
Jean Varda
Self

While in San Francisco for the promotion of her last film in October 1967, Agnès Varda, tipped by her friend Tom Luddy, gets to know a relative she had never heard of before, Jean Varda, nicknamed "Yanco". This hitherto unknown uncle lives on a boat in Sausalito, is a painter, has adopted a hippie lifestyle and loves life. The meeting is a very happy one.


Hapishaneye gönderilmesine otuz dört gün kala, kötü şöhretli Theranos'un kurucusu Elizabeth Holmes, şüpheci bir film ekibini her hareketini belgelemeye davet eder. Samimi bir portre olarak başlayan bu süreç, akıl almaz üç yıllık bir yolculuğa dönüşür.

Yeni Roman hareketinin ve savaş sonrası sinemanın önemli isimlerinden olan seksen yaşındaki Agnes Varda, sık sık işlerinde kendisini kameranın önüne koymuştur. Ama bunların sonuncusu, özgeçmiş niteliğinde bir deneme, yönetmenin bir sahilde geri geri yürüdüğü sahneyle açılan "bir çiçek dürbünü, bir kolaj, bir fantezi" adeta. Sahildeyiz, çünkü biri gelip onu açsa içindeki sahillerin ortaya çıkacağını söylüyor. Yönetmen dostu Chris Marker’ın da elle çizilmiş bir kedi cismine bürünerek anlattığı Agnes’in Plajları, Varda’nın fotoğraflar, eski çekimler, film sahneleri ve günümüzde çekilen sekanslardan örülü yaşamına ve hafızasına dair derin, çekici ve dokunaklı ifadelerden oluşuyor.

In 1977, a book of photographs captured an awakening - women shedding the cultural restrictions of their childhoods and embracing their full humanity. This documentary revisits those photos, those women and those times and takes aim at our culture today that alarmingly shows the need for continued change.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

Stars of "The Walking Dead," Andrew Lincoln and Danai Gurira, walk down memory lane and visit iconic locations where pivotal moments between their characters, Rick and Michonne, were filmed.

Documentary about legendary Paramount producer Robert Evans, based on his famous 1994 autobiography.

A documentary on the expletive's origin, why it offends some people so deeply, and what can be gained from its use.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Tek kişilik ordular, romantik tanışmalar, saatli bombalar... Yıldızlar ve sektörün içinden isimler bu sinema klişelerini ve daha fazlasını masaya yatırıyor.


"Bu benim hikayem. İhtiras, şiddet, tazminat ve aşkın hikayesidir." Tupac Shakur, gecekondularda yetişmiş, şöhret ve zenginlik için büyük mücadele etmiş ve tüm zamanların en çok satan hip-hop sanatçısı haline gelmiştir. Bilgili, hassas ve her zaman doğruları söylemiş biridir. Kısacık yaşamı süresince, dünyanın her tarafından milyonlarca gence ulaşabilmiştir. Zamansız ve şok edici ölümünün ardından onun etkisi ve önemi sürekli büyümektedir. Şimdi, ilk defa, Tupac kendi dramatik yaşantısını kendisi anlatmaktadır. Orjinalinde tamamı Tupac'ın kendi sesiyle anlatılan bu yegane film, Tupac'ın annesi Afeni Shakur'un izni ve yardımlarıyla yapılmıştır. Tupac'ın müziği ve insanı elektrik gibi çarpan sahne gösterilerinin olduğu tek filmdir. Dürüst, alışkanlık yapıcı ve ilham verici bu samimi "kendi portresi" bu sıra dışı sanatçının karmaşık ruhunu da yansıtmaktadır. Şair, kahin ve devrimci... İşte Tupac yeniden karşınızda.

Polis, yeni doğum yaptığını söyleyen bir kadını durdurur; ama ne bebek ne üzerindeki kan kadına aittir. Bu gerçek suç belgeselinde sapkın yalanlar açığa çıkıyor.

Jennifer Lopez'in bir ikon olmasını sağlayan azim ve kararlılığını gözler önüne seriyor. Jennifer Lopez'in hayatının ikinci yarısını simgeleyen film, Latin kökenli bir kadın, anne ve sanatçı olarak, Jennifer Lopez'in hayatına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.

Dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye'nin sahibi olan bu "Hitchcockvari mahkeme filmi" bir evliliğin dinamiklerini mercek altına yatıran bir psikolojik gerilim. "Birinin özel hayatı başkasının cehennemidir" fikrinden yola çıkan Bir Düşüşün Anatomisi, Fransız Alpleri'nde bir kulübede kocası Samuel ve görme engelli oğluyla izole bir yaşam süren Alman yazar Sandra'yı izliyor. Samuel yüksekten düşerek ölür fakat soruşturma sonucunda ölüm nedeninin intihar mı kaza mı olduğu kesinleşmeyince Sandra cinayet suçlamasıyla tutuklanır. Samuel'in ölümünün sorgulandığı mahkeme süreci, çiftin çalkantılı ilişkilerinin de derinine inen rahatsız edici ve tatsız bir psikolojik yolculuğa dönüşür.

Acımasız bir teknoloji devinin şirketini satın almasının ardından, kederli bir mühendis şirketin yeni yapay zeka yoldaşını test etmekle görevlendirilir. Ancak onu gerçekten bilinçli bir ruh eşi olacak şekilde programlamaya çalıştığında, yapay zekanın kendi ihtiyaçları ortaya çıkar ve bir kaos dalgasını serbest bırakır.

Kırmızı filmi, annesinin sorumluluk sahibi minik kızı olmak ile ergenliğin karmaşası arasına kalan, kendine güvenen, 13 yaşındaki Mei Lee'yi bizlere tanıtıyor. Mei'nin baskıcı sayılabilecek kadar koruyucu annesi Ming, kızından asla uzaklaşmak istemez ki bu durum bir ergen için çok talihsizdir. İlgi alanlarındaki, ilişkilerindeki ve vücudundaki değişiklikler yetmezmiş gibi bir de ne zaman heyecanlansa (ki bu neredeyse her zaman olur) "puf" diye dev bir kırmızı pandaya dönüşür.

Bir kehanet, bir krallığı sonsuza dek kışa mahkum edince korkusuz ve iyimser Anna, cesur dağ adamı Kristoff ve onun sağ kolu olan ren geyiği Sven ile işbirliği yapıp kız kardeşi Kar Kraliçesi Elsa'yı bulmak ve buz büyüsünü bozmak için uzun bir yolculuğa çıkar. Her adımda gizemli yaratıklara, Olaf adında komik bir kardan adama, Everest gibi kocaman dağlara ve sihre rastlayan Anna ve Kristoff, krallığı yok olmaktan kurtarmak için büyük savaş verirler. Yolculuğun asıl zor yanı ise zamanla yarışıyor oldukları gerçeğidir.

Kitap editörü Margaret, sınır dışı edilerek ülkesi Kanada'ya gönderilmesi gündeme gelince hemen aklını çalıştırır ve yıllardır çile çektirdiği ezik asistanı Andrew ile nişanlı olduğunu hükümet yetkililerine bildirir. Ancak asistanı, bu yalana ortak olmak için kendince bazı koşullar öne sürer. Zoraki çiftimiz, damat adayının ailesiyle tanışmak için Alaska'nın yolunu tutmak zorunda da kalacaktır. Büyük şehirde daima kontrollü bir kadın olan Margaret, orada karşılaşacağı birbirinden komik durumlar karşısında sudan çıkmış balığa döner.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir