Sammy Silverwatch
Young Nick Yarris


Polis, yeni doğum yaptığını söyleyen bir kadını durdurur; ama ne bebek ne üzerindeki kan kadına aittir. Bu gerçek suç belgeselinde sapkın yalanlar açığa çıkıyor.

Kadın seri katil Aileen Wuornos'un çocukken uğradığı istismardan idam koğuşundaki açıklamalarına kadar uzanan bu belgesel, onun hayatını ve suçlarını yeniden ele alıyor.

We do not know when and how we will die. Death Row inmates do. Werner Herzog embarks on a dialogue with Death Row inmates, asks questions about life and death and looks deep into these individuals, their stories, their crimes.

Genç bir kız, arabasıyla bir binaya çarpınca sevgilisi ile onun arkadaşı ölür. Bu belgesel, trajik bir kaza gibi görünen bu olayın bir cinayet soruşturmasına dönüşmesini anlatıyor.

British documentarian Nick Broomfield creates a follow-up piece to his 1992 documentary of the serial killer Aileen Wuornos, a highway prostitute who was convicted of killing six men in Florida between 1989 and 1990. Interviewing an increasingly mentally unstable Wuornos, Broomfield captures the distorted mind of a murderer whom the state of Florida deems of sound mind -- and therefore fit to execute. Throughout the film, Broomfield includes footage of his testimony at Wuornos' trial.

Efsanevi gazeteci Gay Talese, konuklarını onlarca yıl gizlice izleyen bir motel sahibinin maskesini düşürdüğünde bomba etkisi yapan hikâye hızla bir skandala dönüşür.


Hapishaneye gönderilmesine otuz dört gün kala, kötü şöhretli Theranos'un kurucusu Elizabeth Holmes, şüpheci bir film ekibini her hareketini belgelemeye davet eder. Samimi bir portre olarak başlayan bu süreç, akıl almaz üç yıllık bir yolculuğa dönüşür.

Bu belgeselde akademisyenler, aktivistler ve politikacılar, Afrika kökenli Amerikalıların suçluya dönüştürülmesini ve ABD’deki hapishane patlamasını analiz ediyor.

Ebeveynlerini öldürmekten müebbet hapis yatmakta olan Lyle ve Erik Menendez bu belgeselde, şoke edici suçları ve onu takip eden davalarla ilgili düşüncelerini anlatıyor.

Incarcerated men defy the odds to expose a cover-up in one of America’s deadliest prison systems.

Cinayetten Affa: Cyntoia Brown’un Hikayesi, 16 yaşındayken ömür boyu hapse mahkum edilen genç bir kızın hikayesini konu ediyor. 16 yaşındaki Cyntoia Brown, 2004 yılında kendisini taciz eden 43 yaşındaki bir adamı öldürdüğü için tutuklanır. Henüz reşit olmamasına rağmen yetişkin olarak yargılanan Cyntoia, ömür boyu hapse mahkum edilir. Yıllarca hakkında verilen karara itiraz eden Cyntoia’nın geçmişi, fizyolojisi ve yasa hakkındaki sorular, onun suçluluğunun sorgulanmasını sağlar.

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Seri katil Dennis Nilsen, cezaevindeki hücresinde kaydettiği tüyler ürpertici kasetler aracılığıyla hayatını ve işlediği korkunç suçları anlatıyor.

The courtroom and publicity battles between the superstar wrestler and the notorious website explode in a sensational trial all about the limits of the First Amendment and the new no holds barred nature of celebrity life in an internet dominated society.

Kendine ait bir hayatı olmayan, diğer insanların yaşamına, kendi yöntemleriyle ortak olan bir adam... Yardıma ihtiyacı olan genç bir kadın...Tatile giden insanların boşalttığı evlerini kullanarak yaşayan ve karşılığını kendince, bozulmuş ev aletlerini onararak ödeyen tuhaf bir adamın hikayesi Boş Ev. Yine böyle bir misafirliği sırasında kaldığı evde yalnız olmadığını fark eder. Evde kocası tarafından işkence gören genç bir kadınla karışılaşan adam şaşkındır. İlk başta birbirlerinden çok farklı görünen bu iki insan giderek yakınlaşır ve aralarında sıradışı bir ilişki başlar.Sinemanın görsel gücünü kullanmayı büyük bir ustalıkla başaran Kim Ki-Duk'un Boş Ev'i, bunu en iyi kanıtladığı filmlerinden biri.


Birbirinden farklı üç karakter olan Zack, Jack ve Roberto, bir hapsihane hücresinde biraraya gelirler. Roberto'nun hiçbir şeyi kafasına takmayan sevimli halleri, ilk başlarda Zack ve Jack'in çok sinirine dokunsa da aynı hücrede kalmak zorunda olmalarından dolayı bu duruma katlanmak zorunda kalırlar. Hapisten kaçmayı kafalarına koyan ikiliye, Roberto yardım edebileceğini söyleyince üçü birden bir kaçma planı yaparlar * John Lurie, Tom Waits ve kendisine hayran kaldığım Roberto Benigni ile bir başka Jarmusch filmi. başlarda can sıkıntısı üzerine başka bir film gibi görünse de Benigni'nin aynı koğuşa düşmesiyle film biraz neşe bulur * Espiri ve çekişme dolu bir kaçış ve yol hikayesi olan film usta yönetmen Jim Jarmusch imzası taşıyor.

II. Dünya Savaşı sonrası Almanya. Hans eşcinsel olduğu için art arda hapis cezalarına çarptırılır. Ceza Kanunu’nun 175. maddesi, Hans’ın özgürlük arzusunun önünde sistematik bir engeldir. Yaşamındaki en tutarlı şey, bu cezalar ve uzun süredir aynı hücreyi paylaştığı, cinayetten hükümlü Viktor’dur.

Sene 1929... Yer, Chicago... Hapishanede bir araya gelen iki kadın... Biri kocasını öldürmüştür diğeri ise erkek arkadaşının ölümüne sebebiyet vermiştir. Kısa süre sonra düştükleri bu mahkumiyet sürecinden kurtulmanın yollarını arayacaklardır. Bu emellerine ulaşmaları için tuttukları avukat ise, cinayet davaları üzerine yaptığı ünle bu çevrelerin en ünlü simalarından biri olacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir