
R. Madhavan
Prabhu Selvaraj

A grumpy boxing coach takes on a young, rebellious woman under his wings and starts training her for the world championship. But their biggest battle has to be fought outside the ring.

Ortasiklet boks şampiyonluğunun eşiğine kadar gelen Boksör Rubin "Hurricane" Carter (Denzel Washington) yanında bir arkadaşıyla birlikte New Jersey' de bir barda otururken işlenen bir cinayet sonucu üç kişi hayatını kaybeder. Cinayet olayından sorumlu tutulan Carter yanındaki arkadaşı ile tutuklanır ve yapılan yargılama sonucunda suçlu bulunarak üç kere ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.

Güney Afrika'da apartheid rejimi altında yaşayan İngiliz yetim PK, kendisini Afrikalılar ve adaletsiz sistemle bitmek tükenmek bilmeyen bir kavga içinde bulur. Ailesinin politik inançları yüzünden huzursuz edilen genç PK; nazik, görmüş geçirmiş bir makum olan tek arkadaşından yardım ister ve ondan boks yapmayı öğrenir.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

The story of two men, a veteran boxer who is down and out, and a young man who is just starting his life and boxing career. Their fighting careers cross paths as their lives and fortunes head in opposite directions.

An unscrupulous boxer fights his way to the top, but eventually alienates all of the people who helped him on the way up.

Dünya orta siklet boks şampiyonu olan Matty Burton, artık kariyerinin sonuna gelmiştir. Burton, son maçının parasını alıp artık oyundan çıkması gerektiğine karar verir. Hayatta tek bir amacı vardır o da eşi Emma ve gelecekti kızları Mia’ya güvenli bir hayat sağlamak. Fakat hayatın Matty için başka planları vardır. Andre Bryte ile yaptığı dövüş eve dönen Matty, aniden yere yığılır. Yığılmasının nedeni vücudunun yediği yumruğa gösterdiği gecikmiş tepkidir. Bir süre komada yaşam savaşı veren Matty, asıl mücadeleyi komadan çıktıktan sonra verecektir. Hafıza kaybına uğrayan ve kişiliği eskisinden bambaşka olan Matty, parçalanan hayatını tekrar bir araya getirmeye çalışacaktır.

Spor yazarı Erik, evsiz bir adam olan Champ'i sokaklardan kurtarmaya karar verir. Ancak bu kararırın ardında Champ'in kim olduğuna dair gizi ortaya çıkarmak vardır. Erik bunun gizli kalamayacak bir sır olduğunu ve Champ'in öldüğüne inanılan efsanevi boksör olduğunu düşünmektedir. Champ'in efsanesini diriltirken, onun bireysel macerasında babası ile olan ilişkisinin önemini anlayacaktır. Champ'in yaşamıyla ilgili gerçeklere daldıkça, kendi yaşamında geri plana attığı, yüzleşmekten korktuğu ilişkiler ortaya çıkacaktır. Erik kendi yaşamı ve ailesiyle olan ilişkisini gözden geçirecek ve uzun zamandır hiç yapmadığı bir şekilde kendisiyle yüzleşecektir.

A street smart runner develops an intense rivalry with an equally ambitious wealthy young athlete.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Dünya Ağır Sıklet şampiyonu Apollo Creed’in Philadelphia’da yapacağı unvan maçında ki rakibi maç gününe beş hafta kala sakatlanır. Creed kendisine rakip olarak Philadelphia’da yaşayan adı duyulmamış, yoksul ve kimsesiz bir boksör olan “İtalyan Aygırı” Rocky Balboa’yı seçer. Rocky yerel bir mafya babası için borç tahsildarı olarak çalışmakta ve boksör olarak adını duyurmaya çalışmaktadır. Rocky artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir. Creed bu maçı çok kolay kazanacağını düşünürken, Rocky’nin bu zorlu hazırlanma sürecinde en büyük yardımcısı antrenörü Mickey ve büyük aşkı Adrian olacaktır.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Yıl 1943. 2. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Berlin'den toplanan bir grup Yahudi, katır vagonlarında toplama kampı Auschwitz'e doğru yola çıkar. Su ve yemek verilmeyen insanların çoğu bu acı dolu yolculuk sarasında hayatını kaybeder. Ancak yaşam savaşı geride kalanlar için devam etmektedir. Eski yaşantılarına özlem duyan ve farklı sınıflardan gelen bir avuç insan artık aynı kaderi paylaşmaktadır. Bir türlü bitmek bilmeyen zorlu yolculuk sinirlerin harap olmasına ve dengesiz davranışlara sebep olur. Artık hepsinin aklındaki soru aynıdır; acaba hayatta kalmayı başarabilecekler mi?

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

Iranian female judokas Leila and her coach Maryam, travel to the Judo World Championship, intent on bringing home Iran’s first gold medal. Midway through the Judo World Championships, they receive an ultimatum from the Islamic Republic ordering Leila to fake an injury and lose, or she will be branded a traitor of the state. With her own and her family’s freedom at stake, Leila is faced with an impossible choice: comply with the Iranian regime as her coach Maryam implores her to do, or fight on, for the gold.

Yoksul bir çocukluk geçiren George Foreman, öfkesini Olimpiyat Altın madalyalı ve Dünya Ağır Siklet Şampiyonu olmaya kanalize etti ve ardından onu boks ringinden kürsüye çıkaran ölüme yakın bir deneyim izledi. Ancak topluluğunun ruhsal ve mali açıdan zor durumda olduğunu gören Foreman, ringlere geri döner ve unvanını geri alarak tarih yazar ve şimdiye kadarki en eski ve en beklenmedik Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu olur.

Genç Claressa Shields, oğlanlarla dövüşmek için can atarak bir boks salonuna gizlice girer. Yerel gönüllü koç Jason Crutchfield, onu hemen himayesine alır. Claressa inanılmaz yetenekli olduğunu kanıtlar ancak Crutchfield kısa süre sonra onu yolda tutmak için bir koçun görevlerinin ötesine geçmek zorunda kalır çünkü sadece kazanmanın baskısını değil, aynı zamanda Flint, Michigan'daki sıkıntılı memleketinin onun dayanıklılığında umut arayan bakışlarını da hissetmeye başlar.

Adonis Creed, sonunda Ivan Drago'nun oğlu Viktor'u yenerek boksun zirvesindeki yerini sağlamlaştırdı. Kariyerinin yanı sıra kız arkadaşı Bianca ile de mutlu bir yaşam süren Adonis’in hayatında her şey yolundadır. Ta ki eski çocukluk arkadaşı Damian'ın yıllar sonra aniden ortaya çıkana kadar. Hapisten yeni çıkan Damian, ringe çıkmak ve Adonis'e karşı kendini kanıtlamak için hazırdır. Ancak her ikisi için de bu düello, sadece sportif bir hesaplaşmadan daha fazlasıdır.

Adonis Creed için yaşam bir denge oyunu haline gelmiştir. Kişisel zorunluluklarıyla yaklaşmakta olan dövüşü arasında kalan Creed, hayatının en büyük mücadelesiyle karşı karşıyadır. Ailesinin geçmişiyle bağlantılı bir rakiple yüzleşecek olması ringdeki yaklaşan dövüşün önemini daha da arttırmaktadır. Rocky Balboa tüm bu süreç boyunca yanında olacak ve birlikte ortak geçmişleriyle yüzleşecek, neyin uğruna savaşmaya değer olduğunu sorgulayacak ve aileden daha önemli hiçbir şeyin olmadığını keşfedecekler.

Down-on-his-luck Hollywood producer Barry 'Dutch' Detweiler attempts to lure Fedora, a famous but reclusive film actress, out of retirement, only to discover the horrifying truth behind her success.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir