
Γιώργος Κωνσταντίνου
Antonis Kokovikos

When a man decides to marry the woman he's been living with, she stops being the silent patient person she was and claims to be the boss in the house. Her behaviour changes so much after the marriage that the husband gets so irritated as to ask for a divorce even a few hours later..

Γιώργος Κωνσταντίνου
Antonis Kokovikos

Μάρω Κοντού
Eleni

Δέσπω Διαμαντίδου
Bebeka

Σταύρος Ξενίδης
Haralabos

Κατερίνα Γώγου
Pagona

Δημήτρης Καλλιβωκάς
Iason

Κώστας Δούκας
building conductor

Λίλλη Παπαγιάννη
Katina

Νάσος Κεδράκας
Mikes

Δέσποινα Νικολαΐδου
Klara

Καίτη Λαμπροπούλου
Maro

Τασσώ Καββαδία
Aglaia Papamitrou
Nikos Filippopoulos
Themistoklis
Λουκιανός Ροζάν
Mihalakis

Γιώργος Τζιφός
chauffer

Doğu Almanya yıkılmadan önce kalp krizi geçiren ve 8 ay komada kalan anne, dışarda olup bitenlerden habersizdir. Doktor en ufak bir şokta annenin ölebileceğini söyler. Bunun üzerine oğlu ona yapay bir dünya oluşturur. Hatta bunun için arkadaşıyla birlikte çektiği haber bültenlerini annesine izletir. Doğu Almanya'nın yıkılması ile sosyalizme inanan insanların hayallerinin yıkılışına dikkat çeken film dünyadaki politik sistemleri de eleştirmektedir.

Warren Schmidt hayatının en zor dönemlerinden birine gelmiştir. Uzun süre çalıştığı işinden emekli olmuştur ve kendisini tamamen işe yaramaz hissetmektedir. Ayrıca kızı Jeannie istemediği biriyle evlenmek üzeredir ve karısı Helen 42 yıllık evlilikten sonra aniden vefat etmiştir. Birdenbire işsiz, eşsiz ve ailesiz kalan Warren için hayatı çok anlamsızlaşmıştır. Bütün bu kötü gelişmeler üzerine Warren kendini tanımak ve atalarını keşfetmek için bir seyahate çıkmaya karar verir.

Sully (Paul Newman) emekliliğini karamsarlığa kapılmadan yaşayan yaşlanmasına aldırmamaya çalışan bir adamdır. Beraber çalıştığı Carl'ın (Bruce Willis) karısıyla da (Melanie Griffith) hafiften flört etmekte. Sully'nin uzun zamandır görmediği oğlu ve onun ailesinin kasabaya geri dönüşüyle Sully, uzun zamandır unuttuğu aile kavramıyla yeniden yüzleşmesini sağlıyor. Çok satan bir romandan uyarlanan filmin senaryosu da yönetmen Robert Benton'a ait.

Pauline otobüste kendisine yardım eli uzattığı günden sonra inatçı, yorgun Matthew Morgan bir kez daha mutlulukla tanışır. Genç kadının içten yaklaşımı ve asla yitirmediği iyimserliği ile yaşlı ayakları adeta yerden kesilen sessiz öğretmen, eşsiz bir yaşam öğrencisine dönüşür. Çift, bir arada olmanın ve ailenin anlamını keşfeder.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

This is the story of a dysfunctional New York family, and their attempts to reconcile

Sıkıcı bir hayat süren eczacı Doug Varney (Sam Rockwell), Elizabeth Roberts (Olivia Wilde) adlı bir müşterisinin hayatına dahil olmasıyla alt üst olur. Bu güzel kadınla ilişkiye girmeye başlayan Doug, daha önce hiç yaşamadığı zevkleri tadarken, bir yandan da uyuşturucu dünyası ve cinayet gibi hiç beklemediği şeylerle de yüzyüze gelecektir.

Nedimelik görevi elinden alınan Eloise (Anna Kendrick), yine de arkadaşının düğününe katılmaya karar verir ve 19. Masa'da oturan tuhaf yabancılarla arkadaş olur.

Avustralya'nın Apollo 11 görevi sırasında aydan çekilen resimlerin aktarılmasında üstlendiği görevle ilgili oldukça nostaljik bir komedi.

1961'de, 60 yaşındaki taksi şoförü Kempton Bunton, Goya'nın Wellington Dükü Portresi’ni Londra Ulusal Galeri'den çalar. Bu, Galeri tarihindeki ilk (ve tek) hırsızlıktır. Kempton, hükümetin yaşlılara ücretsiz televizyon sağlamayı kabul etmesi şartıyla tabloyu iade edeceğini söyleyen fidye notları gönderir. Sonrasında olanlar efsane haline gelir. 50 yıl sonra hikayenin tamamı ortaya çıkar - Kempton bir yalanlar ağı örmüştür. Tek gerçek, dünyayı değiştirmeye ve evliliğini kurtarmaya kararlı olan iyi bir adam olmasıdır.

Aydın emekli bir tiyatrocudur; oyunculuğu bıraktıktan sonra Kapadokya'ya babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için geri döner. Aydın o günden sonra başlayan kış uykusu bu gözlerden ırak otelin içerisindeki gündelikleriyle, kâh yerel bir gazeteye köşe yazıları yazarak kâh her zaman niyetlendiği ancak bir türlü başlayamadığı tiyatro tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Tüm bu süreçte hayatında iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk davranan genç karısı Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan kız kardeşi Necla... Kışın bastırması ve artan kar yağışı bu küçük taşrada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder...

60'ların Paris'inde ergenliği doruklarda yaşayan Musevi çocuk Moïs, annesi kardeşini de alıp evi terk edince babasıyla mutsuz bir hayata mahkum olur. Zamanının çoğunu fahişeleri izleyip para buldukça da onlara gitmekte harcayan Moïs, zamanla mahallenin Arap sanılan bakkalı İbrahim Demirci ile sık görüşmeye başlar. Moïs'in babası depresyon sonucu intihar edince İbrahim, Moïs'i evlat edinir. Moïs, İbrahim Bey'in Kur'an'ının çiçekleri ışığında bilgilenirken memlekete çıkılan yolda bambaşka bir hayatla tanışır ve yeni insanlar tanır.


Tomas, karısı Ebba ve çocukları Vera ile Harry kış tatili için bir haftalığına Fransız Alplerine giden İsveçli bir ailedir. Lüks bir otele yerleşen aile tatilin ikinci gününde, öğle yemeği yedikleri esnada kontrollü bir çığ vakasıyla karşılaşırlar. Karlar yemek yedikleri restoranın üzerine doğru inerken Tomas anlık bir refleksle karısını ve çocuklarını ardında bırakıp kaçmaya başlar. Olay sona erip her şey normale döndükten sonra Tomas, Ebba'da yarattığı hayal kırıklığına tanık olur. Evliliğinin zorlu bir dönemeçte olduğunu fark eden Tomas, aile hiyerarşisindeki yerini tekrar kazanmaya çalışırken trajikomik anlar yaşanacaktır.

Yıl 1998... Orta Amerika'da küçük bir kasaba ve iki liseli âşık... Carol ve Wayne... Karanlığın içinde umarsızca arabalarıyla gezmektedirler... Carol, tehlike ile iç içe, uçurumun kenarında bir yaşamı sevmektedir... Bir yokuşun sırtında yanlış yönde ilerlerken Wayne son anda direksiyonu kırarak Carol'u en büyük heyecanından yoksun bırakır... 8 yıl sonra evlidirler... Carol hemşire olmuştur ve birgün kendisine felç geçirmiş orta yaşta özel bir hasta verilir. Carol, Henry'i işlemiş olduğu suçlarla ilgili soru yağmuruna tutar ve onun renkli geçmişinden etkilenir... Kendi merakını ufak çaplı bir banka soygununu yöneterek tatmin eder. İlk işlediği suçun tadı damağında kalan Carol'un artık hiçbir şekilde geriye dönmeye niyeti yoktur.

Olivia Wilde ve Seth Rogen'ın canlandırdığı ev sahibi çift, Edward Norton ve Penelope Cruz tarafından canlandırılan yeni bir çifti akşam yemeğine davet eder. Başlangıçta nazik ve sıradan bir sosyal etkileşim gibi görünen gece, misafir çiftin ilişkilerine dair yaptıkları sıra dışı açıklamalar ve sundukları "davet" ile yön değiştirir. Ev sahiplerinin kendi ilişkilerindeki çatlaklar, misafirlerin kışkırtıcı tavırları ve kuralları belirsiz oyunlarıyla derinleşirken; karakterler arasındaki gerilim, fiziksel ve psikolojik sınırların sorgulandığı bir noktaya evrilir.

Manipulated by his jealous ensign Iago, the Moorish general Othello is driven to believe that his new wife Desdemona is unfaithful, setting in motion a chain of deception, jealousy, and violence that leads to tragedy.

Yaşamını çiftliklerde çalışarak kazanan Ennis Del Mar ve rodeocu Jack Twist, Brokeback Dağı'nda bir koyun sürüsüne çobanlık işine alınırlar. Dağda birlikte geçirdikleri zaman içinde her ikisi de başta duygularını inkâr etseler de birbirlerine karşı koyamazlar ve aralarında inişli çıkışlı, tutkulu bir ilişki başlar. İş bittiğinde ayrılırlar. Her ikisi de evlenip çocuk sahibi olur. Tam 4 yıl sonra Jack'in Ennis'e gönderdiği bir kart ile yolları yeniden kesişir.

Ali, Fas'tan Almanya'ya çalışmak için gelmiş bir işçidir. Her zaman gittiği ve Arap arkadaşlarıyla buluştuğu bir barda, 60 yaşının üzerindeki Emmi isimli bir kadınla tanışır. Emmi, kendisine aşık olur ve bir süre sonra evlenirler. Ancak, bu evlilik göçmenlerin yarattığı tedirginliği yoğunlukla yaşayan Bavyera Almanları üzerinde şok etkisi yaratır. Emmi, çocukları ve çevresi tarafından itilir. İmkansız gibi görünen Emmi ve Ali'nin aşkı, hikaye ilerledikçe yönetmen tarafından sert bir toplum eleştirisine doğru evrilir.

Donanmada hemşirelik yapan Helen North (Lucille Ball) yakışıklı Donanma subayı ve dul Frank Beardsley (Henry Fonda) ile tanıştığında nüfus patlaması yaşanır. Çok ortak yönleri vardır, hatta gereğinden fazladır. Helen’in sekiz çocuğu, Frank’in on çocuğu vardır ve dünya evine girdiklerinde Beardsley-North birleşmesinde anarşi başlar. Muhalif tarafta bulunan üvey kardeşler birbirlerini ve ailelerinin birliklerini sabote etmek için her şeyi yaparlar. Ama her şeye rağmen anne “askerlerini” yürekten sever ve baba da yaşı gelen çocuklarına hassas konularda hocalık yapmayı sürdürür. İçerleme kısa süre içinde yerini saygıya ve herkesin hayal bile edebileceğinden daha büyük bir şeye bırakır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir