
Zita Hanrot
Mia

Hiç striptiz kulübüne gittiniz mi? Ama zaten en az bir kez gitmek istediniz - cesaret edemediniz, hepsi bu. Bu film buna cesaret eden birinin hikayesini anlatıyor.

Zita Hanrot
Mia

Louise Chevillotte
Aurore / Manon

Laure Giappiconi
Elody

Pedro Casablanc
Pablo

Sième Miladi
Savannah

Yuliya Abiss
Sati

Tokou Bogui
Candy

Céline Fuhrer
Vergine

Sipan Mouradian
Afflelou

Thimotée Robart
Benjamin

Melvil Poupaud
L'acteur connu

Alexia Chardard
Coloc fille

Yasin Houicha
Garçon enterrement vie de garçon 1

Raphaël Quenard
Garçon enterrement vie de garçon 2

Andranic Manet
Coloc amoureux

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

Marie, who works as a successful door-to-door encyclopedia salesperson, has been married to her husband Francois for 12 years and has a two-year-old son. Though she is relatively content with her life, she feels something is wanting. Enter 50-year old African-American Bill. Initially she is annoyed by his insouciance, but she finds that she is irresistibly attracted to him. Soon the two are in the midst of sordid illicit affair. She knows little about her new lover, and he seems uninterested in learning about her, but the long sessions of lovemaking are something else entirely. Feeling out of control, Marie is increasingly repelled by her own actions. Psychologically, she struggles to reconcile her torrid encounters with Bill and mundane domestic chores such as bathing her son. Moreover, she finds herself incapable of hiding her adulterous behavior, rather she comes home with scratches and hickeys all over her body, to the devastation Francois.

Başkalarının hayatına müdahale etmekten ve onlarla oynamaktan büyük bir zevk alan Marquise de Merteuil'in yeni hedefi, eskiden birlikte olduğu adamla beraber olan kuzeninin kızı Cecile'dir. Bakire olan kızı baştan çıkarması için bu konularda usta olan ortağı Vincomte de Valmont’u ikna etmeye çalışır. Valmont için çocuk oyuncağı gibi duran bu durum onun hiç ilgisini çekmemektedir aslında. Onun hedefinde halasının evinde kalmaya başlayan Madam Tourvel’dir. Valmont’un kötü ününden haberdar olan Cecile’in annesi Madam Volange’ın Tourvel’i Valmont’a karşı doldurması yüzünden amacına ulaşamayan Valmont, kadından intikam almak için kızı Cecile’e yönelecektir. Öte yandan en önemli kuralını bozmuş ve Tourvel’e aşık olmuştur.

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

Senaryosunu Audiard ile birlikte Céline Sciamma ve Léa Mysius'ün yazdığı, Cannes'da Altın Palmiye için yarışan film, dört gencin birbirleriyle değişken ilişkilerini gözlemlerken bir yandan da çağdaş dünyada aşkın yeni halini siyah beyaz görüntüler ve akıcı diyaloglarla yansıtıyor.

Kont Valmont, Madam Merteuil tarafından saf ve bakire Cecile'i baştan çıkarmak için tutulur... Valmont işe başlar ancak olaylar arapsaçına döner...

Théo and Hugo meet in a club and form an immediate bond. Once the desire and elation of this first moment has passed, the two young men, now sober, wander through the empty streets of nocturnal Paris, having to confront the love they sense blossoming between them.

Murphy, Paris’te yaşayan bir Amerikalıdır. Kararsız Electra ile duygusal açıdan heyecan dolu, cinsel olarak ise çok tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Bir gün ilişkilerine nasıl bir etkisi olacağından habersiz, güzel komşularını yataklarına davet ederler.

Ülke çapındaki ekonomik krizle kötü duruma giden sosyal bağlam içerisinde, birkaç insanın yaşamı arzuyu temsil eden bir karakter olan Cecile ile tanıştığında alt üst olacaktır.

Deeds küçük bir kasabada kendi halinde yaşamaktadır. Bir akrabasının ona yüklü bir miras bırakması üzerine şehre taşınır ve lüks bir hayat yaşamaya başlar. Bir anda herkesin gözdesi olan Deeds'in hayatı gazeteci Babe Beneth ile tanıştıktan sonra altüst olur.

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.

Teksas’taki yaşam Bliss Cavendar’a iki seçenek sunmaktadır: Futbol ya da güzellik yarışması. Bu iki kategori, cinsel rollere göre paylaştırılmıştır. Bliss bu monotonluktan ve seçeneksizlikten hergün daha çok bunalmaktadır.Eski güzellik kraliçesi olan annesi, Bliss’in de aynı yoldan gitmesini istemektedir. Daha sert ve erkeksi özelliklere sahip olan Bliss’in ise planları çok başkadır. Whip It, vizyona girdiği ilk hafta Box Office US’te 6. sırada yerini aldı.

Henüz 22 yaşında olan Nana, aktris olma hayalleriyle evliliğini ve çocuğunu bırakır. Fakat güzel Nana için işler hiç de yolunda gitmez. Bu başladığı yeni hayatında kendini bir anda sokaklarda fahişelik yaparken bulur. Sonuç ise kamera hareketleri, kurgusu, ses ve müzik kullanımı, diyalogları ile Godard'ın eteğinde ne varsa döktüğü şiirsel bir başyapıt. Bir düş(üş)ün hikayesi...

Fransa’nın fakir banliyölerinden birinde yaşayan asi ve girişken Dounia (Oulaya Amamra), bir yandan fahişelik yapan annesini idare eder bir yandan da evi geçindirmek için çabalar. Bu kadar derdinin içinde bir tek en yakın arkadaşı Maimouna’nın (Déborah Lukumuena) yanında biraz olsun mutlu olabilmektedir. Fakir hayatlarından bıkmış bu iki genç kızın hayali çok zengin olmaktır ve bunun için uyuşturucu ticareti yaparak iyi para kazanan Rebecca (Jisca Kalvanda) ile birlikte çalışmaya karar verirler. Ancak hem Dounia hem de Maimouna kazandıkları para uğruna ağır bedeller ödeyeceklerdir.

The dawn of the 20th century: L’Apollonide, a luxurious and traditional brothel in Paris, is living its last days. In this closed world, where some men fall in love and others become viciously harmful, the women share their secrets, their fears, their joys and their pains.

1931'de Paris'te Anais Nin (Maria de Medeiros), Henry Miller (Fred Ward)ve eşi June (Uma Thurman) ile tanışıyor. İkisinden de etkilenen Nin, kocası Hugo (Richard E.Grant), Henry ve başkalarıyla cinselliğini keşfediyor. June, Paris ve New York arasında iş gezileri yaparken Henry de bir kitap yazıyor. Hugo ve Nin kitabı finanse ediyorlar ama June Henry'nin nin'e karşı olan davranışlarından rahatsızlık duyuyor. Nin ve Henry de yazma stilleri konusunda devamlı kavga ediyorlar.


Catherine başarılı bir jinekoloğun karısıdır. Üst düzey insanlar kabul edilen çiftin hayatı hiçte dışardan göründüğü gibi değildir. Kocasının kendisine olan sadakatinden şüphe duyan Catherine kimsenin kolay kolay cesaret edemeyeceği bir yöntemle eşinin sadakatini sınamaya karar verir. Önünden geçerken bile tedirgin olduğunu ve içine girer girmez dehşete kapıldığı bir gece kulübüne gider ve Marlene adında bir fahişeyle anlaşır. genç ve güzel bir kadın olan Marlene düzenli olarak kocasıyla beraber olacak ve yaşadığı tüm deneyimi olduğu gibi Catherine'e anlatacaktır. Marlene en başta olayı yadırgasa da üst düzey bir müşteri kaçırılmayacak bir fırsattır. İki kadın arasındaki anlaşma başlar ve zaman ilerledikçe aralarında tuhaf bir bağ oluşur. Catherine kendini Marlene'in vücudunda şekillendirmeye başlar ve bir süre sonra işler çığrığından çıkar.


Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir