
Melvil Poupaud
Edouard

The plot revolves around Bernard – a schoolfriend of Olivier's who is preparing for his bac – discovering he is a bastard and taking this as a welcome pretext for running away from home. He spends a night in Olivier's bed (where Olivier describes a recent visit to a prostitute and how he did not find the experience very enjoyable). After Bernard steals the suitcase belonging to Edouard, Olivier's uncle, and the ensuing complications, he is made Edouard's secretary. Olivier is jealous and ends up in the hands of the cynical and downright diabolical Comte de Passavant, who travels with him to the Mediterranean.


İkinci Dünya savaşıyla birlikte yüzlerce ilk dönem ajan filmi olarak görülebilecek yapıtlar çıktı ki bir çoğunun şuan için hiçbir önemi yok. Ama aralarında Casablanka gibi, bu film gibi şahaserler de var. Bogart'ın alışık olduğumuz sert, cesur, zeki ve inatçı karakter tiplemesine devam ediyor. Hiçbir olaya bulaşmayı düşünmemesine rağmen Gestaponun yaptığı zulmü ve gaddarlığı gördükçe olayların içine dahada derinlemesine giriyor. Dönemin atmosferi çok başarılı yansıtılmış, oyuncu performansları dört dörtlük (özellikle Lauren Bacall bakışları insanın içine işliyor), senaryo tıkır tıkır işliyor, replikler ve yaratılan kişiler arası çatışma şahane, filmin tek eksisi tam tadına doyamadan çok çabuk bitiyor...

Çin'in en tanınmış klasik fantastik romanı Fengshenyanyi'den uyarlanan bu üçleme, üç bin yıldan fazla süre önce insanlar, ölümsüzler ve canavarlar arasındaki uzun süren efsanevi savaşları yeniden yaratan muhteşem bir doğu yüksek fantastik destanıdır.

Çocuk edebiyatının Stephen King’i olarak nitelendirilen ve Goosebumps gibi birçok başarılı esere imza atmış R. L. Stine’ın romanından başarılı bir uyarlama… Filmin kadrosunda Testere serisinin Jigsaw’ı Tobin Bell de var… 13 yaşındaki Cassie (Emily Osment), yeni okuluna ve komşularına uyum sağlamakta zorlanan, sıra dışı görünümlü bir kızdır. Cadılar Bayramı yaklaşırken, insanları korkutmak konusunda kendisine yardım edecek bir şeyler arayan genç kız, bir mağazada The Evil Thing adlı bir kitaba rastlar. Kitapta ‘yüksek sesle okumayın!’ ikazı vardır. Kardeşi Max (Alex Winzenread) ile birlikte kitabı okuyan ve bu uyarıyı dikkatte almayan Cassie, kendini ürkütücü olayların içinde bulur

Çocukluğu evdeki dengeyi kurmakla geçen John Tyree, orduya yazılır ve asker olmak için evden ayrılır. Gitmeden önce Savannah isminde, hayır kurumlarında çalışan muhafazakar üniversite öğrencisi ile tanışır. Tesadüfler onları hep karşı karşıya getirir. Aralarındaki ilişki kıskançlık nedneiyle bozulur gibi olsa da, John genç kızın kalbini kazanmayı başarır. Ancak 11 Eylül'den sonra John orduya çağrılmıştır. Savannah ile John'un arasındaki ilişki artık mektuplarla ilerleyecektir.

1939-1941 yılları arasında geçen öyküde, Nazi istilasına uğrayan Varşova'da yaşanan olaylar, bir tiyatro topluluğunun etrafından anlatılıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda bir ambulans şoförü olan Lt. Henry ve hemşire Catherine Barkley arasındaki aşk masalı. İtalya’da geçen hikayede çift savaş sırasında aşık olacak ve onları hiçbir şey ayıramayacaktır. Film ayrıca Lt. Henry’nin savaş ve savaşmanın anlamı üzerine hislerini de analiz ediyor.

Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti


Amerikan iç savaşında geçen trajik bir öykü. 19.yüzyıl Amerikasının karmaşık ortamında yaşanan insani dramları, Güney köleciliğini savunan muhafazakarların nefretini ve sıradan yaşamları konu olan Ang Lee'nin yeni filmi aynı zamanda Londra Film Festivali'nin açılış filmi oldu. 'Buz Fırtınası' ve 'Sense and Sensebility' gibi ünlü filmlerin yetenekli yönetmeni Ang Lee'nin imzasını taşıyor.

Rahibe kılığına girmiş olan Sophie, katolik okulunda yaşanmakta olan olayları izleyicilere aktarmaktadır. Rahibenin kardeşine aşık olan Zoe, her fırsatta ona olan bu ilgisini dile getirmektedir. Ancak Sophie’de kardeşine karşı ilgi duymaktadır. Bunun yanı sıra onun aynı zamanda garip davranışlar sergilediğini de gözlemlemektedir. Ancak etrafındaki hiç kimse ona bu konuda inanmamaktadır. Bunun en önemli nedeni ise rahibe Sophia’nın söylediği her sözün, onun söylediklerinden daha inandırıcı ve daha etkili olmasıdır.

Vatandaşları tarafından hain olarak damgalanan Fransız uyruklu Marie DuJardin, Amerikan askerleri tarafından bir şartla kurtarılır. Marie'nin hayatta kalabilmesi için onları bir altın zulasına götürmesi gerekir.


The Dresser 5 dalda Oscar'a aday olmuştu. Tura çıkan ekibin sergilediği bilmem kaçıncı King Lear oyununda bazı aksiliklerle karşılaşılır. Sir tüm huysuzluğuyla usta işi bir performans sergilerken yardımcısı Norman çıkan sorunları düzeltmeye çalışır. Tamamı kuliste ve sahnede geçen filmde Shakespeare'e doyacaksınız

Gizemli bir geçmişe, olağanüstü bir zekaya, karizmaya ve vücut kontrolüne sahip bir Yahudi adam, tekrar cinayet işlemeye teşebbüs ettikten sonra akıl hastanesine döner ve burada şaşırtıcı bir keşifte bulunur.

Bir halkla ilişkiler uzmanı “Howard” isimli arabayı pazarlamayı reddeder; bunun sonucunda bir milyar dolar kaybeder ve çevresi tarafından dışlanır. Bunun üzerine saçlarını ve sakalını keser, yeni bir isim alır ve Martha’s Vineyard’a taşınır. “Rolly” adaya Howard’ın mucidinin taşınmasıyla hareketleri değişen popüler biridir. Eski haliyle tanınmayan Rolly düşmanını adadan göndermek için bir plan yapar. Bu arada milyonerin karısını baştan çıkarmaya karar verir...

Nathan, 16, lives alone with his father Stephane. A newcomer in high school, he is invited to a party and falls in love with Louis, a boy in his class. They find themselves out of sight and kiss each other, but someone takes a picture of them. Soon, the photo is published on Facebook and a storm overtakes their lives as they face bullying and rejection.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi zulmünden çok sayıda yetim çocuğun hayatını kurtarmak için bir grup Yahudi izci ve Fransız Direnişi ile birlikte çalışan pandomim sanatçısı Marcel Marceau'nun hikayesi.

Oslo, 1993’te gerçekleşen Oslo Barış Antlaşması’nın arka planında yatan olayları ele alıyor. Yatıştırılamayan ebedi düşmanlıklar, perde arkası görüşmeler ve Oslo Antlaşması’nın gerçekleşmesini sağlayan gizli ama birbirlerine derinden bağlı bir grup Norveçli, İsrailli ve Filistinli kahramanın öyküsü, gerçek hikâyelere dayanıyor.

Diana B Henriques’in biyografik romanından uyarlanan, ABD tarihinin en büyük mali dolandırıcısı olarak kabul edilen Bernie Madoff’un yükseliş ve düşüşünü konu alacak olan filmde ; yatırımcılara kendi paralarından geri dönenle veya sonraki yatırımcılardan gelen paralarla ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi olan Ponzi Oyunu sebebiyle hüküm giyen Madoff’u De Niro canlandırırken, dolandırıcının eşi Ruth’a ise Pfeieffer hayat verecek. Alessandro Nivola ise babasını federal makamlara bildiren büyük oğul Mark’ı canlandıracak.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir