
Tom Hardy
Leo Demidov
"Katili yakala, gerçeği ortaya çıkar."
Sovyet Birliği'nde Stalin döneminde geçen hikayede, devlet için çalışan gizli bir ajan ülkeyi çalkalayan bir seri çocuk cinayetini araştırmak için görevlendirilir. Örgütte gözden düştüğü için verilen bu görevde, ajan cinayetlerin üst seviyede bir parti lideri ile alakalı olduğunu ortaya çıkartacaktır.

Tom Hardy
Leo Demidov

Gary Oldman
General Mikhail Nesterov

Noomi Rapace
Raisa Demidov

Fares Fares
Alexei Andreyev

Joel Kinnaman
Vasili

Paddy Considine
Vladimir Malevich

Jason Clarke
Anatoly Brodsky

Mark Lewis Jones
Tortoise

Vincent Cassel
Major Kuzmin

Nikolaj Lie Kaas
Ivan Sukov

Charles Dance
Major Grachev

Xavier Atkins
Young Leo Demidov

Karel Dobrý
Photographer

Agnieszka Grochowska
Nina Andreyeva

Petr Vaněk
Fyodor

Dünyaca ünlü İngiliz yazarı Sarah Morton, tatil yapmak ve biraz da çalışmak amacıyla, editörünün Fransa'daki evine misafir gelir. Bir gece, Fransız editörün genç kızı Julie, Sarah'ın hayatına altüst edici bir giriş yapar ve kadın yazarın yaşamındaki tüm sükunet, bir daha geri dönmemek üzere bozulur. 8 Kadın ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınıp sevilen yönetmen François Ozon, bu filminde de sadık oyuncusu Charlotte Rampling'ten (Kumun Altında) vazgeçmiyor. Bununla da kalmıyor ve 8 Kadın'ın en masumu ve küçüğünü, Ludivine Sagnier'i de 'fettan kız' rolüyle olaya dahil ediyor.

Bir hayalet, 1970'lerin Amerika'sının otoyollarında dolaşıyor, adı Ted Bundy. Peşindekiler ise, Amerika'nın en rezil seri katilini yakalamak için tarihteki en büyük insan avının organizatörleri olan korkusuz FBI ajanları Kathleen McChesney ve Robert Ressler.

Aynı evde yaşayan iki parlak üniversite öğrencisi Philip ve Brandon 'kusursuz cinayet'in var olduğunu kanıtlamak ve böylecekkendi zekalarını ispatlamak için eski sınıf arkadaşları David Kentley'i iple boğarak öldürürler. Cesedi evdeki eski bir sandığın içine saklayan Brandon ve Philip son derece soğuk kanlı bir şekilde bir akşam yemeği daveti verirler. Üstelik bu yemekte yer alan davetliler arasında, öğretmenleri, Kentley'in ailesi ve nişanlısı gibi isimler vardır. Hiçbir şeyden haberi olmayan davetliler tüm olağanlıkla yemeklerini bitirirken misafirler arasından bir kişi bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmeye başlar.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Los Angeles polis departmanından iki dedektif, genç bir kızın cinayetini araştırmak üzere güneşin hiç batmadığı ıssız bir Alaska kasabasına gönderilir. Gün ışığı yüzünden şiddetli uykusuzluk çeken dedektif Will Dormer, ana şüpheli olan yerel bir yazarla vicdan sınırlarını zorlayan tehlikeli bir kedi-fare oyununa sürüklenir.

İngiliz seri katil John Christie'nin (Attenborough) vakasını ele alan film, aynı zamanda zihinsel engelli komşusu Timothy Evans'ın (Hurt) maruz kaldığı adaletsizliği de gözler önüne seriyor.

19 yaşındaki bir genç kızın trajik cinayeti, hâlâ Boston'da yaşayan üç çocukluk arkadaşını yeniden bir araya getirir: Kurbanın mafya olan babası, bir dedektif ve her ikisinin de kızı öldürdüğünden şüphelendiği sorunlu bir adam.

Savaş sonrasında yolsuzluk ve acımasızlıkla dolu bir taşra kasabasında, kendini sevdiklerini korumaya adamış olan genç bir adamın çevresini uğursuz karakterler sarar.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Oğlu ortadan kaybolan dul bir adam, olayla bağlantılı bir seri katili yıllar önce yakalamış olan emekli dedektif babasından yardım ister.

Nicolai Dalchimski, a mad KGB agent steals a notebook full of names of "sleeping" undercover KGB agents sent to the U.S. in the 1950's. These agents got their assignments under hypnosis, so they can't remember their missions until they're told a line of a Robert Frost poem. Dalchimski flees to the U.S. and starts phoning these agents who perform sabotage acts against military targets.

Litvanya’da Sovyet yetimhanesinde kalan on altı yaşındaki Hannibal Lecter yetimhanedeki arkadaşlarıyla anlaşamamaktadır. Geceleri kız kardeşiyle ilgili korkunç kabuslar gören Hannibal sonunda yetimhaneden kaçar ve amcasının yaşadığı Paris’e gider.Fakat Hannibal, Lecter Şatosu’na geldiğinde amcasının ölmüş olduğunu keşfeder. Amcasının dul eşi Murasaki Shibuku ona evini açar ve bu gizemli kadın onu, yemek, müzik ve resim hakkında eğitir. Fakat Hannibal bir türlü onu kovalayan geçmişinden ve gördüğü korkunç kabuslardan kurtulamamaktadır. Tıp eğitimi almaya başlayan Hannibal kabuslarında gördüğü savaş suçlularını aramaya karar verir. Tek bir amacı vardır. Açlıktan ölmemek için gözleri önünde küçük kız kardeşini yiyen adamlardan intikam almak.

One clear summer day in a Baltimore suburb, a baby goes missing from her front porch. Two young girls serve seven years for the crime and are released into a town that hasn't fully forgiven or forgotten. Soon, another child is missing, and two detectives are called in to investigate the mystery in a community where everyone seems to have a secret.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Karlı bir Noel akşamında ülkenin başkentindeki en önemli havaalanı bir grup terörist tarafından gasp edilmiş ve birçok yolcu esir alınmıştır. Militan komandolar tarafından oluşan teröristler, tehlikeli ve düzenbaz bir polis memuru tarafından yönetilmektedir. Uyuşturucu şebekesinin başındaki birini adaletten kurtarmak için gelirler. Bütün olasılıklara karşı hazırdırlar; yalnızca bir tanesi hariç; John McClaine, ölümcül bir deja vu hissine sahip, görevde olmayan bir polis memuru. Havaalanındaki pistler, ölüm ve yıkım ile doludur ve McClane zamanla yarış halindedir. Karısı ise havada dönüp dolaşan ve çok az benzini kalmış bir uçağın içinde kalmıştır.

Dedektif Lloyd Hopkins, Los Angeles Polis Departmanında görev yapan, işine takıntılı ve sıra dışı bir polistir. Bir cinayet vakasını araştırırken, olayın yalnızca tek bir suçtan ibaret olmadığını fark eder. Araştırmaları, şehrin farklı noktalarında işlenmiş bir dizi vahşi cinayetin arkasında bir seri katilin olduğunu ortaya çıkarır. Hopkins, katilin peşine düşerken hem mesleki hem de kişisel hayatı çalkantılarla doludur. Ancak karanlık bir zihinle karşı karşıya olduğunun farkında olan Hopkins, adalet için sınırları zorlamaktan çekinmez. Bu süreçte kendi ahlaki değerlerini ve polislik yöntemlerini sorgulamaya başlar.

Moskova'nın Gorky Parkı'nda üç cinayet kurbanı yüzleri ve parmak uçları yüzülmüş bulunduğunda, dedektif Arkady Renko cesetlerin kimliğini tespit etmeye ve katili bulmaya karar verir. Ama kurbanların resimleri netleşmeye başladığında, ipuçları sadece KGB değil, sevdiği kadın Irina'yı da göstermeye başlar. Şimdi gizli polis tarafından aranan ve en yüksek derecede politik aldatma ve ihanet ağıyla karşılaşan Renko, gerçeği bulmak ve katili ortaya çıkartmak için gerekiyorsa kendi sonunu getirecek ve Irina'yı da sonsuza kadar kaybedecektir...

Ünlü gerilim romanları yazarı Mort Rainey, yeni kitabı üzerinde çalışmak üzere göl kıyısındaki ıssız evine çekilmiştir. Karısından yeni ayrılmış olan Mort, bir türlü kafasını toplayıp çalışamamaktadır.Bir gün garip görünüşlü John Shooter adında bir adam ziyarete gelir. Adamın iddiasına göre Mort, onun bir kısa öyküsünü çalarak kendi imzasıyla yayınlatmıştır. Shooter'ın uyarıları kısa zamanda tehditlere dönüşünce, Mort bir özel dedektiften yardım ister. Tüm yardımlara rağmen Shooter'ın durdurulamaması, olayların çığrından çıkmasına yol açacaktır.

Filmin hikayesi, Libby Day'in ailesinin Kansas şehrindeki bir çiftlikte vahşi ve acımasız bir şekilde katledilmesiyle başlıyor. Yalnızca beş yaşında olan Libby, Ocak ayının ölümcül kar fırtınasının ortasında, bir şekilde buradan kaçıp kurtulmayı başarır. Ancak bu bir kurtuluş değildir. Zira yolda başından geçen çeşitli hazin olaylar ve talihsizlikler bir türlü hayatından silinmez. En sonunda medyanın baskısından kurtulamayarak ailesinin ölümüne dair talihsiz bir beyanatta bulunmak zorunda kalır. Aradan 25 yıl geçer ve bu süreçte her günü talihsiz geçmişini unutmaya çalışarak geçer. Ta ki Kill Club isimli, gizemli suç olaylarını araştıran gizli bir topluluğu keşfene dek... Şimdi geçmiş anıları tekrar canlandırmanın ve ailesinin başına gelen katliamı çözmenin zamanı gelmiştir. Gillian Flynn'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Gilles Paquet-Brenner, başrolünde ise Chloë Grace Moretz ile Charlize Theron bulunuyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir