
Judy Greer
Shannon


Judy Greer
Shannon

Natasha Lyonne
Martha

Aubrey Plaza
Kelly

Clea DuVall
Regina

Ron Livingston
Edwin

Allison Tolman
Ruby

Molly Shannon
Margaret Lipka

Fred Armisen
Gerald

Jessica St. Clair
Kristen

Malcolm Barrett
Eric

Edward Barbanell
Jerry
John Roohinian
Noah

Davenia McFadden
Denise

Jon Daly
Boris Lipka

Paul Bates
Henry

Film, 70’ler ve 80’lerde Katherine Hepburn, Tallulah Bankhead ve Estee Lauder gibi yıldızların biyografilerini yazarak geçimini sürdüren biyografi yazarı Lee Israel’in (Melissa Mc Carthy) gerçek hikayesini anlatıyor. Zamanla popülerliğini yitiren ve yayıncı bulmakta zorlanan Lee, kirasını bile ödeyemeyecek duruma gelir. Sonunda, sadık arkadaşı Jack Hock (Richard E. Grant) ile birlikte bu zor durumdan kurtulmak için hayatını kaybetmiş yazarların mektuplarını taklit edip koleksiyonerlere satarak para kazanmaya başlar. Fakat çok geçmeden başı polislerle belaya girer.

Mack adlı varlıklı bir avukatın (Kline) arabası, Los Angeles’ın düzen karşıtı, tehlikeli bir mahallesinde bozulduğunda, Simon adında bir kamyon şoförü (Glover) tam zamanında oraya varır ve Mack’in hayatını kurtarır. Farklı sınıf ve ırktan olan bu iki adam arasında başlayan dostluk ve gelişen sürpriz olaylar, iki adamın ailelerini ve arkadaşlarını da derinden etkileyecektir.

Oscar ve John aynı markette çalışan ve aynı evi paylaşan iki arkadaştır. Tüm zamanları bir arada geçmesine rağmen hayatları birbirinden oIdukça farklı devam etmektedir. John'un güzel bir sevgilisi, dolayısıyla da düzenli bir ilişkisi varken Oscar yıllardır kendine uygun bir kadın aramaktadır. Hatta uygun olması bile gerekmez, herhangi bir kadın zaten uygun olacaktır. Oscar'ın az da olsa kıskandığı bu harika hayatı John durup dururken altüst eder. Sevgilisinin kendisine ne kadar bağlı olduğunu sınamak isteyen genç adam, kıza ayrılmayı teklif eder. Ancak John'un yaptığı plan geri teper. Hayalleri yıkılan genç kız çok kısa bir zamanda kendisinden yaşça oldukça büyük olan evli bir sevgili edinir. Bu ayrılık ve yeni başlayan ilişki sadece onların değil, çevrede yaşayan tanıdık tanımadık tüm insanların hayatlarını da altüst edecektir. Buna şehrin en azılı hırsızından tutun da, basit bir otobüs şoförüne kadar herkes dahildir.

Kolpa bir adam yanlışlıkla ev sahibini öldürünce, cesedi saklamak için elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Ancak daha sonra şehvetin dikkatini dağıtması, çok sevdiği kardeşinin ölümü ve bir grup uyumsuz karakter onu kendisini bir servetin beklediği bir yolculuğa sürükler...

Kocasını yatakta başka bir kadınla yakalayan genç kadın hayatının şokunu yaşar. Üstelik tek sorun da bu değildir. Kocası yakalanınca kalp krizi geçirerek hayatını kaybeder. Cesetten kurtulması gerektiğini düşünen kadın cesedi gömer ve eşinin kayıp olduğunu söyler. Eşinin kayıp olarak bilinmesi ona beklenmedik bir şöhret sağlar. Ancak polisler ve suçlularla baş etmeye çalıştıkça boyundan büyük işlere kalkıştığını anlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yerel bir kanalda haber sunucusu olan ve önemli bir hikaye bulmaya çalışan kız kardeşinden her şeyi saklamaya çalışır.

Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.


The New York club scene of the 80s and 90s was a world like no other. Into this candy-colored, mirror ball playground stepped Michael Alig, a wannabe from nowhere special. Under the watchful eye of veteran club kid James St. James, Alig quickly rose to the top... and there was no place to go but down.

Robert Stroud ömürboyu hapse mahkum edilir. Bir gün kaldığı hücreye yaralı bir kuş gelir ve onu tedavi eder. Zamanla kuşlar konusunda uzmanlaşan Stroud, artık kuşlar konusunda bir eksper olmuştur.Hapishanede zor şartlarda yaşayan Stroud kuşlara daha fazla ilgi göstermeye başlar. Alcatraz'a nakledilen Stroud, burada da kuşlara olan ilgisinden vazgeçmeyecektir.

After a string of abusive relationships, Wanda abandons her family and seeks solace in the company of a petty criminal.

Özgür ruhlu Inez, 6 yaşındaki Terry'yi koruyucu ailesinden kaçırır. Sırlarına ve birbirlerine tutunan anne ve oğul, değişen New York'ta evlerinin yanı sıra kimliklerini ve istikrarlarını geri almak için yola çıkarlar.

İki rakip iş bitiricinin yolları, New York'un önde gelen bir memurunun hatasını örtbas etmek için çağrıldıklarında kesişir. Bomba gibi bir gecede, işi halletmek için küçük şikâyetlerini ve egolarını bir kenara bırakmaları gerekecektir.

Yeniyıl ile birlikte, 32 yaşındaki bekar bir kadın olan Bridget, artık kendi hayatının kontrolünü ellerine alması gerektiğini farkeder ve bir günlük tutmaya başlar. Artık yatağının başucunda duran en provokatif, erotik ve isterik kitap kendi yazdığı olacaktır.Kendine hakim olmaya çalışsa da kendini iki erkeğin arasına sıkışmış olarak bulur. Bir tanesi gerçek olamayacak kadar doğru, diğeri ise bir o kadar yanlış ama bu yüzden de doğru.

Eşini kaybetmiş Sam Baldwin, oğlu Jonah ile birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Ulusal bir radyo kanalında yayın yapmaya başlayınca hayatında bazı değişiklikler olacaktır; çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi...Sam'in yaşadığı yerden hayli uzak olan Annie de Sam'in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, Sam'e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ardından dayanamaz ve etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir.

Tek yumurta ikizi olan iki kız kardeşten daha güzel ve çekici olan hayatını kaybeder. Bunun üzerine geriye kalan kız kardeş ölen kardeşinin kimliğini ele geçirerek onun apartmanına taşınır ve kardeşinin hayatını yaşamaya başlar. İlk uzun metraj denemesiyle Jenée LaMarque'nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Jake Johnson ve 'Ruby Sparks' filmininin başrol oyuncusu ve senaryo yazarı Zoe Kazan bulunuyor.

Rob the Mob, Raymond De Felitta tarafından yönetilen bir drama filmidir. 1991 yılının New York'unda geçen olayda, mafyanın sosyal bir kulübünü soymaya çalışan bir çiftin yaşadıkları olay anlatılmaktadır..

Genç bir kaçış şoförü, eski işvereninin kendisine kronik olarak güvenilmez eski erkek arkadaşının hayatını kurtarma şansı vermesiyle utanç verici geçmişine geri döner.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir