Rod Rondeaux
Raymond

The Yellow Eagle family are Native American and live on the Prairie Wolf Indian Reservation. News reaches them that Floyd, the youngest son of the family, has died during military service in Afghanistan. The waiting begins to get his body back to the Reservation to be buried.

15 yıl boyunca Juliette ve kendisini reddeden ailesinin hiçbir bağı olmamıştır. Hayat onları vahşice ayırmış olsa da, kardeşi Lea ona kocası Luc, babası ve kızları ile yaşadıkları evin kapılarını açar. “Seni o kadar çok sevdim ki...” kadınların güçlülüğü, ileriye dönük olmaları ve kendilerini yoktan varedebilmeleriyle ilgili bir film. Hepimizin sahip olduğu sırlar, içinde bulunduğumuz hapsolma halleri ve paylaşılan yalnızlığa dair bir film...

Tomas, karısı Ebba ve çocukları Vera ile Harry kış tatili için bir haftalığına Fransız Alplerine giden İsveçli bir ailedir. Lüks bir otele yerleşen aile tatilin ikinci gününde, öğle yemeği yedikleri esnada kontrollü bir çığ vakasıyla karşılaşırlar. Karlar yemek yedikleri restoranın üzerine doğru inerken Tomas anlık bir refleksle karısını ve çocuklarını ardında bırakıp kaçmaya başlar. Olay sona erip her şey normale döndükten sonra Tomas, Ebba'da yarattığı hayal kırıklığına tanık olur. Evliliğinin zorlu bir dönemeçte olduğunu fark eden Tomas, aile hiyerarşisindeki yerini tekrar kazanmaya çalışırken trajikomik anlar yaşanacaktır.

This complex portrait of modern-day life on the Pine Ridge Indian Reservation explores the bond between a brother and his younger sister, who find themselves on separate paths to rediscovering the meaning of home.

Two brothers cannot overcome their opposite perceptions of life. One brother sees and feels bad in everyone and everything, subsequently he is violent, antisocial and unable to appreciate or enjoy the good things which his brother desperately tries to point out to him.

Varlıklı bir İngiliz ailesine mensup olan Alice ve Neil Bennett, ailenin genç üyeleri Colin ve Alexa ile birlikte Acapulco’da tatildedir, ta ki uzaktan gelen bir acil durum seyahatlerini kısa kesene kadar. Bir akrabanın aile düzenini bozmasıyla şaşırtıcı gerginlikler oluşmaya başlar.

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

Tennessee Williams'ın oyunundan uyarlanan ve gösterime girdiğinde yeri yerinden oynatan film, kaba saba işçi Stanley ile evli kız kardeşini ziyarete gelen Blanche adlı bir kadının, buradaki ilişkilerin yönünü değiştirmesini konu alıyor. Missisipi'de okul yaşındaki bir delikanlıyı baştan çıkarttığı için başı derde girmiş olan yaşça geçkin ama çekici Blanche DuBois, New Orleans'ın Fransız mahallesinde yaşamakta olan hamile kızkardeşi Stella'nın yanına gelir. Tek arzusu kendine yeni bir yaşam kurmak ve herşeyi geride bırakmaktır. Oysa Stella'nın kaba saba bir delikanlı olan kocası Stanley Kowalski, Blanche'ın güneyli nezaketinden hiç hoşlanmamaktadır. Sürekli taciz edilen Blanche'ın Stanley'le yüzleşmesi epey şiddetli olacaktır.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir. Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Raimunda, ailesini geçindirebilmek için birden fazla işte çalışan güçlü ve mücadeleci bir kadındır. Ablası Sole, onun kadar mücadeleci ve güçlü olmasa da, kayıtdışı çalıştırdığı kuaför salonunu işleterek hayatını kazanmaya çalışmaktadır. Kendi hallerinde yaşam mücadelesi veren bu kadınlar, bir gün doğup büyüdükleri La Mancha'da yaşayan halalarının ölüm haberi ile yıkılırlar. Cenazaye ablası Sole ile gitmek isteyen Raimunda'yı evde çok daha büyük bir yıkım beklemektedir; Solu'u ise cenazede büyük bir şok. Yıllar evvel bir yangında ölmüş olan anneleri, yarım kalan bütün işlerini tamamlamak için geri dönmüştür. Tek başlarına ayakta kalmaya çalışan kızlarının ve torununun da onun desteğine çok fazla ihtiyacı vardır.

After a cavalry group is massacred by the Cheyenne, only two survivors remain: Honus, a naive private devoted to his duty, and Cresta, a young woman who had lived with the Cheyenne two years and whose sympathies lie more with them than with the US government. Together, they must try to reach the cavalry's main base camp. As they travel onward, Honus is torn between his growing affection for Cresta.

Baskıcı ve karizmatik bir çiftlik sahibi, erkek kardeşinin yeni karısı ile onun genç oğlunu canından bezdirir. Ardından, uzun süredir gizlenen sırlar gün yüzüne çıkar.

Bin sekiz yüzlü yılların başında Amerikanın Batısına avlanmak üzere gelen bir İngiliz soylusu (Richard Harris) Sioux kızılderililerine esir düşer.Kızılderililer onu öldürmez ama bir hayvana yaptıkları muamelenin aynısını gösterirler.İngiliz soylusu zamanla kabilenin dilini ve adetlerini öğrenir.Gelişen bazı olaylar sonrası kabile tarafından aralarına kabul edilebilmesi için zorlu sınavlardan geçmesi gerektiği söylenir.

Andy Garcia (When A Man Loves A Woman, Ocean's Eleven) bu özgün ve sürükleyici gerilim filminde yıldızlardan oluşan muhteşem bir kadronun başını çekiyor. Patronu (Christopher Walken - Pulp Fiction) eski gangster Jimmy'ye (Garcia) son bir iş için reddedemeyeceği bir teklifte bulunur. Fakat işler ters gitmeye başladığında Jimmy ve arkadaşları ölümle karşı karşıya gelir. Jimmy'nin, arkadaşlarını ve hayallerinin kadınını (Gabrielle Anwar - Scent Of A Woman) kurtarıp işleri yoluna koymak için sadece 48 saati vardır. Her yerde eleştirmenler tarafından övgüyle bahsedilen KARIŞIK İLİŞKİLER, keyifle izleyeceğiniz benzersiz bir gerilim!

Amerika’nın güney kasabalarından birinde iki oğluyla yaşayan dul John hem çiftçilikle, hem de sorunlu oğulları Chris ve Tim ile uğraşmaktadır. Sık sık polisle başı derde giren büyük oğul Chris ve sindirim sorunu bulunan 10 yaşındaki Tim’in hayatı, varlığından heberdar olmadıkları hapisten çıkmış amcaları Deel’in birgün aniden kendilerini ziyarete gelmesiyle değişecektir. John, kardeşi Deel ile geçmişte yaşadıkları sorunlara sünger çekmek için çiflikte ona iş ve yatacak yer verir. Ama Deel’in amacı, zamanında babalarının John’a verdiği altın paralara sahip olmaktır.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

Idealistic young attorney Adam Hall takes on the death row clemency case of his racist grandfather, Sam Cayhall, a former Ku Klux Klan member he has never met.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir