
Corbin Bernsen
Col. Nehemiah Strayn

During the Civil War, Confederate soldiers accidentally free an evil voodoo entity brought back by slave traders. The entity possesses the dead bodies of both Union and Confederate soldiers creating an army of its own bent on conquest.

Corbin Bernsen
Col. Nehemiah Strayn

Adrian Pasdar
Capt. John Harling

Ray Wise
Col. George Thalman

Cynda Williams
Rebecca

Billy Bob Thornton
Langston

Martin Sheen
Gen. Haworth

Dean Cameron
Borne

David Arquette
Murphy

Alexis Arquette
Cpl. Dawson

Matt LeBlanc
Terhune

Steve Price
Capt. Donnelly

Roger Wilson
Maj. Josiah Elkins

Jefferson Mays
Martin Bradley

A. J. Langer
Thomas the Drummer Boy
Mark Salzman
Corporal

Vietnam sonrası sendromunu en iyi anlatan filmlerden birisi Avcı. Savaş sonrası herşeyin bittiğine ve artık herşeyin iyi olacağına inanmak isteyen bir kaç arkadaşın sivil yaşama uyum sağlayamamaları öykünün odak noktasını oluşturuyor. Savaşın insanlar üzerindeki tahribatı ile bir savaş karşıtı film olmasının yanısıra, Michael Cimino'nun karakterler üczerinde yaptığı usta çalışmayla da öne çıkan bir film. Birlikte savaştığı ve aynı kasabaya döndüğü arkadaşına yardım etmek için elinden geleni yapan Robert De Niro'nun varlığını ve usta oyunculuğunu da vurgulamadan geçmemek gerek. Bu arada, filmde savaşın anlamsızlığını vurguluyan Rus ruleti sahnesi çok beğenilmiş ve konuşulmuştu...

Oliver Stone'un 1986 tarihli filmi Salvador, yönetmenin en başarılı filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Salvador'da hayatını dünyanın dört bir yanında haber kovalayarak kazanan bir savaş muhabirinin El Salvador'da yaşadıklarını anlatılıyor. 20 yıldır nerede olay çıkarsa soluğu orada alan foto muhabiri Boyle, içkiye ve uyuşturucuya olan düşkünlüğü yüzünden işsizlikle yüzyüze kalmıştır. El Salvador'da yaşanan iç savaşı izlemenin bir çözüm olabileceğini düşünen Boyle yola çıkar...

Başarılı bir ulusal avukat, on yıllarca kuzeydoğu kıyılarında yaşamış olan saldırgan bir kabilenin son ferdini yakalayıp onu medenileştirmeye teşebbüs ettiği zaman, aile fertlerinin hayatlarını tehlikeye atar...

A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

A former circus artist escapes from a mental hospital to rejoin his armless, cult leader mother, and is forced to enact brutal murders in her name.

Dünya tarihinin kanlı sayfalarından bir yaprak: Vietnam Savaşı. Beş Amerikan askeri, yerli halktan bir kızı kaçırarak tecavüz eder. İçlerinden sadece biri, bunu reddetse de, diğerlerine engel de olmaz. Genç kızın daha sonra öldürülmesiyle olayın asla kapanmayacak insani boyutu açılacaktır. Tek bir olay üzerinden, genel olarak savaşın insanı acımasızlaştıran yönlerini eleştirel bir gözle ele alan Brian De Palma imzalı film, savaş karşıtı filmler arasında önemli yeri olan bir çalışma.

Gerçek olaylar üzerine kurulu bu dram, çatışmanın ve politik anlaşmazlıkların ayırdığı iki kardeş ve Rwanda"lı insanların sergilediği olağanüstü cesaret ve dayanıklılığın detaylarını yansıtıyor.

Savaş sona ermiş ve kaybedilmişti. Yürüyen ölülerin elinde dünya, artık tamamen kontrolden çıkmıştı. Bazı küçük gruplar halindeki az sayıda yaşayan insanlar, zorda olsa hayatta kalabilmişti. Bu arada bir grup bilim adamı ve asker, Florida'ki terk edilmiş bir silah silosuna sığınmıştı ve grup,kana susamış zombileri kontrol altına alabilecek çılgın bir deneyle uğraşmaktaydı. Ekibin tansiyonu askeri liderlerden birinin, kendi emrindeki adamlarından bazılarının bu deneylerde kobay olarak kullanıldığını keşfetmesiyle doruk noktasına çıkar. Bu sırada yukarıdaki zombilerin, sığınağa sızmanın bir yolunu bulmaya çalışmaya başlamasıyla sinirler iyice gerilir. Yeraltında yapılacak bu son savaş, dünyanın bildiği en karanlık gün olacaktı: Ölülerin günü. "Ölülerin Şafağı"nın kaldığı yerden devam eden ve gene bir külte filminde, Romero yeni bir grup insanın hayatta kalma mücadelesini, önceki iki filmden çok daha da kanlı bir şekilde anlatıyor.

Dört cesur adamın, bir grup esiri, yamyam bir kabilenin elinden kurtarma girişimini anlatacak olan film, eski usül western konseptine de fazlasıyla yakın duran bir görsel estetiğe ve öykü evrenine sahip olacak gibi görünüyor!

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Beş arkadaş haftasonunu geçirmek için ormandaki bir kulübeye gelirler. Burada, daha önce bir profesör tarafından bırakılmış teyp kaydına ve sonradan Nekronomikon'un kendisi olduğu anlaşılan Ölüler Kitabı'na rastlarla. Teybi çalıştırdıklarında profesörün kendi çevirisini yaptığı ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve ağıza alınmayacak derecede dehşetli bir kötülük ormanda açığa çıkar.Önce ormanın kendisi sonra da insanlar kötücül yaratıklara dönüşmeye başlar. Kızlardan biri ormana kaçtığında ağaçların tecavüzüne uğrar. Diğerleri de daha az korkunç olmamak üzere paylarına düşen dehşetle yüzleşeceklerdir. Filmin asıl kahramanı, eğer varsa, hiç kuşkusuz Bruce Campbell'ı türün hayranları arasında ölümsüzleştirecek olan Ash karakteridir.Soluksoluğa izlenen ve sinirbozucu derecede korkunç bu film çoktandır kült klasikleri arasında üst sıralardaki yerini korurken, Sam Raimi'nin dehasına şahit olup, şimdiki tahtına nasıl kurulduğunu merak edenler tarafından kaçırılmamalı.

1969 yılında Vietnam savaşı sırasında Amerikan 101. Hava İndirme Birliği'nin, on gün süren ve sonradan "Hamburger Tepesi" adıyla anılacak büyük stratejik önemi olan, 937 no'lu tepeyi ele geçirme çabalarının kan, dram ve dehşetle yoğrulmuş hikayesi... Tepenin bu isimle anılmasının nedeni, Kuzey Vietnam'lılar tarafından açılan yoğun ateş nedeniyle tepeye saldıran Amerikan askerlerinin adeta et yığınlarına dönmelidir.John IRVIN'in yönettiği ve Don Cheadle'ın önemli rollerden birinde yer aldığı Hamburger Tepesi, Vietnam savaşını anlatan filmlerin en iyilerinden biri.

Ülkenin ekonomik ve politik çöküşünden önce normal bir genç çocuk olan Martin, vampirlerin ve aşırı dincilerin ele geçirdiği dünyada yalnız kalmıştır. Kendisine yardım eden ve vampirlerden kurtulma yöntemlerini öğreten gizemli, karizmatik 'Beyefendi' ile ülkeyi baştan başa dolaşacakları tehlikeli bir maceraya atılırlar. Amaçları Kanada sınırında olduğu söylenen Yeni Cennet'e varabilmektir.

Amerikan Donanmas’nn özel kuvvetlerinden oluan gizli bir ekip, Afrika’da onaylanmam bir göreve çkar. Ekibin amac gizli bir madencilik operasyonunu bulmak ve uluslararas teröristlere, uranyum silah satn engellemektir.


Lionel ve sevgilisi Paquita,hayvanat bahçesine gezmeye giderlerken meraklı annesi de onları takip eder. Ancak kadını Sumatra'dan gelen bir tür fare-maymun ısırır ve bulaşıcı bir zombi salgını başlatır. Annesini korumaya çalışan Lionel, onun kurbanlarını evlerinin bodrumunda saklamaya çalışır ancak olaylar giderek kontrolden çıkar ve zombiler bir ordu halinde dışarı taşarlar. Yüzüklerin Efendisi'ni yöneten Yeni Zelanda'lı yönetmen Peter Jackson'ın ülkesinde çektiği 3. uzun metrajlı filmi olan Braindead, komedi ve korku unsurlarını bir arada ve başarıyla barındırıyor.

After thugs brutalize a deaf-mute woman, the spirit of an Apache warrior takes over her lifeless body and sets out on a bloodthirsty quest for revenge.

Collingwood ailesi tatil için bir dağ evine giderler. Ailenin kızı Mari, orada Paige ile arkadaş olur. Fakat bir çete tarafından iki arkadaş kaçırılır ve Mari ellerinden kurtulmaya çalışırken vurulur. Çete üyeleri kendilerine sığınacak bir ev ararken tesadüfen Mari'nin ailesinin evini bulur. Herşey ortaya çıktığında failler kurban durumuna düşecektir. The Last House On The Left, 1972 tarihli, Wes Craven imzalı kült korku filminin yeniden yapımı.

Güneyli güzel Scarlett O'Hara üç evliliği, iç savaş ve Güneyin yeniden inşaa edilmesi sürecinde zenginlikten fakirliğe düşüşünü, sonra yeniden zenginliğe kavuşmasını anlatan film, Margaret Mitchell'in klasik eserinden sinemaya uyarlanmış olup yapımcı David O. Selznick'in en başarılı eseri kabul edilmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir