
Hugh Grant
Charles

Charles, kızlarla sadece gönül eğlendirip hiç bir zaman evlilik vaadinin altına girmeyen bir genç adamdır. Bir gün bir arkadaşının düğününde hayatının kadınıyla karşılaşır: Amerikalı Carrie'ye aşık olur ama bir türlü duygularını ifade edemez!İlginçtir, Charles ile Carrie sonradan bir cenazede ve üç nikahta daha karşılaşacaklardır. Her seferinde arkadaşlıkları bir kez daha yenilenecek ancak birbirlerine itiraf edemedikleri ilgilerine rağmen başka başka insanlarla nişanlanacaklardır. Bu nikahlardan iki tanesi Charles ve Carrie'nin olacaktır.

Hugh Grant
Charles

Andie MacDowell
Carrie

Kristin Scott Thomas
Fiona

Simon Callow
Gareth

James Fleet
Tom

John Hannah
Matthew

Charlotte Coleman
Scarlett
David Bower
David

Corin Redgrave
Hamish

Rowan Atkinson
Father Gerald

Anna Chancellor
Henrietta

Timothy Walker
Angus the Groom - Wedding One

Sara Crowe
Laura the Bride - Wedding One
Ronald Herdman
Vicar - Wedding One

Elspet Gray
Laura's Mother - Wedding One

Geet (Kareena Kapoor) deli dolu ilerisini düşünmeyen ve kesinlikle çok konuşan her düşündüğünü bu hayatta uygulanmasını gerektiğini düşünen bir karekter. Aditya Kashyap (Shahid Kapoor) çok zengin bir işadamının oğludur. Babası vefat etmiş ,annesi başka bir adamla kaçmış, batmak üzere olan şirketin bütün sorumluluğu üzerine kalmış birisidir. Bu iki farklı insanın hayatı bir trende aynı vagona düşmekle kesişir.


Oto tamircisi Edward (Tim Robbins) güzel ve çok zeki bir genç kadın olan Catherine'e (Meg Ryan) ilk görüşte aşık olmuştur. Ancak Catherine deyim yerindeyse inek sayılabilecek kadar akademik çalışmalara gömülmüş James ile nişanlıdır. Catherine'nin amcası Albert Einstein (Walter Matthau), Ed'in dürüst ve kararlı tarzını görmüş ve bu delikanlıdan hoşlanmıştır. Arkadaşlarıyla birlikte Catherine'i Ed'e aşık etmek için karmaşık planlar yaparlar ve Ed'i olduğundan zeki ve bilgili göstermeye çalışırlarken film bir kahkaha bombasına dönüşecektir.

During her wedding ceremony, Rachel notices Luce in the audience and feels instantly drawn to her. The two women become close friends, and when Rachel learns that Luce is a lesbian, she realizes that despite her happy marriage to Heck, she is falling for Luce. As she questions her sexual orientation, Rachel must decide between her stable relationship with Heck and her exhilarating new romance with Luce.

1599 yazında, seferlerinden zaferle dönen Aragon Prensi Don Pedro ile arkadaşları Benedick ve Claudio'nun aşk oyunları üzerine kurulan filmde genç kont Claudio güzel Hero'ya aşık olur ve evlenme teklif etmek üzeredir. Fakat onların mutsuzluğunu çekemeyen Don John bir iftira ile Hero'nun sadakatsizliğini Claudio'ya kanıtlamaya çalışır. 400 yıl önce Shakespeare'in kaleme aldığı, biri muzip, diğeri dokunaklı, iç içe geçmiş iki tatlı aşk öyküsünü betimleyen bu hızlı aşk komedisi güven, ihanet, aileler arası kavgalar, kendisinden her daim şüphe edilen iffet gibi Shakespeare'in vazgeçilmez temalarıyla örülmüş nefis bir Branagh uyarlaması.

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.

Nicole (Melissa Joan Hart) ve Chase (Adrian Grenier) komşudur, ancak aralarında bir dünya kadar fark vardır. Nicole modayı sever ve takip ederken, Chase ise arkadaşlarıyla dumanlı kafelerde dünyayı kurtarmaya yönelik tartışmalar yapar. Nicole, bir basketbol yıldızıyla hayalindeki rüya randevusunu düşler, ancak reddedilir. Chase'in güzel kız arkadaşı da bu hayalperest filozofu terk eder. Artık ikisinin de ortak bir noktası vardır! Güçlerini birleştirir ve sevdiklerini kıskandırmak için bir plan yaparlar. Okulun galası yaklaşmaktadır ve bu, herkesin onları birlikte görmesi için mükemmel bir fırsattır. Ancak planları, farkında olmadan ciddi bir hal almaya başlar.

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.

Kenya McQueen (Sanna Lathan) istediği herşeye sahip olduğunu düşünüyordu: başarılı bir kariyer, iyi bir aile ve arkadaşlar. Kontrol altına alamadığı tek şey ise aşk hayatıydı. Bütün bunlar seksi, özgür ruhlu Brian Kelly'le (Simon Baker) tanışınca değişti. Ancak hepsi o kadar değildi. Birden sahneye ideal erkeği çıktı ve Kenya herkesin sahip olmak isteyeceği iki ilişki ve romantizm arasında bir karar vermek zorunda kalacaktı.

Billy ve Ingrid, büyük kızları Sofia’nın nişanlısı olan Adan ile ziyarete gelip, planlarından bahsettiğinde oldukça şaşırır. Çünkü Sofia ve Adan evlilik hazırlığındadır. Meksika’da gerçekleşecek olan düğün için hazırlıklar başladığında aile ilişkileri test edilir.

Melinda & Melinda'da, romantizm, komedi ve dram, eşsiz yönetmen Woody Allen'ın kendine özgü tarzıyla bir araya geliyor. Manhattan'da geçen ve bir karı kocanın bunalımlı ve komik yaşamlarını anlatan filmde, Chiwetel Ejiofor, Will Ferrell, Jonny Lee Miller, Radha Mitchell, Amanda Peet, Chloë Sevigny ve Wallece Shawn gibi oyuncular eğlence ve ciddi performansları ile göz dolduruyor. Anlatılan her şey Woody Allen esintileri taşıyor: Aşkın kırılganlığı, sadakatsizlik, sofistike romantizm ve iletişimsizlik....

A broadway playwright is burning the candle at both ends. He is dealing with pressure from a production nearing premiere, a wife who is leaving him, and 5 children 4 of which belong to her.

Kralın silahşörlerinden Cryano de Bergerac, hem cesareti ve romantizmi hem de güçlü şiirselliği ile enfes bir figürdür. Ne var ki kadınların gönlünü fethedecek bir beyaz atlı prens olmakla arasında önemli bir engel vardır: devasa bir burun! Üstüne, Cyrano'nun hayallerini süsleyen genç ve güzel Roxanne, birliğe yeni katılan yakışıklı çömez Christian'ın da ilgisini çeker.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.


Fakir bir çevrede büyüyen Angel’ın en büyük hayali ünlü bir yazar olmaktır. Ancak kimse, hatta annesi bile onun bu hayaline inanmamaktadır.

Orson Welles‘in başyapıtlarından “Muhteşem Ambersonlar“, aynı zamanda yönetmenin en talihsiz filmlerinden birisi. Yapımcı firmanın marifetiyle yarısından çoğu kurguda yok edilerek (148 dakikadan 88 dakikaya indirildi) gösterime sokulan “Muhteşem Ambersonlar“, aristokrat bir ailenin çöküşünü ve güç dengelerinin bozulması yüzünden bir anda sınıf düşmesini anlatıyor. George Amberson Minafer (Tim Holt) aristokrat bir ailenin, güç-budalası haline gelmiş oğlu. Bir mucit olan Eugene Morgan (Joseph Cotten) George’un annesine aşık oluyor, ancak kadın çok daha zengin bir adam olan Wilbur Minafer’ın (Donald Dillaway) büyüsüne kapılıyor. Yıllar sonra Eugene şehre geri dönüyor, üstelik yeni bir icadın, otomobilin yaratıcısı olarak... Welles’in ölümünden sonra bilgisayarla renklendirilen filmin kurgusunu ileride birçok başarılı filme imza atacak olan Robert Wise yapmıştı.

1950’lerin savaş sonrası görkemli Londra’sında geçen filmde, o zamanın şöhretli terzisi Reynolds Woodcock (Daniel Day-Lewis) ve kız kardeşi Cyril (Lesley Manville), İngiliz modasının merkezindedir. Kendi benzersiz tarzlarıyla kraliyet ailesinden tutun film yıldızlarına; ünlü varislerden, yaşlı ve elit hanımlara kadar sosyeteden pek çok kesimi giydirmektedirler. Woodcock’un hayatına gerek ilham gerek arkadaşlık sunarak pek çok kadın girer çıkar, ta ki Woodcock genç ve güçlü bir kadın olan Alma (Vicky Krieps) ile tanışıp onu ilham perisi ve sevgilisi haline getirene kadar… Woodcock’un tıpkı diktiği kıyafetler gibi ilmek ilmek işlediği kontrollü ve planlı hayatı, genç bir kadının aşkıyla bozulmuştur.

Bir Londra uçuşu sırasında yakınlaşan iki yabancı, kaderin cilvesiyle birbirlerinden ayrı düşer. Kavuşmak imkânsız gibi görünse de aşk tüm olasılıklara meydan okur.

New York’ta zengin bir yaşam süren orta-yaşlı ve insan sevmeyen huysuz Boris Yellnikoff (Larry David), bir gece evinin girişinde Melody Celestine (Evan Rachel Wood) isimli genç bir kızla karşılaşır. Evinden kaçan genç kız Boris'e onu içeri alması için yalvarır. Genç kızdan yardımını esirgemeyen Boris'in hayatı Melody'i arayan sorunlu anne babası ortaya çıkınca birden karışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir