
ლიკა ქავჟარაძე
Marita

Marita arrives at a small village in Georgia to live with her aunt. She meets a poor young lad, Gedia, and falls in love with him. But her relatives are determined to marry the girl off to a local rich man…

ლიკა ქავჟარაძე
Marita

იოსებ (სოსო) ჯაჭვლიანი
Gedya

ზაზა (ზაქარია) კოლელიშვილი
Shete

კოტე დაუშვილი
Tsitsikore

სოფიკო ჭიაურელი
Pupala

ეროსი მანჯგალაძე
Mumbula

ოთარ მეღვინეთუხუცესი
Ertaozi

რამაზ ჩხიკვაძე
Okhrokhine

გოგი გეგეჭკორი
Chachika

სესილია თაყაიშვილი
Maradia

გივი ბერიკაშვილი
Padlaura

ბორის წიფურია
Qoria

კახი კავსაძე
Rebel Iorami

გიორგი ხუბუა
Georgi Batula

ჯემალ ღაღანიძე
Tagria

Çin, 1920'ler.. 19 yaşındaki Songlian Chen Zuoqian (Li Gong), elli yaşındaki Chen'in dördüncü karısı olarak evenmek zorunda kalır. Kadınlar kale gibi bir yerde, herbiri ayrı evlerde yaşamaktadırlar. Chen'in geceyi kiminle geçireceği kadınların evlerinin önünde yakılan kırmızı gece lambalarıdan (lantern) belli olmaktadır. Film, kadınlar arasındaki çekişmeyi olağanüstü görsellikle anlatmaktadır...

Bir İranlı göçmen (Kingsley) kendisi ve ailesi için bir eve sahip olma hayalini gerçekleştirmek istemektedir; fakat evin eski sahibi (Jennifer Connelly) evin hala kendine ait olduğunu düşünmektedir ve geri almaya kararlıdır.


Kanada'daki küçük bir dağ kasabası, bir okul otobüsü kazasında bir düzineden fazla çocuğun ölmesiyle sarsılır. Büyük şehirden gelen bir avukat, kazazedelerin ve kurbanların ailelerine toplu dava açmaları için yardıma gelir; ancak çabaları kasaba halkını birbirine daha da uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Aynı zamanda, kazadan sağ kurtulan bir genç kız, maruz kaldığı farklı türde bir hasarın getirdiği masumiyet kaybıyla hesaplaşmak zorundadır.

Eski bir antrenör doğuştan atletik yeteneklere sahip bir öğrenciyi eğitmeye karar verir. Tam da hayatının en önemli yarışından önce yaşanan bir trajedi, onu geride bırakmaya çalıştığı geçmişiyle yüzleşmeye zorlar...

After five failed attempts to go to the United States, 18-year-old Ramón decides to look for a friend’s aunt in Germany, but never finds her. With no papers or money, and without knowing the language, he barely survives living on the street until he meets Ruth, an old retired nurse who doesn’t speak Spanish. Beyond language barriers and prejudices, they discover that solidarity and humanity make life bearable.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.

İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.

Pete Bell, a college basketball coach is under a lot of pressure. His team isn't winning and he cannot attract new players. The stars of the future are secretly being paid by boosters. This practice is forbidden in the college game, but Pete is desperate and has pressures from all around.

A street smart runner develops an intense rivalry with an equally ambitious wealthy young athlete.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, her şeyden önce kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında, 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald, spor salonuna gelir.

Swiss girl Adelheid 'Heidi' is orphaned young. Aunt Detie brings her to grandpa Alp and his wife, who live isolated in the Alps since his murder charge. Heidi soon takes to the wild country, especially accompanying young goatherd Peter. Grandpa refuses to send her to school in the city, but aunt Detie returns and forces him to give in. She's sent to a posh lady in Frankfurt, where she'll be a companion for crippled daughter Clara after school hours.

Meksikalı iki kardeş olan Paco ve Cruz ile kuzenleri Miklo’nun 70’lerde Los Angeles’ta katıldıkları sokak çetesinin hayatlarında yarattığı büyük değişimler konu ediliyor. Bu üç adamın 80’lerin ortasına kadarki yaşamları gözler önüne seriliyor. Çetenin şiddet uygulamayı zorunlu kılan birtakım işlerine bulaştıktan ve bu vesileyle hapishaneyle tanıştıktan sonra, tepeden tırnağa değişen karakterlerin her biri farklı yollara sapıyor. Böylece birbirlerine olan bağlılıkları da geçmişteki bir anı olarak kalıyor sadece.

Tanrı bile bu gemiyi batıramaz sözleriyle suya indirilen ve daha ilk seferinde küçük bir buz dağına çarpıp batan ünlü Titanik gemisinin yaşadığı trajediye anlatan Titanik Faciası,. Walter Lord’ un eserinden uyarlanan ve Goldeen Globes’da En İyi Yabancı Film ödülünü alan film hakında bazı ilginç ayrınıtılar; Titanik faciasından kurtulanlar arasında filmin yapımcısı William Mac Quitty’de vardı. Quitty faciadan kurtulduğunda altı yaşındaydı. Bazı söylentilere göre Titanik’in batma sahneleri, 1943 yılında çekilen ünlü Nazi propaganda filmi Titanicden alınmış. 35 feet boyundaki dev gemi maketinin 15 feet derinlikteki bir havuza nasıl sığdırıldığı hala bir sır.

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

13 yaşındaki Amy, annesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra Kanada'ya, pek tanımadığı eksantrik babasının yanına taşınır. Yeni hayatına uyum sağlayamayan Amy, derin bir üzüntüye kapılır. Ta ki bir gün terk edilmiş bir kaz yuvası bulana kadar... Yumurtalardan çıkan yavrulara annelik yapmaya başlayan Amy ve babası, kış geldiğinde bu savunmasız kuşları nasıl güneye götüreceklerini düşünürler. Sonunda Amy'nin bir uçakla kazları kendisinin götürmeye karar vermesiyle macera dolu bir yolculuk başlar.

Jane Austen romanlarını ve uyarlamalarını sevenler kaçırmasın! Fanny Price, annesi tarafından Sir Thomas ve Lady Bertram ile yani amcası ve teyzesi ile yaşamaya gönderilir. Genç kız burada maddi gücün yarattığı konforla tanışacak ve yeni bir dünyaya adım atacaktır.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir