
Dhritiman Chatterjee
Movie Director


Dhritiman Chatterjee
Movie Director
Rajen Tarafdar

Dipankar Dey
Self

Radhamohan Bhattacharya
Teacher

स्मिता पाटिल
Self

Sreela Majumdar
Durga
Gita Sen
Devika Mukherjee
Jayanta Chowdhury
Jochan Dastidar
Nilkantha Sengupta

Biplab Chatterjee
Self
Umanath Bhattacharya
Rathin Lahiri

Monu Mukherjee
Father of nurse

Joe Gideon, Broadway'de başarılı bir koreograftır ancak işkolik tutkusu onu tüketmektedir. Kızı, sevgilisi ve sayısız ilişkisi arasında denge kuramazken, yeni bir prodüksiyon için kendini hasta edecek kadar çalışır. Prömiyer öncesi kalp krizi geçirip hastanelik olur, ancak sahne tutkusu ölümle bile mücadele eder.

Film Frankestein'in yönetmeni James Whale'ın hayatından kesitler sunuyor onun eşcinselliği ile ele aldığı hayatının, trajik şekilde kendi sonunu getiren, 2. Dünya savaşında yaşadıklarını anlatıyor..

Frances Farmer'ın Hollywood'ta şöhrete göz kamaştırıcı yükselişi ve sonrasında kara listeye alınmasıyla trajik bir yöne giren yaşamının gerçek öyküsüdür...


Çekirgenin Günü, Büyük Buhran sonrası Hollywood ve California’nın kavurucu güneşi altında kâbusa dönüşen Amerikan rüyası hakkında. Başarısız bir ressam, maço bir kovboy, saf bir taşralı, güzel ama yeteneksiz bir yıldızcık, fahişeler, horoz dövüşçüleri… Nathanael West, parlak yıldızların gölgesinde yaşam mücadelesi veren bir grup kaybetmeye mahkûm, umutsuz ve yozlaşmış karakterin portresini grotesk bir üslupla çiziyor.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Tom and Mae Garvey are a Tennessee farming couple battling violent floods to save their land. In addition to natural disasters, the Garveys fight to stop a selfish land developer and a local corporation from foreclosing on their farm. While Mae stays at home to care for their children and tend to the crops, Tom finds work as a scab at a steel mill to preserve his family's property.

Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Acı ve Zafer, yönetmen Salvador Mallo’nın geçmişten bugüne yaptığı seçimleri ve yaşamında iz bırakan olayları konu ediyor. Filmde, Mallo’nun çocukluğunu yaşadığı 60’lı yıllara, doğup çocukluğunu geçirdiği yerden ayrılıp ailesi ile birlikte Valencia’da bir köye göç etmesine, refah arayışına, 80’lerin Madrid’inde kalbinin hızla çarpmasına neden olan ilk aşkına, terapi aracı olan yazı ve sinema ile tanışmasına, kendisini tanımasına yol açan olaylara değiniliyor.

Dünya sinema tarihine adını ölümsüz harflerle kazımış olan ustaların ustası sinemacı Alfred Hitchcock'un sıradışı filmi Sapık (Psycho)'ın çekim sürecinde geçen film Hitchcock ve eşi Alma'nın aşklarına odaklanıyor. Filmde ustayı yine bir başka usta Anthony Hopkins canlandırırken karısı Alma rolünü ise Helen Mirren üstleniyor. Hitchcock’un çığır açan filmi PSYCHO’nun yapım sürecinde geçiyor. Projenin yönetmen koltuğunda Sacha Gervasi otururken, senaryo ise John McLaughlin’e ait. Filme kaynaklık eden kitap ise Stephen Rebelloizamlı “Alfred Hitchcock and the Making of Psycho” adlı eser.

Artık ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore, 30 yıl sonra bir arkadaşının öldüğü haberi üzerine doğduğu kasabaya geri döner. Kasabaya geldiğinde eski anıları canlanan Salvatore, Cinema Paradiso adlı sinemada projeksiyoncu olarak çalışan Alfred ile ilişkilerini hatırlar. Küçük bir çocuk olan Salvatore, günlerini Alfred'in yanında geçirmekte, filmlerle ilgili konuşmakta ve Alfred'in sinema konusunda deneyim ve bilgilerinden yararlanmaktadır. Babacan tavırlarıyla Salvatore'nin hayatında önemli bir yere sahip olacak Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusu keşfedecektir.

’Pamela’yı Takdim Edebilir miyim?’ adlı filmin çekimleri sırasında yaşanan acı-tatlı olayları beyazperdeye taşıyan öykü, sinema sanatının tüm zorluklarıyla boğuşarak hedefine ulaşmayı seçen yönetmen François Truffaut’nun, sinemaya ve sinemacılara bir saygı duruşu adeta. Film içindeki filmin yönetmenini Truffaut’nun bizzat kendisinin canlandırdığı yapım; makyözünden dublörüne, yapımcısından sahne amirine, yönetmen asistanından klaketçisine kadar bir filmin her alanında çalışan emekçilere adanmış izlenimi veriyor.

İki erkek çocuk, Ignacio ve Enrique, 60'lı yılların İspanya'sındaki bir katolik okulunda öğrencidirler. Burada geçirdikleri zaman boyunca aşkı, sinemayı ve korkuyu keşfederler. Okulun müdürü ve edebiyat öğretmeni Peder Manolo, bu keşiflerin hem şahidi olur, hem de bir parçası * Üç karakter yıllar sonra, 70'lerde ve 80'lerde, iki kez daha aynı mekanda bir araya gelecekler. Bu karşılaşmalar aralarından birinin yaşamı ve ölümü için belirleyici olacak * Pedro Almodóvar bir kez daha anavatanı İspanya'da gezdiriyor kamerası. İnsanların derilerinin altına giriyor, yaşananları ve yaşanamayanları bir arada anlatıyor * Kuşkusuz her sinemasever bir Almodovar filmini yönetmeninin kim olduğunu bilmeden izlediğinde gerek tutku ve ihtirasla yoğrulmuş karakterlerinden gerekse eski filmlerine nazaran stilize senaryosuyla bunun bir Pedro eseri olduğunu anlayabilirler.


Yapımcı olan nişanlısının yeni projesi için yönetmen arayışında olan Ellie'nin aklına ilk olarak, 10 sene evvel boşandığı kocası Val gelir. Uzun zamandır sinemadan uzak kalan Val'ın geri dönüşü olacağına inandığı bu filmin yönetmenliğini Val'a vermesi için nişanlısı Hal'ı ikna etmeye çalışan genç kadın, sonunda başarılı olur ve hemen Val'ı bulur.Val ise, işinden henüz kovulmuş, kendinden yaşlarca küçük sevgilisi ile kös kös otururken, kendisini Hal için terkeden Ellie'nin teklifini kabul eder ve bir hafta sonra işe başlayacağını bildirir. Olmadık zamanlarda tuhaf istekleriyle Hal'ı ve diğer çalışanları adeta canlarından bezdiren Val'ın başına, film çekimlerine başlayacağı günün önceki gecesi öyle bir illet gelecektir ki, O'nu ne deneyimleri, ne de diğer duyuları kurtarabilecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir