
Danny de Munk
Bram

In All Stars 2 Old Stars, the unexpected wedding of one of the boys means they treat themselves to an ‘old-fashioned training camp’ in the form of a long weekend in Barcelona. The match between Barcelona and Real Madrid is meant to be the high point of the trip. But of course not everything goes according to plan for the Swift Boys.

Danny de Munk
Bram

Daniël Boissevain
Johnny

Peter Paul Muller
Mark

Thomas Acda
Willem

Raymi Sambo
Paul

Cas Jansen
Nemo

Kasper van Kooten
Peter

Kees Boot
Scheidsrechter

Frits Lambrechts
Meeuwse

Isa Hoes
Roos

Anna Gras
José Lopez

Katja Schuurman
Nadja

Lucretia van der Vloot
Anja

Thor Braun
Rikkie van Buren
Salah Edin
Algerian Prisoner

Kadın Kokusu, 1974 yapımı bir İtalyan dram filmidir. Film, kör bir emekli subay olan Fausto Consolo (Vittorio Gassman) ile genç bir askeri öğrenci olan Giovanni Bertazzi (Alessandro Momo) arasındaki ilişkiyi konu alır. Fausto, kör olmasına rağmen hayata karşı alaycı ve özgür ruhlu bir tavır sergiler. Giovanni ise, Fausto'ya bir hafta boyunca refakat etmekle görevlendirilir. Başlangıçta zorlu geçen bu birliktelik, zamanla iki karakter arasında derin bir bağ oluşmasına neden olur. Fausto, Giovanni'ye hayatın anlamını ve özgürlüğün değerini öğretirken, Giovanni de Fausto'ya umut ve yaşama sevinci aşılar.

Bir jeolog olan Tom ve tıbbi danışmanlık yapan Gerri, hayatlarının ikinci baharına gelmiş mutlu bir çifttir. Kariyerlerinde amaçladıklarına ulaşmış, evliliklerinde huzura kavuşmuş bu yaşlı çiftin çevresi ise onların tam tersi duygusal olarak yıpranmış, mutluluğu bir türü yakalayamayan kişilerle sarılmıştır...30 yaşındaki oğulları Joe, tüm arkadaşları evlenirken kendisi henüz ciddi bir ilişki yaşayamamış bir avukattır. Mary, sürekli olarak iniş çıkışlar yaşayan, alkol sorunu olan bir depresyon hastasıdır. Tom ve Gerri yalnızlıktan bir türlü kurtulamayan Ken, Katie, Carl ve diğer kaybedenleri bir mıknatıs gibi çekmektedir...

Benny And Joon, keyifli bir romantik komedi. Araba tamircisi Benny ve akıl hastası kız kardeşi Joon birlikte yaşamaktadır. Benny günün birinde poker masasında bir iddiayı kaybeder ve Sam adında tuhaf bir genci de yanına almak zorunda kalır. Sam ve Joon arasında bir aşk başlar ve Benny ilk kez kıskançlığın ne demek olduğunu anlar. Johnny Deep ve Mary Stuart Masterson bu filmdeki performanslarıyla En İyi İkili dalında MTV Sinema Ödülü kazanmıştı.

Ezra, başarılı kariyerini ve evliliğini bir stand-up komedyeni olmak için havaya uçuran Max Brandel'in hayatına odaklanıyor. Max Brandel, başarılı bir kariyere ve mutlu bir evliliğe sahip olan bir adamdır. Ancak bir stand-up komedyeni olmanın hayalini kuran Max, bunu gerçekleştirmek için kariyerine ve evliliğine son verir. Yetenekli ama eksantrik bir şef olan ve sonradan kapıcı olan babası Stan'in yanına taşınan Max, asperger sendromlu 9 yaşındaki oğulları Ezra'yı büyütme konusunda eski karısıyla çatışmaya düşer. Max, çözümün Ezra'yı kaçırıp onu ülke çapında bir geziye çıkarmak olduğuna karar verir.

A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.

Yedi üniversiteli arkadaş, başka bir üniversite arkadaşlarının cenazesinin ardından Güney Carolina'daki bir tatil evinde hafta sonu buluşması için bir araya gelir.

Steve ile Rob yıllar önce Kuzey İtalya'da yaptıkları gezideki yazdıkları restoran değerlendirmelerinin başarılı bulunmasının ardından, yeni bir göreve daha başlarlar. Yolları bir kez daha İtalya'ya düşmüştür. Bu kez rotada farklı İtalyan şehirlerinde, altı farklı restoranda yiyecekleri altı farklı yemek bulunmaktadır. Bir nevi rakip de sayılan ikili bu yolculuk esnasında arkadaşlıklarını pekiştirirken mesleki ve kişisel hayatlarını da gözden geçireceklerdir. Michael Winterbottom'un senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Steve Coogan ve Rob Brydon ikilisi bulunuyor.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

Everything changes for Eva when she receives an insurance settlement check accidentally made out for $5,000,000 instead of the expected $50,000. She and her best friend take the money and head out for the adventure of a lifetime.

Jan insanların doğuştan bencil olduğundan emindir. Onun için de Berlin'den birlikte seyahat etmek için anlaştığı kişi onu ortada bıraktığında hiç şaşırmaz. Jule ise insanların özünde empatiye ve işbirliğine yatkın olduğuna inandığından, Jan'ı külüstür karavanı “303”e davet eder. İkisi de Atlantik kıyılarına doğru gitmek istemektedir. Jan'ın hedefinde İspanya vardır; orada gerçek babasıyla tanışmak istemektedir. Jule ise erkek arkadaşının yanına, Portekiz'e gitmektedir. Aslında en başta yalnızca Köln'e kadar birlikte seyahat etmeyi düşünmüşlerdir ama geride bıraktıkları her kilometreyle birbirlerinin dünyasını daha da ilginç bulurlar: Kapitalizm insanı giderek bir Neandertal'e mi dönüştürmektedir? Tek eşlilik mutsuzluk mu getirir? İnsan kime aşık olacağına karar verebilir mi? Önce Fransa'ya ulaşırlar birlikte, ardından da İspanya'ya. Aralarındaki sohbet de giderek derinleşir. Birbirlerine aşık olmamak artık ikisi için de çok zordur.

Eskiden Limp Bizkit'in vokalisti olan Fred Durst yeni yeni soyunduğu yönetmenlik görevinde Ice Cubeve Keke Palmer ile The Longshots'ı beyazperdeye sunuyor. Eskiden lisede Amerikan futbol starı olan Curtis, yeğenini Amerikan futbol Pop Warner lig tarihindeki ilk kız oyun kurucu olması için eğitmektedir. Harvey Colts, Pop Warner liginde en güçlü takım olmayı amaçlamaktadırlar. Ancak işler kötüye gitmedktedir. Bu yüzden takımda taze bir kana ihtiyaç vardır. Eski oyuncu olan Curtis'in yeğeni Jasmine'e topu gerçek bir Amerikan futbol devi gibi atmayı öğretmiştir. Gerçek bir hikaye olan bu filmde 11 yaşındaki Jasmine'in takımı ayakta tutmasına, muhteşem azmine ve başarısına tanık oluyoruz.

1962 yılında geçen, gerçek bir hikâyeden esinlenen film, ırkçılığın Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde hâlâ çok yaygın olduğu bir dönemde, Afro-Amerikalı dünyaca ünlü piyanist Dr. Don Shirley ve İtalyan-Amerikalı kaba saba şoförü Tony Lip arasındaki beklenmedik dostluğu konu alır. Don Shirley, Güney Amerika’da bir konser turuna çıkmaya karar verir. Ancak o dönemde ırkçılık hâlâ büyük bir sorundur ve özellikle güney eyaletlerinde siyahi vatandaşlara yönelik ayrımcılık yoğundur. Dr. Shirley, güvenliği için Tony Lip adlı sert mizaçlı, sokak zekâsına sahip bir adamı şoför ve koruma olarak tutar. İkili, Shirley'nin güvenli bir şekilde konaklamasına yardımcı olması için dönemin Afro-Amerikan sürücülerine yönelik özel bir rehber olan “The Green Book” (Yeşil Rehber) adlı kılavuzu kullanır. Başlangıçta zıt karakterlere sahip olan Tony ve Shirley, zamanla aralarındaki önyargıları kırarak güçlü bir dostluk kurarlar.

Raoul Duke ve avukatı Dr. Gonzo, bir motosiklet yarışını izlemek için Mojave Çölü'nde bir bavul dolusu uyuşturucu ve kırmızı bir üstü açık arabayla Las Vegas'a giderler. Uyuşturucu tüketimleri endişe verici bir hızla artarken, uyuşturucu bağımlısı ikili otel odalarını mahveder ve yasal yaptırımlardan korkarlar. Duke, Los Angeles'a geri dönmek için yola çıkar, ancak bir polisle yaşadığı tuhaf olayın ardından Günah Şehri'ne geri döner ve çılgın uyuşturucu serüvenine devam eder.

40'larına merdiven dayamış Joe Kavanagh, Glaskow halkının çoğu gibi işsizlik ve niteliksiz işler arasında gidip gelmektedir. Eski bir alkolik olan Joe, aynı zamanda suç işlemeye eğilimli boştagezerlerden oluşan bir futbol takımına da antrenörlük yapmaktadır. Bir gün, başını iş bulma kurumuyla beladan kurtaran sosyal hizmet görevlisi hemşire Sarah ile tanışır ve ikisi arasında kırılgan bir ilişki başlar. Çektiği toplumsal gerçekçi filmlerle haklı bir üne sahip İngiliz yönetmen Ken Loach'un en iyilerinden. Filmin, başrolündeki Peter Mullan'a Cannes'da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandırdığını da hatırlatalım.

Ailesi ile birlikte İngiltere'de yaşayan 18 yaşındaki Jess'in anne ve babası, onun kibar ve Hint geleneklerine bağlı bir genç kız olarak yetişmesini istemektedir. Ancak Jess'in tek bir hayali vardır: David Beckham gibi futbol oynamak!... Jess, bir gün parkta top koştururken Jules tarafından fark edilir. Jules, Jess'e bölgenin kız futbol takımında oynamasını teklif eder. Aynı yaşta, aynı düşü paylaşan iki genç kız, kısa sürede arkadaş olurlar ve takımlarının durumu gün geçtikçe iyiye gider. İkisinin de ailesi, kızlarının futbol topu peşinde koşmasından son derece rahatsızdır. Jess'in ailesi, onun neden hukuk fakültesine gitmediğini ve ablası Pinky gibi uygun bir gençle nişanlanmadığını merak etmektedir. Pinky'nin başına geleceklerden henüz haberleri yoktur! Jules'in annesi de diğer kızlar gibi giyinmeyen kızının nasıl erkek arkadaş bulacağını kara kara düşünmektedir. Oysa Jules, top peşinde değil; takımlarının yakışıklı koçu erişilmez Joe'nun peşinde koşmaktadır!

Yumruk, ekonomik bunalım yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde güçlü bir sendika yaratan bir adamın hikayesidir. Hikaye büyük ölçüde gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır.

İngiliz futbol takımı Evsizler Dünya Kupası için Roma'ya doğru giderken yetenekli yeni oyuncuları, geçmişini ardında bırakıp takımın bir parçası olmayı öğrenmelidir.

Annabel Cotton (Mia Wasikowska) güzel, doğaya ve yaşama yürekten bağlı ama ölümcül kanser hastası olan bir genç kızdır. Enoch Brae (Henry Hopper) ise ailesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra yaşamayı yük gibi gören, her şeyden usanmış genç bir adamdır. Farklı kişiliklerde görünen bu iki genç insan tesadüfen bir cenaze töreninde tanışırlar ve farkında olmadan ortak bir hayat deneyimini paylaşırlar. Enoch, Annabel'in ömrünün gitgide kısaldığını öğrenince geriye kalan vaktinde onu mutlu etmeye adar. İkisi birlikte kaderi, öfkeyi, acıyı ve gençliği ardından da ölümü sorgulayacaklardır... Kuralları şimdi onlar koyarlar ama Annabel'in zamanı da hayran olduğu doğa dengesi karşısında hızla tükenmektedir...

Lise öğrencisi Matt, yeni taşınan asi ve çekici Casey’ye âşık olur. Ancak Casey’nin ruhsal sorunları vardır. Ailesi onu bir kliniğe yatırmak isteyince Matt, onu kaçırır ve birlikte Amerika’yı dolaştıkları bir kaçış yolculuğuna çıkarlar. Bu yolculuk, aşklarını sınarken Casey’nin içsel mücadelesini de gözler önüne serer.

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan depresif bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur ama hastanede onu bekleyen haber hiç de iç açıcı değildir. Abisi vefat etmiştir ve Lee yetim kalan ergen yeğenine bakmakla yükümlüdür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir