
Pierre Niney
Primo Bramsi

Primo is an ordinary middle-class youngster studying for his baccalaureate, who gets side-tracked when he falls in love with a rich girl. They soon learn they have to deal with her condescending friends who look down upon this upstart.

Pierre Niney
Primo Bramsi

Lou de Laâge
Gabrielle

Audrey Bastien
Delphine

Ali Marhyar
Malik
Victor Bessière
Paul

Catherine Chevallier
Françoise Bramsi

Michel Vuillermoz
Pierre Bramsi

Marion Chabassol
Sophie

Hervé Pierre
Delphine's Father

Johan Libéreau
Nino Bramsi

Odile Vuillemin
Marie-Ange Bramsi

Mathieu Lourdel
Olivier
Yohann Djabour
Jean-Yves

Thomas Chabrol
Teacher
Rachid Benbouchta
Rachid

Annie, uzun zamandır birlikte olduğu Duncan ile olan ilişkisinde pek de mutlu değildir. Duncan eski bir rock yıldızı olan Tucker Crowe’un takıntılı bir hayranıdır ve neredeyse ona olan bağlılığı Annie’ye olan bağlılığından daha fazladır. Tucker’ın 25 yıl önce kaydettiği bir demo kayıt orataya çıkıp yeniden ünlü olunca, Annie ve Tucker arasında hayatlarını değiştirecek bir karşılaşma yaşanır.

Blanche ve Lea tanışır tanışmaz yakın arkadaş olurlar. Lea, erkek arkadaşı Fabien’den ayrılmayı düşünür. Blanche ise Lea’nın karizmatik dostu Alexandre’dan hoşlanmaya başlar ancak ona açılamaz. Lea’nın tatile gitmesi her şeyi değiştirir ve Blanche, Fabien’i yakından tanıma fırsatı bulur.

At Bertrand Morane's burial there are many of the women that the 40-year-old engineer loved. In flashback Bertrand's life and love affairs are told by himself while writing an autobiographical novel.

Christin ve Antoine ‘nın evliliklerine Antoine’nın çiçekçi dükkanının işlerini kötü gitmesi ciddi darbe vurur. Antoine iş bulmak için bir Amerikan şirketine başvuru yapar ve ne olduysa ondan sonra olur. Christine bu duruma karşıdır ama Antoine işe başlamıştır bile. japonya’dan gelen iş kafilesindeki Kyoko ile olan samimiyeti istemese de Antoine zor duruma sokar. Evliliği bitme noktasına gelmiştir artık naptıysa kendini affettirememiştir Christine. sonunda arayı soğutup Kyoko’da kurtulmayı başarır ve ayrılığın verdiği soğuk havdan kurtulur… 400 darbenin devamı niteliğindeki Antoine Doinel serisinin evlilik, çocuk yapma ve ilk aldatmalar bölümünü oluşturan Truffaut filmi…

Now in his thirties, Antoine Doinel is a divorced proofreader in love with a record seller. Colette Tazzi, now a lawyer, buys his first published autobiography, leading them to a chance meeting.

Diagnosed «crap with girls» by his friends, Anis’ love life has barely a pulse. Three years after the loss of Isma, his best friend and mentor, Anis takes his courage in both hands and decides finally to get out and meet people again. And the person he meets is Madeleine. Thinking she’s way out of his league, Anis gets tangled in a web of silly lies trying to impress her. But something huge is about to start. An unexpected thing. A thing called love.

"Ateşli Müzik" Empire plak şirketi çalışanlarının hayatlarından bir gün sunuyor. Fakat bu gün aynı zamanda bütün çalışanlar yüzleştikleri kişisel krizleri beraberce atlatabilecekler mi? Daha önemlisi, plak şirketlerini kurumsal açgözlülüğün elinden kurtarıp bağımsızlıklarını ilân edebilecekler mi?

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

Bir televizyon şirketinde sunucu asistanı olarak çalışan Lelaina (Winona Ryder) boş zamanlarında kendisi ve arkadaşları hakkında elinde kamerayla bir belgesel çekmektedir.Değişen işi ve değişen kariyeri onu farklı yerlere ve farklı düşüncelere sevkedecektir.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...

An adventurous love story between two young women of different social and economic backgrounds who find themselves going through all the typical struggles of a new romance.

Fransız yıldız oyuncu Sylvie Testud ilk kez kamera arkasına geçerek çektiği bu romantik komedide Fransız sinemasının en tanınmış iki oyuncusuna yer veriyor. Filmin adındaki kadın olan Marie, tanıştığı bir çizgi roman sanatçısıyla hoş bir gece geçiren Marie, sabah uyandığında aradan 15 yıl geçmiş olduğunu fark eder. Bu sürede çizgi romancı Paul ile evlenmiş, çok tatlı bir oğlan çocuğu sahibi olmuş, çokuluslu bir yatırım firmasının başına geçmiş, Paris'te muhteşem manzaralı bir dairede oturmaya başlamıştır. Ne var ki, bu başarı öyküsü ilk aşkına mal olmuştur ve dört gün içinde Paul'den boşanacaktır. Marie kısa zaman içinde hem bu "hafıza kaybının" üstesinden gelmeye hem de yuvasını kurtarmaya çalışacaktır.

Karısının ölümünden sonra komşularıyla tüm bağlantısını kesen Oren, nezaketsiz bir adama dönüşmüştür. Komşusu Leah ise eşinin kaybıyla kendisini iyice müziğe vermiştir. Oren’in oğlu bir gün kızı Sarah’a bakması için babasına getirir. Çocuklar karşısında hiç sabrı olmayan Oren ve çocuk sahibi olmayan Leah, küçük kızla başbaşa kaldığında buz tutmuş iki kalbin ısınması için bir şans doğar.

Ayrılmaz arkadaşlar AJ ve Moose, 1991 yazında hızlı para kazanmak için havuz kenarındaki büfeyi satın alır. Zengin olma hayalleri kurarken, havuz görevlisi Brooke ile tanışmaları her şeyi değiştirir. Brooke, hem yaz planlarını hem de dostluklarını altüst eder. Beladan uzak durmayı beceremeyen ikili, bu kez aşk, para ve macera arasında sıkışıp kalır.

Flor Meksika'dan Los Angeles'a daha iyi şartlar için göç etmiştir bir kız çocuk annesidir. Burada John ve Deborah Clansky çifti tarafından evlerine bakıcı olarak işe alındıktan sonra Flor kendisini hem koca bir yabancı dil engelinin, hem kalbinde yeşermeye başlayan bir aşkın, hem gelişme çağındaki kızı Christina'nın sorunlarının hem de Claskylerin ilginç yaşam biçimlerinin ortasında bulur.


İki genç kadın, taşrada yaşayan Reinette ve şehirde yaşayan Mirabelle, Paris’te beraber bir daire tutmaya karar verirler. Üniversitede ve şehrin farklı köşelerinde, birbirinden çok farklı karakterlere sahip yeni insanlarla tanışıp, şehir hayatının farklı yüzlerini tadarlar.

1985 yılında Paris'in banliyölerinde, 12 yaşındaki Vincent, mesafeli ağabeyiyle ve sürekli kavga eden ebeveynleriyle birlikte yaşamaktadır. Kahkahalar ve huzursuzluklar arasında, arkadaşlık ve ilk aşkı deneyimlerken, yetişkin dünyasıyla da yüzleşmeye başlar.

17 yaşın üzerindeki hiç kimse 16 olmanın ne demek olduğunu hatırlamaz. Oysa film yapımcısı John Hughes (Ferris Bueller's Day Off, Pretty in Pink) ergenlik çağı gençleri üzerine yaptığı bu eğlenceli filmle bu konu üzerine düşündürüyor. Üst sınıflardan bir kıza sırılsıklam aşık bir lise öğrencisi (Eric Stoltz-Mask) en yakın kız arkadaşıyla (Mary Stuart Masterson-Fried Green Tomatoes) arasındaki özel ilişkiyi görmeyecek kadar kör olmuştur. Biraz eğlence ve biraz da kalp ağrısı, aslında Harika Şeyler!

Zengin adam-fakir kız aşklarının en güzeli, Sabrina'da.Zengin Larrabee ailesinin yaşamını çıktığı ağaçların tepesinden gözlemleyen çirkin ördek yavrusu Sabrina, ailenin küçük oğlu Maude’a aşıktır. Ancak kimsenin varlığından haberi yok gibidir. Paris’teki Vogue dergisinde çalışmak üzere iki yıl ortadan kaybolan Sabrina, döndüğünde büyük bir fiziksel değişimden geçmiştir ve bu kez gözleri evin büyük oğlu Linus’ın üzerine kilitlenir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir