
Alin Szewczyk
Tosiek


Alin Szewczyk
Tosiek

Jan Cięciara
Leon

Dobromir Dymecki
Marcin

Wiktoria Kruszczyńska
Matylda

Maja Szopa
Emilia

Agnieszka Rajda
Roksana

Krzysztof Oleksyn
Konrad

Ignacy Liss
Maks

Oskar Rybaczek
Artur

Anna Krotoska
Jastrzębska

Marcin Perchuć
Konrad’s Father
Adam Cywka
Maks‘ Father

Sylwia Achu
Teacher

Stanisław Cywka
Security Guard / 'Mlody'

Radosław Krzyżowski
Therapist / Manager

Aynı zamanda başarılı bir ressam ve heykeltraş olan ve 1996 yılında çektiği ilk filmi "Basquiat"la pek çok festivalde ödül kazanan Julian Schnabel'ın Kübalı şair ve yazar Reinaldo Arenas'ın otobiyografik romanına dayanarak çektiği "Karanlıktan Önce", yazarın yaşamını Küba'daki çocukluk yıllarından New York City'deki ölümüne dek geniş bir perspektiften ele alıyor. Arenas babasının annesini terk etmesinden dolayı Küba'da çiftçilik yapan büyükannesi ve büyükbabası tarafından baskı altında yetiştirilir. Küba'da devrim sırasında hem yazar olması hem de eşcinselliği nedeniyle isyancı olarak mimlenir, basit bir sebepten dolayı hapse atılır ve işkence görür. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen yazmaya devam eder. Hapishanede diğer mahkumların mektuplarını yazarken gizlice kendi romanını da yazar ve el altından ülke dışına kaçırtarak bastırır. 1980'de ise sınır dışı edilerek Amerika'ya gider.

Mektuplar aracılığıyla kimliği gizli bir şekilde anlatılan The Perks of Being a Wallflower, 90'lı yıllarda lise birinci sınıf öğrencisi olan Charlie'nin hikayesini anlatmaktadır. Duygusal ve utangaç olan Charlie, bir yandan değişen çevresini gözlemlerken bir yandan da en iyi arkadaşı Michael'ın yakın zamandaki intiharıyla uğraşmaktadır. İngilizce öğretmeni Bill, ona okuması için fazladan kitaplar vererek hayata katılmayı öğretmeye çalışır ve Bill'in çabaları Charlie'nin deneyimleriyle açığa çıkacaktır. Hikaye boyunca Charlie; kendisini unutmasına sebep olan kötü bir çocuklukla, kürtaj, uyuşturucu ve seksle uğraşarak, eşcinsellik ve etrafındakilerin yargılarına maruz kalarak yaşama katılmaya çalışır. Charlie çocukluğun basitliği ve yaklaşmakta olan gelecek fikri arasında sıkışıp kalmıştır, etrafındaki dünyayı izlemek ve ona katılmak arasında sıkışıp kalmıştır, arkadaşları ve ailesinin sorunlarının ortasında sıkışıp kalmıştır…

David Ebershoff’un yazdığı aynı adlı romanından uyarlanan film, Danimarkalı ressam Lili Elbe'nin (doğum adı Einar Wegener) sıradışı yaşamını beyazperdeye taşıyor. Danimarka'da ünlü bir ressam olan Einar Wegener (Eddie Redmayne) erkek olarak dünyaya gelip Gerda Gottlieb (Alicia Vikander) ile bir erkek olarak evlense de kendisini kadın gibi hissetmektedir. Kendisi gibi ressam olan eşi Gerda'ya bir gün kadın model olarak poz verdikten sonra ne zamandır bastırdığı kadınlık arzusu dışa vurur. Bütün bu süreç, Wegener'in tarihte bilinen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatlarından birinin objesi olmasına dek sürecek, ikilinin hem özel, hem de profesyonel hayatlarını geri dönülmez bir şekilde değiştirecektir.

İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami'nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron'un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor.

Gençlik bunalımında olan Alike, gerek yaşadığı yer, gerek çevre baskısı, gerekse cinsel tercihleri yüzünden kendini dışlanmış hissetmekte ve içinden çıkılmaz bir batağa saplanmaktadır.

1968'de New York'taki bir yaş günü partisinde sürpriz bir konuk ve bol alkollü bir oyun, yedi eşcinsel arkadaşın gizlenen duygular ve gerçeklerle hesaplaşmasına yol açar.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

It's San Francisco in 1957, and an American masterpiece is put on trial. Howl, the film, recounts this dark moment using three interwoven threads: the tumultuous life events that led a young Allen Ginsberg to find his true voice as an artist, society's reaction (the obscenity trial), and mind-expanding animation that echoes the startling originality of the poem itself. All three coalesce in a genre-bending hybrid that brilliantly captures a pivotal moment-the birth of a counterculture.

Boksör olan Lion, kardeşi Stan’ın bir suç patronuna olan borcunu ödeyebilmek için son kez bir dövüş turnuvasına katılmaya karar verir. Kardeşler bunun için ülkeyi dolaşmak zorunda kalır ve bu süreçte onlara beklenmedik biri eşlik eder. Stan, Lion'u hayatının dövüşü için eğitirken bir dizi olay kardeşleri parçalamakla tehdit eder ancak birbirlerine olan sevgileri ve daha iyi bir hayata kavuşmak için olan inançları onların bir arada yol almasını sağlar.

19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen filmde, dönemin en ünlü sanat tarihçisi ve eleştirmenlerinden biri olan John Ruskin ile evlenen genç Euphemia "Effie" Gray'in hikayesi ele alınıyor. Bir türlü yolunda gitmeyen evlilik zamanla hayal kırıklığı ve acıları da beraberinde getirir. Bir gün kocasının arkadaşlarından biri olan ressam John Everett'e modellik yapan Effie, ressama aşık olur ve aralarında bir ilişki başlar. En yakın arkadaşı Elizabeth Eastlake'in verdiği cesaretle kocasından ayrılmaya karar veren Effie için dönemin sert muhafazakarlığıyla yüzleşme vakti de gelmiştir. Ünlü oyuncu Emma Thompson'ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini Richard Laxton üstleniyor.


Sondan başa doğru giden anlatımla boşanmadan ilk heyecanlara uzanan beş ayrı zaman dilimi? Marion ve Gilles çifti tutkulu aşklarını evlilikle birleştirirler. Beraber oldukları süre içinde hayatın getirdikleri karşısında verdikleri tepkiler, beklentiler zamanla farklılaşır. Mario'nun güçlü hali, Gilles'in dayanıksızlığı ve kırılganlığı ile çakışmaya başlayınca büyük aşk, beş yıl içinde bitecek midir? 8 Kadın ve Havuz filmleri yönetmeni François Ozon, bu kez bir kadın ve bir erkeğin hayatını, ayrılma ve tekrar karşılaşma dahil, 5 ayrı dönüm noktasıyla anlatıyor.

Şikago'nun Güney Yakası'nda hip hop dehası August Monroe, beklenmedik bir akıl hocasının yardımıyla anksiyeteyle mücadele eder ve yeni yaratıcı sınırlar keşfeder.

Talented but self-centered trumpeter Bleek Gilliam is obsessed with his music and indecisiveness about his girlfriends Indigo and Clarke. But when he is forced to come to the aid of his manager and childhood friend, Bleek finds his world more fragile than he ever imagined.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.


Pablo ve Tina’nın karmaşık bir cinsel hayatları vardır. Pablo film yazan, yöneten ve oyunculuk yapan; gay ve aşkına karşılık vermeyen Juan’a derin bir sevgi besleyen biridir. Kardeşi Tina ise erkeklere öfkeli ve oyuncu olmaya çalışan bir transseksüeldir. Pablo, kendisinin Juan’a olan aşkını kıskanan Antonio ile arkadaş olur. Antonio Juan’ı aramaya başlar ve yaşanan şiddet Pablo’nun geçici hafıza kaybına uğramasına sebep olur. Hafızası yerine geldiğinde Antonio’nun Tina ile tanıştığını öğrenir. Dehşetle Tina’yı kurtarmaya ve Antonio ve onun isteği ile yüzleşmek için harekete geçer.

18. yüzyıl Fransa’sında bir kontes, evlendirmek üzere olduğu kızı Héloïse’ın portresini hazırlaması için ressam Marianne ile anlaşır. Anlaşmaya göre Marianne, Héloïse’a refakat ederek onu gizlice resmedecektir. Ancak iki kadın derin bir bağ kurar ve aralarındaki çekim tüm planları bozar.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir