
Sunita Mani
Su

Jack ve Su, pek çok arkadaşları gibi teknoloji bağımlısı olan, telefonlarını kapatamayan bir çifttir. Bu duruma bir son vermek isteyen Jack ve Su, ormanda izole bir eve gidip, bir hafta boyunca teknolojiden uzak kalmaya karar verirler. Jack ve Su bildirimlerden uzak bir hayat yaşarken gezegen büyük bir saldırıya uğrar. Yaşananlardan habersiz olan çift, izole yaşamlarından ayrılma zamanı geldiğinde medeniyete geri dönmenin bir yolunu bulmak zorunda kalır.

Centered on a television station which features a 1950s-style sci-fi movie interspersed with a series of wild commercials, wacky shorts and weird specials, this lampoon of contemporary life and pop culture skewers some of the silliest spectacles ever created in the name of entertainment.

Komplo takıntılı iki genç adam, Dünya gezegenini yok etmeye niyetli bir uzaylı olduğuna inandıkları büyük bir şirketin güçlü CEO'sunu kaçırır.

Gizemli bir "gelecekten gelen adam", Los Angeles'ta sıradan bir restorana girer ve orada bulunan bir grup renkli konukla tanışır. Ancak bu görünüşte sıradan karşılaşma, kısa sürede rastgele olmaktan çok uzak bir şeye dönüşür. Gelecekten gelen adam, yapay zekanın oluşturduğu bir tehdit karşısında dünyayı kurtarmak zorunda kalacakları bir maceraya atılmaları için müşterileri ikna etmeye çalışır.

Mickey 17, öldükten sonra kopyasının üretilmesine izin veren bir işçi olarak çalışan Mickey'nin hikayesini konu ediyor. Bir keşif kolonisi, buzul bir gezegen olan Niflheim'daki tehlikeli bir göreve Mickey isimli bir klonu gönderir. Mickey, ölse de yeniden klonlanabilmekte ve geçmişte olanların büyük kısmını hatırlayabilmektedir. Bir görev sırasında Mickey 17'nin kaza geçirerek öldüğü düşünülür ve bu nedenle yeni bir Mickey klonu aktif edilir. Ancak Mickey 17 hayattadır. Bu durum üzerine Mickey 17 ve yeni klonu Mickey 18 arasında büyük bir mücadele başlar.

Zombilerin Şafağı ve Sıkı Aynasızlar filmlerinden tanığımız Simon Pegg ve Nick Frost, Paul‘de tekrar buluştu. Komedi türünde iyi filmlere imza atan ikili, Paul ile güldürmeye devam edecek gibi görünüyor. Senaryosu da Pegg ve Frost tarafından yazılan filmin yönetmeni Greg Mottola (Superbad, Adventureland). Film iki İngiliz çizgi roman fanatiğinin, ABD’de 51. bölge civarında karşılaştıkları bir uzaylı ile başlayan komik yol hikayesini anlatıyor...

After crash-landing on an alien planet, an asteroid miner must contend with the challenges of his new surroundings, while making his way across the harsh terrain to the only other survivor – a woman who is trapped in her escape pod.

Post-apokaliptik bir dünyada geçen hikayede bir çizgi roman hayranı çocuğun arkadaşını zorbaların elinden kurtarmak için verdiği mücadele anlatılıyor.

Set against the backdrop of a postapocalyptic Earth whose Eastern Hemisphere was destroyed by a massive solar flare, leaving what life remains mutated from radiation and fallout. The story revolves around a group of treasure hunters who extract such objects as the Mona Lisa, the Rosetta Stone and the Crown Jewels while facing rival hunters, mutants and pirates.

MS 40,000. yüzyıldayız. Sıfır yerçekiminde salınarak vücudunu sergilemeyi ve serbest aşkı seven saf dilber Barbarella, Dünya gezegeninin uzaydaki temsilcisi olarak zor bir görev üstlenir :yeni bir icadıyla evrendeki barışı tehdit eden Duran Duran isimli çılgın dahiyi bulmak. Barbarella, Tau Ceti sistemine uzanan arayışı boyunca biribirinden ilginç ve ‘muzır’ uzaylı ırklarla, tehlikelerle karşılaşır. Hatta yakışıklı ve kör bir meleğin kanatlarında aşk yapma şansı da yakalar.

Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.


Eve (Meg Ryan), kendi hayatında bin bir farklı yöne çekilmekle uğraşmadığı zamanlarda, huysuz babası (Walter Matthau) ya da iki kız kardeşiyle yaptığı uzun telefon konuşmalarına kapılır. Kız kardeşlerinden biri başarılı bir dergi girişimcisi olan Georgia (Diane Keaton), diğeri ise kariyerinde zorlanan Maddy’dir (Lisa Kudrow). Ailesi giderek daha fazla ona bağımlı hale geldikçe ve Eve'i adeta ailenin birleştirici gücüne dönüştürdükçe, Eve bir gerçeği fark eder: Aile bağları bazen insanı bir arada tutmak yerine boğabilir! Ancak bu farkındalık, kız kardeşlerinin pek hoşuna gitmez ve Eve, bazen sesini duyurmanın en iyi yolunun telefonu kapatmak olduğunu anlar!

Yeniyıl ile birlikte, 32 yaşındaki bekar bir kadın olan Bridget, artık kendi hayatının kontrolünü ellerine alması gerektiğini farkeder ve bir günlük tutmaya başlar. Artık yatağının başucunda duran en provokatif, erotik ve isterik kitap kendi yazdığı olacaktır.Kendine hakim olmaya çalışsa da kendini iki erkeğin arasına sıkışmış olarak bulur. Bir tanesi gerçek olamayacak kadar doğru, diğeri ise bir o kadar yanlış ama bu yüzden de doğru.

Eşini kaybetmiş Sam Baldwin, oğlu Jonah ile birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Ulusal bir radyo kanalında yayın yapmaya başlayınca hayatında bazı değişiklikler olacaktır; çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi...Sam'in yaşadığı yerden hayli uzak olan Annie de Sam'in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, Sam'e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ardından dayanamaz ve etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir.

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.

Alışılagelmedik bir astronomik olayın meydana geleceği gece, sekiz arkadaş, doğa kanunlarına meydan okuyan, bir dizi sıkıntı verici olaya tanık olacaklardır.

Dünyanın galaksiler arasın istilaya uğramasından iki yıl sonra, , Avustralya'nın Sidney kentinden hayatta kalmayı başaran insanlar, kayıpların sayısı artmaya devam ederken çaresizce mücadele etmek zorunda kalır. Uzaylı istilacılar dünyayı yeni evleri haline getirmeye çalışırken, sağ kalanlar insanlığı kurtarmak için zamana karşı savaşır.

Nostromo'dan kurtulan tek kişi olan Teğmen Ellen Ripley, yarım yüzyıllık derin uykusundan uyandırılarak dünyaya getirilir. Bu sırada yaratıkları buldukları gezegenin sonradan kolonileştirildiği ve insanların yaşadığını öğrenir. Söz konusu koloniden bir süredir haber alınamamaktadır ve Ripley, uzman bir komando ekibi ile yaratıkları yok etmeye ve sağ kalanları kurtarmaya gider.

Yakın gelecek... İnsanlık büyük bir kaos içinde... Hayatını sürdürebilmek için yolu büyük şehre düşen John NADA adındaki kasabalı bir işçi, korkunç bir keşif yapar: Tüm Dünya, başka bir boyuttan gelen ve beyinleri kontrol edebilen insan formundaki uzaylılar tarafından istila edilmiştir! Bu korkunç istilayı önlemek için Nada'nın sahip olduğu silahlar, sadece bir makineli tüfek ve özel güneş gözlükleridir! Acaba Nada, uzaylıların yayın istasyonunu durdurabilecek ve onların gerçek kimliklerini ortaya çıkarabilecek midir? Büyük usta John CARPENTER'dan, artık bir klasik olmuş gerilim/bilim-kurgu türünde karamsar bir gelecek tablosu...

New York’taki bir barda kulakları sağır eden bir gürültü duyulur, bardaki kargaşa sırasında davetliler merdivenden aşağıya kaçmaya çalışırken New York caddelerini alev alev yanan yıkıntı ve enkazlar kaplar. Ardından Manhattan tarafında şiddetli bir patlama olur, Özgürlük Heykelinin kafası tıpkı dev bir top güllesi gibi caddeye çarpar. New York’a düzenlenen bir canavar saldırısına tanıklık eden insanların öyküsü.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir