
Ariane Ascaride
Marianne Patché

From the director of Marius et Jeannette, this story of two working-class families is a fable with an optimist streak. A young black man, Francois, is wrongly accused of rape by a racist policeman. The story is told in voiceover by his childhood friend, neighbor, and the mother of his future child, Clementine, who is white. The city is Marseilles as in the previous film, symbolic with its churches, prisons and ruins. Except in this film, director Robert Guediguian also ventures outside, taking the story to Sarajevo; two different cities, one devastated by war, the other by a bad economy and unemployment. A la Place du coeur won a Special Jury Prize at the 1998 San Sebastian Film Festival and was also shown at the 1998 Toronto Film Festival and the 1998 Montreal Film Festival.

Ariane Ascaride
Marianne Patché

Christine Brücher
Francine Lopez

Jean-Pierre Darroussin
Joël Patché

Gérard Meylan
Franck Lopez

Alexandre Ogou
Francois 'Bébé' Lopez
Laure Raoust
Clémentine 'Clim' Patché
Véronique Balme
Soeurette

Pierre Banderet
Mr. d'Assas

Patrick Bonnel
Jaime
Djamal Bouanane
Khalil

Jacques Boudet
Mr Levy
Guillaume Cantillon
Daniel Corti

Jean-Jérôme Esposito
Le Gringalet
Marius Grygielewicz
Piet Radic
Aurore Mensah
Blondine

New York'lu komedyen yazar Alvy Singer aşkın peşinden gitmek istese de, yaşadığı entellektüel ortamda aradığını bulabileceği konusunda oldukça umutsuzdur. En az kendisi kadar nörotik olan şarkıcı Annie Hall ile tanışması ise önyargılarını sona erdirir. Yoğun olduğu kadar farklı olan bir ilişki yaşamaya başlarlar. Annie Hall'u etkileyici kılan, aşk üzerine öncekilerden farklı şeyler söylemeye çalışması. Komedi ve romantizm karışımı film, 70ler de gezinmek isteyenler ya da klişe aşk tasvirlerinden sıkılmışlar için iyi bir alternatif.

Yıl 1968. Antoine Doinel serisinin arsız baş kahramanı, askerlik görevinden men edilmiştir. Bir gün ansızın özel bir dedektifin yardımcısı olarak kendine pozisyon bulan Doinel, türlü maceralar ve romantik ilişkiler içinde koşturur durur.

Christin ve Antoine ‘nın evliliklerine Antoine’nın çiçekçi dükkanının işlerini kötü gitmesi ciddi darbe vurur. Antoine iş bulmak için bir Amerikan şirketine başvuru yapar ve ne olduysa ondan sonra olur. Christine bu duruma karşıdır ama Antoine işe başlamıştır bile. japonya’dan gelen iş kafilesindeki Kyoko ile olan samimiyeti istemese de Antoine zor duruma sokar. Evliliği bitme noktasına gelmiştir artık naptıysa kendini affettirememiştir Christine. sonunda arayı soğutup Kyoko’da kurtulmayı başarır ve ayrılığın verdiği soğuk havdan kurtulur… 400 darbenin devamı niteliğindeki Antoine Doinel serisinin evlilik, çocuk yapma ve ilk aldatmalar bölümünü oluşturan Truffaut filmi…

Architect Mark Wallace and his wife, Joanna, travel to France to meet with an affluent client. While there, they reflect on their first decade of marriage -- memories of when they first met, of courtship, and of road trips through the French countryside. As flirtation and playful quarreling turn to boredom with the banality of married life, the Wallaces struggle to rekindle their passion, while mutual infidelity threatens to tear them apart.

Film, 1990'larda Paris'te geçiyor ve Jacques ile Arthur'un yakınlaşması üzerine odaklanıyor. Jacques 40’ına basmak üzere olan bir yazar, Arthur ise sinemacı olmayı hayal eden bir öğrenci. Beğen, Sev Ve Hemen Kaç sevgi ve kaybetmek, gençlik ve yaş almak, flört ve cinsellik, geçmiş acılar ve gelecek umudu arasındaki çelişkileri derin bir duygusal süzgeçten geçirerek yansıtıyor.

Fransa'da efsane olmuş, izleyici rekoru kırmıştı. Tayini çıktığı için Fransa'nın güneyinden kuzeyine gitmek durumunda kalan bir memurun orada beklediği fecahat hayat yerine altın kalpli samimi insanlarla harikulade bir üç yıl geçirişini anlatan sinema filmidir.

40 yaşında bir yazar olan Xavier için işler sonunda yolunda girmiştir: Dünyalar güzeli bir eş, harika iki çocuk ve dünyanın en romantik şehri Paris'te huzur dolu bir hayat. Ancak gerçek olamayacak kadar güzel görünen bu hayat, eşinin New York'ta biriyle tanıştığını ve Xavier'i terk edip onunla yaşamak için New York'a gideceğini açıklamasıyla tepetaklak olur. Üstelik giderken çocukları da yanında götürecektir! Xavier bir anda Paris'in ortasında yapayalnız kalmıştır, çocuklarını görmek için başka çaresi olmadığını fark edince onların peşi sıra New York'a gitmeye karar verir. New York'un çılgın ve eğlenceli atmosferinde kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan kalbi kırık Xavier, özgürlükler şehrinde aşkla da yeni baştan tanışacaktır.

Paris'te yaşayan genç ve güzel Nathalie hayatının aşkıyla tanışarak onunla harika bir evlilik yapmıştır. Ancak kocasının talihsiz bir kazada ölmesiyle hayatı altüst olur. Kocasına duyduğu aşkı içine gömen Nathalie, hislerini gösteremeyen, içine kapanık birine dönüşür. Bir gün hiç hesapta yokken kendini çalışma arkadaşlarından biri olan Markus'la öpüşürken bulur. Kimsenin çekici diyemeyeceği, çok çirkin bir adam olan Markus'la bir geleceği olabilecek midir?

Beş kuruşu olmayan New York’lu Mathias (Kevin Kline), babasından miras kalan büyük bir apartman dairesini satmak için Paris’e gelir. Dairede yaşlı ve kibar bir kadın (iki Oscar ödüllü Maggie Smith) ve onun fazla koruyucu kızını (Kristin Scott Thomas, “İngiliz Hasta”) bulmak onu oldukça şaşırtır. Eski Fransız kanunlarına göre, Mathilde ölene kadar dairenin mülkiyetinin onun olamayacağını öğrenir. Benzersiz bir komedi, dram ve romantizm karışımı...

Anne is at a crossroads in her life. Long married to a successful, driven but inattentive movie producer, she unexpectedly finds herself taking a car trip from Cannes to Paris with Jacques, a business associate of her husband. What should be a seven-hour drive turns into a carefree two-day adventure replete with diversions involving picturesque sights, fine food and wine, humor, wisdom and romance - reawakening Anne's senses and giving her a new lust for life.

İkinci dünya savaşında çok direnişli örgütün lideri Victor Lazlow Alman konsantrsayonu kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı Lizbon'a oradanda ABD'ye iltica etmektir. Fakat bütün umutları şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlamıştır. Rick kaçış için gerekli olan pasaportlara sahib olan tek kişidir. Öte yandan Ricky'in Victor'un yakalanması ya da öldürülmesi için gerekli nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa Ricky bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

Yirmi yaşındaki Sibel, geleneksel ve baskıcı ailesinden kurtulmak için tek çareyi evlenmekte bulur ve kendi gibi bir yaralı ruhla, Cahit ile evlenir. Düğünden sonra birlikte yaşamaya başlayan ikili bir süre sonra birbirlerine aşık olur ancak sorunlar peşlerini bırakmaz.

Jan, Jule ve Peter, zenginlerin adaletsiz güçlerine son vermek için bir plan yaparlar. Önceden belirledikleri zenginlerin evlerine girip, onların eşyalarıyla ilginç çalışmalar yapmaktadırlar. Yine bu eylemlerinden biri sırasında, evine girdikleri Hardenberg tarafından fark edilince, yakalanmamak için zengin adamı kaçırırlar. İşler ciddileşir. Kafadarlar için durum gitgide daha da zorlaşır * Adaylıkları ve katıldığı festivallerle adından söz ettiren film, on bir yıldan sonra, Cannes Film Festivali Altın Palmiye ödülüne aday gösterilen ilk Alman filmi.

1985 yılında Paris'in banliyölerinde, 12 yaşındaki Vincent, mesafeli ağabeyiyle ve sürekli kavga eden ebeveynleriyle birlikte yaşamaktadır. Kahkahalar ve huzursuzluklar arasında, arkadaşlık ve ilk aşkı deneyimlerken, yetişkin dünyasıyla da yüzleşmeye başlar.

1968 Mayısında gerçekleşen Paris öğrenci olaylarının amacına ulaşamamasının ardından, hayal kırıklığı içindeki bir kuşağın umutsuzluğunu ve yeniden şekillenen cinsiyetler arası ilişkileri, ağırlıklı olarak ana karakterin monologları ve çevresindekilerle girdiği diyaloglar üzerinden anlatır. Baş karakter Alexandre, son derece egoist, pozcu ve soğuk, yirmili yaşlarının sonlarında bir gençtir. Kendisinden yaşça büyük, butik sahibi Marie ile yaşar. İşsiz ve parasızdır. Zamanının çoğunu elinde bir kitap , Paris sokak ve kafelerinde kız peşinde dolaşarak geçirir. Aşık olduğunu ve evlenmek istediğini açıkladığı eski sevgilisi Gilberte’in başkasıyla evleneceğini öğrenen Alexandre, aynı gün, bir kafede gördüğü genç Polonyalı hemşire Veronika ile bir ilişkiye başlar.

40 yaşını geride bırakmış olan mimar Pierre, karısı Catherine’den ayrılmış, genç, güzel ve kendisini seven, ama ondan çok şey bekleyen Hélène’le birlikte yaşamaktadır. Pierre, 18 yaşındaki oğlu Bernard’la iyice birbirlerinden koptuklarına inandığı için, Re adasındaki aile evinde 15 gün tatil yapmayı kabul etmiştir. Karısıyla aralarında hala sürtüşme vardır; metresiyle gurur duysa da onun gençliğine bazen ayak uyduramamaktadır. Son zamanlarda iyice yorulan Pierre, biraz dinlenme ve yaşamını yeniden gözden geçirme fırsatı aramaktadır. Bu fırsat ancak Rennes’e yaptığı bir iş seyahatinde geçirdiği araba kazası sırasında ortaya çıkacaktır.

Felicie and Charles have a whirlwind holiday romance. Due to a mix-up on addresses they lose contact, and five years later at Christmas-time Felicie is living with her mother in a cold Paris with a daughter as a reminder of that long-ago summer. For male companionship she oscillates between hairdresser Maxence and the intellectual Loic, but seems unable to commit to either as the memory of Charles and what might have been hangs over everything.

On an otherwise normal day, Étienne, a happily married man and a good father, sees something that stops him dead in his tracks: a gorgeous woman in a billowing red dress. Long after she has left his vision, her memory continues to haunt his mind. He falls instantly in love with her and tries everything to get to know her better. Helping Étienne snare his elusive lady in red are his three bumbling buddies, which all have secret affairs and/or cheat on their wives.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

Pizza dağıtıcısı Victor, birkaç gün önce tanıştığı Elena'yla ateşli bir tartışma yapıyor. Çünkü Elena, Victor'la tanıştığında sarhoştur ve ayıldıktan sonra Victor'u istemediğini söylemiştir. Bu tartışma sırasında çıkan seslerden dolayı iki polis memuru sahneye giriyor ve kazara bir silah patlıyor… 4 yıl sonra genç olan polis David (Javier Bardem) tekerlekli sandalyede basketbol yıldızı oluyor ve Elena'yla evleniyor. "Nasıl oluyor da oluyor?" diye merak ediyorsanız "Çıplak Ten" tam size göre… Çılgın İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın 1997 tarihli filmi…
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir