
თენგიზ არჩვაძე
Imeda

When Imeda’s father is killed in a blood revenge accident, the family moves him to the city where he is sheltered at his father’s friend. After fifteen year he gets back to Khevsureti. A talented painter, he spends most of his time doing sketches of nature and people. There he meets a local beauty, Mzekala and fells in love with her but finds out that Torghva is also in love with her. Enraged by Imeda’s impudence Torghva calls him for a sword fight and is killed by Imeda. To avoid another round of blood revenge, the villagers let Imeda and Mzekala out of the village but someone who wants Imeda’s blood finds it out and follows them.

Maud, hastalıklara ve yaralanmalara sık sık rastlanan bir çamaşırhanede 7 yaşından beri çalışmaktadır. Aynı çamaşırhanede çalışan George ile evlenen Maud'un hayatta en büyük dayanağı oğlu Sonny'dir. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapan süfrajetlerin arasında kalan Maud, eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet'ı görür. Maud'un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu süfrajet hareketine ve oy haklarını savunmaya ikna etmeye çalışır. Bu arada, süfrajetlerin eylemlerini ciddi bir tehdit olarak gören hükümet, her yola başvururken, yenilikçi bir aygıt olarak fotoğraf makinesiyle şüphelileri belirlemeye başlar ve Maud'un Hükümet için ajanlık yapacağına inanırlar...

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

Buddy, hayatı ailesine duyduğu sevgi, çocukluk eğlenceleri ve yeni yeşeren bir romantizmle dolu olan, ergenliğinin zirvesinde genç bir çocuktur. Ancak, çok sevdiği memleketi giderek şiddeti artan bir kargaşaya sürüklenirken, ailesi önemli bir seçimle karşı karşıyadır: Çatışmanın geçmesini ummak ya da yeni bir hayat için bildikleri her şeyi geride bırakmak.

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Minamata, savaş fotoğrafçısı W. Eugene Smith’in Japonya’daki cıva zehirlenmelerinin etkilerini tüm dünyaya duyurmak üzere çıktığı yolculuğu konu alıyor. Filmde, Chisso Corporation adlı kimya şirketinin 1932-1968 yılları arasında kimyasal atıklarını Minamata Körfezi’ne boşaltması sebebiyle kıyı şehirleri sakinlerinde görülmeye başlanan cıva zehirlenmesi etkilerini Life dergisi fotoğrafçısı olarak belgelemek isteyen W. Eugene Smith’in mücadelesi gözler önüne seriliyor.

Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea´de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.

While investigating the global phenomenon of caste and its dark influence on society, a journalist faces unfathomable personal loss and uncovers the beauty of human resilience.

Film , 19.yüzyılda Çin'de kadınlara uygulanan katı kültürel normlar ile savaşmak için kendilerine özgü gizli kodlar geliştiren iki kadının ömürboyu süren dostluğunu anlatıyor.

.Ararat 1915 ve 1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun 1.5 milyon Ermeninin ölümünden sorumlu olduğu iddiası yıllardır Ermeniler tarafından propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından kurulan modern Türkiye Cumhuriyeti ise, bu dönemde sadece bir zorunlu göç hareketi olduğu tezini savunuyor. Filmin kendisi, tarihteki mevzubahis dönemi anlatan bir filmde çalışan genç bir şoförün (David Alpay) gözünden anlatılıyor. Çekimler sırasındaki çalışmaları, genç adamın kendini kendisini keşfetmesine yolaçıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

1940 yılında Sovyet Rusya'ya bağlı Sibirya'daki çalışma kampından özgürlükleri için kaçtıktan sonra 6000 km yürüyerek Gobi Çölü'nü aşıp Hindistan'a ulaşan bir grup esirin yaşadıkları macerayı ve dramı ustalıkla anlatan gerçek olaylara dayanan bir yol öyküsü.

Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltısı K-19'un başına katı disiplinli Kaptan Vostrikov (Harrison Ford) getirilir. Eski kaptan Polenin (Liam Neeson) uyarılarını dinlemeyen Vostrikov, ABD yakınlarında nükleer reaktör arızasına yol açar. Mürettebat, ölümcül radyasyon altında tamirat yaparken, Vostrikov NATO'dan yardım almayı reddeder. 8 kişinin fedakarlığıyla felaket önlenir, ancak Vostrikov itibarını kaybeder. Film, Sovyet sisteminin baskıcılığını ve bireysel kahramanlıkları vurgular. Ford'un sert komutan portresi ve gerçek olaylara dayanan gerilim dolu sahneler dikkat çeker. Denizaltı klostrofobisi ile siyasi gerilimin harmanlandığı bu yapım, Soğuk Savaş'ın risklerini gözler önüne serer.

James "Clubber" Lang’den unvanını geri kazanan Rocky rahat hayatına geri dönmüştür. Ailesi ile daha fazla vakit geçirmeyi planlarken SSCB'li yeni bir boksör olan Ivan Drago Amerika’ya gelerek Rocky'yi gösteri maçına davet eder. Artık Rocky’nin çok yakın arkadaşı olan Apolla Creed, Rocky yerine bu meydan okumayı kabul eder. Ancak maç sırasında Ivan Drago tarafından öldürülür. Creed’in ölümünden kendini sorumlu tutan Rocky, Ivan Drago’ya gösteri maçı için meydan okur. Moskova'da Noel Günü'nde yapılacak maç Rocky’nin kariyerinde ki en zorlu maç olacaktır.

1968 yılında Prag'dayız. Bir beyin cerrahı olan Tomas, o yıllarda ülkede esmekte olan özgürlük rüzgarlarının da etkisiyle hareketli bir cinsel hayata sahiptir. Çalıştığı hastanedeki hemşireler de hastalar da, adeta onu mutlu etmek için sıraya girmiş gibidir. Oysa Tomas'ın gözdesi kendisi gibi hayatı, cinselliği ve ilişkileri hafife alan Sabina'dır. Yakışıklı doktorun hayatına genç ve tuhaf bir cazibesi olan taşralı Tereza girdiğinde işler değişir. Tutku dolu genç kadınla evlenmeyi kabul da etse Tomas hastanedeki çapkınlıklarına devam eder ve Sabina'yı görmeyi sürdürür. Apolitik bir adam olan kahramanımız her ne kadar görmek istemiyor olsa da, ülkedeki özgürlük havası, Sovyetler Birliği'nin demir yumruklu müdahalesi ile yerini şiddete bırakmak üzeredir. Prag Baharı sona ererken hepsinin hayatları derinden sarsılacaktır.


1978-1990 yılları arasında 53 cinayet işlemiş olan Romanovich Chikatilo; Rusya'nın tek seri katili. Film bir çiftçinin tarladaki otları temizlerken bir ceset görmesi ve kararan ekranda "bu film gerçek olaylardan esinlenmiştir" yazısıyla başlıyor. Sonraki sahnede ceset, filmdeki esas oğlanımız Teğmen Viktor Burakov’a teslim ediliyor. Tam Burakov otopsiye başlarken içeriye 6 ceset daha getirilir. Defalarca bıçaklanmış, gözleri oyulmuş, göğüsleri ve cinsel organları kesilmiş, üzerlerinde sperm olduğu belirlenmiştir. Burakov kurula durumu rapor eder. Ağzından "seri katil" ifadesi çıkar çıkmaz sert bir tepkiyle karşılaşır. Çünkü "seri katil" Komünist Parti yetkilisine göre "Batıya özgü yozlaşmış bir fenomendir" ve Komünist Sovyetler'de böyle bir durum söz konusu olamaz.

Son yılların gözde bilgisayar oyunlarından Hitman'ın sinema uyarlaması olan filmin kahramanı Ajan 47, profesyonel bir tetikçi olmak için eğitilmiştir ve en güçlü silahları, agresif yapısı ile işindeki kararlılığıdır. Bu kez Ajan 47, tuzağa düşürülmüştür ve Doğu Avrupa'da kendisini oyundışı bırakmak isteyenleri ve bunun sebeblerini ararken Interpol ve Rus Ordusu da 47'nin peşindedir.

Rus ordusunun gizli bilgilerini içeren üç tane defter bir Rus Kitap konferansı sırasında bir İngiliz yayıncısının eline geçer. Bu defterlerin peşine düşen İngiliz Gizli Servisi defterdeki bilgilerin gerçek olup olmadığını araştırır. Böylece İngiliz yayıncı bir anda kendisini uluslar arası bir ajan kargaşasının içinde bulur…

Kremlin’in Büyücüsü, Vladimir Putin’in karanlık bir portresini çizerken, Soğuk Savaş sonrası Rusya’nın kapalı kapılar ardındaki ilginç tarihini aktaran etkileyici bir siyasi gerilim. Üstelik Putin’i Jude Law canlandırıyor. Venedik’te dünya prömiyerini yapan film, 1990’ların başında Rusya’da, tiyatrodan televizyonculuğa geçen kurnaz genç Vadim Baranov’un, yükselen KGB ajanı Vladimir Putin’in akıl hocası ve sağ koluna dönüşmesini izliyor. Bir dönem iktidarın tam da odağında yer alan Baranov, gerçekle yalan, inançla manipülasyon arasındaki sınırları bulandırarak yeni Rusya’nın şekillendirilmesinde ve otoriterliğin yükselişinde büyük rol oynuyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir