
Geno Lechner
Suzanne

Peter, a married psychotherapist, and Suzanne, a professional dominatrix, have been engaged in an affair of sensual dominance and submission in an S&M dungeon where they must abide by the rules. Now, those rules are about to be broken when they agree to see each other on the outside. As Peter becomes increasingly obsessed with the troubled Suzanne, they embark on a sordid psychosexual journey into their tortured pasts through their most carnal desires.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar...

Sınıf mücadelesi ve ahlaki çürüme açısından dönüm noktası niteliğindeki bu tarihi dramda, şımarık bir playboy, erkek hizmetçisi olan yeni ve güzel bir eve taşınır. Genç adamın kız arkadaşı hizmetçiden şüphelenmeye başlayınca, sorunlar da çorap söküğü gibi gelir.

Graham, John'un uzun zamandır görüşmediği eski bir okul arkadaşıdır ve bir gün kadın düşkünü arkadaşı John, onun melek gibi karısı Ann ve arsız kardeşi Cynthia'nın hayatlarına aniden girer. Teker teker hepsi Graham'ın kişisel planına doğru çekilmeye başlarlar.

Brandon Sullivan otuzlu yaşlarında, cinsel dürtülerine hakim olamayan bir New Yorklu'dur. Brandon'ın iş, ev ve barlardan ibaret tekdüze yaşamı, fahişeler ve porno filmler arasında geçmektedir. Dikbaşlı kız kardeşi Sissy, birkaç gün kalmak için evine gelince hayatı birden rayından çıkacaktır.

12 yaşındaki öğrencisiyle birlikte olmasından ötürü reşit olmayan birine cinsel istismar suçundan hapse giren öğretmen Mary Kay Letourneau'nün hikayesinden uyarlandı. Öğrencisiyle birlikteliğinin üzerinden yaklaşık 20 yıl sonra hayatı filme çevrilecek olan Gracie Atherton-Yoo'nun, filmde kendisini canlandıracak olan oyuncu Elizabeth Berry ile birlikte geçirdiği zaman konu ediliyor.

Bir yayıncının oğlu olan Thomas Webb (Callum Turner), üniversiteden yeni mezun olmuştur ve dünyadaki yerini aramaktadır. Babasının sanatçı eşi ile birlikte beraber yaşadıkları Üst Batı tarafındaki dairesinden, Alt Doğu tarafına taşınan Webb, burada viski shotları içerken dünyevi bilgeliğini aktarmayı seven yazar komşusu W.F Gerald (Jeff Bridges) ile tanışır. Kendini keşfetmeye çalışan Thomas’ın dünyası uzun süredir evli olan babasının, baştan çıkarıcı genç bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenince değişir. Bu ilişkiyi bozmaya kararlı olan Thomas, onları ayırabilmek için babasının sevgilisi ile birlikte olur. Bu durum Thomas’ın kendisi ve ailesi ile ilgili tüm bildiklerini değiştirecek bir olaylar zinciri yaratır.

Melinda, kocasına bağlı bir kadındır. Onun yaptığı tüm düzenbazlıklara rağmen arkasında durur ve onu herkese karşı savunur. Fakat eşinin yaptığı hilekarlıklar sürekli artınca artık sıkılmaya başlar. Tam bu sırada da kocasının kendisini aldattığını öğrenen Melinda artık çıldırır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

1928 yılında Iverstown'da yaşayan büyük bir mirasın varisi Martha Smith Ivers polis tarafından arkadaşı Sam Masterson ile dördüncü kez kaçmaya çalışırken yakalanır. Martha öğretmeni Mr.O'Neil'e yalan söyler, bir adamın halasını öldürdüğünü anlatır ve Walter onun bu yalanını doğrular. 18 yıl sonra Sam Iverstown yakınlarından arabayla geçmektedir, ancak bir viraja dikkat etmez ve arabasıyla bir direğe çarpar. Arabasını bir kaportacıya getirir ve arabasının tamiri için beklerken evinin önünde oturmakta olan güzel Antonia Marachek ile tanışır. Antonia memleketine gidecek otobüsünü kaçırınca Sam'in bir içki içme teklifini kabul eder ve daha sonra onunla beraber oteline gider. Walter Sam'i gördüğü zaman Sam'in Martha'ya şantaj yapmaya geldiğini düşünür ve onun bu yanlış anlaması eski arkadaşların halanın öldüğü akşam hakkındaki trajik ilişkilerinin ortaya çıkmasına ve Martha-Walter çiftinin kirli sırlarının ortaya dökülmesine sebep olur.

Joe, Seligman'a bir nemfoman olarak hayatının hikayesini anlatmaya devam ediyor. Bu kez yetişkinlik yıllarına odaklanır; ihmalkâr bir anne oluşunu, sadomazoşizmle ilişkisini ve vahşice dövülmesine neden olan durumu anlatır. Bu arada Seligman Joe'ya açılmaya başlar.

Film, yakışıklı bir gazeteciye kafayı takan yeni yetme bir kızın, kendisine ilgi gösterilmeyince son derece tehlikeli bir hal almasını konu alıyor.

Hunter, ıssız bir malikanede eşiyle beraber yaşamaktadır. Nahif duruşu, evin içinde bile özenli saçları ve kıyafetleriyle salınan Hunter, adeta kafese kapatılmış Marilyn Monroe gibidir. İçe dönük bir hayat sürerken görüştüğü kişiler eşi Richie’nin ailesi ve yakın çevresinden ibarettir. Mutsuz bir kadın olduğunu gizlemek için ise küçük uğraşlarla kafasını dağıtmaya çalışır. Hamile olduğunu öğrendikten sonra sakladığı bunalımı iyice dışarı vurmaya başlar ve hayatına renk katmak adına evdeki değişik nesneleri yutmak gibi acı dolu bir alışkanlık edinir. (Pika Sendromu olarak adlandırılan bu hastalık en çok çocuklarda ve hamilelerde görünür. Vücudundaki eksik bir mineralden kaynaklanabildiği gibi psikolojik sorunların da habercisi olabilir.) Hunter, gittikçe daha tehlikeli nesneleri yutmaya devam edecek ve işler çığırından çıkmaya başlayınca hem geçmişiyle hem de eşiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

Kariyerine odaklanan genç bir kadın her şeye sahip gibi görünür – iyi bir gayrimenkul şirketinde yeni bir iş, heyecan verici bir proje ve tutkulu bir âşık. Ancak patronunun karısına âşık olup bir kötülük ağına takılınca işler değişir. Genç kadın bu sürükleyici gerilim filminde kendini savunmaya çalışırken sırlar ve geçmişiyle bağlantılı karanlık dürtüler bir bir ortaya çıkar.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Zoe, iyi bir işi, iyi bir kariyeri, harika bir kocası, iki tane canından çok sevdiği çocuğu ve her zaman yanında olan bir annesi ile mükemmel bir hayatı olduğuna inanan bir kadındır. Temsil ettiği müşterilerinden biriyle yaptığı görüşmeden sonra aslında hayatında, kocası ile arasında bir takım eksiklikler olduğunu fark eder. Ancak bunu doldurmak için koyduğu kuralları çiğnemesi gerekmektedir. Yaptığı seçimler onu bir çıkmaza sürüklediğinde durumunu bir profesyonele anlatmak zorunda kalır. Uzun terapilerden sonra yapılan teşhis ise tüm dengeleri değiştirir.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

Başarısız bir ilk evliliğin ardından Ray, ideal eşini aramaktadır. Bu arayış onu Lena'yla tanıştırır ve onunla evlenir. Ancak zamanla Ray, Lena'nın geçmişi ve dürüstlüğü hakkında kuşkulanmaya başlar. Onu aldatmakla ve kendisini kandırmakla suçlar. Peki bu şüpheler gerçek midir, yoksa Ray sadece paranoyak mı?

Bir yazarın New York'ta kendine kurduğu mükemmel hayatı, bir gerçek suç belgeseli yüzünden korkunç lise geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasıyla birlikte altüst olur.

Vic ve Melinda Van Allen, evliliklerinde sorun yaşayan bir çifttir. Uzun süredir yaşadıkları sıkıntı, aralarındaki sevginin de giderek azalmasına neden olur. Evliliklerini sonlandırmak istemeyen çift, birbirlerinin başkaları ile görüşmelerine izin vererek boşanmaktan kaçınmaya çalışır. Ancak Melinda'nın birlikte olduğu kişilerin tek tek ortadan kaybolması, Vic'in baş şüpheliler arasında yer almasına neden olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir