
Fannie Ward
Edith Hardy


Fannie Ward
Edith Hardy

Sessue Hayakawa
Hishuru Tori [Haka Arakau]

Jack Dean
Richard Hardy

James Neill
Jones
阿部豊
Tori's valet
Dana Ong
District attorney
Hazel Childers
Mrs. Reynolds
Arthur H. Williams
Courtroom judge
Dick La Reno
Courtroom Spectator (uncredited)

Lucien Littlefield
Hardy's Secretary (uncredited)

Raymond Hatton
Courtroom Spectator (uncredited)

Bir biyoloji öğretmeninin, dersinde Darwin'in evrim teorisini anlattığı için tutuklanmasını anlatan film Stanley Kramer'a ait. Evrim teorisi üzerine çekilen filmin hikayesinin bir mahkeme salonunda bıçak altına yatırılması da kuşkusuz son derece yerinde bir tercih. Sabit fikirlilik üzerine son derece zeki söz dalaşlarıyla felsefi/düşünsel yönü ağır basan bir film.


Manipulated by his jealous ensign Iago, the Moorish general Othello is driven to believe that his new wife Desdemona is unfaithful, setting in motion a chain of deception, jealousy, and violence that leads to tragedy.

Vasat bir beyzbolcu olan Roy Hobbs, kariyerinin sonlarına dogru büyük bir değişim geçiririr. Takımını şampiyonluğa taşırken aynı zamanda geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Charley Davis, against the wishes of his mother, becomes a boxer. As he becomes more successful the fighter becomes surrounded by shady characters, including an unethical promoter named Roberts, who tempt the man with a number of vices. Charley finds himself faced with increasingly difficult choices.

Gloria Wandrous, a promiscuous fashion model, falls in love with Weston Liggett, the hard drinking son of a working class family who has married into money.


Sinemanın en aşağılayıcı tecavüz sahnelerinden birini içeren mahkeme draması. Erkeklerin tahrik sınırının tecavüz için hoşgörülür olabilme ölçüsünü ve tecavüzün boyutlarını sorgulayan bir davayı, bir gerçek yaşam öyküsünü Jodie Foster'in muhteşem oyunculuğu ile birleştirip Jodie'ye ilk oscarını kazandırmıştı. Erkek arkadaşı ile kavga ettikten ve biraz da içtikten sonra flörtiz bir havaya giren Sarah Tobias'ın bir barda, oyun masası üzerinde üç erkeğin tecavüzüne uğraması ve bardaki bütün erkeklerin olayı seyretmesi, tezahürat etmesi ve alkışlaması ertesinde yaşadıklarını Amerikan hukuk sistemine kabul ettirme uğraşını anlatır film. Çevresinde her zaman fazla dağınık olarak bilinen Sarah'nın hali, tavrı, davranışları, o akşam ne kadar irade sahibi olduğu mahkemede tartışılır; Sarah'nın gerçekten tecavüze uğrayıp uğramadığı, tahrik edici davranışları sorgulanır.

Kadınlara düşkün uyuşturucu bağımlısı bir polisin sıradışı maceralarını anlatan filmde, Harvey Keithel'ın performansı gerçekten görülmeye değer. Polis örgütünde görevli bir teğmen, uyuşturucu satar, hayat kadınlarıyla ilişki kurar ve genç kızları elde etmek için mevkiinden yararlanmak ister. Harvey tecavüze uğrayan bir rahibe ile ilgili soruşturmayı yürütürken kendi yaşam biçimini de sorgulamaya başlar. Büyük oyuncu Harvey Kietel'in adeta "one-man-show"a soyunduğu, oldukça sert ve sarsıcı bir film. Rüşvet alan, ahlaksız, üçkağıtçı, esrar bağımlısı ve kumarbaz bir polisin, sona doğru hızla yuvarlanışını anlatan film, epey tepki toplayan görüntüleri televizyonlarda epey makaslanmıştı. Tecavüze uğrayan bir rahibenin davasını araştıran polis kahramanımızın iç dünyasında yaptığı yolculuk gerçekten etkileyici...

20'li yaşlardaki 5 genç vakitlerinin çoğunu bir 'vagon lokantası'nda takılarak geçirmektedirler. 1959 Noel'inden itibaren, beşi de geriye kalan ömürlerini bu rahat lokanta hayatından farklı bir şekilde geçirmek istediklerini düşünmeye başlarlar.

Hep rahat bir hayatı düşlemiş olan güzel garson Slim, bir gün Mitch ile tanışır. Yakışıklı ve zengin bir adam olan Mitch, kusursuz bir koca gibi gözükmektedir. Evlenirler ve küçük bir kız çocukları olur. Slim, bu arada kocasının bir metresi olduğunu keşfeder. Bu konuyu bildiğini belli ettiğinde, kocası birden bire değişir. Mitch'in uygulamaya başladığı katı kurallar ve baskı yüzünden özgürlüğünü kaybeden Slim'in kaçmaktan başka çaresi kalmaz.Güçlü bir adam olan Mitch, Slim'in peşini bırakmaz. Sürekli onu takip eder ve avukatlarıyla yasal yolları da ona karşı kullanarak çocuğu elinden almaya çalışır. Kaçmanın ve yasal yolların bir çözüm olmadığını gören Slim, çılgın kocasından kurtulmanın, onu kendini korurken öldürmek olduğunu düşünerek yakın dövüş kurslarına başlar.

Sağır ve dilsiz bir kadın olan Dot , babasının ölümünden sonra vaftiz ailesiyle birlikte yaşamaya başlar. Dot özellikle evin kızı Nina’dan çok çekinmektedir. Kısa bir süre sonra Nina ile iyi anlaşmaya başlamışlardır. Fakat Dot, Nina’nın babasıyla yaşadığı tuhaf ilişkiyi farkeder. Bu içinden çıkılmaz bir duruma dönüşecektir. 2005 Amerika yapımı gerilim yüklü güzel bir film.

1700'lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye'nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya'dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa'nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.

Mildred Pierce, dönemin tipik kadın portresinin sıradan bir ürünü gibidir. Ancak kendisini aldatan kocası kısa bir süre sonra kendisini terk eder. Mildred, bir anda kendisini daha yalnız ve daha güçlü bir halde bulur. Artık çevresindeki herkese bağımsızlığını ve kusursuzluğunu ilan edecektir. Önünde ise kızının velayetini almak üzere bir dava vardır.

Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....

Macera türünün klasikleri arasında gösterilen The Man Who Would Be King, usta sinemacı John Huston’ın yönettiği sürükleyici bir yapım. Rudyard Kipling’in bir öyküsünden esinlenilerek çekilen film, 1880’lerde Hindistan’da geçiyor.

Expecting the usual loss, a boxing manager takes bribes from a betting gangster without telling his fighter.

When housewife Trina wins the lottery, her comfortable life with her dentist husband John slowly deteriorates, in part by her own increasing paranoia and partly by the machinations of villainous acquaintance Marcus.

Bill Gillespie, Güney Amerikada küçük bir kasabada polis şefidir. Sonradan bölgenin şerifi konumuna gelir. Bill, suç olaylarını çözmeye ve suçluları yakalamaya çalıştıkça bir takım hileli küçük-kasaba politiklerini de kullanmak zorundadır. Bu süreçte dedektif Virgil Tibbs ve polis yüzbaşısı Bubba Skinner’dan destek almaktadır. Irk meselesine dair gerilim bölgede artmaktadır. Film Rod Steiger’a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar getirmiştir. Ayrıca film 1967’de yılın en iyi uyarlama senaryo, en iyi kurgu ve en iyi ses dallarında ödül sahibi olmuştur.

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir