
Jayasurya
Abdu


Jayasurya
Abdu

Honey Rose
Dhwani Nambiar

Anoop Menon
Ravisankar

P Balachandran
Kora

Saiju Kurup
Shibu Vellayini

Sukumari
Peggy

Bhavana
Malavika

Roshni Singh

Thezni Khan
Kanyaka Menon

Babu Namboothiri
Thangal (Cameo)

P. Jayachandran
Narayanan Nair

Janardhanan
Arthur Gopal

Krishna Prabha
Roselin

Arun
Sagar Khan

Devi Ajith
Zarina

After five failed attempts to go to the United States, 18-year-old Ramón decides to look for a friend’s aunt in Germany, but never finds her. With no papers or money, and without knowing the language, he barely survives living on the street until he meets Ruth, an old retired nurse who doesn’t speak Spanish. Beyond language barriers and prejudices, they discover that solidarity and humanity make life bearable.

When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.

Uluslararası sanat simsarı (satıcısı) Ron Hall'un (Greg Kinnear) iş hayatındaki başarısı evlilik hayatındaki mutsuzlukla tamamen çapraz ilerlemektedir. İş başarısının yanı sıra evliliğini de kurtarmak isteyen Ron, bu amaçla tehlikeli bir evsizle arkadaş olmak durumunda kalacaktır. Karısının rüyaları ve hayalleri ile bu yola giren adamla birlikte karısının ve evsiz arkadaşının da hayatı tepetaklak olacak ve yeniden şekillenecektir.

Anton Çehov'un Vanya Dayı adlı oyununu beyaz perdeye uyarlayan Vanya 42.Caddede, oyunun, harcanmış hayatlar, yalnızlık, umut ve umutsuzluk temasını öne çıkartan bir yapım. Eski dostlar bir araya gelir ve Manhattan sokaklarından geçerek ilk buluşmalarına giderler. Daha biz ne olduğunu anlamadan oyun sahnelenmeye başlar. Oyuncular hâlâ sokak kıyafetleri içindedir ve fakat seyirci kendini bir anda Rusya'da bulur. Vanya Dayı, yıllardan beri ölmüş kızkardeşinin kocası Serbryakov'un malikanesini idare etmiştir. Şimdi, yeni karısı Yelenayla eve gelmektedir.

Richard Young satılığa çıkarılan evine yıllar sonra geri döner. Evinin her köşesine baktığında hayatından izler görür ve yaşadığı anlar her bir noktada yeniden canlanmaya başlar. Ancak eşi benzeri olmayan bu ev, sadece Richard Young’ın değil, kuşaklar boyunca pek çok kişinin hayatında iz bırakmıştır. Bu evin anıları, geçmişten günümüze yüzyıllarca sürecek bir yolculuğun başlangıcı olur.

Tom and Mae Garvey are a Tennessee farming couple battling violent floods to save their land. In addition to natural disasters, the Garveys fight to stop a selfish land developer and a local corporation from foreclosing on their farm. While Mae stays at home to care for their children and tend to the crops, Tom finds work as a scab at a steel mill to preserve his family's property.

A street smart runner develops an intense rivalry with an equally ambitious wealthy young athlete.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir