
Arthur V. Johnson
Father


2010-2016 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'nin bir üyesi olarak kariyerine başlayan Reality Winner, birkaç dil konuşabilme yeteneğini hava kuvvetlerine yardım etmekte kullanır ve Hava Kuvvetleri Takdir Madalyası'nı kazanır. Onurlu bir terhis ve denizaşırı STK'larda iş bulma girişimi başarısız olduktan sonra sonunda Pluribus International Corporation tarafından işe alınır. Winner burada, İran'ın havacılık programı ile ilgili belgeleri tercüme eder. Daha sonra The Intercept'e sızdıracağı gizli belgeleri de burada keşfeder. Winner, Amerika Birleşik Devletleri seçimlerine Rus müdahalesi hakkında bir istihbarat raporunu sızdırdığı için federal hapishanede beş yıl üç ay hapis cezasına çarptırılır.

Polis memuru olan Joe Bayler’ın rütbesi düşürülerek, acil durumlar için gelen telefonlara bakmakla görevlendirilir. Joe, bir gün bir gün kaçırıldığını söyleyen bir kadından telefon alır. Aldığı çağrıdan sonra Joe, kendisini büyük bir kaosun ortasında bulur.

Doktor Caligari'nin Muayenehanesi(Das Kabinett des Dr. Caligari, 1919), Alman sinemasının bu dönemini(Altın Çağ 1918-1927) simgeleyen ve en çok tartışılan filmdir. Anlattığı gizemli cinayet öyküsünün yanı sıra resimli panolardan oluşan dekorları, boyayla elde edilmiş gölgeleri, eğik bacalı, yamuk duvarlı evleriyle filmin yarattığı fantastik ve ürkütücü dünya bugün bile ilgiyle izlenmesini sağlamaktadır. Film, döneminde ve sonrasında, pek çok övgüler aldığı gibi, aynı ölçüde eleştirilmiştir. Öyleki "kaligarizm" bir terim haline gelmiştir.

Son Adam 1924 Almanya yapımı siyah beyaz dramatik filmdir. Özgün adı Der Letzte Mann olan bu sessiz film ABD'de The Last Laugh (Son Gülüş) adıyla gösterime sunulmuştu.Senaryosunu Carl Mayer'in yazdığı filmi sessiz Alman sinemasının yaratıcı sinemacısı F.W. Murnau yönetmiş, başrolünde ise Emil Jannings oynamıştı. Çoklarına göre Murnau'nun başyapıtı sayılan bu film çevrildiği yıl o zamana kadar yapılmış en iyi film olarak değerlendirilmişti. Filmin görüntülerini dönemin en önemli görüntü yönetmenlerinden Karl Freund çekmiştir. Freund kamerayı o denli devrimci ve kıvrak bir üslupla kullanmıştı ki, Carl Mayer senaryoyu yeni kamera hareketlerine göre yeniden yazmak zorunda kalmıştı.

After discovering the dead body of her teenage daughter's lover, a housewife takes desperate measures to protect her family from scandal.

Nancy becomes increasingly convinced she was kidnapped as a child. When she meets a couple whose daughter went missing thirty years ago, reasonable doubts give way to willful belief.

Gelecek zaman… İnsanlar iki gruba ayrılmış durumdadır: düşünenler (ancak hiçbir makinenin nasıl çalıştığını bilmiyorlar) ve çalışanlar (fikir sahibi değiller). Düşünenler planları yapıyor, çalışanlar da bunları uyguluyorlar. İki grup da tam değildir ama birleşince bir bütün oluyorlar. Bir gün düşünenlerden biri yeraltına çalışanların yanına iner. Gördükleriyle birlikte hayatın akışı değişmeye başlar…

Filmde İngiltere ve Fransa arasında 14. yüzyıl'da başlayan Yüzyıl Savaşları sırasında ülkesi Fransa'ya manevi destek veren hatta orduya katılarak İngilizlere karşı çarpışan Fransız Katolik azizesi Jeanne d'Arc'ın 1431 tarihinde henüz 19 yaşındayken İngilizlere esir düştükten sonra Tanrı ile konuştuğunu ileri sürdüğü için kafirlik suçuyla yargılanması, zindanlarda işkence görmesi ve yakılarak ölüme mahkum edilmesi anlatılmaktadır.

Oğlu ortadan kaybolan dul bir adam, olayla bağlantılı bir seri katili yıllar önce yakalamış olan emekli dedektif babasından yardım ister.

Dr. Mabuse psikoloji konusunda üstün yeteneklerle donatılmış, hipnoz ve zihin kontrolü alanlarındaki güçleri sayesinde ise suç dünyasında aktif olarak boy gösteren kişilerden birine dönüşmüştür. Geceleri Berlin'in yeraltı kumar dünyasına adım atan Dr. Mabuse bu yeteneklerini buralarda kullanmaktadır. Suçlulardan topladığı örgütü ise Spoerri isimli bir kokain bağımlısı, tetikçisi ve şoförü Georg, Hawasch, Fine ve kendisine aşık olan Cara Carozza isimli dansçıdan oluşmaktadır. Dr. Mabuse planlarını uygulamaya geçtikleri son işlerini tamamlamaya çalışırken peşine Dedektif Wenk takılacaktır... Usta yönetmen Fritz Lang'ın yönetmenliğini yaptığı film, Doktor Mabuse karakterinin başrolde yer aldığı Dr. Mabuse serisinin ilk filmi.

Canından çok sevdiği kızı Kim’in kaçırılışını, cep telefonu bağlantısında çaresiz ve hiçbir şey yapamadan, dinleyen bir babanın durumundan daha kötü ne olabilir? Bu kabus gibi durum, eski bir gizli ajan olan Bryan’ın başına gelir. Genç kadınları satmakta uzmanlaşmış bir çetenin elinden biricik kızını kurtarmak için önünde çok kısa bir zaman dilimi vardır.

Latin cazibesiyle ünlü olan aktör Antonio Banderas'tan ne zamandır aksiyon dolu bir film izlemiyorduk! Yeni filmi Black Butterfly'ın konusu oldukça ilginç. Karısı tarafından terk edilen başarılı bir yazar yeni kitabı için dağ evinde inzivaya çekilir ancak ilham perisi bir türlü kapısını çalmaz. Tam umudunu kesmişken tanıştığı otostopçu genç bir yazara yardım etmeye niyetlenir ve genç adamı evine davet eder. Kısa süre sonra olaylar çığrından çıkacak ve iki yazarın mücadelesi ölüm kalım savaşına dönüşecektir. Banderas'a Tudors dizisinden tanıdığımız yakışıklı oyuncu Jonathan Rhys Meyers eşlik ediyor!

Virginia Cleo Andrews'un tartışmalara yol açan aynı isimli kült eserinden uyarlanan film, babalarının ani ölümünden sonra anneleri Corrine tarafından büyükanne-babalarının malikanesine götürülen Dollanganger ailesinin dört çocuğunun dramını anlatıyor. Anne ve babasıyla arasını düzeltip miras haklarına yeniden kavuşmayı planlayan Corrine, bu süreç boyunca gözden uzak durmaları için çocukları malikanenin çatı katında yaşamaya ikna eder. Corrine'in çatı ziyaretleri, Bart ile evlendikten sonra seyrekleşir ve çocukların hayatı acımasız büyükanneleri Olivia'nın akıl almaz disiplin yöntemleri ile cehenneme dönüşmeye başlar. Zaman içinde ailenin kirli tarihi tekerrür eder ve en büyük iki çocuk Cathy ile Christopher duygusal ve fiziksel olarak yakınlaşmaya başlarlar.

Kuzeyli Nanook 1922 yapımı bir Robert J. Flaherty filmidir. Belgesel sinemanın en önemli örneklerinden biri sayılır. Hudson Körfezi'nde yaşayan bir Eskimo ailesinin yaşamını konu alır. Belgeselin ilk bantları kaza sonucu yanmıştı. Daha sonra Flaherty geri döndü ve tekrar aynı belgeseli çekti. Filmde eskimo ailesinin buzdan ev yapmaları, çocuklarını beslemeleri, avlanmaları gibi soğuk yaşamlarının en ince ayrıntıları görülebilir.


Dünyayı Sarsan On Gün, tüm yönleriyle Sovyet Devrimi'nin canlı tanıklığını yapan bir sarsıcı bir yapımdır. Gerçek tanıklar ve görüntülerle, Rus tarihinin Çarlık despotizminden Bolşevik Devrimi'ne doğru akan zaman dilimindeki tüm evreleri ve olayları anlatılmaktadır. Filmde, Çarlığın baskı ve zorbalığı, halkın durumu, saray entrikaları, Rasputin, Kanlı Pazar, sosyal-demokratların tarihsel işlevi, Menşevikler ve Kerenski, Lenin ve teorisi ve işçi sınıfı artı Bolşevik Partisi, eşittir devrim denklemi yer almaktadır.

Şarlo, 19. yüzyılın sonunda Klondike’de maceraperestlerle birlikte karlı dağlarda altın bulma umuduyla yola çıkar. Şiddetli bir fırtınada terk edilmiş bir kulübeye sığınır ve burada iki altın avcısıyla daha karşılaşır. Şehre eli boş döndüğünde Georgia adında bir kadınla tanışacak, aşık olacaktır.

Sinema tarihinin ilk 10 filminden biri... Dünya sinemasının başyapıtları arasında, tüm zamanların en önemli filmi olan Potemkin Zırhlısı; 1905 devrimi yansıtan devrimci bir film olmasının yanında, büyük usta Eisenstein'ın sinema sanatında devrim yaratan bir çalışmasıdır. Potemkin Zırhlısı'nda, tarihin en baskıcı rejimlerinden Rus Çarlığına karşı halkın ayaklanması ve dayanışması yalın ama sarsıcı bir dille anlatılmaktadır. Eisenstein, Potemkin Zırhlısı'nda, sinema tarihinde bir ilki gerçekleştirdi ve filmin baş kahramanı olarak "yıldızlar" yerine, halk kitlelerini seçti. Bolşevik devrimi, sanatın tüm alanında olduğu gibi, sinema sanatında da büyük bir canlanma yarattı. Ve çeşitli sinema akımları bu dönemde özgün örneklerini sundu. Sinema ustası Dziga Vertov'un sinema kuramı ve biçemi Sinema-Göz'e karşı Einsestein, Sinema-Yumruk kuramını geliştirdi ve ilk örneğini Potemkin Zırhlısı'yla verdi..

1957’de yayımlanan Ian Fleming’in beşinci James Bond romanından aynı isimle uyarlanan “From Russia with Love” serinin ikinci filmidir. Bu filmle Sean Connery ikinci kez Bond’u oynar.Sovyet İstihbarat Ordusunda görevli onbaşı Tatiana Romanova, İstanbul Büyükelçiliğinde katip olarak gönderilmiştir. Romanova ülkesi için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır. Fakat komutanı Klebb aynı zamanda Spectre hesabına çalışmaktadır ve Spectre Dr. No’nun intikamını almayı planlamaktadır. Klebb'e güvenmeyen Romanova, İstanbul’da Ali Kerim Bey ile irtibat kurarak LEKTOR kodlama makinasını da yanına alıp Sovyetlerden ayrılmak istediğini, planını ancak James Bond yardım ederse gerçekleştirebileceğini söyler. Kadın gizli bir dosyada gördüğü bir resimdeki adama aşık olduğunu iddia etmektedir. M ve Bond bunun bir tuzak olduğuna inanmaktadırlar fakat denemeye değecektir. Bond, Romanova’ya yardım etmek üzere Türkiye’ye gönderilir.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir