
Tommy Dewey
Wes

Two college friends, now in their thirties, admire each others' lives and feel trapped in their own. Wes, tied to a demanding career and responsibilities to family, extends a work trip to drag his dispirited artist friend Luke to find Luke's "one that got away."

Şebeke, uzun yıllardır UBS Akşam Haberleri isimli programda haber spikerliği yapan Howard Beale’nin hikayesini konu alır. Beale’in ratingleri günden güne düşmektedir ve nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Haliyle bu şok duyurudan sonra işler fazlasıyla karışır.

Madridde yaşayan iki fahişenin öyküsü. Dominik Cumhuriyeti'nden gelen göçmen Zulema ile İspanyol Caye'nin önce soğuk başlayan ancak daha sonra sıkı bir dostluğa dönüşen ilişkileri anlatılıyor. Sadece iki kadının öyküsünden öte göçmenlerin yaşadığı sıkıntıları da anlatan bir film

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Eski mahkum Max ile karısı tarafından terk edilen ve tek arzusu yeni doğan bebeğini görmek olan Lionel’in birlikte çıktıkları yoldaki sıradışı öyküleri.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

Yolları Kaliforniya'nın San Fernando Vadisi'nde kesişen iki kadının, nefes kesici güzelliğe sahip 21 yaşındaki Jane ile 85 yaşındaki Sadie'nin sıradışı dostluğunu ve dokunaklı öyküsünü anlatıyor. Jane zamanının çoğunu işe yaramaz ev arkadaşlarıyla kafa bularak harcamakta, bir yandan da köpeği Starlet'in bakımıyla uğraşmaktadır. Günlerini yalnız geçiren yaşlı dul Sadie'nin ilgi odağı ise çiçek bahçesidir. Sadie'ye ait bir eşyanın içine saklanmış eski paraları bulan Jane, hem bu huysuz kadınla arkadaş olmaya hem de onun sorunlarını çözmeye çalışır...

ABD’nin yoksul kentlerinden birinde üvey kardeşleriyle yaşayan Star, bir minibüsün içinde ülkeyi gezip dergi satan gezgin bir ekiple tanışır. Başlarındaki Jake’e tutulunca, uyumsuzlarla dolu bu ekibe katılır. ABD’nin orta batısında, dansla ve ilk aşkın cazibesiyle dolu bir yolculuk başlar.

İki eski arkadaş, Kurt ve Mark, Portland/Oregon'un doğusundaki Cascade sıradağlarında bir hafta sonu kamp gezisi için yeniden bir araya gelirler. Son durakları olan ormanın derinliklerindeki bir kaplıcaya vardıklarında, hayatlarında izledikleri farklı yollarla yüzleşmek zorunda kalırlar.

Ayelet Waldman'ın romanından uyarlanan film, evliliğini ve üvey oğluyla olan sorunlu ilişkisini düzeltmek için bir yol arayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor.

Üç genç kız, yetişkinliğe geçiş niteliği taşıyan bir tatile çıkar. İçerek, eğlenerek ve flört ederek geçirecekleri bu yaz, güya hayatlarının en güzel yazı olacaktır. Güneşli Malia sokaklarında neşeyle dolanarak başlayan yolculukları cinsellik, rıza ve kendini keşfetmenin dolambaçlı yollarına sapar.

Lil ve Roz Avustralya'nın doğu yakasında bulunan cennet gibi bir kasabada yaşamaktadır. Birbirlerini çocukluktan bu yana tanımakta olan ikili, sahile nazır, birbirlerine komşu evlerde yaşamaktadırlar. Birçok zorluğun üstesinden tek başlarına gelmekte ve çocukları Ian ve Tom'u birlikte büyütmektedirler. Sörfçü olan Ian ve Tom da bu süreçte birbirleriyle yakın arkadaş olmuştur. Lil ve Roz artık çok çekici iki delikanlının annesidir. Fakat birbirlerinden sakladıkları ve er ya da geç su yüzüne çıkacak önemli bir gerçek vardır.

Amerikan Northwest’in geniş açık ovaları ortasında kendi yollarını bulmaya çalışan 4 kadını konu alan yapım, görünürde birbirleriyle bağlantısı olmayan bu farklı kadınların hikâyelerini incelikli bir şekilde anlatıyor. Laura Wells (Laura Dern), çok çalışan bir avukat; haksızlığa uğradığına inanan bir müşterisi tarafından rehin alınıyor. Gina Lewis (Michelle Williams), kocası ve kızıyla birlikte yaşayacağı hayallerindeki eve sahip olmak için çalışıyor, ama bu arada ailede yükselen tansiyonu hissetmemek mümkün değil. Küçük bir kasabada yaşayan genç bir kadın çiftçi olan Jamie ise (Lily Gladstone), yetişkinler için hukuk dersi veren Elizabeth Travis’e (Kristen Stewart) âşık oluyor, ya da son derece tuhaf ve duygusal bir dostluk ilişkisi bu.

Tır şoförü Diane, 10 yıl önce terk ettiği oğluna bakmak zorunda kalınca hayatıyla ilgili bazı seçimler yapması gerekir. Uzun yolda tır şoförlüğü yapan Diane, işi haricindeki zamanını tek gecelik ilişkiler yaşayarak ve evli komşusu Runner ile içerek geçiren bir kadındır. Eski kocası, kanser tedavisi görmektedir ve iyileşinceye kadar 11 yaşındaki oğullarını annesinin yanına yollar. Diane, oğlu Peter'a bakabilecek midir?

Mektuplar aracılığıyla kimliği gizli bir şekilde anlatılan The Perks of Being a Wallflower, 90'lı yıllarda lise birinci sınıf öğrencisi olan Charlie'nin hikayesini anlatmaktadır. Duygusal ve utangaç olan Charlie, bir yandan değişen çevresini gözlemlerken bir yandan da en iyi arkadaşı Michael'ın yakın zamandaki intiharıyla uğraşmaktadır. İngilizce öğretmeni Bill, ona okuması için fazladan kitaplar vererek hayata katılmayı öğretmeye çalışır ve Bill'in çabaları Charlie'nin deneyimleriyle açığa çıkacaktır. Hikaye boyunca Charlie; kendisini unutmasına sebep olan kötü bir çocuklukla, kürtaj, uyuşturucu ve seksle uğraşarak, eşcinsellik ve etrafındakilerin yargılarına maruz kalarak yaşama katılmaya çalışır. Charlie çocukluğun basitliği ve yaklaşmakta olan gelecek fikri arasında sıkışıp kalmıştır, etrafındaki dünyayı izlemek ve ona katılmak arasında sıkışıp kalmıştır, arkadaşları ve ailesinin sorunlarının ortasında sıkışıp kalmıştır…

II. Dünya Savaşı zamanları... Film, savaşın özellikle tüm avrupayı ve avrupadaki yahudileri kırıp geçirdiği bir ortamda katolik okulan giden iki öğrencinin aralarındaki geç başlayan erken biten dostluğun hikayesini konu alıyor. Bahsi geçen okul da bir çok yer gibi alman milislerin ablukası altındadır. Tüm bu sıkı yönetim ve baskıya rağmen okul yöneticileri isimlerini değiştirmek suretiyle üç yahudi öğrenciyi okullarında saklamayı başarırlar taki okul çalışanlarıdan biri intikam amaçlı ispiyonculuk yapana kadar...

Ömür boyu hapse mahkûm olan Frank Morris, Alcatraz'dan kaçışını planlar. Bu gerilim filmi, Alcatraz cezaevinin tarihindeki tek başarılı firardan uyarlandı.

Sinema eleştirmenlerine göre 2001 yılının en iyi filmi. Baş karakter Ed Crane (Billy Bob Thornton) yokluğu, umursamazlığı, ruhsuzluğu, kolay ikna edilebilir olması ve en önemlisi dizginlerin elinde hiç olmaması hatta kendisinin hiç orada olmamayışıyla sinema tarihinin en müstesna karakterlerinden biri. Adeta yok! "Orada Olmayan Adam" Ed'in kendisini aldatan karısı Doris'e (Frances McDormand) yaptığı santaj ters teper ve adam öldürmeye dek giden yolda çok daha karanlık sırlarla karşılaşır.

Amerikalı yönetmen Gus Van Sant'in 2003 Altın Palmiye ödüllü ünlü Colombine Lisesi katliamından esinlendiği film, sıradan gençlerin şiddet kullanmalarıyla sona eren sıradan yaşamlarına odaklanıyor. Amerika'da bir lisenin içindeki okul çağının klasik önemli olayları çerçevesinde geçen film, lisede deneyimlenen arkadaş edinme ve sosyalleşme çabaları karşısında yalnızlık temasını da anlatıyor. Sant, bizi, kesinlikle taraf tutmayan, basit bir nedensellik tuzağına düşmeyen bir anlatımla adım adım Columbine Lisesi Katliamı'na götürürüken, aynı zamanda gençlerin suça itilmelerine sebep olan toplumsal hayatı içeriden bir bakışla resmediyor...

Lincoln Hawk tek dostu olan kamyonuyla, tek bildiği yaşam şeklin, sürdürmektedir; yani Amerika'nın uçsuz bucaksız yollarının tozunu atıp, arada bir de diğer kamyoncularla bilek güreşi yarışmalarına katılmaktadır. Aslında eski hayatı böyle değildir: Ayrılmış olduğu karısı Christina, milyarder Jason Cutler'ın kızından başkası değildir. Kaldı ki boşanmalarında kötü yürekli ihtiyarın azımsanmayacak bir payı vardır. Ne eski karısını ne de oğulları Michael'ı yıllardır görmemiş olan Lincoln, bir gün ölümcül bir hastalığa yakalanan Christina'nın isteğini kıramaz ve onca zamandır bir askeri okulda okumakta olan Michael'ı yanına alarak yollara düşer. Böylece gerçek bir baba oğul yakınlaşması yaşamak ve boşa geçen yılların acısını da çıkarmak ister. Elbette Lincoln'ün aklındaki tek şey bu değildir. Onun gözü 100 bin dolarlık para ve yepyeni bir de kamyon ödüllü Dünya Bilek Güreşi Şampiyonasının zirvesindedir!
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir