemesine araştırıyor.

Bir hırsızlık olayında ağabeyi ölen yarı felçli Jake Sully, Pandora adındaki uzak bir gezegende görevinin başına geçmeye karar verir. Bu yerde Na’vi adında giderek tükenmekte olan bir halk yaşamaktadır. Askeri bir şirket, söz konusu yeri ve oradaki kaynakları mercek altına almak üzere Avatar adında bir program oluşturmuştur. Bu program insanları kısmen insan kısmen de Na’vi haline büründürerek misyon amaçlı Pandora’ya göndermektedir. Bu sisteme gönüllü dahil olan Botanist Dr. Grace Augustine ve Jake Sully için başka bir yaşam var olacaktır. Sully, Pandora’ya geçtiği anda felçli bedeni değişime uğrayarak işlevsel hale gelir. Bu sırada Na’vi halkından Prenses Neytiri ile karşı karşıya gelen Jake, ansızın bir farkındalık yaşar ve bir araştırma misyonu ile gönderildiği bu gezegeni, kendi dünyalısından korumaya karar verir.

Bu özel "Kingdom" bölümünde trajedi, ihanet ve gizemli bir keşif, bir kadının kaybettiği kabilesinin ve ailesinin intikamını alma arzusunu ateşliyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir