
Nivin Pauly
Kayamkulam Kochunni


Nivin Pauly
Kayamkulam Kochunni

Muhanlal
Ithikkara Pakki
David Blazejko
British General

Sunny Wayne
Keshavan

Babu Antony
Thangal

Priya Anand
Janaki

Manikanda Rajan
Vava

Aneesh G Menon
Noor Ahmed

Amith Chakalakkal
Mammad

Priyanka Thimmesh
Suhara

எம். எஸ். பாஸ்கர்
Mothalali

Sudheer Karamana
Naduvazhi/ Nair Leader

Sadiq
Kunjikelu

Idavela Babu
Menon

Sunil Sukhada
Brahmin

Tanrı bile bu gemiyi batıramaz sözleriyle suya indirilen ve daha ilk seferinde küçük bir buz dağına çarpıp batan ünlü Titanik gemisinin yaşadığı trajediye anlatan Titanik Faciası,. Walter Lord’ un eserinden uyarlanan ve Goldeen Globes’da En İyi Yabancı Film ödülünü alan film hakında bazı ilginç ayrınıtılar; Titanik faciasından kurtulanlar arasında filmin yapımcısı William Mac Quitty’de vardı. Quitty faciadan kurtulduğunda altı yaşındaydı. Bazı söylentilere göre Titanik’in batma sahneleri, 1943 yılında çekilen ünlü Nazi propaganda filmi Titanicden alınmış. 35 feet boyundaki dev gemi maketinin 15 feet derinlikteki bir havuza nasıl sığdırıldığı hala bir sır.

14. yüzyıl İngiltere'sinde savaş ve veba kasıp kavururken, mütevazı bir köylü isyan başlatır ve adalet ve hayatta kalma için umutsuz bir mücadelede kralın gücüne meydan okumak üzere halktan oluşan bir orduyu birleştirir.

Evsiz bir jokey, bir milyoner, bir kovboy ve seabiscuit adında bir at... kendilerinin ve ülkedeki herkese ilham kaynağı olan bir yarış atının gerçek öyküsünü anlatıyor... 1920'lerde efsaneye dönüşen sıradışı bir drama... seabiscuit sizi hayatınızın yarışına götürecek...

Taşralı bir genç kız olan Gabrielle, karizmatik Parisli yazar Henry Gauthier-Villars ile evlenince, sanatın kalbinin attığı Paris’e taşınır. Willy mahlasıyla tanınan kocası başarısız bir yazardır ve Gabrielle’in yeteneklerini çok geçmeden farkına varır. Willy, kariyerinin ve mali durumlarının kurtarıcısı olarak karısını görüp, kendi isminde yayınlanacak bir romanın gizli yazarı olarak Gabrielle'i kullanmaya başlar. Kocasının ısrarı üzerine Colette, ilk eseri Claudine’i yazar ve kitap tüm ülke çapında büyük başarı elde eder. Her şeyi farkında varmaya başlayan Colette, erkek egemen bir dünyada, kocasının ona dayattığı edebi ve mecazi sınırlardan kurtularak yazdıklarını sahiplenmeye karar verir. Gelecek neslin kadınlarına ışık tutan güçlü dilini kullanarak, topluma meydan okumanın zamanı gelmiştir.


18 Şubat 1952'de İngiltere'nin doğu kıyılarını kasıp kavuran ve yoluna çıkan tüm gemileri altüst eden fırtına, Boston'a bağlı SS Pendleton T-2 petrol tankerini de ikiye parçalar. Hızla batan gemide 30 kişilik mürettebat bulunmaktadır. Mürettebatın yetkili görevlisi olan mühendis Ray Sybert korkuya kapılan ekipte kontrolü ele almaya karar verir ve Doğu Kıyısı'nı vuran en kuvvetli fırtınaya karşı mürettebatın birlikte mücadele etmesi için çalışır. Bu esnada felaketin haberi Chatham, Massachusetts'ta bulunan Amerikan Sahil Güvenlik ofisine ulaşmıştır. Sahil Güvenlik yetkilisi Daniel Cluff gemiyi kurtarmak için bir kurtarma teknesi göndermeye karar verir. Bütün zor koşullara rağmen, kaptan Bernie Webber komutasındaki dört sahil güvenlik yetkilisi ekipmanı yetersiz, tahtadan yapılmış küçük can kurtaran botuyla dev dalgalara ve fırtınalara karşı yola çıkarlar.

1700'lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye'nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya'dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa'nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.

Jean Valjean olarak bilinen 24601 nolu mahkum, hapishaneden salınır. Kendisine yeni bir hayat kurmak ister ama müfettiş Javert'in gölgesi onu daima takip etmektedir. Jean Valjean Fantine'in kızı Cosette ile ilgilenmeyi kabul ettikten sonra ikisinin hayatı da tamamen değişecektir. Fransız Devrimi'nin arifesinde geçen hikaye ihtilalin her iki tarafının da yüzünü gözler önüne serer.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Son İngiliz Genel valisi olan Lord Mountbatten, 1947’den itibaren Hindistan’ın bağımsız olduğunu; Hindistan'ı halkına geri teslim etmekle görevlendirilir. Vali, Viceroy evinde Hindu, Müslüman ve Sih'lerle kalabalık insan topluluğu ile beraber yaşamaya başlar. Olaylar düşündüğünden farklı gelişir...

İkinci Dünya Savaşı bitmek üzeredir. Almanlar, Fransa’da yenilmek üzerelerdir ve müttefikler güçler Normandiya çıkartması sonrası Ren Nehri üzerindeki bir köprüyü ele geçirmek için paraşütçü birliklerini sınıra indirirler. Fakat yapılan stratejik bir hata sonucu paraşütçüler köprünün çok uzağına indirilir. Market Garden adı verilen bu operasyon, bir takım yanlış istihbarat ve stratejiler sonucu tam bir felakete dönüşür. Çünkü askerler Alman Ordusu’nun en güçlü olduğu noktalardan birinin tam ortasına düşmüşlerdir. Cornelius Ryan’ın uzun araştırmaları sonucu yazdığı kitabından uyarlanan Richard Attenborough imzalı film, İngiliz FeldMareşal Bernard Montgomery’nin başarısızlıkla sonuçlanan planının müttefik askerlerini ne gibi bir zor durumla karşı karşıya bıraktığını anlatan İkinci Dünya Savaşı’na dair en gerçekçi savaş filmlerinden biri.

Avustralya'nın Apollo 11 görevi sırasında aydan çekilen resimlerin aktarılmasında üstlendiği görevle ilgili oldukça nostaljik bir komedi.

Olağanüstü gerçek bir hikâyeden uyarlanan bu film, Everest'in zirvesine ulaşan ilk insan olma hayalinin peşinden giden ve aşılması imkânsız gibi görünen tüm engellere meydan okuyan kararlı bir adamın nefes kesen mücadelesini konu alıyor.

Avustralyalı azimli bir genç kız, tek başına yelkenle dünyayı dolaşan en genç kişi olma hayalinin peşinden giderken korkularıyla yüzleşir.

Krallık tacı için savaşan iki kardeşin mücadelesini anlatan film, iki büyük aktörü karşı karşıya getiriyor. 8. ve 9. yüzyılda Avrupa'da hüküm süren, tüm yaşamlarını savaş Tanrısı Odine'ye adayan ve her yeri yıkıp yağmalayan Vikingler'i anlatan, unutulmaz film. Edison Marshall'ın romanından yapılan uyarlama, güzel renkleri, oyuncuların performansı, doğal setleri ve akıcı temposuyla sivriliyor. Filmin en ilginç özelliği ise hikayeyi Orson Welles'in anlatıyor oluşu.

Olaylar 1924 yılında, İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da geçiyor. Judy Davis'in canlandırdığı Adela Quested, genç ve dikbaşlı bir İngiliz kadın, yanında nişanlısının annesi Mrs. Moore (Peggy Ashcroft) olduğu halde Hindistan'a gelir. Burada tanışıp dost edindiği Dr. Aziz (Victor Banerjee) bir süre sonra Adela'yı mistik Marabar mağaralarına yapacağı ziyarette kendisine katılması için davet eder. Girdikleri bir mağaradan yara izleriyle çıkan Adela, Aziz'in kendisine saldırdığını iddia eder.

Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

The story picks up at the point where "The Robe" ends, following the martyrdom of Diana and Marcellus. Christ's robe is conveyed to Peter for safe-keeping, but the emperor Caligula wants it back to benefit from its powers. Marcellus' former slave Demetrius seeks to prevent this, and catches the eye of Messalina, wife to Caligula's uncle Claudius. Messalina tempts Demetrius, he winds up fighting in the arena, and wavers in his faith.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir