
Sri Divya
Divya


Sri Divya
Divya

Arya
Arjun

Bobby Simha
Kannan

Rana Daggubati
Shiva

Parvathy Thiruvothu
RJ Sarah

Raai Laxmi
Meenakshi

Paris Laxmi
Michelle

Prakaş Raj
Francis

Vinaya Prasad
Mrs. Francis

Sijoy Varghese
Coach Zechriah

Saranya Ponvannan
Kannan's mother

எம். எஸ். பாஸ்கர்
Kannan's father

ரேகா
Sarah's mother

Sriranjini
Divya's mother

Pattimandram Raja
Raghavan

"A Walk to Remember", "The Notebook" gibi çok satan romanların yazarı Nicholas Sparks'ın aynı adlı son romanından uyarlanan "Son Şarkı"nın konusu, ABD'nin güneyindeki küçük bir sahil kasabasında geçer. Kariyeri uğruna ailesini yıllar önce terk etmiş olan bir baba, yaz tatilini ergenlik çağındaki kızı ve küçük oğluyla geçirme şansına kavuşmuştur. Ancak New York'taki evinde olmayı tercih eden kızı iletişim kurma konusunda isteksizdir. İlk aşklarla ikinci şansların kol kola gittiği bu aile, arkadaşlık, sırlar ve kurtuluş hikayesinde baba, iletişim kurmak için çareyi kızıyla tek ortak paydaları olan müzikte bulacaktır.

Hayatını kütüphaneci olarak idame ettiren Taylor, aniden işsiz kalır. Kendisine yeni bir hayat kurmak için Montana'daki küçük kasabasına geri döner. Şimdi Taylor, kardeşini ve kasabadaki küçük oteli, farklı fikirleri olan iş adamı Joel Sheenan'dan kurtarmak zorundadır. Böylece Taylor için mücadele dolu anlar başlar.

An English mother and her teenage son spend a week preparing the sale of their remote holiday house in the South of France. Fifteen-year-old Elliot struggles with his dawning sexuality and an increasing alienation from his mother, Beatrice. She in turn is confronted by the realisation that her marriage to his father, Philip, has grown loveless and the life she knows is coming to an end. When an enigmatic local teenager, Clément, quietly enters their lives, both mother and son are compelled to confront their desires and, finally, each other.

Kore-eda'nın Hana'dan sonra çektiği son filmi, bir yaz günü düğümlenen, neşeyle hüznün ustaca dengelendiği bir aile dramı. Artık yaşı kemale eren bir çiftin oğluyla kızı çocuklarını ve eşlerini de yanlarına alıp aile ocağına gelirler. Ailenin en büyük oğlunun ölüm yıldönümüdür. Her ailede olduğu gibi, dargınlıklar ve sırlar yüzünden araları açılan aile üyeleri arasında halen bir sevgi bağı vardır. Ozu'nun başyapıtı Tokyo Hikâyesi'ni hatırlatan Bitmeyen Yürüyüş, aile bağlarının kıymetli olduğu kadar sinir bozucu da olabileceğini gözler önüne seriyor.

Bryce ve Julie ikinci sınıfta tanışmıştır. Küçük Juli, Bryce'ın hayatına girmesi ile ilk aşkını da tatmış olur. Ancak durum Bryce için aynı değildir. Kızlardan korkan, utangaç ve sıkılgan Bryce, her ne kadar Juli'yi kaybetmek istemese de, kızın ısrarı ve "hayır" cevabını kabul etmemesi canını sıkmaktadır. Aradan geçen altı yıl boyunca Juli ve Bryce için işler daha da zorlaşır. Karşı evlerde oturan ve aynı okula devam eden Juli ve Bryce artık ergenlik çağına girmişlerdir. Zaman zaman birbirlerinden uzaklaşsalar da, aralarında hala bir bağ vardır.

Gilbert, obez annesi ve otistik kardeşi arasında sıkışmış; kendine ait hiçbir şeyi olmayan sıkıcı bir yaşam sürmektedir. Yaşamının sıkıcılığı çoğu zaman gözüne batmaz çünkü yaşadığı kasabada hayat, bütün olağandışılıklardan uzak bir tekdüzelikte gitmektedir. Hayatındaki tek aksiyon, otistik kardeşi Arnie'nin ortalığı karıştırmasıdır. Bir gün Gilbert, anneannesi ile birlikte kasabadan geçen Becky ile tanışır ve hayatındaki bütün dengeler bir anda altüst olur. Gilbert, âşık olur fakat aşkını doyasıya yaşamasına mani olan sorumlulukları, mutluluğa ulaşmak için önünde bir engel olarak durmaktadır.

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Earnshaw Ailesi, Yorkshire'da 19. yüzyılda çiftçilik yapan bir ailedir. Bir gün Bay Earnshaw, küçük çocuğu Heathcliff ile birlikte kendi şehrine döner. Earnshaw'un oğlu Hindley, çocuğu geri gönderir ancak Heathcliff, Hindley'in kız kardeşi Catherine ile dost kalır. Aile öldükten sonra Hindley'in kız kardeşi ve Heathcliff, bir araya gelirler.

Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.

Maureen (Robin Wright) ve Eddie (Sean Penn), tutkulu ama sorunlu bir ilişki yaşayan bir çifttir. Eddie'nin şiddet eğilimleri ve psikolojik dengesizlikleri nedeniyle ayrılırlar. Yıllar sonra Eddie, akıl hastanesinden çıktığında Maureen artık Joey (John Travolta) ile evlidir ve bir kızı vardır. Eddie'nin geri dönüşü, Maureen'in iç çatışmalarını ve geçmişe olan bağlılığını yeniden alevlendirir.

Yaşadığı sakatlığın sonrasında tenisi bırakmak zorunda kalan Tashi, kendisini bir aşk üçgeninin içerisinde bulur.

Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.

Eilis Lacey (Saoirse Ronan), İrlanda'nın fakir mahallelerinden birinde yokluk içinde yaşayan bir kızdır. Sevmediği bir işte annesinin hatrına çalışan Eilis'e kasabasındaki kilise papazı yardımcı olur ve onu Amerika'ya güvenilir bir tanıdığın yanına gönderir. 1950'li yılların New York'unda Brooklyn’e gelen genç kız, Amerika'nın gelecek vaatleri için annesinin evini terk eder. Ayakları üzerinde durma mücadelesi veren Eilis bu arada bir gençten de çok hoşlanır. Fakat gurbet özlemi birkaç ay sonra Eilis için dayanılmaz olur ve bu sırada annesinden gelen bir haber ile İrlanda'ya birkaç haftalığına dönmeye karar verir. Amerikan rüyası İrlanda'daki geçmişi yüzünden bozulan Eilis, iki ülke ve üzerinde yaşadığı hayatlardan birini seçmek zorunda kalacaktır.

Uzun ve başarısız bir hamile kalma mücadelesinden sonra, bir evlat edinme derneği söylemiyle ikna olan Satoko ve kocası, bir erkek bebek evlat edinmeye karar verirler. Birkaç yıl sonra, ebeveynlikleri, çocuğun biyolojik annesi gibi davranan tehditkar bilinmeyen bir kız olan Hikari tarafından sarsılır. Satoko, Hikari ile doğrudan yüzleşmeye karar verir.

After treating his rancher cousin shoddily in L.A. Michael Woods is sentenced by his parents to spending a month on the ranch with his cousin and aunt.

A young man journeys from a difficult childhood to maturity, exploring social injustice, personal development, and the complexities of human relationships.


Noel yaklaştıkça, tatil ruhu eksik bir kariyer odaklı Chicago uygulaması geliştiricisi Amelia Hughes (Anderson), Noel'in anlamını yeniden keşfetmek için onun küçük memleketi Noel Deresi döner. Orada, çocukluğunun en iyi arkadaşı olan Mike (Huszar) ve onun bir çocukken tatil sezonu boyunca ailesinin ailesini parçaladığı Amelia'nın babası olan ebedi Harry (Weber) ile yeniden bir araya geliyor. Yerel tatil festivallerine katılırken - ve Mike için düşmeye başlarken - Amelia kendini Noel ruhunu hisseder ve Harry'nin Noel Arifesi geleneğini küçük, özel uçağında muhtaç çocuklara oyuncak teslim etme geleneğini dört gözle bekler. Bu arada, Harry eski kız arkadaşı Pamela (Kari Matchett) ile olan ilişkilerini onarmaya başlar. Fakat Harry'nin oyuncağı oyuncak teslimatı için hazırlamaya yardım ettiği için, Şok Amelia, ebeveynlerinin beklenmedik bir şekilde tatil için kasabada ortaya çıktıklarını öğrenir ve babası ve Harry uzun süredir devam eden kan davası devam ederken ezilir.

Blonde, 50'li ve 60'lı yıllarda, sinema tarihinin en büyük seks sembollerinden biri olan Marilyn Monroe'nun hem özel hem de kariyer hayatına odaklanıyor.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir