
Katharine McEwan
Jodie Elliott

For years, UFO sightings have been documented around the world. What were once mere sightings have now become brutal attacks of epic proportions. As the human race faces total annihilation with every major city destroyed only Los Angeles remains. Left with the task of saving humanity from extinction, a group of cowboys is the world s last stand in this Alien Armageddon.

Film; bir baba ile kızının, uzaydaki bir gezegende eşine az rastlanır türden bir madeni aramak için çıktığı zorlu yolculuğu mercek altına alıyor. İlk bakışta basit bir görev gibi görünen bu arama işi, madeni bulmak isteyen başka insanların olaya dahil olmasıyla hayatta kalma savaşına döner.

Jack ve Su, pek çok arkadaşları gibi teknoloji bağımlısı olan, telefonlarını kapatamayan bir çifttir. Bu duruma bir son vermek isteyen Jack ve Su, ormanda izole bir eve gidip, bir hafta boyunca teknolojiden uzak kalmaya karar verirler. Jack ve Su bildirimlerden uzak bir hayat yaşarken gezegen büyük bir saldırıya uğrar. Yaşananlardan habersiz olan çift, izole yaşamlarından ayrılma zamanı geldiğinde medeniyete geri dönmenin bir yolunu bulmak zorunda kalır.

Dünyadan 17 ışık yılı uzaktaki bir koloniden gelen sinyaller kesildiğinde Kumandan John J. Adams yönetiminde bir uzay gemisi durumu araştırmak üzere bu uzak gezegene yollanır. Burada, görünmez bir canavarın saldırısı sonrasında hayatta kalmış tek insanlar olan dahi bilim adamı Dr. Morbius ve güzel kızı Altaira ile karşılaşırlar.Doktorun müthiş icatlarından biri olan Robot Robby neredeyse her tür işin üstesinden kolaylıkla gelmekte ve ikilinin güvenliğini de bir yere kadar sağlamaktadır. Bulundukları gezegen 200 bin yıl önce Krell isminde esrarengiz bir uzaylı ırkına da ev sahipliği yapmıştır. Krell medeniyetinin gücünü ortaya koyan çeşitli kalıntıların yanısıra bir de Dr. Morbius'un üzerinde oynamaktan zevk aldığı gizemli Krell Laboratuarı vardır. Saldırılar tekrar başladığında Kaptan Adams durumu araştırmaya başlamıştır bile.Fred M. Wilcox'in klasikler arasına geçmiş bu filmi bilim kurgu, romantizm, korku ve hatta mizahı başarılı bir şekilde birbiri içinde eritmeyi başarmış bir yapım.

Bu muhteşem görsellikteki bilim kurgu macerasında, iki savaşçı Dünya ve Dracon Gezegeni arasındaki vahşi ve modern savaş sırasında, terkedilmiş, alevli bir gazegene zorunlu iniş yaparlar. İlk başta insan (Dennis Quaid) ve onun güvenilmez, uzaylı düşmanı (Louis Gossett, Jr.) birbirlerini yok etmeyi amaçlar. Fakat birbirleri ve diğer etkenlerle savaştıktan sonra, bu iki zor durumdaki pilot tek kurtulma şanslarının birbirlerine karşı duydukları nefretten kurtulmak olduğunu anlamaya başlarlar...

After the fall of civilization, the few survivors have been driven to cannibalism. A young man must confront a violent tribe that has murdered his father and stolen the medicine that keeps his girlfriend alive.

Covenant adlı bir gemi, sakin ve bilinmeyen bir gezegene iniş yapar. Tayfa, başlangıçta gezegeni keşfedilmemiş bir cennet olarak görse de, karanlık kendini gösterdiğinde ekibin fikri değişecektir.

Dünyanın galaksiler arasın istilaya uğramasından iki yıl sonra, , Avustralya'nın Sidney kentinden hayatta kalmayı başaran insanlar, kayıpların sayısı artmaya devam ederken çaresizce mücadele etmek zorunda kalır. Uzaylı istilacılar dünyayı yeni evleri haline getirmeye çalışırken, sağ kalanlar insanlığı kurtarmak için zamana karşı savaşır.


Günün birinde nereden geldikleri belli olmayan solucan görünümlü uzaylılar yeryüzüne iner. İnsanların burun ve kulaklarından bedenlerine sızarak taşıyıcı bir bedene yerleşirler. Artık insan görünümlü bu parazitler insan ırkının arasında yaşamaya başlamıştır. Sıradan bir lise öğrencisi olan Shinichi Izumi (Shota Sometani) bir gün bu yaratıkların saldırısına uğrar. Yaratık beynini ele geçiremez ancak sağ eline yerleşip kontrolü ele alır. Izumi bu parazitlerin dünya etrafında işlenen sayısız cinayetin sorumlusu olduğunu düşünmekte ve gerçeği bildiği için de kendini sorumlu hissetmektedir. Bu arada Ryoko Tamiya (Eri Fukatsu) Izumi'nin gittiği okulda öğretmen olarak göreve başlar. O da bir parazit tarafından ele geçirilmiştir ve Izumi'yi gözlemlemek üzere gelmiştir. Film 1988-1995 arasında Hitoshi Iwaaki tarafından çizilen "Kiseiju" adlı mangadan uyarlanmıştır. Manganın 24 bölümden oluşan "Kiseijuu: Sei no Kakuritsu" adlı animesi de mevcuttur.

Brent Dawes’ın aynı karakterleri kullanarak ortaya çıkardığı ilk uzun metrajlı yapımdır. Filmde; Maymun Munki bir gün her zaman ki gibi muz yerken konuşabildiğini fark eder. Ağzından kelimeler rahatlıkla dökülmektedir ve ilk defa konuşabildiği için çok heyecanlanır. Hemen etrafta koşturmaya başlar. Yakın arkadaşı Hortum adındaki fili bulur. İkisi de konuşabildikleri için aşırı heyecanlanmışlardır. Birbirlerine kelimelerden bahsetmektedirler.

Yetenekli Ajan H, Londra'da Siyah Giyen Adamlar'ın bir çalışanı olarak işini yapmaktayken, Amerika'da ise genç bir kadın 20 yıldır aradığı şeyi sonunda bulmuştur; Siyah Giyen Adamlar'ın merkezinin yerini. Bu sıradışı büroda bir çalışan olmak isteyen genç kadın, müdür O'nun onayı ile işe alınır ve Ajan H ile ortak olur. Kurnaz ve atak olan ikili, dünyanın karşılaştığı dünya dışı tehditler için son bariyer olacaktır...

Armageddon (1998) filmindeki gibi dünyaya düşen küçük göktaşı yağmurundan sonra 48 saat içinde çarpacak büyük bir gökcismi tespit edilir. Hemen bir ekip oluşturulur ve uzaya gönderilir ama ekip dünyaya doğru gelmekte olan bu astroidde istilacı uzaylılara ait bir portal ile bulurlar. Acaba insanlık böyle bir istilaya hazırlıklı mıdır?

Yakın gelecek... İnsanlık büyük bir kaos içinde... Hayatını sürdürebilmek için yolu büyük şehre düşen John NADA adındaki kasabalı bir işçi, korkunç bir keşif yapar: Tüm Dünya, başka bir boyuttan gelen ve beyinleri kontrol edebilen insan formundaki uzaylılar tarafından istila edilmiştir! Bu korkunç istilayı önlemek için Nada'nın sahip olduğu silahlar, sadece bir makineli tüfek ve özel güneş gözlükleridir! Acaba Nada, uzaylıların yayın istasyonunu durdurabilecek ve onların gerçek kimliklerini ortaya çıkarabilecek midir? Büyük usta John CARPENTER'dan, artık bir klasik olmuş gerilim/bilim-kurgu türünde karamsar bir gelecek tablosu...

Komplo takıntılı iki genç adam, Dünya gezegenini yok etmeye niyetli bir uzaylı olduğuna inandıkları büyük bir şirketin güçlü CEO'sunu kaçırır.

Matrix'te tasvir edilen olaylardan altı ay sonra, Neo, özgür insanlar için iyi bir kehanet olduğunu kanıtladı, çünkü giderek daha fazla insan Matrix'ten kurtulup Direniş'in tek kalesi olan Zion'a getiriliyor. Neo'nun kendisi, süper hız, Matrix'in içindeki şeylerin kodlarını görme yeteneği ve belirli bir dereceye kadar ön biliş gibi süper güçlerini keşfetti. Ancak bu direnişe kötü bir haber var: 250.000 makineli nöbetçi Zion'u kazıyor ve onlara 72 saat içinde ulaşacak. Zion nihai savaşa hazırlanırken Kahin Neo, Morpheus ve Trinity'ye Kaynağa ulaşmalarına yardım edecek Anahtarcı'yı bulmalarını söyler. Bu arada Neo'yu Trinity'nin ölümünü tasvir eden tekrarlayan rüyalar endişelendiriyor ve sanki bu yeterli değilmiş gibi, Ajan Smith bir şekilde silinmekten kurtulmuş, eskisinden daha güçlü hale gelmiş ve Neo'yu bir sonraki hedefi olarak belirlemiştir.

Dr. Peyton Westlake kusursuz yapay insan derisini bulmak üzereyken, sadist Robert G. Durant tarafından laboratuvarına yapılan bir saldırı sonucu her şeyini kaybeder. Tanınmayacak derecede yanan ve deneysel bir takım tıbbi tedavi surecinden geçen Westlake, laboratuvarını tekrar inşa etmeye ve kız arkadaşı Julie ile her şeyi yoluna koymaya çalışır. Bir yandan Julie ile yeni bir hayat diğer yandan da intikam.... Karanlık Adam yavaş yavaş bu yeni kimliğini benimsemeye başlar.

Serinin ikinci filmi olan "Aliens"da bıraktığımızda Ripley, Bishop ve Newt uzay marinlerinin de yardımıyla uzaylı yaratıklardan kurtulmayı başarmış ve kendilerini dondurarak bir uzay gemisi ile yola çıkmışlardı.Bu filmde, gemileri Fiorina 161 isimli hapishane gezegenine varır. Çarpışmadan Newt ve Bishop sağ çıkamazlar oysa Ripley'in yanısırai, en büyük kabusu tüm yolculuk boyunca onlara gizlice eşlik etmiştir.Hapishane gezegeninde hiç bir tip silaha izin verilmez. Sakinleri ise eski katil ve tecavüzcülerin oluşturduğu dini bir kültün hakimiyetindeki bir mahkum kolonisinde yıllardır yaşam savaşı verdikleri için aralarına yeni katılan korkunç düşmanla savaşacak cesarete sahiptirler.Serinin, David Fincher tarafından yönetilen ve en çok eleştirilen bu üçüncüsünde, eski bir düşman ve alışık olmadığımız türden klostrofobik bir atmosfer bizleri bekliyor. Bir de hiç kuşkusuz, kalp atışlarımızı hızlandıracak bir gerilim.

Teğmen Harrigan uyuşturucuya karşı savaş açmış bir polistir. Birdenbire uyuşturucu lordları birer birer vahşice öldürülmeye başlar. Üstleri, ona bu olaydan uzak durmasını söylese de Harrigan, olayı derinlemesine araştırmaya başlar. Kısa süre sonra cinayetlerin arkasında, kurbanlarını hunharca avlayarak kafataslarını ganimet olarak saklayan uzaylı bir avcının olduğunu anlar. Harrigan artık ya bu vahşi yaratığı durduracaktır ya da avın bir parçası olacaktır.

Royce bir ormana paraşütle düşerken uyanır ve kendini bilmediği bir ortamda bulur, hemen sonrasında aynı şekilde gelen birkaç kişiyle de karşılaşır. Kısa bir süre sonra aralarındaki doktor hariç hepsinin alanlarında uzman katiller olduğunu ve yabancı bir gezegende uzaylı bir ırk tarafından avlandıklarını keşfederler.

When an alien prison ship crash lands and unleashes creature after creature in the California desert, they make quick work of the army that tries to stop them. Now, the only hope of stopping the aliens rests with a secret branch of the government specializing in alien weaponry. But with the team untested in actual combat, the battle for Earth will be brutal.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir