
Jean-Louis Trintignant
Jean-Pierre Laubray

When a woman is accused of murder, the investigation slowly reveals numerous political connections. Laubret, the court-appointed defense lawyer, does everything in his power to expose the truth.

Jean-Louis Trintignant
Jean-Pierre Laubray

Michel Bouquet
Paul Cristiani

Charles Denner
Jean Ravier

Juliet Berto
Juliette Cristiani

Bernadette Lafont
Simone

Marie Trintignant
Marie

Pierre Santini
Jean

Barbara Laage
Mrs. Christiani

Claude Piéplu
Descarnes

Carlo De Mejo
Bruno Christiani

Yves Afonso

Norma Bengell
Juditte

Serge Marquand

Marc Eyraud
Witness

Gilberte Géniat

Genç bir Tunuslu kadın olan Mariam, bir öğrenci partisinde,gizemli bir adam olan Youssef ile tanışır. Partiden birlikte ayrılırlar. Genç kadın, bir kaç saat sonra sokaklarda şok geçirmiş bir halde dolanmaktadır. Temel hakları ve haysiyeti için savaşacağı uzun bir gece daha yeni başlamaktadır. Peki ama suçu işleyenler aynı zamanda adalet sağlayıcılarsa o zaman adalet nasıl sağlanır?


Jenny, mesleğinde hızla yükselme hırsıyla dolu, çalışkan, genç bir pratisyen hekimdir. Bir akşam, muayenehanesinin mesai saatinden sonra çalan kapısını açmaz. Ertesi gün ise polislerden akşam gelenin genç bir kız olduğunu ve kapıyı çalmasından bir süre sonra nehir kenarında ölü bulunduğunu öğrenir. Polisin, kızın kimliğini bir türlü teşhis edemediğini söylemesi üzerine Jenny’nin kariyer endişesinin yerini artık tek bir şey almıştır: Kızın kim olduğunu öğrenmek. Kızın isimsiz olarak gömülüp sonsuza dek unutulmaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır.

Gerçek olaylara dayanan, gözden düşmüş bir polis dedektifi, şiddet içeren bir suç örgütünü ifşa etmek için gizli göreve giderek kefaretini arıyor. Ancak mafyanın derinliklerine battıkça, affedilmenin bedeli karşılayabileceğinden daha yüksek olabilir.

1974 yılının New York'unda geçen filmde, yıllar önce ölümle sonuçlanan bir kavgaya karışmış olan Chris, iyi halden dolayı süresi azaltılan mahkumiyetini tamamlayıp hapisten çıkacağı güne ulaşmıştır. Kendisini almaya gelen erkek kardeşi Frank ile buluşması ise onun için kabustan farksızdır. Frank ve Chris doğdukları günden bu yana bir türlü anlaşamamış ve hayatlarını tamamen farklı şekillerde yaşamış olan iki kardeştir. Chris suça eğilimli bir aylak iken kardeşi Frank polis olarak çalışmayı seçmiştir. Hapiste geçirdiği süre boyunca Chris'in biraz da olsa akıllandığını uman Frank, kardeşinin yeni bir hayata başlayıp kendisine çekidüzen vermesi için elinden geleni yapacaktır. Fransız sinemasının en ünlü aktörlerinden biri olan Guillaume Canet tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Mila Kunis, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Clive Owen gibi yıldız isimler bulunuyor.

When Myriam, the mother of two young children, decides, despite the reluctance of her husband to resume her activity in a law firm, the couple is looking for a nanny. After a severe casting, they hire Louise, who quickly conquers the affection of children and gradually occupies a central place in the home. Gradually the trap of mutual dependence will close, until the tragedy.

After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.

Film, üst düzey suçluların tutulduğu gizli bir CIA üssüne getirilen çok aranan bir suçlunun, hücresinden kaçarak üssün kontrolünü ele geçirmesi sonrası bu sefer kendilerinin hapis kaldığı tesiste mücadele veren CIA ajanı Abby'nin hikâyesini anlatıyor.

Araba tamircisi olan Tony’nin eşi Shirine ile sade bir hayatları vardır. Mutlu çift doğacak çocukları için gün saymaktadır. Yaşadıkları sokakta uzun süreden beri altyapı çalışması yapılmaktadır. Lübnan’dan Filistin’e göç eden, çalışmalardan sorumlu şirketin ustabaşı olan Yasser, Tony’nin balkonundaki giderin akıttığını fark eder. Tony’nin evine gidip gideri tamir etmek isteyen Yasser, Tony’nin sert tavırlarıyla karşılaşınca gideri dışarıdan onarır. Yasser ve Tony’in tamirat yüzünden aralarında başlayan zıtlaşma giderek daha şiddetli bir hal alır ve ikili kavgaya tutuşur. Mesele mahkemeye taşınınca ikisi arasındaki sorun artık bir kamuoyu davasına döner.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

Genç yazar Rama, on beş aylık kızını kuzey Fransa’da bir kumsalda yükselen dalgalara terk ederek öldürmekle suçlanan genç kadın Laurence Coly’nin davasına katılır. Duruşma devam ederken, sanıkların sözleri ve tanık ifadeleri, kadına yöneltilen suçları ve önyargılarımızı sorgulamamıza neden olur.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...


Zee, "Ölülerin Kraliçesi" olarak bilinen korkulan bir tetikçidir ancak genç ve kör bir kadını öldürmeyi reddettiğinde hem suç meslektaşları hem de kararlı bir polis dedektifi tarafından avlanır.

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..

Janet Frame, 1920 ve 1930'ların Yeni Zelanda'sında, çok sayıda kız ve erkek kardeşi olan, fakir bir ailede büyür. Henüz küçük yaştayken bile kardeşlerinden farklıdır. Öğretmen olarak eğitim alır ancak anormal olduğu düşünüldüğü için sekiz yıl boyunca bir akıl hastanesinde kalır. Roman yazmaya başladığında başarı gelir.

Takıntılı bir interpol ajanı olan Louis Salinger ve Manhattan Bölgesi avukatı Eleanor Whitman, dünyanın en güçlü bankalarından birine adaleti getirmeyi amaçlamaktadır. Kara para aklama, silah ticareti dahil birçok yasal olmayan işlemleri su yüzüne çıkarırlar. Salinger ve Whitman'ın araştırmaları, onları Berlin'den Milano'ya oradan New York'a ve son olarak İstanbul'a götürür. Kendilerini uzun soluklu global bir kovalamanın içinde bulurlar. Salinger ve Whitman'in terörü finanse etmeye devam eden bankanın amansızca peşini bırakmamaları, hayatlarını riske sokacaktır.


Bir edebiyat öğrencisi olan güzel Anastasia Steele, çekici ve zengin bir iş adamı olan Christian Grey ile bir röportaj gerçekleştirir. Görüşmeye gittiğinde karşısında, tavırları ve çekiciliği ile baş döndüren bir adam bulur. Aşk ve ilişkiye biraz mesafeli duran Anastasia, bu zenginve yakışıklı adamın cazibesine karşı koyamaz ve kendisini çekimine bırakır. Fakat hayatta her şeye karşı doyum noktasına ulaşmış olan Grey'in ilişki ve seks söz konusu olunca kimsenin bilmediği gizli sırları vardır. Genç kız karşısındaki adamla şehvetin bilmediği yollarına da sapacak mıdır?

Film, kıyamette sağ kalmayı başaran bir kadın ve adamın ilginç hikayesini konu alıyor. Del yalnızlığı seven ve keşiş gibi bir hayat yaşayan biri haline gelmiştir. Fakat kıyametin kopuşunda, Del, kalabalıkların içerisindeki o yalnız adam değildir. Çünkü dünyada ondan kimse kalmamıştır. 16 nüfusluk küçük kasabasında aniden tek başına kalması Del için bulunmaz bir şanstır. Bu durumdan keyif alan adamın mutlu hali, sağ kalan ikinci bir kişinin daha ortaya çıkıvermesi ile bir anda bozulur. Grace adındaki genç kadın da tıpkı Del gibi kıyamette sağ kalmıştır. Hiçliğin ortasında Del ile karşılaşan Grace onunla birlikte kalmak niyetindedir. Fakat tanımadığı bu kadının huzurlu yalnızlığını bozmasını kabus gibi gören Del, bu durum karşısında ne yapacağı belirsizdir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir