
Τζένη Καρέζη
Manto Mavrogenous

In Vienna 1820, the Manto Mavrogenous encounters a group of Greek students and talk of revolution to be made. Returning to Greece uncle of the initiates at Friendly Society. Madonna sells its dowry and equip their ships and army to help the revolution. Meet the founder of the Friendly Society, Dimitrios Ypsilanti, and builds relationships with him but encounters the objections of the political leaders of the struggle and particularly of Ioannis Kolettis who fears the two young people like to be the first king of the new nation. To break up the uses of beautiful paintings Niki monk who just came from Paris.

Τζένη Καρέζη
Manto Mavrogenous

Πέτρος Φυσσούν
Dimitrios Ypsilantis

Ελένη Ερήμου
Niki Kalogera

Άλκης Γιαννακάς
Salas

Σταύρος Ξενίδης
Ioannis Koletis

Λαυρέντης Διανέλλος
Old Man

Γιώργος Μοσχίδης
Doctor Afentakis

Θόδωρος Έξαρχος
Priest

Αθηνόδωρος Προύσαλης
Konstadis

Μίλτος Κοντέας
Nikolas

Ντίνος Καρύδης
Leon Barat

Kore Savaşı sırasında iki seçkin ABD Donanması savaş pilotunun üzücü gerçek hikayesi. Kahramanca fedakarlıkları nihayetinde onları donanmanın en ünlü ekürileri yapacaktı.

The War Below, Birinci Dünya Savaşı sırasında Messines Savaşı'nın ölümcül açmazını kırma umuduyla, kimsenin olmadığı toprakların altına tünel kazmak ve Alman cephesinin altından bombalar yerleştirmek için işe alınan bir grup İngiliz madencinin hikayesini konu ediyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

.Ararat 1915 ve 1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun 1.5 milyon Ermeninin ölümünden sorumlu olduğu iddiası yıllardır Ermeniler tarafından propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından kurulan modern Türkiye Cumhuriyeti ise, bu dönemde sadece bir zorunlu göç hareketi olduğu tezini savunuyor. Filmin kendisi, tarihteki mevzubahis dönemi anlatan bir filmde çalışan genç bir şoförün (David Alpay) gözünden anlatılıyor. Çekimler sırasındaki çalışmaları, genç adamın kendini kendisini keşfetmesine yolaçıyor.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Yönetmen Theo Angelopoulos’un üçlemesinin ilk filmi olan Ağlayan Çayır’da, 1919-1949 arasında yaşanan bir trajik hayat hikayesi anlatılıyor. Eleni, Odessa’da doğmuş fakat savaş döneminde annesi ve babasını kaybetmiştir. Eleni Alexis’in ailesi tarafından evlat edinilir ve aile Odessa’dan göç eder. Ağlayan Çayır, yeni bir kasabaya yerleşen aileyle beraber büyümeye başlayan çocukların, özellikle de Eleni’nin hikayesidir. Bu bir Yunan trajedisi diyen Angelopoulos, Eleni’yi (Troyalı Helen) bir simge olarak kullanmış. Bir kadının çocukluğundan başlayıp gençliğini, aşık oluşunu, sahip olduğu herşeyi kaybedip yeniden yalnız kalışını anlatıyor.

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

On beş yıl önce üç arkadaş Vietnam savaşında görev almak üzere askere çağrılmıştı. Ancak iki tanesi geri dönebilmişti. Yaşadıkları o korkunç savaşın onça inanılmaz acılarını hala içlerinde taşıyan ve geceleri kabuslarla uyanan bu iki arkadaş artık birbirlerinden ayrı yaşamaktadır. Çektikleri acılar o kadar çoğalır ki artık tekrar bir araya gelip o günleri yeniden yaşayacaklar ve hem kendilerini hem de arkadaşlıklarını bir tür sınavdan geçirerek yarınlara daha sağlıklı ulaşmanın yollarını arayacaklardır.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

In 1918, a young, disillusioned Adolf Hitler strikes up a friendship with a Jewish art dealer while weighing a life of passion for art vs. talent at politics

Film , 19.yüzyılda Çin'de kadınlara uygulanan katı kültürel normlar ile savaşmak için kendilerine özgü gizli kodlar geliştiren iki kadının ömürboyu süren dostluğunu anlatıyor.

1952 kışında İngiliz yetkililer bir soygun ihbarını araştırmak üzere Alan Turing’in evine girerler. Ahlâksız davranış suçlamasıyla Turing’i gözaltına alırlar. Yetkililer, modern bilgisayarcılığın öncüsünü suçladıklarından habersizdir. Bilgin, dilbilimci, satranç şampiyonu ve istihbarat görevlilerinden oluşan bir grubun lideri olan Alan Turing’in, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kırılamaz tabir edilen Enigma makinesinin şifrelerini kırdığı bilinmektedir.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

John Davidson’ın yaşam öyküsünden uyarlanan film, 1980’lerin Britanya’sından günümüze uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi. On beşinde Tourette teşhisi alan John; önyargılarla dolu gençlik yıllarını ve yetişkinliğe geçiş sürecini, nezaketin gücüyle aşıyor. Bu, yanlış anlaşılan bir çocuğun, dünyayı değiştiren bir adama dönüşme yolculuğu.

Gizli Sayılar, yıldızları hedefleyerek ülkenin temellerini değiştiren parlak bir kadın grubunun inanılmaz, anlatılmamış, ancak gerçek hikayesini ortaya çıkarıyor. Film, NASA'daki siyah kadın matematikçilerden oluşan seçkin bir takımın, Sovyetler Birliği'ndeki Amerikalı rakiplerine karşı uzay yarışını kazanmasına yardımcı oldukları ve aynı zamanda, eşit haklara ve fırsatlara ilerlemeye yönelik arayışların hayati tarihini anlatıyor.

Kendisi çok başarılı bir güreşçi olan baba Fritz Von Erich, oğullarını da 1 numaraya taşımak için despot bir biçimde, zalimce yöntemler uygulamaktadır. Şampiyon kardeşler sporda zirveye doğru tırmanırken, tüm aile çalkantılı olaylara, büyük güçlüklere göğüs germek zorunda kalır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir