
Samantha Schmütz
Jéssica

Long before they socialized almost every day at Dona Jô's pension, Jéssica, Ferdinando and Máicol didn't even know each other. But when Terezinha decides to organize a big feijoada at Morro do Cerol, they all meet for the first time, in the most unusual way possible.

Samantha Schmütz
Jéssica

Marcus Majella
Ferdinando

Cacau Protásio
Terezinha

Catarina Abdala
Dona Jô

Emiliano D'Ávila
Máicol

Sílvio Guindane
Lacraia

Fiorella Mattheis
Velna

Érico Brás
Afrânio
Alice Morena
Shirley

Paulinho Serra
Zélio

Sérgio Mallandro
Príncipe

Mary Sheila
Neusa

Marcelo Médici
Sanderson

Fábio Lago
Tiziu
Ney Lima
Ney

San Diego'da bulunan Rancho Carne lisesinin amigo takımı Toro daha önce beş kez üst üste aldıkları ülke çapındaki birinciliğin bu yıl altıncısını almak istemektedir. Hazırlıklara başlama sırasında takımın yeni kaptanı Torrance (Kirsten Dunst), kendilerine daha önce birincilikler kazandırmış figürlerin ve hareketlerin aslında East Compton'daki başka bir okuldan kopyalanmış olduğunu öğrenir. Toro'nun kaptanı yeni figürler için ekibini sıkı bir çalışmaya sokarken, diğer takım Clovers'ların ise başka bir derdi vardır; şampiyonaya gitmek için yeterli paraları yoktur.


When they discover their town lacks funding for a sewage system, but does have a federal grant to make a movie, a group of villagers decide to make a sci-fi joint about a monster who lives in the building site of a septic tank.

Hawaiian-shirt enthusiast Gabriel "Fluffy" Iglesias finds the laughs in racist gift baskets, Prius-driving cops and all-female taco trucks.

Büyükler, küçükken iyi arkadaş olan ve hafta sonu için aileleriyle birlikte otuz yıldan beri ilk kez bir araya gelen beş erkek hakkında dur durak bilmeyen bir komedi. Kaldıkları yerden arkadaşlıklarına devam eden bu beş kişi, ilerleyen yaşın büyümek anlamına gelmediğini keşfederler.

Özgürlük hareketlerinin kasıp kavurduğu 1970'lerde, Patrick 'Kitten' Braden isimli bir gencin büyüleyici ve dokunaklı öyküsü Plüton'da Kahvaltı. Patrick, daha ufacık bir bebekken ailesi tarafından terk edilmiş ve Peder Bernard'ın kapısına bırakılmıştır. Daha henüz büyüme sancıları çektiği ufak yaşlarında bile kendi farklılığının bilincindedir ve bütün tepkilere ve baskılara rağmen değişmeyi reddeder. Yıllar geçip de kendi başına hareket edebileceğinin bilincine varır varmaz, Londra'ya gidip annesini aramaya karar verir. Bu yolculuk, onu hem kendisi ile ilgili hem de bilmediği bambaşka dünyalarla ilgili yenilikleri keşfetmesini sağlayacaktır.

Frank Bannister karısını bir kazada kaybettikten sonra ruhlarla iletişim kurmaya başlar. Bannister bu süreçte üç ruhla iyi dost olur. Sosyal yaşamdan uzaklaşan ve mimarlık mesleğinden ayrılan Bannister, evinde karısı ile birlikte hayalini kurduğu evi tasarlamaktadır. Para kazanmak için çalışması gerektiğinde ise, yeni yeteneğini nakite dönüştürmeyi becerir. Bannister artık hayalet avcısı olmuştur. Ancak o bölgede ruhlarla iletişime geçme yeteneğine sahip tek kişi Bannister değildir. Ortaya çıkan tuhaf olaylar bazı kötü niyetli kişilerin de ruhlar alemine uzanabildiklerini göstermektedir.


Serinin ilk filmi beklenmedik bir başarı kazanınca çekilen Harold & Kumar 2, şaşkın ikilinin bu kez de Guantanamo Bay'deki maceralarına uzanıyor. Hikaye ilk filmin bıraktığı yerden başlıyor. Son olarak Amsterdam yolunda bıraktığımız Harold (John Cho) ve Kumar (Kal Penn), uçakta yaşanan büyük bir yanlış anlaşılma yüzünden terörist damgası yiyor ve ne olduğunu bile anlayamadan kendilerini terör suçlularının tutulduğu Guantanamo Bay'de buluyor. Asıl macera ise Guantanamo Bay'den kaçmalarının ardından yaşanıyor. Harold & Kumar 2'nin en büyük sürprizi, How l Met Your Mother'ın Barney Stinson'ı Neil Patrick Harris'in varlığı. Oyuncu filmde kendini canlandırıyor.

Charlie (Eddie Murphy) ve Phil'in (Jeff Garlin) reklamcılık kariyerleri, bir projeyi berbat etmeleri sonucunda sona erer. Artık çocuklarını pahalı Chapman Akademisi'ne gönderemeyeceklerdir. Onlara da evde çocuklarına bakma görevi düşer. Görevlerinde başarılı olan ikili; bir yandan çocuk bakıp bir yandan da iş ararken, birşey keşfeder. Kendi çocuklarının yanına başka çocuklar da alıp para kazanma şansları vardır. Sonunda bir çocuk yuvası açıp rakip yuvanın öğrencilerini teker teker kendilerine çekmeye başlarlar. Tabii bu durum diğer yuvanın müdiresinin pek de hoşuna gitmez. Ne de olsa çocuklara bakmak kadınların işidir.

Paul Hackett, monoton yaşamı olan genç bir bilgi işlemcidir. Bir akşam işten sonra gittiği kafede raslantı eseri Marcy adında hoş bir kadınla tanışır ve onun telefon numarasını alır. Akşam telefonda Marcy ile konuşan Paul, genç kadının daveti üzerine Soho’daki evine gitmek için yola koyulur.Tuhaf olaylarla başlayan gecesi pek de umduğu gibi gitmeyen Paul, evine dönmek için yola çıkar. Ancak aksiliklerin ve kötü tesadüflerin peşini bırakmayacağı uğursuz bir gece onu beklemektedir.

When an upwardly mobile couple find themselves unemployed and in debt, they turn to armed robbery in desperation.

İtfaiye biriminin başında bulunan Jake Carson ve seçilmiş özel kişilerden oluşan takımı, yangın söndürme konusunda uzmandır. Bu kez görevleri üç kardeşi hızla yayılan bir yangından kurtarmaktır. Fark ederler ki hiçbir yangın söndürme görevi, bundan sonra başlarına gelecekler kadar zorlu değildir. Çünkü yeni görevleri bebek bakıcılığıdır. Çocukların ailelerinin yerlerini bulamadıkları gibi üç uğraşması zor çocukla ilgilenmek zorundadırlar.

Tıp öğrencisi Herbert West (Jeffrey Combs), ölüleri diriltmenin sırrını bulduğuna inanıyor! Parlak ama çılgın bilim insanı, geliştirdiği yeşil bir serumla cesetleri yeniden canlandırıyor. Miskatonic Üniversitesi’nde oda arkadaşı Dan Cain (Bruce Abbott) ve sevgilisi Megan (Barbara Crampton) ile birlikte, West’in deneyleri korkunç ve kanlı sonuçlara yol açıyor. Ölüler diriliyor, ancak kontrolden çıkmış zombiler olarak! Dr. Hill (David Gale) gibi rakipler, West’in sırrını ele geçirmek için her şeyi göze alırken, morg bir kaos ve dehşet sahnesine dönüşüyor. H.P. Lovecraft’ın hikayesinden uyarlanan bu kült korku klasiği, komik ve çılgın sahnelerle dolu!

No Vacancy adlı rock grubunda gitarist olarak çalışan Dewey Finn, çok çabaladığı halde bir baltaya sap olamamış uyumsuz bir müzisyendir. Dewey, üyesi olduğu rock grubunu "Gruplar Yarışıyor" adlı yarışmada zafere taşımaya kesin kararlıdır. Ancak grup arkadaşları aynı fikirde olmayınca kendisini hiç beklemediği bir anda kapının önünde bulur. Bir gün rastlantı sonucu okul orkestrasının çalışma yaptığı odanın önünden geçerken müzik seslerine istemeden kulak misafiri olur. O anda aklına parlak bir fikir gelir. Bu genç müzisyenleri eğiterek yüksek voltajlı bir rock grubu kurmaya karar vermiştir. Ancak bunu çocukların ailelerinden ve okul müdiresinden gizli yapmak zorundadır. "Gruplar Savaşıyor" adlı müzik yarışmasına hazırlıkların başlamasıyla birlikte hem onların hem de Dewey'in yaşamı sonsuza kadar değişecektir.

Primm ailesi New York City’e taşındıklarında, küçük oğulları Josh yeni okuluna ve arkadaşlarına adapte olmakta güçlük çeker. Bütün bunlar, Josh’ın şarkı söyleyen, banyo yapmaya, havyara ve güzel müziğe bayılan Timsah Tim’i tavan arasında keşfetmesiyle değişir. Bu ikili hemen arkadaş olur ama ne zaman ki kötü komşuları Mr. Grumps Tim’in varlığını tehlikeye sokar, işte o zaman Primm ailesi ve Tim’in karizmatik sahibi Hector P. Valenti, dünyaya aslında ailelerin hiç beklenmedik yerlerden bir araya gelebileceğini ve şarkı söyleyen iyi huylu bir timsahın gayet normal olduğunu göstermek için birbirlerine sıkıca tutunmalıdır.

When God appears to an assistant grocery manager as a good natured old man, the Almighty selects him as his messenger for the modern world.

Amy Heckerling'in ilk yönetmenlik tecrübesine Şöhrete İlk Adım'da seksenlerdeki Amerikalı gençlerin yaşamını kendi tecrübelerinden yola çıkarak anlattığı ilk senaryosuyla katılıyor. Seksenlerin ünlü grupları Go-Go's, Oingo Boingo ve The Cars'ın müzikleriyle Nicolas Cage, Eric Stoltz ve Anthony Edwards'ın ilk oyunculuk denemelerini yaptıkları Fast Times at Ridgemont High öncülerinden olduğu güçlü ve cesur gençlik komedisi türünde seyircileri günümüzde de hala eğlendirerek etkisini sürdürüyor.

Jonas Brothers, Londra'daki turlarını tamamlar ve tek istedikleri şey evlerine dönüp aileleriyle Noel'i geçirmektir. Kevin, Joe ve Nick, gruptaki rollerini kabullenmeye çalışırken, karşılaştıkları bir dizi engelle kardeşlik bağları sınanır. Filmde yepyeni orijinal şarkılar ve ünlü konuklar yer almaktadır.

Casey Carlie derslerinde çok başarılı bir öğrencidir ve sürekli A alır. Onun en büyük yeteneği ise fiziktir. Annesi ile yıllardır Harward Üniversitesi'ni hayal etmişlerdir. Bir gün Casey'in fizik öğretmeni ondan üniversite bursu için bir proje hazırlamasını ister. Casey de buz patenindeki hareketlerin bir tür aerodinamik formülü olduğunu düşünerek bu işe girişir. Burs komitesini etkileyebilmek için kendini de göstermesi gerekir ve bir film çeker. Bu film çekimi sırasında buz patenine karşı yeteneği olduğunu farkeder. Daha sonra Harward Üniversitesi'ne girebilecekken 'bu benim hayalim değil" der ve artık o bir buz prensesi olmuştur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir