
Dileep
Chandramohanan / Vel Kozhu Kottuvan

Sushama is upset when an astrologer tells her that her husband was in love with a dancer in his previous birth. Her worries turn real when he gets close to Geetanjali, a dancer.

Dileep
Chandramohanan / Vel Kozhu Kottuvan

Anusree Nair
Sushama

Namitha Pramod
Geethanjali / Vasanthamalikka

Ilhan Layiq
Achu

Chemban Vinod Jose
Janan

സൗബിൻ ഷാഹിർ
Sumesh

Suraj Venjaramoodu
Narayanan Ilayath

Mukesh
Sekhar Menon

Vinayakan
Rajaraja Cholan

Veena Nair
Vanaja

KPAC Lalitha
Valsala

Kochu Preman
Issac Eppan

Dileesh Pothan
Nadi Jyothishi

Dileesh Nair
Shivadasan

Nazeer Sankranthi
Auto Driver

Onbir yaşındaki Vada'nın hayatı, babası Harry'nin kozmetikçi Shelly ile evlenmeye karar vermesiyle bir anda kararıyor. Vada, küçük bir kasabada yaşayan ve zamanının çoğunu bir erkek olan en iyi arkadaşıyla geçiren ve hastalıklardan korkan bir kızdır. En iyi arkadaşının ölümü üzerine hayatı başka bir açıdan görmeye başlıyor.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

Şarlo, 19. yüzyılın sonunda Klondike’de maceraperestlerle birlikte karlı dağlarda altın bulma umuduyla yola çıkar. Şiddetli bir fırtınada terk edilmiş bir kulübeye sığınır ve burada iki altın avcısıyla daha karşılaşır. Şehre eli boş döndüğünde Georgia adında bir kadınla tanışacak, aşık olacaktır.

Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans Tam 10 dalda Oscar'a aday olan ve Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor.

Genç bir hemşire olan Alma, her bakımdan sağlıklı görünen ancak konuşmayı reddeden aktris Elisabeth Vogler'ın bakımını üstlenir. Birlikte vakit geçirdikleri süre boyunca Alma sürekli Elisabeth ile konuşur, fakat hiçbir zaman yanıt alamaz.

En Uzun Yolculuğun Sonunda Yine Yalnızlık Vardır... Berlin Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü alan "Yaban Çilekleri", yaşlı bir profesörün geçmişini ve varoluşunun anlamını sorguladığı bir yol filmidir. Yetmiş sekiz yaşındaki Profesör Borg, bir onur doktorası almak üzere Stockholm'dan Lund'a doğru arabayla yola çıkar. Yanında gelini Marianne da bulunur. Bu yolculuk sırasında, Borg'a kaybettiği ilk gençlik aşkını anımsatan genç bir otostopçu kızla ve kavgacı bir çiftle karşılaşırlar. Tanıştığı bu farklı karakterler ve gençliğinin geçtiği mekanlar Borg'a kabuslar ve düşler yaşatır.

Dansçı olan April, Broadway’de seçmelere katılır. Ancak seçmelerde çuvallayan April, istediği başarıyı elde edemez. Bunun üzerine genç kadın, memleketine geri dönmeye karar verir. Doğup, büyüdüğü kasabada hayatına yön vermeye çalışan April, çok istemese de yarışmaya hazırlanan bir grup genç dansçıya koçluk yapmaya başlar. April öyle ya da böyle müzik ile birlikte yaşamaya devam edecektir.

Hayatı partilerden ibaret olan Cassie tuhaf bir kazada ölür. Ancak gökteki büyük partiye gidebilmek için önce Dünya'daki hatalarını telafi etmelidir.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

1960’ların başlarında Hong Kong’da, bitişik dairelerde yaşayan iki komşu, Bay Chow ve Bayan Chan, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrendikten sonra birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Aşırı koruyucu bir anneye sahip, gün içinde hayaller kuran Walter Mitty kendisini büyük maceralar yaşayan bir kahraman olarak hayal etmeyi çok sever. Gizemli bir kadının kendisine küçük siyah bir kitap vermesiyle bu hayali gerçek olur. Kadına göre, kitapta 2. Dünya Savaşı’ndan beri saklanan Alman kraliyet mücevherlerinin yerleri yazmaktadır. Mitty kısa bir süre sonra kendisini karmaşık bir komplonun içinde bulur ve gerçek hayatta bir kahraman olmanın o kadar da kolay olmadığını fark eder.

Cindy ve Jim Green çok mutlu bir evlilik sürdüren genç bir çifttir ve hayatta en çok istedikleri şeylerden biri çocuk sahibi olmaktır ama tıbbı bütün çareler tükenmiş gibi görünmektedir. Bir gece evlerinin arka bahçesine bütün dileklerini yazdıkları bir kutu gömerler. Yağmurlu ve fırtınalı bu gecenin sonunda birden Timothy adında bir çocuk karton bir kutunun içinde beliriverir! Timothy genç çift adeta bir mucizedir. Fakat Timothy Green gelirken beraberinde de pek çok beklenmedik sürpriz getirecektir... Ahmet Zappa'nın hikayesini senaryolaştıran Peter Hedges aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstleniyor. Romantik komedilerin gediklisi Jennifer Garner'ı ve en son The Thing'de seyrettiğimiz Joel Edgerton'ın başrolleri paylaştığı yapım fantastik öğeler de içeren bir komedi-dram...

Séverine Serizy Paris'te yaşayan ve görünürde mutlu bir evliliği olan her şeye sahip güzel bir kadındır. Séverine doktor olan kocası Pierre'e karşı soğuktur, hatta aralarında fiziksel bir ilişki olmadığı da sezilmektedir. Ancak bu "soğuk sarışın"ın ruhunda fırtınalar kopmaktadır. Günün birinde kendisinde gözü de olan aile dostları Henri Husson'dan özel bir randevu evinin adresini alır ve öğleden sonraları bu lüks genelevde çalışmaya başlar. Buradaki yeni adı "Gündüz Güzeli"dir artık. Şehvet düşkünü Séverine, randevu evine gittikçe kocasına daha çok bağlanır, aynı zamanda buradaki tiksindirici hayatını da garip bir şekilde kabullenir, zira burada mazoşist cinsel fantezilerini keşfedip yaşamaktadır.

Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

Tek gerçek aşkı olarak gördüğü kadını kaybetmesinin ardından bir bilimkurgu yazarının hayatına birkaç yıl boyunca başka kadınlar girip çıkar.

Güneşli bir yaz sabahı Ella ve John, eski karavanlarıyla yollara düşerler. Ziyarete gelen çocukları onları evde bulamayınca telefon edip geri gelmeleri konusunda ısrar etse de Ella ve John, bu seyahatlerinde kararlıdır. Yolculukları boyunca hayatı ve birbirlerini olan tutkularını yeniden keşfederler. Başlarına gelen tatlı talihsizlikleri atlatan Ella ve John çifti için karavanlarında geçirdikleri her yeni gün bir mutluluktur

Medyumlarla ilgili kitap yazan Charles ile komşusu "emekli medyum" Madam Arcati’nin öyküsü. Araya yazarın ikinci eşi girince işler karışacak.

Pierre Dulaine gönüllü olarak bir grup cezalı öğrenciye salon dansı veren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda Dulaine’in orada bulunma sebebini öğrenince ona karşı oldukça şüpheli yaklaşırlar. Ancak Dulaine’nin değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlarlar. Hatta zaman geçtikte aldıkları eğitimi bir adım ileri götürerek Dulaine’nin klâsik dansı ile kendi tarzları olan hip hopu birleştirerek ortaya eşsiz bir karışım çıkartırlar. Belli bir süreden sonra Dulaine bu grubun sadece dans hocası değil, aynı zamanda akıl hocası olacaktır. Hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etmemiş olan bu grubu prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmaya ikna edecektir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir